Soner Turhan

“Rusya’dan Yaşam Öyküleri’’nin bu haftaki konuğu Türk Hamam şirketinin kurucusu ve sahibi Soner Turhan oldu. 

Ankara’da doğan Soner Turhan, ilk orta ve lise eğitimini burada tamamladı. Üniversitede istediği bölümü kazanamayınca, annesinin ailece tanıdığı Gama Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erol Özman’ın eşinin sahip olduğu bir resim galerisinde yönetici olarak işe başladı. Yaklaşık 6-7 ay sergilerin açılışından kapanışına kadar süreyi yöneten Turhan, Erol Özman ile de galeride sohbet edip tavsiyelerini dinledi.  Soner Turhan, Erol Özman’ın dünyanın birçok yerinde faaliyette bulunduklarını ve bu ülkelerden birisine yollayabileceğini söylemesi üzerine Rusya’yı seçti. O günlerde de televizyondan Tverskaya caddesinde açılan ilk Mc. Donalds’ın önünde bekleyen yüzlerce insanı gördüğünü ve çok şaşırdığını anlatan Turhan, iki gün sonra o kuyruğa girdiğini belirtti.

Turhan, Moskova’ya ilk olarak Gama’nın, Beyaz Ev şantiyesine idari personel yardımcısı olarak gönderildiğini ama o gün bir arkadaşının “ Bugün Pazar sen dinlen yarın gider başlarsın” deyince, o gün dinlendiğini, ertesi gün ise yerine başka birinin atandığını, kendisinin de puantör olarak sahaya gönderildiğini aktardı. O dönemde Beyaz Ev’in karşısında ki Ukrayna Oteli’nde kalıyor işe yürüyerek aradaki köprüden ulaştığını, ancak soğuğa dayanamayarak ikinci günün sonunda ayrılmaya karar verdiğini anlatan Turhan, müdürünün, “En azından bir hafta daha çalışıp uçak bilet paranı çıkar öyle git” sözü üzerine kaldığını ve o bir hafta sonunda kendi isteğiyle ayrılmadığını o gün bugündür tam 17 yıldır Rusya’da bulunduğunu söyledi.

“1994 Moskova güzeliyle tanışıp evleniyor”
Beyaz ev şantiyesinin yaklaşık 2 sene kadar sürdüğünü belirten Turhan, bir gün Beyaz Ev’de asansör ile inerken, daha sonra evleneceği kişiyle tanıştı. Eşinin annesinin sahip olduğu turistik firmasında çalıştığını da anlatan Turhan, “ Bu arada eşim 1994 Moskova güzeli seçilmiş, annesi muhafazakar olduğu için model olarak çalışmasına karşı çıkmış, onu da yanına almıştı. Kader işte bizi böyle bir tesadüfle bir araya getirdi. Sonra evlendik iki de çocuğumuz oldu” diye konuştu. Turhan şöyle devam etti:
“ Gama’nın Beyaz Ev şantiyesinin bitiminde herkes dağıldı benimde içinde olduğum 15 kişilik bir ekip kaldı. O ara Beyaz Ev’de çalışan personelin çocukların okuduğu ana sınıfın inşaası söz konusu olmuş, firma da bu 15 kişi ile bunu yapmak zorunda kalmıştı. Beni de muhasebe şefi yaptılar. Hem işe gidiyordum hemde Gama’nın merkez ofisinde işi öğreniyordum. Bir yıl kadar böyle çalıştım. Buradaki işte bitince daha evvel arkadaşlarımın gönderildiği Tümen şehrine gidip çalışmak için müracaat ettim. Moskova’da tanıdığım çok az kişi vardı bunlardan birisi de Gama’nın Gazprom Evleri diye tabir edilen şantiyesinin İdari ve Mali İşler Şefi Atilla Turan idi. Gitmeden onu ziyaret edeyim istedim. Ona Tümen’e gideceğimi ve bilet aldığımı söyledim, o da ‘ver bakalım biletini ne zaman gidiyormuşsun’ dedi. Bileti uzattığım gibi yırttı attı. Bana ‘senin burada kalman gerek seni yanıma alıyorum dedi’ ve öyle de yaptı. Atilla Bey beni yanına yardımcı aldı ancak 4-5 ay sonra Gama, Çeçenistan’a yeni bir şantiye kurunca onu orada görevlendirdiler. Bende onun pozisyonuna getirildim. Burada da bir yılımı tamamlayınca ücret konusunda anlaşamayınca başka bir inşaat firması olan KONET’e merkez ofis müdürü olarak işe başladım. Ancak burada ki işte ancak bir yıl sürdü ve sonrasında firma başka bir iş alamayınca Rusya’dan ayrıldı. Bende işsiz kaldım. Eşimi ve çocuğumu da alarak Türkiye’ye döndüm. 2-3 ay öyle boş gezince Erol Bey, beni Tomsk şehrine gönderdi. O kadar zor şartlarda çalıştım ki anlatamam. Eşim ve çocuğumu Moskova’da annesinin yanında bıraktım zaman zaman gelip gidiyordum. Bu şantiye de iki yıl sürdü. Biriktirdiğim para ile birlikte eşimin annesinin de desteği ile kendimize Moskova’da bir ev aldık. Bir süre ev ile uğraştım ama işsizdim. O dönem Köymen İnşaat vardı oraya işe girdim ve burada bir  yıl kadar çalıştıktan sonra aldığım para ile kendi işimi kurmaya karar verdim ve bir mağaza açtım. Ancak inşaatta olmak ve sürekli hareket etmenin yanında böyle durağan bir iş bana zor geliyordu. Zaten mağaza da eşim de durabilirdi. Kazancımız da iyiydi ancak ben kendi alanım olan inşaat sahasına tekrar inmek istiyordum. O dönem yaptığım birkaç başvurudan birisi olan ve şu anda yaptığım işin bana öğreticisi olan ROMİKS MK şirketinin sahibi  Mustafa Kuruçay tarafından işe alındım. Mustafa Bey Türk hamamları üzerine iş yapıyordu ve bunu bana da öğretti. Mustafa Bey ile bir senelik beraberlikten sonra edindiğim deneyimi inşaatlardan aldığım tecrübe ile birleştirerek bu işi tek başına yapma kararı aldım ve 2001 yılında şu an ki firmam olan Türk Hamam’ı kurdum. İlk başlarda aldığımız birkaç iş bize referans oldu ve işlerimiz yoğunlaştı. 2006 yılına kadar böyle yoğun bir iş temposu ile devam ettik. 2006 yılında aldığım bir arsa üzerine ev yapıp onu satınca hatrı sayılır bir para kazandım. Bende bu işi neden yapmayayım dedim ve işe koyuldum. Bu şekilde kendi işime ek bir iş daha yapmaya başladım. Hala da bu iki alanda faaliyetlerimi sürdürüyorum”

“Yeter ki dürüst ol”
17 yıl boyunca kaldığı Rusya ile artık bütünleştiğini ifade eden Soner Turhan, Ruslarla sohbet ederken neleri sevebileceklerini, neleri isteyebileceklerini anlayabildiğini ve Rusları çok cana yakın bulduğunu belirtti. Turhan, “ Verdiğinin fazlasını mutlaka sana veriyorlar. Yeter ki sen dürüst ol, verdiğin sözün arkasında dur” önerisinde bulundu.

Turhan, son 4-5 yıla kadar hep Türk arkadaşlarıyla bir arada olduğunu, ancak  son dönemlerde Rus arkadaşlarıyla yakınlaşınca hayatının daha da kolaylaştığını gördüğünü ve bunu herkese tavsiye ettiğini söyledi. Soner Turhan, Rusya’da rahat bir hayat sürdürmek için mutlaka buradaki yaşama adapte olunması gerektiğini de sözlerine ekledi.

“Rusya’dan Yaşam Öyküleri’’nin bu haftaki konuğu Türk Hamam şirketinin kurucusu ve sahibi Soner Turhan oldu. 

Ankara’da doğan Soner Turhan, ilk orta ve lise eğitimini burada tamamladı. Üniversitede istediği bölümü kazanamayınca, annesinin ailece tanıdığı Gama Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erol Özman’ın eşinin sahip olduğu bir resim galerisinde yönetici olarak işe başladı. Yaklaşık 6-7 ay sergilerin açılışından kapanışına kadar süreyi yöneten Turhan, Erol Özman ile de galeride sohbet edip tavsiyelerini dinledi.  Soner Turhan, Erol Özman’ın dünyanın birçok yerinde faaliyette bulunduklarını ve bu ülkelerden birisine yollayabileceğini söylemesi üzerine Rusya’yı seçti. O günlerde de televizyondan Tverskaya caddesinde açılan ilk Mc. Donalds’ın önünde bekleyen yüzlerce insanı gördüğünü ve çok şaşırdığını anlatan Turhan, iki gün sonra o kuyruğa girdiğini belirtti.

Turhan, Moskova’ya ilk olarak Gama’nın, Beyaz Ev şantiyesine idari personel yardımcısı olarak gönderildiğini ama o gün bir arkadaşının “ Bugün Pazar sen dinlen yarın gider başlarsın” deyince, o gün dinlendiğini, ertesi gün ise yerine başka birinin atandığını, kendisinin de puantör olarak sahaya gönderildiğini aktardı. O dönemde Beyaz Ev’in karşısında ki Ukrayna Oteli’nde kalıyor işe yürüyerek aradaki köprüden ulaştığını, ancak soğuğa dayanamayarak ikinci günün sonunda ayrılmaya karar verdiğini anlatan Turhan, müdürünün, “En azından bir hafta daha çalışıp uçak bilet paranı çıkar öyle git” sözü üzerine kaldığını ve o bir hafta sonunda kendi isteğiyle ayrılmadığını o gün bugündür tam 17 yıldır Rusya’da bulunduğunu söyledi.

“1994 Moskova güzeliyle tanışıp evleniyor”
Beyaz ev şantiyesinin yaklaşık 2 sene kadar sürdüğünü belirten Turhan, bir gün Beyaz Ev’de asansör ile inerken, daha sonra evleneceği kişiyle tanıştı. Eşinin annesinin sahip olduğu turistik firmasında çalıştığını da anlatan Turhan, “ Bu arada eşim 1994 Moskova güzeli seçilmiş, annesi muhafazakar olduğu için model olarak çalışmasına karşı çıkmış, onu da yanına almıştı. Kader işte bizi böyle bir tesadüfle bir araya getirdi. Sonra evlendik iki de çocuğumuz oldu” diye konuştu. Turhan şöyle devam etti:
“ Gama’nın Beyaz Ev şantiyesinin bitiminde herkes dağıldı benimde içinde olduğum 15 kişilik bir ekip kaldı. O ara Beyaz Ev’de çalışan personelin çocukların okuduğu ana sınıfın inşaası söz konusu olmuş, firma da bu 15 kişi ile bunu yapmak zorunda kalmıştı. Beni de muhasebe şefi yaptılar. Hem işe gidiyordum hemde Gama’nın merkez ofisinde işi öğreniyordum. Bir yıl kadar böyle çalıştım. Buradaki işte bitince daha evvel arkadaşlarımın gönderildiği Tümen şehrine gidip çalışmak için müracaat ettim. Moskova’da tanıdığım çok az kişi vardı bunlardan birisi de Gama’nın Gazprom Evleri diye tabir edilen şantiyesinin İdari ve Mali İşler Şefi Atilla Turan idi. Gitmeden onu ziyaret edeyim istedim. Ona Tümen’e gideceğimi ve bilet aldığımı söyledim, o da ‘ver bakalım biletini ne zaman gidiyormuşsun’ dedi. Bileti uzattığım gibi yırttı attı. Bana ‘senin burada kalman gerek seni yanıma alıyorum dedi’ ve öyle de yaptı. Atilla Bey beni yanına yardımcı aldı ancak 4-5 ay sonra Gama, Çeçenistan’a yeni bir şantiye kurunca onu orada görevlendirdiler. Bende onun pozisyonuna getirildim. Burada da bir yılımı tamamlayınca ücret konusunda anlaşamayınca başka bir inşaat firması olan KONET’e merkez ofis müdürü olarak işe başladım. Ancak burada ki işte ancak bir yıl sürdü ve sonrasında firma başka bir iş alamayınca Rusya’dan ayrıldı. Bende işsiz kaldım. Eşimi ve çocuğumu da alarak Türkiye’ye döndüm. 2-3 ay öyle boş gezince Erol Bey, beni Tomsk şehrine gönderdi. O kadar zor şartlarda çalıştım ki anlatamam. Eşim ve çocuğumu Moskova’da annesinin yanında bıraktım zaman zaman gelip gidiyordum. Bu şantiye de iki yıl sürdü. Biriktirdiğim para ile birlikte eşimin annesinin de desteği ile kendimize Moskova’da bir ev aldık. Bir süre ev ile uğraştım ama işsizdim. O dönem Köymen İnşaat vardı oraya işe girdim ve burada bir  yıl kadar çalıştıktan sonra aldığım para ile kendi işimi kurmaya karar verdim ve bir mağaza açtım. Ancak inşaatta olmak ve sürekli hareket etmenin yanında böyle durağan bir iş bana zor geliyordu. Zaten mağaza da eşim de durabilirdi. Kazancımız da iyiydi ancak ben kendi alanım olan inşaat sahasına tekrar inmek istiyordum. O dönem yaptığım birkaç başvurudan birisi olan ve şu anda yaptığım işin bana öğreticisi olan ROMİKS MK şirketinin sahibi  Mustafa Kuruçay tarafından işe alındım. Mustafa Bey Türk hamamları üzerine iş yapıyordu ve bunu bana da öğretti. Mustafa Bey ile bir senelik beraberlikten sonra edindiğim deneyimi inşaatlardan aldığım tecrübe ile birleştirerek bu işi tek başına yapma kararı aldım ve 2001 yılında şu an ki firmam olan Türk Hamam’ı kurdum. İlk başlarda aldığımız birkaç iş bize referans oldu ve işlerimiz yoğunlaştı. 2006 yılına kadar böyle yoğun bir iş temposu ile devam ettik. 2006 yılında aldığım bir arsa üzerine ev yapıp onu satınca hatrı sayılır bir para kazandım. Bende bu işi neden yapmayayım dedim ve işe koyuldum. Bu şekilde kendi işime ek bir iş daha yapmaya başladım. Hala da bu iki alanda faaliyetlerimi sürdürüyorum”

“Yeter ki dürüst ol”
17 yıl boyunca kaldığı Rusya ile artık bütünleştiğini ifade eden Soner Turhan, Ruslarla sohbet ederken neleri sevebileceklerini, neleri isteyebileceklerini anlayabildiğini ve Rusları çok cana yakın bulduğunu belirtti. Turhan, “ Verdiğinin fazlasını mutlaka sana veriyorlar. Yeter ki sen dürüst ol, verdiğin sözün arkasında dur” önerisinde bulundu.

Turhan, son 4-5 yıla kadar hep Türk arkadaşlarıyla bir arada olduğunu, ancak  son dönemlerde Rus arkadaşlarıyla yakınlaşınca hayatının daha da kolaylaştığını gördüğünü ve bunu herkese tavsiye ettiğini söyledi. Soner Turhan, Rusya’da rahat bir hayat sürdürmek için mutlaka buradaki yaşama adapte olunması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Facebook Yorumlar