Takip Edin
gazetem

Gündem

Türk, Rus ve İran dışişleri bakanları Astana’da bir araya geliyor

Yayınlanma tarihi

-

Rusya Dışişleri Bakanlığı Resmi Temsilcisi Mariya Zaharova, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un 16 Mart’ta Astana’da Türkiye ve İran’dan meslektaşları ile Suriye krizinin barış sürecini görüşmek için bir araya geleceğini söyledi.

Zaharova yaptığı açıklamada, “16 Mart’ta Kazakistan’ın başkentinde garantör ülkelerin Astana sürecindeki eylemlerinin koordinasyonunu görüşmek için Rusya, İran ve Türkiye Dışişleri Bakanları’nın üçlü görüşmesi planlanıyor” ifadesini kullandı.

Zaharova, etkinliğin format olarak geleneksel Uluslararası Astana görüşmelerinden farklı olduğunu, çünkü Suriye hükümeti ve muhalif birliklerinin davet edilmediğini belirtti.

Zaharova, “Katılımcılar Kazakistan Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilecek. Bakanların görüşmesi öncesinde ortak çalışma grubu gerçekleşecek” diye konuştu.

Facebook Yorumlar
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Gündem

“Washington uluslararası hukuku çiğneyen yeni bir adım daha atmıştır”

Yayınlanma tarihi

-

Kremlin Sözcüsü Dimitriy Peskov, ABD’nin Golan Tepeleri’ne ilişkin kararını eleştirerek “Olumsuz sonuçlara neden olacak bu kararı üzüntüyle karşılıyoruz. Washington, uluslararası hukuku çiğneyen yeni bir adım daha atmıştır.” dedi.

Peskov, başkent Moskova’da ABD Başkanı Donald Trump’ın Golan Tepeleri’ne ilişkin başkanlık kararını imzalamasını gazetecilere değerlendirdi.

Söz konusu kararın Orta Doğu ve Suriye’de olumsuz etkilere neden olacağını belirten Peskov, “Olumsuz sonuçlara kesinlikle neden olacak bu kararı üzüntüyle karşılıyoruz.” diye konuştu.

ABD’yi uluslararası hukuku çiğnemekle suçlayan Peskov, “Washington, Golan Tepeleri’ne ilişkin kararıyla uluslararası hukuku çiğneyen yeni bir adım daha atmıştır. Bu anlamda da çok üzgünüz.” dedi.

Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, temaslarda bulunmak üzere Moskova’yı ziyaret eden Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile de bu konuyu istişare edeceğini söyledi.

Suriye’nin güneyindeki Golan Tepeleri, 1967’deki Altı Gün Savaşı’ndan bu yana İsrail işgali altında. İsrail, 1981’de Golan Tepeleri’ni tek taraflı olarak ilhak ettiğini açıklamış ancak uluslararası toplum bu kararı tanımamıştı.

Trump, Golan Tepeleri üzerinde İsrail’in egemenliğini tanıyan başkanlık kararını dün imzalamıştı.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Gündem

Karlov suikastı davasında eski MİT görevlisi savunma yaptı

Yayınlanma tarihi

-

Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un öldürülmesine ilişkin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen’in de arasında bulunduğu 28 sanıklı davada eski MİT Rus Masası görevlisi Vehbi Kürşad Akalın savunma yaptı.

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı.

Cezaevinde bulunan tutuklu kimi sanıklarla video konferans sistemiyle bağlantı kurulan duruşmada savunmasını yapan Akalın, örgütle irtibatı olmayan, Isparta merkezde bulunan dershanede üniversiteye hazırlandığını, 2007’de Hacettepe Üniversitesi kamu yönetimi bölümüne girdiğini anlattı.

Akalın, 2012’de mezun olmasının ardından girdiği KPSS’de yüksek puan aldığını, MİT’in de arasında bulunduğu birçok kurumun genel uzmanlık kadrolarına başvurduğunu, altı ay kadar Milli Eğitim Bakanlığında uzman yardımcısı olarak çalıştığını, Ekim 2013’te ise Dışişleri Bakanlığında çalışmaya başladığını ifade etti.

MİT’te ise 2014’te görev aldığını bildiren Akalın, Şubat 2015’te İstihbarata Karşı Koyma (İKK) Başkanlığına atandığını, burada da İKK Rus Masası emrine verildiğini aktardı.

Akalın, görevinin bilgi toplamak değil, toplanan bilgiyi işlemek olduğunu bildirerek, bilgi toplama adına yapabildiği tek işin Rus istihbaratçıların ve iltisaklarının telefon sinyal, arama, aranma gibi bilgilerinin kendisine verilen yetki çerçevesinde analiz etmek olduğunu ifade etti.

Dinleme yapmanın kendisinin görevi olmadığını söyleyen Akalın, MİT’te yapılan tüm işlem ve analizlerin kayıt altına alındığını belirtti. Akalın, şunları söyledi:

“Ben de yaptığım analizlerin tümünü ihraç edildiğim güne kadar MİT’in serverına kaydettim. İKK’deki birisi büyükelçinin koruma kullanıp kullanmadığını bilemez. Ben de büyükelçinin koruma kullanıp kullanmadığını araştırmadım. Buna serverdan bakılabilir. Görevim süresince edindiğim hiçbir bilgiyi üçüncü şahıslarla paylaşmadım, MİT’te bulunduğum 13 Nisan 2017’ye kadar hiçbir belge çıkarmadım ve en yüksek performans notunu aldım. İki kez başarı belgesiyle ödüllendirildim. Benim kıdemimde olup da iki kez başarı belgesi alan yok. Örgüt üyesi olsam 17-25’ten sonra atanmazdım. İKK’deyken, 15 Temmuz’dan sonra açığa alınırdım, alınmadım. Örgüt üyesi olsam, bu süreçlerden geçmem gerekirdi. Bir kişinin ifade vermesiyle bir anda FETÖ’cü oldum ve teşkilattan uzaklaştırıldım.”

Akalın, gözaltına alındıktan sonra verdiği ifadelerin zorla alındığını iddia etti.

İddianamede, Bank Asya’da hesabının bulunduğunun belirtildiğine işaret eden Akalın, “MASAK kayıtlarına göre 5 Ocak 2009’da Bank Asya’da hesap açmışım ve hiçbir işlem yapmamışım. 2009’da üniversite öğrencisiydim, neden hesap açtırdığımı bilmiyorum.” ifadelerini kullandı.

Akalın, iddianamede FETÖ ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle MİT’ten ihraç edilen üç kişiyle arasındaki para trafiğine dikkat çekildiğini hatırlattı. MİT mensuplarına ödemelerin elden verildiğini belirten Akalın, ödeme sırasında kurumda hazır olmayan kişilerin ödemesinin, “mutemet” olarak tayin edilen kişiler aracılığıyla yapıldığını anlattı.

MASAK raporunda adı geçenlerden birinin parasını “mutemet” olarak aldığını ve sahibine ilettiğini ifade eden Akalın, diğer iki kişiyle ise aralarında borç-alacak ilişkisi bulunduğunu savundu.

Örgüt üyeliğiyle suçlanırken HTS baz delillerinin kendisine yöneltildiğini ifade eden Akalın, önceki beyanlarını zorla alındığı iddiasıyla reddetti, beraat ve tahliye talebinde bulundu.

Akalın’ın savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.

Karlov suikastı ve iddianame

Rusya‘nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov, 19 Aralık 2016’da katıldığı sergide, polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş’ın silahlı saldırısı sonucu hayatını kaybetmiş, Altıntaş da polis tarafından vurularak öldürülmüştü.

Olaya ilişkin soruşturma sonucunda FETÖ elebaşı Gülen’in de aralarında bulunduğu 28 kişi hakkında dava açılmıştı. İddianamede Gülen ile 16 sanığın suikastla doğrudan bağlantıları ortaya konurken “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “terör amacıyla tasarlayarak öldürme” suçlarından ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının yanında “terör amaçlı tasarlayarak öldürmeye azmettirme” ve “terör amaçlı kasten öldürmeye teşebbüs” suçlarından çeşitli sürelerle hapis cezasına çarptırılmaları istenmişti.

Soruşturma kapsamında ulaşılan ve biri suikastçı Altıntaş’ın örgüt içindeki “öğretmeni” Şahin Söğüt’ün eşi Ayşe Söğüt ile İzmir Polis Meslek Yüksekokulundaki eğitimi sırasında Altıntaş ile aynı “örgüt hücresi”nde yer aldığı kaydedilen 12 sanığın ise cinayetle doğrudan ilişkileri açığa çıkartılamazken FETÖ üyesi oldukları belirlenerek “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7,5 yıldan 15’er yıla kadar hapse çarptırılmaları talep edilmişti.

İddianamede Karlov suikastının arkasında 15 Temmuz darbe girişiminin faili ve aynı zamanda casusluk ve istihbarat örgütü olan FETÖ’nün bulunduğu, suikastın, “Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilere yönelik provokasyon türünde bir eylem” olduğu kaydedilmişti.

Davanın örgüt elebaşı Fetullah Gülen ile Şerif Ali Tekalan ve Emrullah Uslu’nun da aralarında bulunduğu kimi sanıkları firari durumda.

Akalın’ın ifadesi

Akalın, soruşturma aşamasındaki ifadesinde, sanıklardan “Yusuf” kod adlı Hüseyin Kötüce’nin örgüt faaliyetleri kapsamında kendisiyle ilgilendiğini bildirmişti.

Kötüce ile Rusya‘nın savaş uçağının düşürülmesinin ardından sıkça görüşmeye başladıklarını bildiren Akalın, “Sürekli Rusya Federasyonu elçiliğinin güvenliğinin nasıl olduğunu ve ne şekilde sağlandığını soruyordu. Ben de Büyükelçi Karlov ile alakalı bilgiler verdim. Bilgileri laptopuna işliyordu. Bu bilgilerin nereye gittiğini bilmiyorum.” demişti.

Kötüce’ye “bilgilerin nerede kullanılacağını” sorduğunu aktaran Akalın, Kötüce’nin, “bu bilgilerin abilerce incelendiği, sadece kendisinden bilgi almadıklarını, bilgilerin bir araya getirildiğini, bu bilgiler sayesinde yol haritası hazırlandığını, abilerin çizilen rota dahilinde politika ürettiklerini” söylediğini ifade etmişti.

Akalın, 2015 veya 2016’da bir arkadaşının evinde Karlov suikastı şüphelilerinden Cemal Karaata ile Kötüce aracılığıyla tanıştığını savunarak, “Kendisinin abisi olduğunu söyledi. Şahsı ‘Sadık’ ismiyle tanıdık. Daha sonra gerçek isminin Cemal olduğunu öğrendim. Kötüce, şahsın ABD’de yaşadığını, Fetullah Gülen’e oldukça yakın bir kişi olduğunu, kendisiyle birebir görüştüğünü söyledi. Ramazanda birlikte itikafa girdiklerini söylemişti.” beyanını vermişti.

Karlov suikastı olduğu sırada görevine devam ettiğini, olay sonrasında inceleme başlattıklarını belirten Akalın, “Şahsi görüşüm bu işin içerisinde FETÖ terör örgütü vardır. Ancak bu örgütün işin ne kadar içerisinde olduğunu bilemiyorum. Mevlüt Mert Altıntaş’ın psikolojik sorunları olan bir şahıs olduğunu, örgüt tarafından bu sebeple seçilmiş olabileceğini düşünüyorum.” diye konuşmuştu.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Gündem

Kırım, Alman milletvekillerinin bir deniz bağlantısı oluşturma çağrısını takdir etti

Yayınlanma tarihi

-

Kırım Parlamentosu Milletler Arası İlişkiler Komitesi Başkanı Yuriy Gempel, Kırım’la olan deniz bağlantısını yeniden kurma çağrısında bulunan Alman milletvekillerinin açıklamasının AB ülkelerinin yarımadanın blokajının kaldırılması gerektiğini fark etmeye başladığını gösterdiğini ve bu blokajın siyasi ve ekonomik bir hata olduğunu bildirdi.

Daha önce, Alman parlamentosu üyeleri “Almanya İçin Alternatif” adlı partiden, gemilerin Kırım limanlarına girmesini yasaklayan yasanın gözden geçirilmesini talep etmek niyetinde olduklarını bildirdi. Bu sorunun Mayıs seçimlerinden sonra Brüksel’deki AB Parlamentosu’nda ele alınması planlanıyor. Ukrayna’nın 2014 yılındaki talebi üzerine, Avrupa Birliği yasama düzeyinde kendi gemilerine yarımadayı ziyaret etmeyi yasakladı. İhlal edenler, geminin tutuklanması dahil olmak üzere ağır para cezaları ve önlemlerle karşı karşıyadır.

Gempel yaptığı açıklamada “Almanya’dan çok ciddi bir sinyal geliyor. Avrupalı politikacılar mevcut durumun saçmalığını fark etmeye başladılar ve açıkça Kırım’ın deniz ablukasının AB ülkelerinde Ukrayna’nın başına geçen siyasi ve ekonomik bir hata olduğunu ilan etti. Beş yıl boyunca hiç kimse bu açıklamaları yapmadı, bu yüzden bunlar deniz blokajını kırmaya giden ilk adımlar” dedi.

Gempel ayrıca açıklamalarında Kırım’ın limanlarının batı ülkeleri için uluslararası ticaret konularında statejik bir kapı olabileceğini belirtti.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Çok Okunanlar