Tudor aşağı, Tudor yukarı …

Gazetelerin, hatta yazarların sosyal medya paylaşımlarının neredeyse tamamına yakını Tudor’a sallama üzerineydi bu hafta.
Yani spor yazarları yazarlık yapmakla hocalık yapmak arasındaki farkı öğrenmeden bu sıkıntı geçmeyecek.

Ben artık bu skora göre yazı yazanlardan iyice soğudum. Arkadaş şayet Galatasaray son anda Yasin ile üç puanı alsaydı acaba bu kadar acımasızca eleştiri mi gelecekti? Yoksa “taze kan geldi, Galatasaray aradığı hocayı buldu” mu yapacaklardı? Senin tüm seyircin giden hocadan illallah demiş, isyanlarda. Yöneticin hocayı değiştirmeyecek de ne yapacak? Hadi değiştirmeye kalktı kimi alacak. Çuvalla para verip kısa bir süre için çok ünlü bir hoca mı alacak, ki zaten böyle bir hoca da yok boşta… Olsa da bu kadar riski alacak mı? yeni ünlü hoca… Bizim çok bilmiş spor yazarları sıradan taraftar gibi hiç geniş açı yapmadan çalakalem yazıyorlar.

Ne işin ekonomik yönü, ne de diğer detaylar bu tiplerin masasında değil. Sadece skora göre yorum… Diğer taraftan, Tudor 38 yaşında son derece kişilikli ve bilgili bir hoca. Tabii birçok eksikleri var. Ama bir düşünün ne tecrübeli ünlü hocalar geldi gitti Türkiye’den. Adam gelişen olaylar neticesinde hasbelkader Galatasaray’a hoca olmuş. Galatasaray büyük para vermesin diye, ki zaten vere vere bitti. Genç uygun ekonomik bir hoca aldı. Zaten sezon ortası seyircinin tepkisini çekmemek ve krizi yönetmek için.

Soruyorum Türkiye’nin Futbol Direktörünün ilk hocalık yıllarını hatırlayanlar var mı bu saldırgan yazıları yazan arkadaşlar içinde? Fatih Hoca 1987 /88 de Ankaragücü ve 1989/90 da çok başarısız bir başlangıç yaptığında Tudor’un yaşlarındaydı. Ama sonraki yıllar içinde Piontek ile ciddi bir birikime sahip oldu ve Türk futbol tarihindeki haklı yerini aldı. Demek ki sallamadan önce adama biraz şans tanıyacaksın. Hep kısa vadede başarı peşinde koşmaktan, devamlı sil baştan yapmaktan kendimizi kurtaramıyoruz. Herhangi bir Hocada sabretseydik, belki de çok daha ekonomik ve çok daha sağlıklı takımlar yaratabilmiştik.

Hadi şunu anlarım şampiyonluk iddiasıyla yola çıkmayan bir hoca Galatasaray’a yaramaz. Ama bizler takımı şampiyon yapan Lucescu’yu bile kovmadık mı?

Peki ya Advokat…
Aynı şey Fenerbahçe’nin geçmişi başarılar ile dolu Hollandalı hocası Dirk Advokat için de yapılıyor.

Düşünün Advokat, Rusya’da Zenit ile UEFA Kupası kaldırmış, Süper Kupa kazanmış, bir çok lig şampiyonluğu kazanmış çok tecrübeli bir teknik adam. Ama bir hafta derbi kazanıyor göklere çıkarılıyor, önüne yeni sözleşme teklifleri falan konuluyor, bir hafta orta sıralarda bir takımla berabere kalıyor, “Bu nasıl hoca…” diye başlayan cümlelerle yazılıyor.

Facebook Yorumlar