Takip Edin

Yaşam Öyküleri

Soner Turhan

Yayınlanma tarihi

-

“Rusya’dan Yaşam Öyküleri’’nin bu haftaki konuğu Türk Hamam şirketinin kurucusu ve sahibi Soner Turhan oldu. 

Ankara’da doğan Soner Turhan, ilk orta ve lise eğitimini burada tamamladı. Üniversitede istediği bölümü kazanamayınca, annesinin ailece tanıdığı Gama Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erol Özman’ın eşinin sahip olduğu bir resim galerisinde yönetici olarak işe başladı. Yaklaşık 6-7 ay sergilerin açılışından kapanışına kadar süreyi yöneten Turhan, Erol Özman ile de galeride sohbet edip tavsiyelerini dinledi.  Soner Turhan, Erol Özman’ın dünyanın birçok yerinde faaliyette bulunduklarını ve bu ülkelerden birisine yollayabileceğini söylemesi üzerine Rusya’yı seçti. O günlerde de televizyondan Tverskaya caddesinde açılan ilk Mc. Donalds’ın önünde bekleyen yüzlerce insanı gördüğünü ve çok şaşırdığını anlatan Turhan, iki gün sonra o kuyruğa girdiğini belirtti.

Turhan, Moskova’ya ilk olarak Gama’nın, Beyaz Ev şantiyesine idari personel yardımcısı olarak gönderildiğini ama o gün bir arkadaşının “ Bugün Pazar sen dinlen yarın gider başlarsın” deyince, o gün dinlendiğini, ertesi gün ise yerine başka birinin atandığını, kendisinin de puantör olarak sahaya gönderildiğini aktardı. O dönemde Beyaz Ev’in karşısında ki Ukrayna Oteli’nde kalıyor işe yürüyerek aradaki köprüden ulaştığını, ancak soğuğa dayanamayarak ikinci günün sonunda ayrılmaya karar verdiğini anlatan Turhan, müdürünün, “En azından bir hafta daha çalışıp uçak bilet paranı çıkar öyle git” sözü üzerine kaldığını ve o bir hafta sonunda kendi isteğiyle ayrılmadığını o gün bugündür tam 17 yıldır Rusya’da bulunduğunu söyledi.

“1994 Moskova güzeliyle tanışıp evleniyor”
Beyaz ev şantiyesinin yaklaşık 2 sene kadar sürdüğünü belirten Turhan, bir gün Beyaz Ev’de asansör ile inerken, daha sonra evleneceği kişiyle tanıştı. Eşinin annesinin sahip olduğu turistik firmasında çalıştığını da anlatan Turhan, “ Bu arada eşim 1994 Moskova güzeli seçilmiş, annesi muhafazakar olduğu için model olarak çalışmasına karşı çıkmış, onu da yanına almıştı. Kader işte bizi böyle bir tesadüfle bir araya getirdi. Sonra evlendik iki de çocuğumuz oldu” diye konuştu. Turhan şöyle devam etti:
“ Gama’nın Beyaz Ev şantiyesinin bitiminde herkes dağıldı benimde içinde olduğum 15 kişilik bir ekip kaldı. O ara Beyaz Ev’de çalışan personelin çocukların okuduğu ana sınıfın inşaası söz konusu olmuş, firma da bu 15 kişi ile bunu yapmak zorunda kalmıştı. Beni de muhasebe şefi yaptılar. Hem işe gidiyordum hemde Gama’nın merkez ofisinde işi öğreniyordum. Bir yıl kadar böyle çalıştım. Buradaki işte bitince daha evvel arkadaşlarımın gönderildiği Tümen şehrine gidip çalışmak için müracaat ettim. Moskova’da tanıdığım çok az kişi vardı bunlardan birisi de Gama’nın Gazprom Evleri diye tabir edilen şantiyesinin İdari ve Mali İşler Şefi Atilla Turan idi. Gitmeden onu ziyaret edeyim istedim. Ona Tümen’e gideceğimi ve bilet aldığımı söyledim, o da ‘ver bakalım biletini ne zaman gidiyormuşsun’ dedi. Bileti uzattığım gibi yırttı attı. Bana ‘senin burada kalman gerek seni yanıma alıyorum dedi’ ve öyle de yaptı. Atilla Bey beni yanına yardımcı aldı ancak 4-5 ay sonra Gama, Çeçenistan’a yeni bir şantiye kurunca onu orada görevlendirdiler. Bende onun pozisyonuna getirildim. Burada da bir yılımı tamamlayınca ücret konusunda anlaşamayınca başka bir inşaat firması olan KONET’e merkez ofis müdürü olarak işe başladım. Ancak burada ki işte ancak bir yıl sürdü ve sonrasında firma başka bir iş alamayınca Rusya’dan ayrıldı. Bende işsiz kaldım. Eşimi ve çocuğumu da alarak Türkiye’ye döndüm. 2-3 ay öyle boş gezince Erol Bey, beni Tomsk şehrine gönderdi. O kadar zor şartlarda çalıştım ki anlatamam. Eşim ve çocuğumu Moskova’da annesinin yanında bıraktım zaman zaman gelip gidiyordum. Bu şantiye de iki yıl sürdü. Biriktirdiğim para ile birlikte eşimin annesinin de desteği ile kendimize Moskova’da bir ev aldık. Bir süre ev ile uğraştım ama işsizdim. O dönem Köymen İnşaat vardı oraya işe girdim ve burada bir  yıl kadar çalıştıktan sonra aldığım para ile kendi işimi kurmaya karar verdim ve bir mağaza açtım. Ancak inşaatta olmak ve sürekli hareket etmenin yanında böyle durağan bir iş bana zor geliyordu. Zaten mağaza da eşim de durabilirdi. Kazancımız da iyiydi ancak ben kendi alanım olan inşaat sahasına tekrar inmek istiyordum. O dönem yaptığım birkaç başvurudan birisi olan ve şu anda yaptığım işin bana öğreticisi olan ROMİKS MK şirketinin sahibi  Mustafa Kuruçay tarafından işe alındım. Mustafa Bey Türk hamamları üzerine iş yapıyordu ve bunu bana da öğretti. Mustafa Bey ile bir senelik beraberlikten sonra edindiğim deneyimi inşaatlardan aldığım tecrübe ile birleştirerek bu işi tek başına yapma kararı aldım ve 2001 yılında şu an ki firmam olan Türk Hamam’ı kurdum. İlk başlarda aldığımız birkaç iş bize referans oldu ve işlerimiz yoğunlaştı. 2006 yılına kadar böyle yoğun bir iş temposu ile devam ettik. 2006 yılında aldığım bir arsa üzerine ev yapıp onu satınca hatrı sayılır bir para kazandım. Bende bu işi neden yapmayayım dedim ve işe koyuldum. Bu şekilde kendi işime ek bir iş daha yapmaya başladım. Hala da bu iki alanda faaliyetlerimi sürdürüyorum”

“Yeter ki dürüst ol”
17 yıl boyunca kaldığı Rusya ile artık bütünleştiğini ifade eden Soner Turhan, Ruslarla sohbet ederken neleri sevebileceklerini, neleri isteyebileceklerini anlayabildiğini ve Rusları çok cana yakın bulduğunu belirtti. Turhan, “ Verdiğinin fazlasını mutlaka sana veriyorlar. Yeter ki sen dürüst ol, verdiğin sözün arkasında dur” önerisinde bulundu.

Turhan, son 4-5 yıla kadar hep Türk arkadaşlarıyla bir arada olduğunu, ancak  son dönemlerde Rus arkadaşlarıyla yakınlaşınca hayatının daha da kolaylaştığını gördüğünü ve bunu herkese tavsiye ettiğini söyledi. Soner Turhan, Rusya’da rahat bir hayat sürdürmek için mutlaka buradaki yaşama adapte olunması gerektiğini de sözlerine ekledi.

“Rusya’dan Yaşam Öyküleri’’nin bu haftaki konuğu Türk Hamam şirketinin kurucusu ve sahibi Soner Turhan oldu. 

Ankara’da doğan Soner Turhan, ilk orta ve lise eğitimini burada tamamladı. Üniversitede istediği bölümü kazanamayınca, annesinin ailece tanıdığı Gama Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erol Özman’ın eşinin sahip olduğu bir resim galerisinde yönetici olarak işe başladı. Yaklaşık 6-7 ay sergilerin açılışından kapanışına kadar süreyi yöneten Turhan, Erol Özman ile de galeride sohbet edip tavsiyelerini dinledi.  Soner Turhan, Erol Özman’ın dünyanın birçok yerinde faaliyette bulunduklarını ve bu ülkelerden birisine yollayabileceğini söylemesi üzerine Rusya’yı seçti. O günlerde de televizyondan Tverskaya caddesinde açılan ilk Mc. Donalds’ın önünde bekleyen yüzlerce insanı gördüğünü ve çok şaşırdığını anlatan Turhan, iki gün sonra o kuyruğa girdiğini belirtti.

Turhan, Moskova’ya ilk olarak Gama’nın, Beyaz Ev şantiyesine idari personel yardımcısı olarak gönderildiğini ama o gün bir arkadaşının “ Bugün Pazar sen dinlen yarın gider başlarsın” deyince, o gün dinlendiğini, ertesi gün ise yerine başka birinin atandığını, kendisinin de puantör olarak sahaya gönderildiğini aktardı. O dönemde Beyaz Ev’in karşısında ki Ukrayna Oteli’nde kalıyor işe yürüyerek aradaki köprüden ulaştığını, ancak soğuğa dayanamayarak ikinci günün sonunda ayrılmaya karar verdiğini anlatan Turhan, müdürünün, “En azından bir hafta daha çalışıp uçak bilet paranı çıkar öyle git” sözü üzerine kaldığını ve o bir hafta sonunda kendi isteğiyle ayrılmadığını o gün bugündür tam 17 yıldır Rusya’da bulunduğunu söyledi.

“1994 Moskova güzeliyle tanışıp evleniyor”
Beyaz ev şantiyesinin yaklaşık 2 sene kadar sürdüğünü belirten Turhan, bir gün Beyaz Ev’de asansör ile inerken, daha sonra evleneceği kişiyle tanıştı. Eşinin annesinin sahip olduğu turistik firmasında çalıştığını da anlatan Turhan, “ Bu arada eşim 1994 Moskova güzeli seçilmiş, annesi muhafazakar olduğu için model olarak çalışmasına karşı çıkmış, onu da yanına almıştı. Kader işte bizi böyle bir tesadüfle bir araya getirdi. Sonra evlendik iki de çocuğumuz oldu” diye konuştu. Turhan şöyle devam etti:
“ Gama’nın Beyaz Ev şantiyesinin bitiminde herkes dağıldı benimde içinde olduğum 15 kişilik bir ekip kaldı. O ara Beyaz Ev’de çalışan personelin çocukların okuduğu ana sınıfın inşaası söz konusu olmuş, firma da bu 15 kişi ile bunu yapmak zorunda kalmıştı. Beni de muhasebe şefi yaptılar. Hem işe gidiyordum hemde Gama’nın merkez ofisinde işi öğreniyordum. Bir yıl kadar böyle çalıştım. Buradaki işte bitince daha evvel arkadaşlarımın gönderildiği Tümen şehrine gidip çalışmak için müracaat ettim. Moskova’da tanıdığım çok az kişi vardı bunlardan birisi de Gama’nın Gazprom Evleri diye tabir edilen şantiyesinin İdari ve Mali İşler Şefi Atilla Turan idi. Gitmeden onu ziyaret edeyim istedim. Ona Tümen’e gideceğimi ve bilet aldığımı söyledim, o da ‘ver bakalım biletini ne zaman gidiyormuşsun’ dedi. Bileti uzattığım gibi yırttı attı. Bana ‘senin burada kalman gerek seni yanıma alıyorum dedi’ ve öyle de yaptı. Atilla Bey beni yanına yardımcı aldı ancak 4-5 ay sonra Gama, Çeçenistan’a yeni bir şantiye kurunca onu orada görevlendirdiler. Bende onun pozisyonuna getirildim. Burada da bir yılımı tamamlayınca ücret konusunda anlaşamayınca başka bir inşaat firması olan KONET’e merkez ofis müdürü olarak işe başladım. Ancak burada ki işte ancak bir yıl sürdü ve sonrasında firma başka bir iş alamayınca Rusya’dan ayrıldı. Bende işsiz kaldım. Eşimi ve çocuğumu da alarak Türkiye’ye döndüm. 2-3 ay öyle boş gezince Erol Bey, beni Tomsk şehrine gönderdi. O kadar zor şartlarda çalıştım ki anlatamam. Eşim ve çocuğumu Moskova’da annesinin yanında bıraktım zaman zaman gelip gidiyordum. Bu şantiye de iki yıl sürdü. Biriktirdiğim para ile birlikte eşimin annesinin de desteği ile kendimize Moskova’da bir ev aldık. Bir süre ev ile uğraştım ama işsizdim. O dönem Köymen İnşaat vardı oraya işe girdim ve burada bir  yıl kadar çalıştıktan sonra aldığım para ile kendi işimi kurmaya karar verdim ve bir mağaza açtım. Ancak inşaatta olmak ve sürekli hareket etmenin yanında böyle durağan bir iş bana zor geliyordu. Zaten mağaza da eşim de durabilirdi. Kazancımız da iyiydi ancak ben kendi alanım olan inşaat sahasına tekrar inmek istiyordum. O dönem yaptığım birkaç başvurudan birisi olan ve şu anda yaptığım işin bana öğreticisi olan ROMİKS MK şirketinin sahibi  Mustafa Kuruçay tarafından işe alındım. Mustafa Bey Türk hamamları üzerine iş yapıyordu ve bunu bana da öğretti. Mustafa Bey ile bir senelik beraberlikten sonra edindiğim deneyimi inşaatlardan aldığım tecrübe ile birleştirerek bu işi tek başına yapma kararı aldım ve 2001 yılında şu an ki firmam olan Türk Hamam’ı kurdum. İlk başlarda aldığımız birkaç iş bize referans oldu ve işlerimiz yoğunlaştı. 2006 yılına kadar böyle yoğun bir iş temposu ile devam ettik. 2006 yılında aldığım bir arsa üzerine ev yapıp onu satınca hatrı sayılır bir para kazandım. Bende bu işi neden yapmayayım dedim ve işe koyuldum. Bu şekilde kendi işime ek bir iş daha yapmaya başladım. Hala da bu iki alanda faaliyetlerimi sürdürüyorum”

“Yeter ki dürüst ol”
17 yıl boyunca kaldığı Rusya ile artık bütünleştiğini ifade eden Soner Turhan, Ruslarla sohbet ederken neleri sevebileceklerini, neleri isteyebileceklerini anlayabildiğini ve Rusları çok cana yakın bulduğunu belirtti. Turhan, “ Verdiğinin fazlasını mutlaka sana veriyorlar. Yeter ki sen dürüst ol, verdiğin sözün arkasında dur” önerisinde bulundu.

Turhan, son 4-5 yıla kadar hep Türk arkadaşlarıyla bir arada olduğunu, ancak  son dönemlerde Rus arkadaşlarıyla yakınlaşınca hayatının daha da kolaylaştığını gördüğünü ve bunu herkese tavsiye ettiğini söyledi. Soner Turhan, Rusya’da rahat bir hayat sürdürmek için mutlaka buradaki yaşama adapte olunması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Facebook Yorumlar

Yaşam Öyküleri

Cengiz Aşkın

Yayınlanma tarihi

-

Rusya’nın dünya güzeli Oksana Fedorova,Eurovision şarkı yarışması birincisi Dima Bilan ve politikacı Vladimir Jirinovski’nin ortak noktasını biliyor musunuz? Bilmiyorsanız hemen söyleyelim,üçünün de kuaförlüğünü bir Türk, yani Cengiz Aşkın yapıyor.

Aşkın, Rusya’ya geliş öyküsünü ise şöyle anlatıyor:

"Henüz lise yılarında başladım bu mesleğe. Okulum bitince hemen askere gittim ve dönüşte doğup büyüdüğüm şehir olan İstanbul’da kendime ait bir kuaför salonu açtım.Fakat o dönem yaşanan ekonomik kriz beni de etkiledi ve işlerim kötü gitmeye başlayınca başka arayışlara giriştim.İşte o günlerde,aynı zamanda çocukluk arkadaşım olan bir meslektaşımla tesadüfen karşılaştık. O Azerbaycan’a gitmiş, orada iş yapıyordu.Beni de Azerbaycan’a çağırdı,"Hem çevreyi görür ortama bakarsın,arzu edersen de kalırsın" dedi.Önerisi ilgimi çekti ve kısa süre sonra turist olarak Azerbaycan’a gittim.1995 yılıydı.Arkadaşım aynı zamanda kuaför olduğu için oradaki salonları tanıyordu.Onun sayesinde bir salonda kendimi gösterme fırsatı buldum ve orada çalışmaya başladım. Azerbaycan’da sıradan bir kuaför olarak başladığım meslek hayatımda şu anda ülkenin Cumhurbaşkanı olan İlham Aliyev’in aile kuaförü oldum.Tabii ismim çok çabuk yayıldı ve Azerbaycan’da hem üst düzey politikacılar arasında,hem de sanat dünyasında ünlülerin kuaförlüğünü yapmaya başladım.Orada aynı zamanda "Best Model" güzellik yarışmasının da Azerbaycan’daki resmi kuaförü oldum.Hatta bir dönem Aliyev ailesinin bir torunu ile ortak salon da açtık ama o iş fazla uzun sürmedi.Doğrusunu söylemek gerekirse İstanbul gibi büyük bir şehir alıştıktan sonra Bakü’de yaşamak bir süre sonra fazla cazip gelmemeye başladı.Bunun üzerine yeniden arayışlara başladım ve ilk olarak Kafkas ülkelerini ve Orta Asya’yı tek tek gezdim. Gürcistan,Özbekistan derken kendimi bir anda Moskova’da buldum.İlginçtir,çocukluğumdan beri çok şanslı olduğumu düşünürüm.İlk defa geldiğim Moskova’da uçakta tanıdığım ünlü bir müşterime rastladım ve bana ‘Moskova’da sana bir salon ayarlarsam saçımı yapar mısın’ diye sordu,ben de hemen kabul ettim.Moskova’ya inince telefonlaştık ve o da şu anda iş yaptığım salona beni getirdi ve saçlarını yaptırdı. İşçiliğimi gören salon sahibi hemen bana iş teklifinde bulundu. Sanırım benim Azerbaycan’da kimlerle çalıştığımı duymuş ve etkilenmişti.Çok iyi hatırlıyorum 2003 yılı ekim ayı idi Moskova’ya indiğimde.Azerbaycan’a eşyalarımı almaya döndüğümde herşeyi bir anda bırakıp gideceğime kimse inanmak istemedi.Ama ben kararlıydım. Moskova’nın kalbi Tverskaya’daki bu salonda kendimi ve sanatımı göstermek istiyordum.

Yan tarafımızda çok lüks bir butik var.İş ve sanat dünyasının ünlüleri sık sık oraya geliyordu.ben de butiğe alışverişe gelen ünlüleri ikna ederek bir şekilde saçlarına müdahale edip etkiliyordum ve başarılı oluyordum.Zira mesleğime ve kendime güvenim çok büyüktü.Derken bir gün dünya güzellik yarışmasında kâinat güzeli seçilen Oksana Fedorova geldi. Çok heyecanlanmıştım.Onu ikna edip koltuğuma oturtmam çok zor olmadı.Zaten kısa süre sonra o da vazgeçilmez müşterilerim arasına girdi.Aynı şekilde Eurovison şarkı yarışmasını kazanan Dima Bilan,Grup Fabrika, ünlü sunucusu Maşa Malinovska da aklıma ilk gelen müşterilerimden.Ardından, eleman olarak girdiğim salona ortak oldum.Ortağım her zaman beni destekledi ve kendi başıma olmam için yol gösterdi.Televizyon programları ve show dünyasında tanınan bir isim olunca da salonun işletmesini tamamen bana bıraktı.Şimdi ikinci şubemizi Vivalox Güzellik salonu adı altında Taganskaya’da açma aşamasına geldik."

Rus insanların ilk etapta soğuk algılandığını belirten Aşkın,bir kırılma noktalarının olduğunu,bunu yakaladığınızda inanılmaz samimi ve sıcak bir dünyaya sizi davet ettiklerini söylüyor.Aşkın,"Bence tek eksiklikleri fazla pratik olmamaları.Biz sık sık karmaşık durumlar yaşadığımız için pratik çözümler bulmakta zorlanmıyoruz. Oysa onlar bir sistemin içinden gelmişler."diyor.

 Aşkın burada iş yapacak olanlara ise şunları tavsiye ediyor:

"İlk önce dili öğrenmelisiniz.Sonra bu ülkeyi herşeyi ile sevmelisiniz.Yani,trafiği ile sıcağı ile soğuğu ile alışmalı ve kaynaşmalısınız.İnsanlara sıcak bakmalısınız ki onlar da size aynı sıcak duygularla karşılık versinler.Ama her şeyden önemlisi siz işinizi iyi yapıyorsanız bu ülkede başarısız olmanız imkânsız."

Rusya’nın dünya güzeli Oksana Fedorova,Eurovision şarkı yarışması birincisi Dima Bilan ve politikacı Vladimir Jirinovski’nin ortak noktasını biliyor musunuz? Bilmiyorsanız hemen söyleyelim,üçünün de kuaförlüğünü bir Türk, yani Cengiz Aşkın yapıyor.

Aşkın, Rusya’ya geliş öyküsünü ise şöyle anlatıyor:

"Henüz lise yılarında başladım bu mesleğe. Okulum bitince hemen askere gittim ve dönüşte doğup büyüdüğüm şehir olan İstanbul’da kendime ait bir kuaför salonu açtım.Fakat o dönem yaşanan ekonomik kriz beni de etkiledi ve işlerim kötü gitmeye başlayınca başka arayışlara giriştim.İşte o günlerde,aynı zamanda çocukluk arkadaşım olan bir meslektaşımla tesadüfen karşılaştık. O Azerbaycan’a gitmiş, orada iş yapıyordu.Beni de Azerbaycan’a çağırdı,"Hem çevreyi görür ortama bakarsın,arzu edersen de kalırsın" dedi.Önerisi ilgimi çekti ve kısa süre sonra turist olarak Azerbaycan’a gittim.1995 yılıydı.Arkadaşım aynı zamanda kuaför olduğu için oradaki salonları tanıyordu.Onun sayesinde bir salonda kendimi gösterme fırsatı buldum ve orada çalışmaya başladım. Azerbaycan’da sıradan bir kuaför olarak başladığım meslek hayatımda şu anda ülkenin Cumhurbaşkanı olan İlham Aliyev’in aile kuaförü oldum.Tabii ismim çok çabuk yayıldı ve Azerbaycan’da hem üst düzey politikacılar arasında,hem de sanat dünyasında ünlülerin kuaförlüğünü yapmaya başladım.Orada aynı zamanda "Best Model" güzellik yarışmasının da Azerbaycan’daki resmi kuaförü oldum.Hatta bir dönem Aliyev ailesinin bir torunu ile ortak salon da açtık ama o iş fazla uzun sürmedi.Doğrusunu söylemek gerekirse İstanbul gibi büyük bir şehir alıştıktan sonra Bakü’de yaşamak bir süre sonra fazla cazip gelmemeye başladı.Bunun üzerine yeniden arayışlara başladım ve ilk olarak Kafkas ülkelerini ve Orta Asya’yı tek tek gezdim. Gürcistan,Özbekistan derken kendimi bir anda Moskova’da buldum.İlginçtir,çocukluğumdan beri çok şanslı olduğumu düşünürüm.İlk defa geldiğim Moskova’da uçakta tanıdığım ünlü bir müşterime rastladım ve bana ‘Moskova’da sana bir salon ayarlarsam saçımı yapar mısın’ diye sordu,ben de hemen kabul ettim.Moskova’ya inince telefonlaştık ve o da şu anda iş yaptığım salona beni getirdi ve saçlarını yaptırdı. İşçiliğimi gören salon sahibi hemen bana iş teklifinde bulundu. Sanırım benim Azerbaycan’da kimlerle çalıştığımı duymuş ve etkilenmişti.Çok iyi hatırlıyorum 2003 yılı ekim ayı idi Moskova’ya indiğimde.Azerbaycan’a eşyalarımı almaya döndüğümde herşeyi bir anda bırakıp gideceğime kimse inanmak istemedi.Ama ben kararlıydım. Moskova’nın kalbi Tverskaya’daki bu salonda kendimi ve sanatımı göstermek istiyordum.

Yan tarafımızda çok lüks bir butik var.İş ve sanat dünyasının ünlüleri sık sık oraya geliyordu.ben de butiğe alışverişe gelen ünlüleri ikna ederek bir şekilde saçlarına müdahale edip etkiliyordum ve başarılı oluyordum.Zira mesleğime ve kendime güvenim çok büyüktü.Derken bir gün dünya güzellik yarışmasında kâinat güzeli seçilen Oksana Fedorova geldi. Çok heyecanlanmıştım.Onu ikna edip koltuğuma oturtmam çok zor olmadı.Zaten kısa süre sonra o da vazgeçilmez müşterilerim arasına girdi.Aynı şekilde Eurovison şarkı yarışmasını kazanan Dima Bilan,Grup Fabrika, ünlü sunucusu Maşa Malinovska da aklıma ilk gelen müşterilerimden.Ardından, eleman olarak girdiğim salona ortak oldum.Ortağım her zaman beni destekledi ve kendi başıma olmam için yol gösterdi.Televizyon programları ve show dünyasında tanınan bir isim olunca da salonun işletmesini tamamen bana bıraktı.Şimdi ikinci şubemizi Vivalox Güzellik salonu adı altında Taganskaya’da açma aşamasına geldik."

Rus insanların ilk etapta soğuk algılandığını belirten Aşkın,bir kırılma noktalarının olduğunu,bunu yakaladığınızda inanılmaz samimi ve sıcak bir dünyaya sizi davet ettiklerini söylüyor.Aşkın,"Bence tek eksiklikleri fazla pratik olmamaları.Biz sık sık karmaşık durumlar yaşadığımız için pratik çözümler bulmakta zorlanmıyoruz. Oysa onlar bir sistemin içinden gelmişler."diyor.

 Aşkın burada iş yapacak olanlara ise şunları tavsiye ediyor:

"İlk önce dili öğrenmelisiniz.Sonra bu ülkeyi herşeyi ile sevmelisiniz.Yani,trafiği ile sıcağı ile soğuğu ile alışmalı ve kaynaşmalısınız.İnsanlara sıcak bakmalısınız ki onlar da size aynı sıcak duygularla karşılık versinler.Ama her şeyden önemlisi siz işinizi iyi yapıyorsanız bu ülkede başarısız olmanız imkânsız."

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

Okan Ünalan

Yayınlanma tarihi

-

Okan Ünalan, Rusya’da sadece bilgisini ve tecrübesini kullanarak bulunduğu yere gelmiş nadir iş adamlarımızdan. İTÜ İnşaat Bölümü’nden 1990’da mezun olduktan sonra Devlet Su İşleri’nde Atatürk Barajı yapımında kontrolör olarak ilk iş tecrübesini yaşar.

Ünalan, “Atatürk barajında çalışırken çok idealisttim. Bizimle birlikte çalışan yüzlerce yabancı vardı ve ben kariyerim için yabancı dil öğrenmem gerektiğine karar verdim. Buradaki görevim olan Urfa tünellerinin yapımında 3,5 yıl çalıştıktan sonra dil öğrenmek için 1994’te Amerika’ya gittim. Orada 6. ayı idi, Atatürk Barajı Tünel yapımından elde ettiğim tecrübemden dolayı bir Japon firması olan Kajima için Washington DC metro yapımında çalıştım. Amerika’da yabancıların yükselmesinin çok zor olduğunu gördüm ve yurda temelli dönüş yapıp vatani görevimi yerine getirdim. Her nasıl olduysa ortak tanıdıklar vasıtasıyla ENKA’dan Haluk Gerçek ile tanıştık. Haluk bey beni ENKA’ya dolayısıyla Rusya’ya davet etti bende kabul edip Rusya’ya geldim. Uzun bir süre ENKA’da çalıştıktan sonra yeni kurulan Ramenka’ya geçtim. Orada yeni bir işleyiş vardı ve bende kiracıların tadilat koordinasyonuyla ilgili görev aldım. Daha sonra Ramstore merkezi yönetim sistemine geçip, her alan da kendi arasında ayrılınca ben de Kiralama departmanın müdürü oldum ve yaklaşık 8 yıl burada çalıştım. 2004 yılına geldiğimizde kariyerim açısından bir arayışa geçtim. Çünkü uzun yıllar aynı şeyleri yapınca beklentileriniz oluyor. O sırada da ikili ilişkilerimiz artmış ve tanınan bir kişi olmuştum ve dolayısıyla profesyonel olarak sürekli teklifler alıyordum. Ozamanlar RTM Development firmasında aynı pozisyonumun genişletilmiş haliyle işime devam ettim. İşinizi iyi yapınca haliyle sektörden size teklifler de çoğalıyor. O zamanlar bana en iyi teklifi yani şirketlerine sermaye yatırarak değil tecrübemi kullanarak ortaklık teklif eden Roseli yatırım firmasını tercih ettim. Ortaklarım önceden uygun arazi bulup alım satımı yaparlardı, benimle birlikte arazileri en iyi nasıl değerlendirebiliriz ve proje üretebiliriz üzerinde durduk. Onlar araziyi bulup bana getirirler bende bölgenin yapısına göre projelendirme yaparım. Orda alışveriş merkezi mi, yaşamsal alan mı, yoksa depo mu yapılacak karar veririm” diyor.

Geldiği noktaya tamamen emek gücü ile ve çok çalışarak geldiğini belirten Ünalan, Rusları çok sıcakkanlı insanlar olarak bulduğunu belirterek, “Ruslarda aynı bizim gibi sıcakkanlılar. Paylaşıma açıklar ve herkesin görüşünü dinlerler ve değerlendirirler. Pozitif enerjileri var. Eğlenmeyi ve kutlamaları seviyorlar ve her fırsatta bunları gerçekleştirmek için sebep arıyorlar”diyor.

Ünalan, başarının en önemli anahtarı olarak özel hayatınızda ve iş hayatınızda verdiğiniz sözleri tutmaya bağlıyarak şöyle diyor: “Rusya’da iş imkânı çok geniş. Burada söylediğini yapan yükseliyor gerisi kaybolup gidiyor. Burada iş almaktan ziyade aldığınız işi söz verdiğiniz koşullarda ve şartlarda yapmanız prim topluyor. Sonra bütün kapılar kendiliğinden açılıyor.”

 

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

Mefail Deribaş

Yayınlanma tarihi

-

Türk Hava Yolları (THY) Rusya Federasyonu genel Müdürü Mefail Deribaş 1953 Adapazar doğumlu.İlk okulu burada bititrdikten sonra ailesi ile birlikte İsveç’e giderler.Orta okul,lise ve üniversite eğitimini bu ülkede tamamlayan Deribaş, “İlk okulu bitirip orta okul seviyesinde yabancı bir ülkede yabancı birdille eğitime devam etmek okadar zorki,ancak yaşayanlar bilirler.Çok zorluklar yaşadım ama asla azmim kırılmadı ve yabancı oluşum beni dahada motive etti.Hatta 9.sınıfı bitirdiğimde okul birincisi oldum,gazetelere falan konu oldum ‘İsvec’te İsveçlilerden daha iyi İsveççe bilen Türk çocuğu’ diye haberlerim çıktı” diyor.

Lund Üniversitesi mezunu…

İsveç’te Lund Üniversitesi’nin Ekonomi bölümünde eğitimini tamamlayarak burada bir müdet çalışıp 1984’te ülkeye kesin dönüş yapar.

Türkiye’de ilk özel finans kurum- larından Faysal Finans’ın kuruluş çalışmalarında bulunan Deribaş, “İsveç’ten yurda döndükten sonra on yıl kadar kaldım 1984-1994. Yaklaşık olarak 5 yıl kadar Faysal Finans’ta kurulum aşamasından tutunda birçok biriminde görev yaptım. Sonrasında bir yayın kuruluşunun genel müdürlüğünü yaptım oda yaklaşık yine bir beş sene kadar sürdü ve kader beni on yılın sonunda gene yurt dışına (Rusya) sürükledi” diyor.

Rusya ile ticari ilişkileri başlayınca 1994’te Moskova’ya gelir.Ticaret yaptığı ilk dönemlerde işleri çok iyi gider fakat 1998’de meydana gelen kriz ile oda Rusya’da iş yapan orta ölçekli birçok yabancı firma gibi etkilenir ve 1999’da Rusya’dan ayrılır. Deribaş, ogünleri aktarırken “İşler kötüleşince buradan ayrılmak istedik.Önce ülkeye diye düşündük fakat ben Adapazarlı olduğum için o yıl orada meydana gelen deprem  bizi de ailece çok etkilemişti ve tekrar İsveç’e döndük” diyor.

THY ile ilk tanışma Stokholm’de

İsveç’e döndükten sonra yine bir müdet serbest olarak çeşitli işlerde çalışıp hayatını sürüdürürken Türkiye’den arkadaşlarının tavsi- yesi ile THY’ye Stokholm’den giriş yapar. Sonrasını Deribaş şöyle anlatıyor: “Yaklaşık iki buçuk yıl kadar evvel Stokholm’den THY’ye giriş yaptım. Sanırım iş deneyimlerim ve tecrübem birilerinin dikkatini çekti ve Rusya coğrafyasını da bildiğim için beni burası için düşündüler. Gerekli oryantasyon ve havacılık ile ilgili eğitimler aldıktan sonra 15 ay kadar evvel buraya atandım. İlk geldiğimde haftada 11 olan uçak sefer sayımızı öğlen ve akşam olmak üzere günde iki uçak kalkacak şekilde 14’de çıkardık ve Rusya’da 4 yeni noktaya hat açtık.”

Evli ve üç çocuk babası olan Deribaş, İsveççeyi ana dili gibi, Rusça ve İngilizce dillerini de orta seviyede biliyor. Çocuklarının ikisi İsveç’te, biriside Almanya’da ve eşi ile birlikte kendiside Moskova’da bir türlü peşini bırakmayan gurbette yaşamını sürdürmeye devam ediyor.

 

Türk Hava Yolları (THY) Rusya Federasyonu genel Müdürü Mefail Deribaş 1953 Adapazar doğumlu.İlk okulu burada bititrdikten sonra ailesi ile birlikte İsveç’e giderler.Orta okul,lise ve üniversite eğitimini bu ülkede tamamlayan Deribaş, “İlk okulu bitirip orta okul seviyesinde yabancı bir ülkede yabancı birdille eğitime devam etmek okadar zorki,ancak yaşayanlar bilirler.Çok zorluklar yaşadım ama asla azmim kırılmadı ve yabancı oluşum beni dahada motive etti.Hatta 9.sınıfı bitirdiğimde okul birincisi oldum,gazetelere falan konu oldum ‘İsvec’te İsveçlilerden daha iyi İsveççe bilen Türk çocuğu’ diye haberlerim çıktı” diyor.

Lund Üniversitesi mezunu…

İsveç’te Lund Üniversitesi’nin Ekonomi bölümünde eğitimini tamamlayarak burada bir müdet çalışıp 1984’te ülkeye kesin dönüş yapar.

Türkiye’de ilk özel finans kurum- larından Faysal Finans’ın kuruluş çalışmalarında bulunan Deribaş, “İsveç’ten yurda döndükten sonra on yıl kadar kaldım 1984-1994. Yaklaşık olarak 5 yıl kadar Faysal Finans’ta kurulum aşamasından tutunda birçok biriminde görev yaptım. Sonrasında bir yayın kuruluşunun genel müdürlüğünü yaptım oda yaklaşık yine bir beş sene kadar sürdü ve kader beni on yılın sonunda gene yurt dışına (Rusya) sürükledi” diyor.

Rusya ile ticari ilişkileri başlayınca 1994’te Moskova’ya gelir.Ticaret yaptığı ilk dönemlerde işleri çok iyi gider fakat 1998’de meydana gelen kriz ile oda Rusya’da iş yapan orta ölçekli birçok yabancı firma gibi etkilenir ve 1999’da Rusya’dan ayrılır. Deribaş, ogünleri aktarırken “İşler kötüleşince buradan ayrılmak istedik.Önce ülkeye diye düşündük fakat ben Adapazarlı olduğum için o yıl orada meydana gelen deprem  bizi de ailece çok etkilemişti ve tekrar İsveç’e döndük” diyor.

THY ile ilk tanışma Stokholm’de

İsveç’e döndükten sonra yine bir müdet serbest olarak çeşitli işlerde çalışıp hayatını sürüdürürken Türkiye’den arkadaşlarının tavsi- yesi ile THY’ye Stokholm’den giriş yapar. Sonrasını Deribaş şöyle anlatıyor: “Yaklaşık iki buçuk yıl kadar evvel Stokholm’den THY’ye giriş yaptım. Sanırım iş deneyimlerim ve tecrübem birilerinin dikkatini çekti ve Rusya coğrafyasını da bildiğim için beni burası için düşündüler. Gerekli oryantasyon ve havacılık ile ilgili eğitimler aldıktan sonra 15 ay kadar evvel buraya atandım. İlk geldiğimde haftada 11 olan uçak sefer sayımızı öğlen ve akşam olmak üzere günde iki uçak kalkacak şekilde 14’de çıkardık ve Rusya’da 4 yeni noktaya hat açtık.”

Evli ve üç çocuk babası olan Deribaş, İsveççeyi ana dili gibi, Rusça ve İngilizce dillerini de orta seviyede biliyor. Çocuklarının ikisi İsveç’te, biriside Almanya’da ve eşi ile birlikte kendiside Moskova’da bir türlü peşini bırakmayan gurbette yaşamını sürdürmeye devam ediyor.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Çok Okunanlar