Takip Edin

Köşe Yazıları

Vizesiz geçiş için geri sayım başladı

Yayınlanma tarihi

-

Geçtiğimiz hafta Moskova’da aynı anda birkaç heyet ağırladık. Aynı günlerde Rusya Dışişleri Bakan yardımcısı Ankara’daydı. Bu hafta da başka heyetleri ağırlayacağız. Pazar günü ise Putin ile Erdoğan Paris’te ayak üstü samimi bir sohbet gerçekleştirdi. Bu son dönemlerdeki karşılıklı ziyaret trafiği bana vizelerin kaldırıldığı o dönem öncesi günleri hatırlattı.

Biz gazeteciler için üst üste programları takip etmek yorucu olsa da ben bu işten bir hayli keyf alıyorum. Zira iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden yükselişine tanıklık etme ayrıcalığına sahip olduğum için kendim şanslı görüyorum. Bir gazetecinin çok okumasındansa tanık oldukları ve takip ettiği programlar ile heybesini doldurması onu ayrıcalıklı kılar. Alınan kararları atılan imzaları ve açıklamaları her yerden okuma şansına sahip olabilirsiniz ama atmosferdeki o havayı solumak başka bir tecrübe kazandırıyor. O nedenledir ki hemen hemen her ziyareti gidip yerinde takip ediyorum.

Zaten bundan önceki tecrübemden yola çıkarak bu ziyaretlerden edindiğim izlenimleri ve hislerimi sizler ile paylaşma gereği duydum. Bu program yoğunluğu bana 2011 yılı Nisan ayında Rusya’nın vizeleri kaldırdığı o günden önceki yoğunluğu hissettiriyor. 16 Nisan sabahı saat 02.00 sularında Şeremetyevo Havalimanı’nda ilk vizesiz girecek yolcuları beklerken hissettiklerim ve öncesinde tanıklık ettiğim görüşmeler bana vizelerin de yakın bir zamanda kaldırılabileceği duygusunu verdi.

Bu defa sürecin hızlanması için önümüzde artık denenmiş ve üzerinden geçilmiş bir de yol haritası var üstelik. O zaman sonuçlarının nasıl olacağı bilinmeyen ve temkinli yürütülen bir süreç işliyordu. Üstelik bu denli birbirini direk anlayabilen aynı dili konuşan diplomatımız da yoktu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Dışişleri Komisyon Başkanı Volkan Bozkır, Türk-Rus Toplumsal Forum Türkiye Eş Başkanı A. Beraat Çonkar, eski Moskova büyükelçisi ve İyi Parti milletvekili A. Aydın Sezgin’in hafta içi Rusya Federasyon Konseyi Uluslararası İşler Komitesi Başkanı Konstantin Kosaçev ve beraberindeki heyet ile Moskova’daki görüşmesinden önce ben bu sürecin daha çok uzun süreceği kanısındaydım. Ama o gün gerek Sayın Volkan Bozkır’ın Sayın Kosaçev ile konuşması ve mimiklerindeki samimiyeti görmem ban yetti. Heyetteki A. Aydın Sezgin’in Rusya’nın vizeleri kaldırdığı 2011 yılında Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi olması da bu düşüncemi güçlendirdi.

Gazetem’in bu sayısında manşetten verdiğimiz Ombudsmanlarımız Şeref Malkoç ve Tatyana Moskalkova ile gerçekleştirdiğim sohbetlerde de iki tarafında aynı düşüncede ve insani temellerde hareket ettiğini gördüm.

Umuyorum ki 2015 Kasım ayında yaşanan bu yol kazasının son hasarları da içinde bulunduğumuz bu Kasım ayı itibari ile son bulur.

Facebook Yorumlar

Köşe Yazıları

Rusya’da daire kiralayan vatandaşlarımıza kısa tavsiyeler

Yayınlanma tarihi

-

Rusya’da farklı şehirlerde yaşayan vatandaşlarımız büyük oranda kaldıkları konutları kiralamaktadırlar. Kiralanan daireler ile ilgili önemli problemler yaşandığını bilmekteyiz. En önemli sorunlardan birisi ev sahibinin sizi kira süresi içerisinde bu daireye registre (kayıt) yaptırmak istememesi konusu gelmektedir. Peki nasıl olacak? Devlet kurumları yabancılara gerçek ikametgah adresinde registre olma zorunluluğu getirirken ev sahibiniz bunu reddediyorsa, bu biraz çelişkili bir durumdur.

Diğer sıkıntı ise ev sahibinin polis çağırarak istediği an sizi evden dışarıya atabilmesi, başka bir konu ev kiralarken depozit adı altında ödenen bir aylık fazla kira tutarını evden ayrılmanız durumunda geri almakta çekilen sıkıntılardır.

Evet kiracıların sıkıntıları dünyanın her yerinde mevcut, konu ile ilgili verebileceğimiz bilgi ve tavsiyeleri şöyle sıralayabiliriz;

* Öncelikle kira sözleşmenizin 11 aylık olmasına izin vermeyiniz. Bu tür sözleşmelerde ne devlete kayıt zorunluluğu, dolayısı ile ne registre zorunluğu mevcut değildir.

* Size uygun olarak bulunan daireyi kira sözleşmesi 12 aydan fazla olmalıdır. Bu durumda mülk sahibi kira kontratını devlet kurumlarında kayıt altına almak zorundadır.

* Bu sayede size karşı yapılacak sözleşme ihlallerinde, kanun dışı zorlayıcı yaptırımlarda (dairenin kapısının kilit değiştirilmesi vs gibi ) mutlaka mahkemelerde sizi koruyan kararlar çıkacaktır.

* Kiralama işlemini yaptığınızda sözleşmeye ev sahibinin kira başlangıcı tarihinden en geç 5 gün içerisinde sizi bu daireye kira kontratı süresi ile sınırlı olarak registre yaptırma zorunluluğunu yazdırınız. Ve bu konuda ısrarcı olunuz. Unutmayınız ki (Moskova dan örnek vermek gerekirse) şu anda 39 bin daire boş olarak kiracı beklemektedir.

* Emlakçılara ve daire sahiplerine konuşmanız esnasında registre zorunluluğunun sadece sizin bir probleminiz olmadığını, yasaların kiraya veren mülk sahibine de bunu emrettiğini hatırlatınız.

* Ödediğiniz avansların, depozit paraların tam olarak kontrta yazılmasını sağlayınız.

* Eve girmeden önce sözleşmenin ekine evde bulunan eşyaların listesini ve fotoğraflarını ekleyiniz. Zira kırık dökük bir koltuk, evden çıkarken İtalya dan özel getirilmiş değeri 5 bin euro olan yepyeni son moda bir koltuğa dönüşebilir.

* Duvarların yerlerin, pencerelerin, balkonun, mutfağın, banyo ve tuvaletin, genel fotoğraflarını çekerek sözleşmenin ekine koyunuz ve tarihli fotoğraf çekimleri yapınız.

* Bunlarla kim nasıl uğraşacak demeyiniz. Size ev bulacak emlakçılardan bunu talep ediniz. Evi kiraya veren kişinin evin sahibi olduğundan veya bu işlemi yapmaya yetkili olduğundan emin olunuz.

* Bir önemli tavsiyede çok ucuz kirası var diye her teklif edilen daireyi hemen incelemeden kiralamayınız.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Köşe Yazıları

Örnek davranış

Yayınlanma tarihi

-

İş insanı bir arkadaşım geçenlerde yaptığı bir uygulamadan bahsetti. O kadar insani ve güzel bir sistem ki burada anlatmadan edemeyeceğim.

Bu arkadaşımın fabrikasında yaklaşık 700-800 kişi çalışıyor. “Biz bir aile gibiyiz. Ben onların sayesinde kazanıyorum. Onlar da benim sayemde iş sahibiler” diyor. Çalışan sayısı artınca haliyle insani problemler de beraberinde artıyor. Kimisinin ev alması, kimisinin hasta yakını, kimisinin okula göndereceği çocuğu kimisinin de araba alması ya da tatile gitmesi gerekiyor. Bu durumlarda ilk çare ya avans almak ya da iş yerine talepte bulunmak geliyor insanların aklına… O olmayınca bir yakın arkadaşından o da olmayınca da bankadan kredi alma seçeneği ortaya çıkıyor.

İşte tam da bu durumda arkadaşım bir çözüm üretmiş. Ne çalışanlar kendi özel dertlerini gelip anlatsınlar; para istemek için ezilip büzülsünler istiyor ne de buna zaman ayırmak. Bunun için bir havuz oluşturmuş. Bu havuzdaki paradan isteyen her kişi kendi durumuna göre aylık ödeme planı çıkararak bu şekilde ihtiyacı kadar parayı alarak (sanırım en fazla maaşının üç katı kadar bir rakam ile sınırlandırılmış) faizsiz ve kefilsiz anında alabiliyor. Sonraki ay da verdiği beyana göre ödemeler maaşından otomatik kesilip yine o havuza aktarılıyor. Böylelikle herkes ihtiyacını oradan giderip tekrar yerine koyuyor. Bugüne kadar olmamış ama arada kötü niyetli biri çıkıp alıp giderse de herkese ortak bölüştürülmesi konusunda tüm çalışanlar ile anlaşma sağlanmış.

Bana anlattığında çok hoşuma gitti ve bu sistemi paylaşmak istedim. Hem çalışanların o iş yerini daha fazla sahiplenmesine hem de dediğim gibi insanların ihtiyaçları için kara kara düşünmesinin önüne geçiyor. Eğer belirlenen rakamın üzerinde ise ihtiyaç ve de çok önemli sağlık gideri veya kabul edilebilir bir talep ise o zaman kendi müdürü ile görüşüp o ihtiyacını da görebilecek rakamı çekebiliyorlar çalışanlar.

Yüzlerce insanın maaşını bile vermeden ortadan kaybolan hatta bırakın kaybolmayı sağda solda lüks yaşantısından bile taviz vermeyen patronları da gördüğümüz şu ortamda alkışlanacak bir davranış değil mi sizce de?

Rusya’daki ….. Türkler
Son dönemlerde sosyal medyada Rusya’da diyerek başlayıp “bilmem ne Türkler” isimli hesaplarda inanılmaz bir patlama olmuş durumda. Kurumsal bir kimlikleri var mı bilmiyorum? Ama bu kadar çok mantar gibi türemeleri hayra alamet değil.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Köşe Yazıları

Nazım Hikmet Ran’ın Moskova’daki yazlığı (Daçası)

Yayınlanma tarihi

-

(Bu yazıdaki bütün fotoğraf ve görsellerin telif hakkı vardır. İzinsiz kullanımlarda yasal işlemlere başvurulacaktır)

Bugün sizlerle yaptığım bir araştırmadan elde ettiklerimi paylaşmak istiyorum. Kuvvetle muhtemeldir ki Türk camiasinda bu bilgiler pek bilinmiyor.

Bildiğiniz üzere bir kaç gün sonra ölümümün 56. yıl dönümünde anacağımız ünlü şairimiz Nazım Hikmet’in Moskova’daki yaşantısının tamamı bilinmiyor.

Daha önce kendisi ile tanışan ve de şairin bir piyesini sahnellemmek için el sıkışan ünlü Rus Rejisör Georgy Ansimov ile konuşmuştum. Nazım ile o günün anısına çektirdikleri fotoğrafı da elinde göstererek resimlemiştim. 1922 doğumlu aynı zamanda Profesör olan Ansimov ile 2013 yılında görüntülü bir de şöyleyşi yapmıştım. Bu vesile ile geçtiğimiz yıllarda hayatını kaybeden rejisörü anmış olduk.

Ayakta elinde şişe olan Georgy Ansimov

Bu defa sizi Nazım Hikmet’in yaz aylarında Sovyetler Birliği’nin kendisine tahsis ettiği şairler köyündeki sayfiye evine (Daça) götüreceğim.

Daha önce okuduğum yazılarında Moskova yakınlarında bir yerde yaşadığını duymuştum. Ancak bu bilgiye ulaşmak biraz zor ve zaman aldı.

Öncelikle Nazım Hikmet’in Üvey kızının son derece bilgi paylaşımına kapalı olduğunu belirtmek istiyorum. Defalarca kendisine Türk gazeteci ve araştırmacı olduğumuzu söylememe rağmen bize en ufak bir bilgi katkısında bulunmadığını üzülerek söylemeden geçemiyeceğim. Hatta şairin müze olsun diye tartışılan ve hayatını kaybettiği dairenin bırakın kapısını binanın en dış kapısını dahi açmadı.

Nazım Hikmet’in Moskova’da yaşadığı ve hayatını kaybettiği bina (sarı binada arkın hemen üstünde)

Tabi Şair’in evine giremeyince yazlığını araştırmaya başladım. İşe okuduğum kitaplarda satır aralarında geçen Sovyetler Birliği’nin şairler için tasarladığı şairler ve yazarlar köyü diye bilinen Peredelkino ‘ya gitmekle başladım.

Kime sorduysak hiç bir bilgiye ulaşamadık. Pes dediğim anda ünlü Sovyet yazar Boris Pasternak’ın yaşadığı ve müze haline gelen evini gördüm. Şu meşhur Doktor Jivago kitabının yazarı.

Pasternak’ın evi

Orada bulunan yaşlı bir bayan nereden bulduysa bana köyün o dönemine ait bir kroki getirdi. Kimin nerede yaşadığını gösteren. Işte orada ilk defa Nazım Hikmet’e ait bir iz buldum.

Krokiyi inceleyerek zorda olsa değişime uğrayan bölgede bir kaç saatlik araştırma sonunda Nazım Hikmet Ran’ın yaz aylarında (1955-1963 yılları arasında) yaşadığı Treneva Sokağı’nda 1 numaralı yazlık eve ulaştım.

Ev olduğu gibi duruyor ancak içinde başka insanlar yaşıyor. Onlar ile sohbetimde şairi tanımadıklarını böyle bir bilgiye de sahip olmadıklarını söylediler. Binanın en azından dışardan resimlerini ve bir iki videosunu da çektikten sonra oradan ayrıldım.

Yürürken eve çok yakın bir yerde bir kütüphane gördüm. Çünkü şair Moskova’da yaşadığı evin yakınındaki kütüphaneye de sık sık gidiyordu. Bundan yola çıkarak burayada mutlaka uğramıştır diye içeri girdim.

Çok sevimli tonton bir nineyi görünce heyecanım daha da arttı. Zira görmüş olma ihtimali ve onu tanıyor olabileceği inancım arttı.

Kısa bir sohbette yanılmadığımı ve şairin sıklıkla buraya geldiğini öğrendim. Hatta kütüphaneye bir de Türk kilimi hediye etmiş. Tonton nine o kilimin bir kaç yıl önceye kadar da kullanıldığını ancak eskiyince atılmış olabileceğini söyledi. Biraz üzüldük tabi bu kilimi göremediğimiz için ancak şairin buraya sık sık gelip burada çocuklarla sohbet ettiğini söyledi. Nekadar ısrar ettiysem de görüntüsünün çekilmesini istemedi.

Daha fazla bilgi için bir kez daha Pasternak’ın evindeki krokiyi veren teyzeye gittim. Bu defa köy ile ilgili yazılmış bir kitap ile geldi bana ve kitap sayfaları arasında yer alan Nazım Hikmet sayfalarını açtı. Bu sayfaları resimleme izin verdi. Bende cektigim bu resimleri sizlerle paylasiyorum. Türkçe tercümesini de altinda bulabilirsiniz.

Nazım Hikmet’in yazlığının kitaptaki fotoğrafı

Kitapta yazılanların bire bir tercümesi ise şöyle:

(Fotoğrafın üzerindeki bej renkli bölümün tercümesi)  

Nazım Himet Edebiyat Enstitüsü öğrencilerine misafirliğe gitmeyi çok severdi. Bir gün Moskova sanat üniversiteleri kulübünün açılışında konuşma yapmak üzere birkaç öğrenci kendisini davet etmeye geldi. Ev sahibi genç edebiyatçılara ne üzerinde çalıştıklarını sordu.
– Şimdi sınavlarımızı veriyoruz, şeklinde yanıt geldi.
– Hangi Sınavlar? Yazar sınavı ne yapsın? Yazarın tek bir sınavı var, o da kitap!
Nazım o kadar heyecanlandı ki, güçlü bir aksanla konuşmaya basladı.
Benim Kafamı bana gerek olmayan şeylerle doldurmaya ne gerek var? Ben dolaba yaklaştım, kitabı aldım, gerekli olan şeyi buldum ve unuttum.
Biraz sakinleşip, öğrencilere tavsiyede bulundu.
– çocuklar Asi olun!
Sustu ve kendi tavsiyesini açıkladı
– Yaşlılıkta koruyacağınız birşeyiniz olsun. Gençlikte aksilik yaptığınız şeyleri yaşlılıkta koruyacaksınız.
Birkaç hafta sonra N. Kruşçev Edebiyat Enstitüsü’nün tam Zamanlı Bölümü’nü kapattı. Hikmet’e misafirliğe giden öğrenciler onun tavsiyesine uydular ve 23 Mayıs 1963’de grev organize ettiler. Bu hükümetin geri adım atmasıyla sona erdi. Ana bölümde okuyan kişilere enstitüyü tam Zamanlı bitirme izni verildi.

Kruşçev görevden alınınca tam zamanlı bölüm yeniden tamamen hizmet vermeye başladı.

 -(Fotoğrafın yan tarafında ve diğer sayfada devamı olan yazının tercümesi)

Saf romantik, Hikmet Sovyet gerçeklerini kolay idrak edemiyordu, başta “Kubanskiy Kazak” gibi yargılıyordu. Eski dostu Meyerhold ile görüşmek istediğinde ona Meyerhold’un dağlarda tedavide olduğunu söylediler. Hikmet’in Sovyetler Birliği’nde yaşaması kolay olmuyordu. Kruşçev zamanında ona “Doktor Jivay” ve barışseverliği kınamayı reddettiği için hakaret ettiler. Bir de onun için ulaşılamaz olan vatanını sürekli özlüyordu.

Hikmet Predelkino’daki yazlık evinde kendisinden önce baştan çıkarıcı Okunevskaya’nın yaşadığını bilip bilmediği bilinmiyor, fakat kadının ona Kupidon’un oklarını bıraktığı bir gerçek. Nazım kadınların tutkulu hayranlarıydı. Türkiye’de hatta “Nazım’ın sevdiği kadınlar” adlı büyük bir araştırma çıktı.
Nazımın ilk Aşkı Abdülhamit devrinin ünlü valilerinden birisinin kızıydı ve ilk Şiirleri ona, Sabiha Hanımaydı: “Gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki”
Sonra Azize hanım oldu, ardından Moskova’da ilk evliliğini yaptı, sonra ikinci Evliliği ve sonra Sovyetler Birliği’nde karşılaştığı ve hem doktoru, hem arkadaşı hem de aşkı olan Galina ile ilişkisi ve Galina onu her adımda takip eder. Galina’dan soğuduğu zaman ev terlikleri ve pijamayla çıktı ve Kafkas’a kaçtı. Sonra üçüncü Evliliği adına şairin en iyi şiirlerden birisi “Saçları saman sarısı, kirpikleri mavi”nin yazıldığı Vera Tulyakova ile oldu. Bu mükemmel kadın, senarist, daha sonra Gerasimov Sinematografi Enstitüsü öğretmeni olan kendi Kocası hakkında ilginç anılar bıraktı. Nazım Hikmet 1963 yılında yaşamını yitirdi, Moskova’da Novodeviçye mezarlığında gömüldü.

Çingiz Guseynov’un bilgilerine göre, Nazım Hikmetin yaşadığı Trenev Sokağı’ndaki bir numaralı yazlık evde İgor Zolotusskiy bulunuyor. Hikmetten hemen sonra burada Petr Sajin yaşadı.

(Bu yazıdaki bütün fotoğraf ve görsellerin telif hakkı vardır. İzinsiz kullanımlarda yasal işlemlere başvurulacaktır)

 

 

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Çok Okunanlar