Bize ile Bağlan

Merhaba, ne arıyorsun?

Gündem

TTK Başkanı Turan: 1918-2019 yılları arası Türk-Rus beraberliğinde altın çağdır

Türk Tarih Kurumu Başkanı (TTK) Prof. Dr. Refik Turan, 1918 ve 2019 yılları arasındaki 101 yıllık dönemde iki ülkenin hiç savaşmadığını belirterek bu dönemi “altın çağ” olarak nitelendirdi.

Türk Tarih Kurumu ve Gazi Üniversitesi iş birliği, Ahmet Yesevi Üniversitesi ve Lomonosov Moskova Devlet Üniversitesinin katkılarıyla “Uluslararası Türk-Rus Dünyası Akademik Araştırmalar Kongresi (UTRAK)” Ankara’da düzenlendi.

Kongrede, Türk ve Rus bilim insanlarının katılımıyla iki ülke ilişkilerinin siyasi, sosyal ve askeri geçmişine ışık tutacak bilgiler paylaşılacak.

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan, Gazi Üniversitesi ev sahipliğinde bu yıl ikincisi gerçekleştirilen kongrenin açılış konuşmasında, Türk-Rus ilişkilerinin tarihsel seyrine ilişkin bilgi verdi. Türk-Rus temaslarının çağlar boyunca çeşitli savaşlarla devam ettiğini, 1918’den sonra Türk ve Rus ilişkilerinde yeni bir çağ başladığını anlatan Turan, şöyle konuştu:

“Bu çağ şöyledir, Türkiye Cumhuriyeti’ne giden yolda birinci temel faktör Ruslardır, bunu da unutmamak gerekiyor. Her zaman tarih aleyhte akmayabiliyor, bakıyorsunuz ki  karşınızda hasım olan, hiç anlaşamadığınız yapılar size doğrudan destek vermiş, işte böyle bir dönem başlıyor. Nitekim Ruslarla bir dostluk dönemi başlıyor. Dostluk dönemi 13 Ekim 1921 Kars Antlaşması’nı getirecektir. Bunun devamı 20 Ekim 1921 Ankara İtilafnamesi’dir. Bu şekilde hem Rusya hem Fransa, Ankara’yı tanımaktadır. Yeni Türk devletine yol veren ve Türkiye Cumhuriyeti’ne giden çizgiyi takip eden ana hat budur.”

Turan, 1918’den itibaren yan yana yaşayan bu iki devletin bir daha savaşmadıklarını, Türkiye Cumhuriyeti’ne giden yolda yapılan yardımların Rusya üzerinden geldiğini anlatan Turan, “O zaman yeni teşekkül etmekte olan ve bizi Büyük Taarruz’a götüren Türk ordusunun büyük çaptaki silahları da Rusya‘dan gelen silahlarla gerçekleşmiştir. 1918-2019, bu 101 yıl belki de Türk-Rus beraberliğinde altın çağdır. Arada Sovyet ve Soğuk Savaş dönemleri, Türkiye’de ideolojik mücadeleler dönemi ve o zamanki Sovyetlerin tesir ettiği dönemler yaşandı ama her halükarda Türkiye ve Rusya bu 101 yıllık dönemde artık hiç savaşmadılar. Bunun çağ ve zaman dilimi olarak çok kıymetli bir dönem olduğunu söyleyebiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Artık Rusya ile uzak komşu değiliz.” diyen Turan, bir noktada ilişkilerin siyasetten, askeriyeden sosyolojik bir beraberliğe dönüştüğünü, ekonomik bağlantılar noktasında da akademik bağlantılar haline geldiğini söyledi.

Bunun güzel bir yansıma olduğuna işaret eden Turan, bu kapsamda yapılan toplantının da kıymetli olduğunu dile getirdi.

“Türk-Rus ilişkilerinin geçmişine ışık tutacak”

Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Uslan da kongreye ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek “Türk-Rus ilişkilerinin siyasi, sosyal ve askeri geçmişine ışık tutacak olan bu etkinlikte geçmişten bugüne Türk-Rus ilişkilerini şekillendiren savaşlar, ittifaklar ve güç mücadeleleri irdelenecektir. Türkiye ve Rusya‘nın en köklü devlet üniversiteleri ve kurumları arasındaki bu işbirliğinin devam ettirilmesi, kongre ile Türkiye’nin akademik ve entelektüel profilini de batı dünyası ve Rusya coğrafyası arasında bilgi üretimi ve paylaşımında kilit bir köprü konumuna getirecektir.” dedi.

“Büyüyerek devam etmeli”

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mücahit Küçükyılmaz da Türkiye ve Rusya ilişkilerinin yüz yıllardır tarih, siyaset ve diplomasinin kesiştiği bir alanda şekillenmeye devam ettiğini belirterek Türk-Rus ilişkilerinde akademisyenler ve bilim insanlarının önemini vurguladı. Kongrenin bu anlamda önemine işaret eden Küçükyılmaz, “Büyüyerek devam etmeli, başka girişimler, öğrenci ve akademisyen değişim programları, akademik iş birlikleri ve ortak projelerle taçlandırılmalıdır.” dedi.

Türkiye ve Rusya arasında araştırmaya muhtaç çok sayıda konu olduğuna ve bu konuda derinlemesine çalışmalar yapılması gerektiğine değinen Küçükyılmaz, “Bu alanı akademi, bilimin ve sanatın ışığıyla aydınlatmadığın zaman, Türkiye-Rusya ilişkilerinin üzerine ideolojilerin, savaşların ve magazinin gölgesi düşebilmektedir.” dedi.

Türkiye-Rusya ilişkilerinin, devasa tarih, kültür, sanat ve bilimsel birikimiyle kendisini yorumlayacak bir akademik akla ihtiyaç duyduğunu anlatan Küçükyılmaz, şöyle devam etti:

“Zira akademik akıl asırları avuçlayabilecek öngörü ve vizyona sahip olan elimizdeki tek seçenektir. Bugün Türkiye ile Rusya, nasıl ki ABD-Avrupa sarkacından çıkabildiği ölçüde kendi tarihi ve siyasi rollerini bölgesel ve küresel aktörler olarak oynayabiliyorsa akademik alanda da birer özne olarak davranmalı, tarihini ve kültürünü ve bilim dünyasını da aynı şekilde hiçbir etki altında kalmadan inşa edebilmelidir.”

Kongrenin koordinatörlüğünü yapan Polis Akademisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Köse de kongrenin yaklaşık bir yıl süren hazırlık süreci ve takvimine ilişkin bilgi verdi ve kongre kapsamında toplam 23 oturum yapılacağını belirtti.

Kongre çıktılarının 2 ay içinde kitap haline getirileceğini belirten Köse, emeği geçenlere teşekkür etti.

Türk ve Rus eserlerinden oluşan müzik dinletisinin de sunulduğu kongre, 17 Kasım’da sona erecek.

İlginizi Çekebilir

Send this to a friend