Takip Edin

Yaşam Öyküleri

Yakup Ali Şentürk

Yayınlanma tarihi

-

Bu hafta Rusya’dan yaşam öyküleri bölümümüzün konuğu Moda City şirket ortağı Yakup Ali Şentürk.

Şentürk, babasının mesleği olan tekstili henüz çocuk yaşlarda solumaya başlamış. Yakup Ali Şentürk Adil Işık markasını Rusya’da tanıtan  hata Rus televizyon kanallarında yayınlanan ‘Dadı’ dizisinin sponsoru yapan ve  tüm Rusya’da tanınan başarılı bir iş adamımız.
İş hayatınıza girişiniz nasıl oldu?

Babam, iki dayım ile ortak tekstil işi yapıyordu. Mahmut Paşa’da bir yerimiz vardı. KUŞANAL ve BUDGET adlı kendi markalarımızı ve bayiliğini aldığımız diğer malları toptan satıyorduk. 1985 yılında babam ve dayılarım ikinci şubeyi de Laleli’de açınca yabancılarla  tanıştık. İlginçtir Laleli bana ürünümü satacak kadar 5 tane yabancı dili öğretmiştir.

Nasıl?
Nedeni Laleliye gelen müşterilerin dönemleri. Oraya ilk gelenler Araplardı. Onlardan sonra İranlılar, Macarlar, Çekler, Polonyalılar. Daha doğrusu balkan ülkeleri gelmeye başladı ve en sonda Ruslar gelince mecburen bizde çocukluktan içinde olduğumuz konfeksiyonculukta malımızı satmak için dil öğrenmek zorunda kaldık.

Rusya’ya gelişiniz nasıl oldu?
Babam ve dayılarım ortak bir karar verip Moskova’da da iş yapmak istediler.1998 yılında krizden henüz habersiz olarak  Moskova’da yer açmışlardı. Ben de ara sıra gelip gidiyordum. Ama burada müdürlerle yönetiyorduk. Fakat kriz başlayıp işler ters gidince beni buraya işlerin uzaktan yürütülemeyeceğini anlayarak yolladılar. Buradaki şirketin başına geçtim.

Krizde geldiniz yani…
Evet, öyle oldu. Ama beni buraya asıl yollamalarını sonradan anladım. Rusya çok büyük bir pazardı.Zaten krizde o kadar çok etkilenecek bir yapımız yoktu.O dönem bir mağaza aldık.Ama ancak 2000 yılında faaliyete geçirebildik. Sonrasında ise burada mağazalaşmak gerektiğini görerek bir planlama yaptım ve İstanbul’da babam ve dayılarıma sundum. Onlarda bana güvendiklerini söyleyince işe koyuldum.Hatta Tverskaya’da Adil Işık adı ile ilk mağazamızı açtığımda orya verdiğim kiranın meblağını öğrendiklerinde ‘binayı mı kiraladın’ diye tepki göstermişlerdi.

Peki, Adil Işık ile tanışmanız nasıl oldu?
Bir tanıdık vasıtası ile tanıştık.Bize mallarını gösterdi. Biz de hem malların kalitesini beğendik hem de konuşmamızda beraber çalışabileceğimizi görünce 2001 yılında Rusya distribütörlüğünü aldık. Zaten o dönem biz bir perakende zinciri oluşturmayı ve mağazalaşmayı düşünüyorduk. O da onun üzerine denk geldi. 2002 yılında Tverskaya’da bu isimle yer açınca, o caddede yer açmanın esasında manevi bir değeri olduğunu da anladık. Bu bizim için büyük bir artı olmuş oldu. Moskova’nın en işlek caddesinde Türk markası ve ismi ile ürün satıyorduk. 2004 yılında ise mağazalaşmayı hızlandırmak istedik. Bu kapsamda önce kendimize merkezi bir yer satın aldık. Burada hem lojistik merkezimiz hem de depo olarak kullandık. Bu müşterilerimize burada kalıcı olduğumuzu gösterdi. İşler büyümeye başlayınca dayımın oğlu Mehmet Özdemir’de Moskova’ya bana yardımcı olmaya geldi. 2005 yılında bir reklam projemiz vardı ve Rusya’da ‘Dadı’ diye bir dizinin sponsorluk anlaşması önümüze geldi. Hiç düşünmeden kabul ettim. Zaten o dizide yakaladığımız tanıtım bizi tüm Rusya’ya duyurdu. Daha sonraki yıllarda bu projeden kat kat daha büyük bütçeli reklamlar yaptıysak da onun etkisini alamadık.

Bu reklam ile mağazalaşma düşünceniz hız kazandı mı?
Evet kazandı. Çünkü müşterilerimize bizim burada yerleşik olduğumuzu gösterdik. 2010 yılına kadar kendimize 100 mağaza hedefi koymuştuk. Geçtiğimiz yıl yaşanan gümrük ve küresel ekonomik kriz bu hedefimizi biraz ertelese de şu anda 34 mağazamız var ve bunların 15 tanesi kendimizin. Dediğim gibi 2008 yılına kadar her şey istediğimiz şekilde yürüdü ama yaşanan olumsuzluklar hedeflerimizi biraz geciktirecek.

Rusları nasıl buluyorsunuz?
Ben Rusları çok realist buluyorum. Duyguları ile hareket etmiyorlar. Bu da onlara ticarette büyük bir artı kazandırıyor. İki toplum olarak bir birimize pek benzemiyoruz ama bir birimizi iyi anladığımızı söyleyebilirim.
Peki burada iş yapmak isteyenlere tesviyeniz ne olacak?

Öncelikle ticaret dünyanın her tarafında karşılıklı güvene dayalı işler. Siz bu güveni sağladıktan sonra nerede olursanız olun iş yaparsınız. Rusya’nın bazı kendi şartları var, dünyada başka bir yerde olmayan. Bu işleyişleri asla mantık çerçevesinde çözmeye kalkmayın. Onları olduğu gibi kabul ederek yolunuza devam etmelisiniz.

Facebook Yorumlar

Yaşam Öyküleri

Cem Toksoy

Yayınlanma tarihi

-

Cem Toksoy, 1997 yılında Rusya’ya çalışmak için gelip, gösterdiği iş tecrübesi ile de, müteahhitlikten tutun mağazacılığa çeşitli alanlarda kendi yatırımları olan başarılı bir iş adamımız.
Toksoy, çocukluğundan beri iş hayatında olmak istese de babası tarafından zorla üniversite okumaya ikna olarak, Kıbrıs’ta Doğu Akdeniz Üniversitesi işletme okur. Toksoy, Rusya’ya gelişini şöyle anlatıyor: “Üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre dayım ile çalıştım. Fakat benim başka arayışlarım vardı. Derken bir gün arkadaşım olan Muya terlikleri sahibi Kamil Bilgiç bana, ‘Rusya’da bir oluşuma gidiyoruz başında sen dururmusun ? ’ dedi. Bende kabul ettim ve 1997 yılında Moskova’ya geldim. Bir kaç yıl toptan mal satımı yaptım. Buradaki işleyişi, pazarı çok iyi gözlemliyordum. Derken kriz geldi. Biz o dönemde şanslı olanlardandık ve krizden etkilenmedik çünkü bizde sezon sonuydu ve biz alacaklarımızın çoğunu almıştık. O dönemlerde sabah 6’dan akşam 5’e kadar pazarlardaydık. O dönem mallar kolay satılıyor bürokrasi basitti. Alışık olmadığımız sadece Rusya’ya özgü olan tecrübeleri edindik. Kriz sonrası Muya yatırım kararı alarak burada fabrika kurmak istedi. Bende o dönem kendi başıma bir şeyler yapabileceğimi görmüştüm. Çocukluk arkadaşım vardı onunla bir şeyler yapmaya karar verdik ve Türkiye’den birkaç firma ile anlaşarak Rusya’da distribütörlüklerini aldık. İşlerimiz iyi gitti. Bizde işimizle iyi ilgilendik ve hızlıca büyüdük. Zaten bu ülke pazarı o kadar cömert ki siz yeter ki işinizin hakkını verin o size fazlasını veriyor. Sonrasında bir ayakkabı markasına ortak oldum ve ürünleri Rusya’da satıyoruz yine İj Prom Stroy inşaat firmamızla çeşitli müteahhitlik işleri yapıyoruz. Yine gayrimenkul alımı ile ilgileniyoruz.”

Toksoy, ülke olarak Rusları çok sevdiğimizi, ticari ilişkilerimizin çok hızlı geliştiğini bu gün bakıldığında başta İstanbul Laleli’de olmak üzere Antalya’dave birçok şehrimizde iş hanları ve otellerin Ruslarla olan ticaretimiz sayesinde yapıldığını söylüyor.

Rusların seyahat eden bir toplum olduğunu ve işleriyle ilgili dünyada ki tüm fuarlarda onları görmenin mümkün olduğunu belirten Toksoy, “Rusların ticaret yapmayı çok hızlı öğrendiler. Ülkede sermaye çok büyük olduğundan sizi planlarınızın üzerine çıkarıyor. Yeter ki siz işinizle ilgilenin ve uzun vadeli planlar yapın. Şimdi bakıyorum da o günlerde revaçta olan pazarlar günümüzde değerini kaybetti. Pazarda kalanlar hala o günlerdeki şartlarda ticari hayatını sürdürürken oradan çıkıp dışarıda araştırma yapanlar çok büyük işlerin altına imza attılar. Burada artık dünya rekabet ediyor. Eskisi gibi boşluklar pek kalmadı. Bedeller yükseldi. Bazı işleyişlerin oturması daha uzun zaman almaya başladı. Rusların çoğu hangi malı nereden nasıl alacağını çok iyi biliyor. Ruslar ile iş başlarken zor oluyor fakat güvenini kazanırsanız birçok şey sandığınızdan çok daha kolay çözülüyor” diyor.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

Okan Yavaş

Yayınlanma tarihi

-

 

Bu hafta Rusya’dan yaşam öyküleri bölümümüzün konuğu Motor Jeans Rusya Yönetim Kurulu Başkanı Okan Yavaş.

Lisede okuduğu bilgisayar bölümü ve üniversitede okuduğu iktisat bölümünü birleştirerek yaptığı analizlerle Rusya Motor Jeans’te yönetim kurulu başkanlığına kadar yükselen Yavaş, iş hayatına ilk İstanbul Üniversitesi’nde okurken stajyer olarak başladığı Ercan Holding’te, adım atmış. Yavaş, Vakıf Bank’a ait ATM’lerin teknik servisinden sorumlu olarak başladığı iş hayatında iki yıl kadar çalıştıktan sonra buradan İnfotek’e geçer ve burada da aynı işini sürdürür. Üç yıl çalıştıktan sonra Türkiye’de iş dünyasına henüz gözlerini açmış Motor Jeans’le sistem analisti olarak tanışır.

Rusya’ya nasıl geldiniz?

İstanbul’da başladığım Motor Jeans’te sistem analisti olarak kurumsallaşmalarında önemli rol aldım. Alt yapı ve bilgisayar sistemleri ağını kurdum. 1997 yılına kadar bu işte görev aldım. Kurduğumuz sistem işlemeye başlayınca şirket çok memnun kaldı ve sadece yurt dışı ile çalıştığı içinde Rusya’da da aynı sistemi baştan kurmamızı istedi ve beni de dolayısı ile sistemi kurmam için Moskova’ya gönderdi.

Yani 98 krizinin arifesinde geldiniz…

Evet, daha Rusya’yı tanımaya başlamışken krizle karşılaştık. Ama oradan pek zarar görmedik. Çünkü daha yeni yeni bir oluşum gerçekleştiriyorduk. Ben zaten o dönemde bir profesyonel olarak sadece sistem kurup işleyişi organize etmeye çalışıyordum.

Krizi hissetmediniz mi?

Hissetmedik denmez ama ben o dönem daha Rusya’yı yeni öğrenmeye çalışıyordum ve işim dolayısı ile sadece az bir kısmını görüyordum. Ama o dönem gözlemlediğim bir ayrıntı sonraki iş hayatımda da çok etkili oldu. Kriz döneminde firmada bulunan yönetici ağabeylerimin reklamlara önem verip o dönem için büyük reklam projeleri hayata geçirdiler. Bu firma olarak bizi o dönem Rusya’da çok iyi bir puan kazandırdı. Zaten alınan önlemler işe yaramaya başlayınca mağazalaşmaya başladık.

Siz bu süreçte hep işin mutfağında mıydınız?

2000 yılına kadar hep geride kaldım ama Rusya’yı tanıdıkça daha da bağlanıyordum ve aldığım İktisat eğitimi de bana pazarı daha çok hissetmem gerektiğini söylüyordu. Bende o yıl pazarlamaya geçmeye karar verdim. Yöneticilerimde sağ olsunlar bana güveniyorlardı. Ben işe ilk olarak müşteri portföyümüzü inceleyerek başladım. Amacım müşterilerimizi pazar mantığından kurtarmaktı. Yaptığım incelemeler sonrasında çok iyi kapasitede müşterilerimiz olduğunu fakat pazar mantığı ile hareket ettiklerini gördüm. Onlarla uzun uzun toplantılar yapıp sistemleşmelerine ve kurumsallaşmalarına destekte bulundum. Burada en büyük avantajım bilgisayar ve sistem kurmada uzmanlaşmam ve bunu aldığım İktisat eğitimiyle yoğurmam oldu. Zaten üç yıl olmuştu Rusya’da bulunmam. O da benim önümü açtı çünkü artık Rus insanını tanımaya başlamıştım. Zaten ben ilk geldiğim günden bu yana Rusya’da hep Ruslar gibi yaşamaya çalıştım. Hiç bir zaman gurbetçi havasında olmadım.

İş hayatında yükselişiniz nasıl oldu?

2003 yılına kadar müşterileri tanımakla ve onlara bir sistem kazandırıp kurumsulaştırmakla geçirdim. Bu arada bizde iyice oturmuş ve kurumsallaşmış bir şirket olarak müşterilerimize güven veriyorduk. O yıl şirkette genel müdür yardımcı oldum. Yaptığım analizle kurduğum sistem düzgün işlemeye başlayınca 2005’e kadar çok sayıda yeni mağaza açtık ve büyüdük. Rusya’da hatırı sayılır bir şirket olduk ve bende o yıl Rusya’da genel müdür oldum şirketin başına. 2007 yılı sonuna kadarda yeni firmalar kurarak bölgesel olarak Rusya’da alt yapıları hazırladık. Frenchayzing olarak mağaza sayımızı artırdık. 150 tanesi konsept mağaza, 120 tanesi satış noktası olmak üzere 250’nin üzerinde satış ağına ulaştık. Bu arada bende şirketin Rusya Yönetim Kurulu Başkanı oldum. 2008 yılında ise yaşanan ekonomik krizden daha karlı çıkmak için krizi fırsata çevirmeye çalışıyoruz.

Nasıl bir stratejiniz var?

Kriz ortamları bazı imkânlar doğuruyor. Özelikle de dayanamayanlar mecburen küçülmeye çalışıyor. Alışveriş merkezlerinde boş yer bulmak daha doğrusu iyi yer bulmak zor olurken şartlara dayanamayan bırakmak zorunda kalıyor. Yüksek olan kira bedelleri mecburen aşağı iniyor.Bizde bu süreçte mağaza açarak doğru bir fiyat politikasıyla pazardaki payımızı genişletiyoruz.

Krizin başladığından bu yana kaç mağaza açtınız?

Krizin başladığı günden bu yana 22 tane yeni mağaza açılışımız oldu.

Yaklaşık 12 yıldır bulunduğunuz Rusya’da en önemli gözleminiz ne oldu?

Doğru iletişim kurduğunuzda, karşınızda çok sıcak ve cana yakın insanlar buluyorsunuz. Az öncede belirttim benim başarımın altında yatan en büyük etken Rusya’da Rus gibi yaşamaya çalışmam yatıyor. Hiç bir gün Türkiye’den sevdiğim peyniri getirtmeye uğraşmadım burada yerinden bulmaya çalıştım.

 

 

Bu hafta Rusya’dan yaşam öyküleri bölümümüzün konuğu Motor Jeans Rusya Yönetim Kurulu Başkanı Okan Yavaş.

Lisede okuduğu bilgisayar bölümü ve üniversitede okuduğu iktisat bölümünü birleştirerek yaptığı analizlerle Rusya Motor Jeans’te yönetim kurulu başkanlığına kadar yükselen Yavaş, iş hayatına ilk İstanbul Üniversitesi’nde okurken stajyer olarak başladığı Ercan Holding’te, adım atmış. Yavaş, Vakıf Bank’a ait ATM’lerin teknik servisinden sorumlu olarak başladığı iş hayatında iki yıl kadar çalıştıktan sonra buradan İnfotek’e geçer ve burada da aynı işini sürdürür. Üç yıl çalıştıktan sonra Türkiye’de iş dünyasına henüz gözlerini açmış Motor Jeans’le sistem analisti olarak tanışır.

Rusya’ya nasıl geldiniz?

İstanbul’da başladığım Motor Jeans’te sistem analisti olarak kurumsallaşmalarında önemli rol aldım. Alt yapı ve bilgisayar sistemleri ağını kurdum. 1997 yılına kadar bu işte görev aldım. Kurduğumuz sistem işlemeye başlayınca şirket çok memnun kaldı ve sadece yurt dışı ile çalıştığı içinde Rusya’da da aynı sistemi baştan kurmamızı istedi ve beni de dolayısı ile sistemi kurmam için Moskova’ya gönderdi.

Yani 98 krizinin arifesinde geldiniz…

Evet, daha Rusya’yı tanımaya başlamışken krizle karşılaştık. Ama oradan pek zarar görmedik. Çünkü daha yeni yeni bir oluşum gerçekleştiriyorduk. Ben zaten o dönemde bir profesyonel olarak sadece sistem kurup işleyişi organize etmeye çalışıyordum.

Krizi hissetmediniz mi?

Hissetmedik denmez ama ben o dönem daha Rusya’yı yeni öğrenmeye çalışıyordum ve işim dolayısı ile sadece az bir kısmını görüyordum. Ama o dönem gözlemlediğim bir ayrıntı sonraki iş hayatımda da çok etkili oldu. Kriz döneminde firmada bulunan yönetici ağabeylerimin reklamlara önem verip o dönem için büyük reklam projeleri hayata geçirdiler. Bu firma olarak bizi o dönem Rusya’da çok iyi bir puan kazandırdı. Zaten alınan önlemler işe yaramaya başlayınca mağazalaşmaya başladık.

Siz bu süreçte hep işin mutfağında mıydınız?

2000 yılına kadar hep geride kaldım ama Rusya’yı tanıdıkça daha da bağlanıyordum ve aldığım İktisat eğitimi de bana pazarı daha çok hissetmem gerektiğini söylüyordu. Bende o yıl pazarlamaya geçmeye karar verdim. Yöneticilerimde sağ olsunlar bana güveniyorlardı. Ben işe ilk olarak müşteri portföyümüzü inceleyerek başladım. Amacım müşterilerimizi pazar mantığından kurtarmaktı. Yaptığım incelemeler sonrasında çok iyi kapasitede müşterilerimiz olduğunu fakat pazar mantığı ile hareket ettiklerini gördüm. Onlarla uzun uzun toplantılar yapıp sistemleşmelerine ve kurumsallaşmalarına destekte bulundum. Burada en büyük avantajım bilgisayar ve sistem kurmada uzmanlaşmam ve bunu aldığım İktisat eğitimiyle yoğurmam oldu. Zaten üç yıl olmuştu Rusya’da bulunmam. O da benim önümü açtı çünkü artık Rus insanını tanımaya başlamıştım. Zaten ben ilk geldiğim günden bu yana Rusya’da hep Ruslar gibi yaşamaya çalıştım. Hiç bir zaman gurbetçi havasında olmadım.

İş hayatında yükselişiniz nasıl oldu?

2003 yılına kadar müşterileri tanımakla ve onlara bir sistem kazandırıp kurumsulaştırmakla geçirdim. Bu arada bizde iyice oturmuş ve kurumsallaşmış bir şirket olarak müşterilerimize güven veriyorduk. O yıl şirkette genel müdür yardımcı oldum. Yaptığım analizle kurduğum sistem düzgün işlemeye başlayınca 2005’e kadar çok sayıda yeni mağaza açtık ve büyüdük. Rusya’da hatırı sayılır bir şirket olduk ve bende o yıl Rusya’da genel müdür oldum şirketin başına. 2007 yılı sonuna kadarda yeni firmalar kurarak bölgesel olarak Rusya’da alt yapıları hazırladık. Frenchayzing olarak mağaza sayımızı artırdık. 150 tanesi konsept mağaza, 120 tanesi satış noktası olmak üzere 250’nin üzerinde satış ağına ulaştık. Bu arada bende şirketin Rusya Yönetim Kurulu Başkanı oldum. 2008 yılında ise yaşanan ekonomik krizden daha karlı çıkmak için krizi fırsata çevirmeye çalışıyoruz.

Nasıl bir stratejiniz var?

Kriz ortamları bazı imkânlar doğuruyor. Özelikle de dayanamayanlar mecburen küçülmeye çalışıyor. Alışveriş merkezlerinde boş yer bulmak daha doğrusu iyi yer bulmak zor olurken şartlara dayanamayan bırakmak zorunda kalıyor. Yüksek olan kira bedelleri mecburen aşağı iniyor.Bizde bu süreçte mağaza açarak doğru bir fiyat politikasıyla pazardaki payımızı genişletiyoruz.

Krizin başladığından bu yana kaç mağaza açtınız?

Krizin başladığı günden bu yana 22 tane yeni mağaza açılışımız oldu.

Yaklaşık 12 yıldır bulunduğunuz Rusya’da en önemli gözleminiz ne oldu?

Doğru iletişim kurduğunuzda, karşınızda çok sıcak ve cana yakın insanlar buluyorsunuz. Az öncede belirttim benim başarımın altında yatan en büyük etken Rusya’da Rus gibi yaşamaya çalışmam yatıyor. Hiç bir gün Türkiye’den sevdiğim peyniri getirtmeye uğraşmadım burada yerinden bulmaya çalıştım.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

Argun Koçulu

Yayınlanma tarihi

-

Nasıl başardılar köşemizin bu haftaki konuğu Argun Koçulu. Moscow city kompleksi içerisinde yükselecek olan 73 katlı Mercury City Tower’ın proje müdürü Argun Koçulu1991 yılından bu yana Rusya’da bulunuyor.

Koçulu, 1991’de ODTÜ inşaat Mühendisliğinden mezun olduğunda gazetede gördüğü bir ilan sonrası Messa firması ile anlaşarak Rusya’ya gelmiş. 1997 yılına kadar oldukça başarılı işler çıkaran Koçulu, daha sonra güvendiği bir teklif ile iş değiştirir Yeni firmada henüz bir yılı dolduğunda ise 98 krizi patlak verince sekiz yıl kaldığı ve evlenip çocuk sahibi olduğu Rusya’dan Türkiye’ ye dönmeye karar verir. “Ben ailemden önce gidip orada kendi işimi kurmayı planlıyordum. Bu belki bir küçük mütteahitlik şirketi olacaktı ve Rusya’da yapılandırabileceğim bir firmanın zeminini oluşturacak diye düşünüyordum. Şirketi kurdum Rusya’ya döndüm ardından kesin dönüş için bavullarımızı topladık. Ertesi gün ülkemizin yaşadığı acı Marmara depremi gerçekleşti. Biz dönüş kararımızı verdiğimiz için fikir değiştirmeden Ankara’ya döndük.” diyor

Koçulu bu kez de Ankara’da kurduğu şirketinde Türkiye’de üst üste gelen deprem ve ekonomik krizlerle karşılaşır ve bu kez Rusya’ya dönmeye karar verir. Farklı bir şirketle Moskova’ya dönen Koçulu, 2004 yılına kadar da 34 katlı dört blokun proje müdürlüğü yapar. Ardından da Türklerin gurur diye nitelendirebilecek olan Moscow city projesindeki 67 katlı Miraks kulesinin proje müdürlüğünü yapar teslim ederler. Bu gökdelen aynı zamanda birçok rekor kırarak Koçulu’nun başarı hanesine yazılır. Gökdelen yapımındaki deneyimi ve elde ettiği başarılar Koçulu’yu bu alanda aranılan isimler arasına eklemiş. Koçulu şu anda yine bir Türk firması tarafından gerçekleştirilen 73 katlı Mercury City Tower’ın proje müdürlüğünü yapıyor.

Argun Koçulu’nun Rusya ile ilgili izlenimleri ise şöyle; “Bu ülkede başarılı olmak için Ruslar ile birlikte çalışmalı ve onların çıkarlarını gözetmelisiniz. Burada Türk firmalarına da bir mesaj vermek istiyorum. Firmalar çok çeşitlilik gösterebilirler ama kimse bize A veya B firması diye bakmıyor bize Türk diye bakıyorlar.Başarılarımız da, başarısızlıklarımız da ülkemizin hanesine yazılıyor. Bu yüzden Türk firmaları kendi aralarında bir koordinasyon ve bilgi alış verişi sistemi kurmalı belki bir Müşavirlik sisteminde bilgi havuzu da gerçekleştirilebilir” diyor.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Çok Okunanlar