Takip Edin

Yaşam Öyküleri

Selim Bilgin

Yayınlanma tarihi

-

Gazetem’in “ Rusya’dan Yaşam Öyküleri “ bölümünün bu sayıdaki konuğu Trio LLC Genel Müdürü Selim Bilgin oldu.

1961 yılında Artvin’de doğan Bilgin, ilk ve orta eğitimini burada tamamladıktan sonra emekli öğretmen olan babasının daha iyi eğitim alması için Ankara’ya taşınma kararı üzerine lise eğitimini Ankara’da tamamladı. Orta Doğu Üniversitesi (ODTÜ) Metalurji Mühendisliği bölümünden 1983 yılında mezun olan Bilgin, aynı üniversitede hem  yüksek lisansını tamamladı hem de okulda asistan olarak görev yaptı. Bilgin bu arada ufak tefek işlerle de uğraştı ve yavaş yavaş iş hayatının içine adımını attı.
 
Yüksek lisans diplomasını alan Bilgin, askerlik görevini de tamamladıktan sonra akademisyenlik yerine iş yaşamını seçti ve ilk olarak Bursa’daki Asil Çelik firmasında satış mühendisi olarak işe başladı. Burada iki yıllık iş tecrübesinden sonra sahiplerini tanıdığı bir Ankara firması olan ve demir çelik fabrikalarında kullanılan hadde merdaneleri üreten Gündüz Şirketler Grubu’nda çalışmaya devam eden Selim Bilgin, Almanya’dan iki farklı firmanın lisansı altında çalışınca Almanya’ya da sık sık seyahatler yaparak ilk yurt dışı deneyimini de kazandı. Bilgin, bu firmada da beş yıl kadar çalıştıktan sonra ilk çalıştığı Asil Çelik firmasında kurduğu ilişkiler üzerinden İsviçre firması olan Cotecna İnspection S.A’dan Rusya ve BDT ülkeleri temsilciliği teklifini aldı. 
 
“MOSKOVA’YA İLK GELDİĞİMDE BURADA NASIL YAŞANIR DEMİŞTİM, 18 YILDIR BURADAYIM”
İşi kabul eden ve 1993 Kasım ayında Rusya’ya adımını atan Bilgin yaşadıklarını şöyle anlatıyor:
“ Aslında Rusya’ya 1990 yılında birkaç kez hammadde alımı için gelmiştim ve ülke bana inanılmaz zor gelmişti. Sovyetler Birliği’nin son dönemleriydi ve ülkede yokluk vardı. Cebinizde paranız olmasına rağmen bir şey bulamıyordunuz ama hayat inanılmaz ucuzdu. Hatta bu durumu eşime anlattığım için buradan gelen iş teklifinde onu ilk başlarda getirmemiştim. Ama aradan geçen 3 yıllık sürede bile ülke inanılmaz değişim geçirdi. Yaşanabilir koşullar yavaş yavaş oluşmaya başladı. Ülkenin kapıları yabancı firmalara aralanmıştı. Marketler açıldı, yabancı firmalar mallarını burada satmaya başladı. Hatta tuttuğum evin yanında bir markete girip şöyle bir baktığımda o ilk günlerde edindiğim izlenimden farklı bir Moskova görünce eşimi 4 ay sonra getirdim. İlk geldiğim 1990’da bu şehirde nasıl yaşanır demiştim kendi kendime ama tam 18 yıldır yaşıyorum ve burada yaşamaktan da son derece mutluyum.”
 
İsveç firması ile geldiği ve bürosunu kurduğu Rusya’da, uluslararası gözlemci olarak gerçekleştirilen dış ticarette alınan malın kalite ve miktar kontrolünü yapan Bilgin işi gereği Rusya’nın bir ucundan diğer bir ucuna gezme şansını da yakalar. Bilgin, Kazakistan, Ukrayna ve Türkmenistan’ın da  kendisine bağlı olmasından dolayı buraları da şehir şehir gezer ve bu coğrafyadan alınan demir, çelik, buğday, gübre, ağaç ürünleri ve diğer birçok ticari ürünün kontrolünü yapar. Yaklaşık 8 yıl sürdürdüğü bu iş tecrübesi sayesinde bölgenin gitmedik yeri, kontrol etmediği ticaret alanı kalmaz.
 
“EDİNDİĞİM TECRÜBEYLE, KENDİ İŞİMİ KURDUM” 
2000 yılında yaşadığı 8 yıllık deneyim ve Rusya’yı bir ucundan bir başka ucuna gezmek ve bu coğrafya ile yapılan ticareti görmenin verdiği deneyimin kendi işini yapmak konusunda cesaretlendirdiğini söyleyen Bilgin o günleri ise şöyle anlatıyor:
“2000 yılında firmadan affımı isteyerek kendi işimi kurdum ve ilk olarak 2003 yılına kadar o dönem çok popüler olan demir ticareti ile uğraştım. Bu benim için bir deneme ve geçiş süreci oldu, çünkü ben bu ülkede en büyük eksiklik olarak gördüğüm otomotiv yan sanayisi ile ilgili bir şeyler yapılması gerektiğini düşünüyordum. Bu fikrimi de 2003 yılında ilk olarak binek araçların yedek parçasını Türkiye’den getirterek yapmaya başladım. İlk getirdiğimiz yedek parçalar ise Renault markası içindi. Ancak bu işin ticari araçlar için yapılmasının daha doğru olacağını düşünmemle birlikte pazardan gelen taleplerin çokluğu ile binek araçlar için yedek parça getirme işimiz çok kısa sürdü.  Zaten Türkiye ticari araçlara yönelik yedek parça üretme konusunda çok gelişmiş ve ne isterseniz yapıyorlardı. Bizde Rusya’nın araç parkına uygun yedek parçaları getirterek burada toptan satmaya başladık. Özellikle Avrupa araçlarının yedek parçaları burada henüz tam oturmamış bir pazar olduğundan çok talep görüyor. Yerli üretimle pazarlık şansı ise neredeyse imkansız. Şu anda Avrupa araçları Rusya pazarında hızla yayılıyor ve bizim yaptığımız iş pastasının da boyutları gittikçe büyüyor. 
 
Türkiye’deki üretici firmalar ile uzun vadeli anlaşmalar yapıp ürünlerini Rusya’da pazarlayınca haliyle bu işi yürütmek için değişen pazarlama taktiklerine ayak uydurmak zorunda kaldık ve ilk defa online bir portal kurduk. SLPO.RU adındaki bu portal üzerinden Rusya’nın her tarafına dağıtım ağı sağladık. Yaklaşık bin tane toptancının kayıtlı olduğu bu portal üzerinden istenen malların siparişi ve o anda malın nerede olduğunun takibi de yapılabiliyor. Bu portal ile inanılmaz bir iş pratiği kazandık.
 
“ÜRETİCİLER İLE ALICILAR ARASINDA KÖPRÜ KURDUK”
Yaptığımız ticaretin boyutu artınca da Türkiye’deki üretici firmalar arasında  ismimiz duyulmaya başlandı ve birçok firma kendiliğinden bizimle çalışma teklifinde bulundu. Anlayacağınız biz burada Türkiye’deki üreticiler ile Rusya’daki alıcılar arasında bir köprü vazifesi kurduk.”
 
Selim Bilgin, Rusya’da hızla yaygınlaşan otomotiv sektörünün beraberinde yan sanayisi içinde yer açacağını bildiğini belirterek, ilerisi için yedek parça üretme fikrine de sahip olduklarını söylüyor. Bu konuda çeşitli projelerde hazırladıklarını belirten Bilgin, üretime geçebilmek için uygun şartların oluşması gerektiğini vurguluyor. 
 
Şu an için Rusya’da kendilerinin sağladıkları yedek parçaların Avrupa araçları için olduğunu ve bu araçların sayısının Rusya’daki yerli araçlara göre bütünün içinde çok az olduğunu belirten Bilgin, “ Pazara giren bir üretici, önce fabrikasını kurup, üretimine başlıyor. Daha doğrusu önce parçaları dışardan getirerek montajla başlıyor. Sonra pazardan olumlu sinyaller almaya başlayınca bazı parçaları üretmek için yerel imkânlara bakmaya başlıyor. Böylece yan sanayiye ihtiyaç duyuluyor. Ama şu anda böyle bir ihtiyaç oluşması için yeteri kadar araç yok. Bu nedenle bu fikrimiz ancak daha ilerde hayata geçirebiliriz. Çünkü bu pazar daha gelişme aşamasında ve burada üretime geçmek için yeterli değil” diyor. Bilgin, buna karşın Türkiye’de çalıştıkları üretici bir firma ile birlikte MAZ fabrikası ile yaptıkları anlaşma ile bu yıldan itibaren firmanın ana tedarikçisi olduklarını söyleyerek işlerine farklı bir boyut kazndırdıklarını dile getiriyor.
 
“RUSYA BİZİ KÜLTÜREL ANLAMDA ÇOK ZENGİNLEŞTİRDİ”
Rusya ile ilgili son derece olumlu görüşlere sahip olduğunu ve kendisini burada zenginleştirdiğini de ifade eden Bilgin sözlerini şöyle tamamlıyor:
“Ruslar ile benzeştiğimiz konular olduğu gibi benzemediğimiz konularda var. Mesela biz Akdeniz insanıyız, bir olay karşısında çabuk sinirlenir parlarız, ama Ruslar çok daha serinkanlıdırlar ve o konuda bize göre daha iyiler. Ayrıca ben buraya ticaret amaçlı geldiğim için Rusya deyince aklımda hep çok önemli bir pazar düşüncesi gelir. 
 
Burada iş yapmak kolay değil. Çok sayıda kâğıt dokümana ve evraka ihtiyaç duyuluyor. Ancak şartlarınızı baştan koydunuz mu sizi bir daha bırakmıyorlar. İş hayatında daha uzun birliktelikten yanalar ve siz yanlış yapmadığınız sürece sizi bırakmıyorlar. 
 
Ayrıca ben hayatımın çok büyük bir kısmını burada geçirdim ve iş hayatında, sosyal alanda hem de kültürel alanda birçok konuda kendimi burada zenginleştirdim. Hatta diyebilirim ki buraya gelen birçok vatandaşımız da burada kültürel zenginleşme yaşadı.”

 

Facebook Yorumlar

Yaşam Öyküleri

Ali Galip Savaşır

Yayınlanma tarihi

-

AGS Yönetim Kurulu Başkanı Ali Galip Savaşır’ın başarıya giden yolda verdiği mücadele ve azim,iş hayatına yeni giren ve iş yapanbirçok kişiye cesaret verecek nitelikte bir hikâye.

Doğduğu şehir olan İzmir’den Ankara’ya polis kolejinde okumaya giden ve son sınıfta okurken dönemin siyasi karışıklığından ötürü okuldan uzaklaştırılan Savaşır, “Sol harekete olan inancım ve düşüncelerimden ötürü okulumdan uzaklaştırıldım. Daha sonra çıkan afla okula dönüp mezun oldum. İki yıl İç İşleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Tayin Atama Şubesi’nde çalıştım. Sonra sırası ile Çankırı, Kastamonu, Elazığ’ın Sivrice ilçesinde Komiser olarak görev yaptım. Ama bir gün 1402 sayılı sıkıyönetim kanunundan dolayı görevime son verildiği yazısı aldım ve hayatın akışı benim için değişti” diyor.

Komiserlikten ayrılan Savaşır, bir arkadaşının önerisi ile Çanakkaleli üretici bir kooperatifin Ankara halindeki dükkanının başına geçmesi teklifini kabul ederek ticarete ilk adımını atmış. İhracata olan hevesi nedeniyle üretici bölge ve memleketi olan İzmir halinde 90 yılında kendi halini açmış. Bu arada 1402 ile elinden alınan özlük hakları mahkeme kararı ile geri verilir ve Bayburt’a atanır ama Savaşır, iş dünyasını tercih ederek bu defa kendi isteği ile istifa eder. Fakat 90’lı yıllarda meydana gelen Körfez Savaşı o dönem onu da derinden sarsar. Savaşır, “Körfez Savaşı’nın bıraktığı izlerde silinmeye başlamıştı. Yunanistanlı bir alıcı ile ilk ihracat deneyimimi gerçekleştirdim ve işler tekrar açılmaya başladı. Bu sefer de Türkiye’de 4 Nisan ekonomik krizi yaşandı ve ben bir kez daha sıfıra geldim. Ticaretin bana şans getirmediğini düşünerek ihracat yapan bir firmaya maaşlı, primli bir çalışan olarak girdim ve yaklaşık bir yıl orada çalıştım. Buradan edindiğim tecrübelerle ticarete devam kararı aldım, sebze meyve ihracatına girdim ve Avrupa kapısı açıldı. Orada kendi firmamızı kurmuş ve markamızı da oluşturmuşken bu sefer de Rusya pazarı ile tanıştık. Rusya pazarında 1998 krizi patlayınca alacaklarımızın peşine düşmek için Moskova’ya geldim. Fakat şans yine benden yana olmadı ve bırakın alacağımı almayı burada hayatın karşıma çıkardığı dış bir etkenle bu defa sıfırı da geçerek eksiyi gördüm. Pazarın büyüklüğünü görerek, Türkiye’ye dönmek yerine burada mücadele etmeye karar verdim ve artık ihracatçı değil ithalatçı olarak devam etmek zorunda kaldım. İşe olan inancım ve kendime güvenimle ufaktan işler yapmaya başladım ve 2000 yılına kadar kendi yağımızda kavrulmayı başardık. Türkiye’de 2001’de yaşanan kriz bu defa bana yaradı. Daha çok mal yüklemeye başladım. Derken Rusya’da hareketlenen inşaat işi ile birlikte çevremizde bize güvenen kişilerin isteği ile alçı ithalatına da başladık. 8 yıldır bu işte de Rusya pazarında ABS markası ile ciddi bir paya sahibiz. Ayrıca 3 yıl kadar evvel yaptığımız pazar araştırması sonucunda Türkiye’den AGSCARB adı altında kendi markamızla kalsit ürettirip ithal etmeye başladık” diyor.

Başarıya giden yolu yaşadığınız yerin kurallarına göre hareket etmekten geçtiğini ifade eden Savaşır, “Buraya gelecekseniz mutlaka iyi araştırma yapmalısınız, eğer buradaysanız o zaman da işinize önce saygı duymalı ve mutlaka verdiğiniz sözlere uygun hareket etmelisiniz” diyor.

 

AGS Yönetim Kurulu Başkanı Ali Galip Savaşır’ın başarıya giden yolda verdiği mücadele ve azim,iş hayatına yeni giren ve iş yapanbirçok kişiye cesaret verecek nitelikte bir hikâye.

Doğduğu şehir olan İzmir’den Ankara’ya polis kolejinde okumaya giden ve son sınıfta okurken dönemin siyasi karışıklığından ötürü okuldan uzaklaştırılan Savaşır, “Sol harekete olan inancım ve düşüncelerimden ötürü okulumdan uzaklaştırıldım. Daha sonra çıkan afla okula dönüp mezun oldum. İki yıl İç İşleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Tayin Atama Şubesi’nde çalıştım. Sonra sırası ile Çankırı, Kastamonu, Elazığ’ın Sivrice ilçesinde Komiser olarak görev yaptım. Ama bir gün 1402 sayılı sıkıyönetim kanunundan dolayı görevime son verildiği yazısı aldım ve hayatın akışı benim için değişti” diyor.

Komiserlikten ayrılan Savaşır, bir arkadaşının önerisi ile Çanakkaleli üretici bir kooperatifin Ankara halindeki dükkanının başına geçmesi teklifini kabul ederek ticarete ilk adımını atmış. İhracata olan hevesi nedeniyle üretici bölge ve memleketi olan İzmir halinde 90 yılında kendi halini açmış. Bu arada 1402 ile elinden alınan özlük hakları mahkeme kararı ile geri verilir ve Bayburt’a atanır ama Savaşır, iş dünyasını tercih ederek bu defa kendi isteği ile istifa eder. Fakat 90’lı yıllarda meydana gelen Körfez Savaşı o dönem onu da derinden sarsar. Savaşır, “Körfez Savaşı’nın bıraktığı izlerde silinmeye başlamıştı. Yunanistanlı bir alıcı ile ilk ihracat deneyimimi gerçekleştirdim ve işler tekrar açılmaya başladı. Bu sefer de Türkiye’de 4 Nisan ekonomik krizi yaşandı ve ben bir kez daha sıfıra geldim. Ticaretin bana şans getirmediğini düşünerek ihracat yapan bir firmaya maaşlı, primli bir çalışan olarak girdim ve yaklaşık bir yıl orada çalıştım. Buradan edindiğim tecrübelerle ticarete devam kararı aldım, sebze meyve ihracatına girdim ve Avrupa kapısı açıldı. Orada kendi firmamızı kurmuş ve markamızı da oluşturmuşken bu sefer de Rusya pazarı ile tanıştık. Rusya pazarında 1998 krizi patlayınca alacaklarımızın peşine düşmek için Moskova’ya geldim. Fakat şans yine benden yana olmadı ve bırakın alacağımı almayı burada hayatın karşıma çıkardığı dış bir etkenle bu defa sıfırı da geçerek eksiyi gördüm. Pazarın büyüklüğünü görerek, Türkiye’ye dönmek yerine burada mücadele etmeye karar verdim ve artık ihracatçı değil ithalatçı olarak devam etmek zorunda kaldım. İşe olan inancım ve kendime güvenimle ufaktan işler yapmaya başladım ve 2000 yılına kadar kendi yağımızda kavrulmayı başardık. Türkiye’de 2001’de yaşanan kriz bu defa bana yaradı. Daha çok mal yüklemeye başladım. Derken Rusya’da hareketlenen inşaat işi ile birlikte çevremizde bize güvenen kişilerin isteği ile alçı ithalatına da başladık. 8 yıldır bu işte de Rusya pazarında ABS markası ile ciddi bir paya sahibiz. Ayrıca 3 yıl kadar evvel yaptığımız pazar araştırması sonucunda Türkiye’den AGSCARB adı altında kendi markamızla kalsit ürettirip ithal etmeye başladık” diyor.

Başarıya giden yolu yaşadığınız yerin kurallarına göre hareket etmekten geçtiğini ifade eden Savaşır, “Buraya gelecekseniz mutlaka iyi araştırma yapmalısınız, eğer buradaysanız o zaman da işinize önce saygı duymalı ve mutlaka verdiğiniz sözlere uygun hareket etmelisiniz” diyor.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

Dr. Naki Karaaslan

Yayınlanma tarihi

-

Gazetem’in nasıl başardılar köşesinin bu haftaki konuğu işadamlarımızdan Dr. Naki Karaaslan.

Karaaslan Çapa Tıp Fakültesi’ nde tıp eğitimi alırken son sınıfta, arkadaş gurubu ile birlikte yeni arayışlara girer ve önünde iki seçenek bulur. Ya Avrupa ya da Rusya. Karaaslan Rusya’yı tercih eder ve 90’lı yılların başında da soluğu Moskova’da alır.

Nerden çıktı, eğitiminizi bölüp Rusya’ya gelme fikri?

—Son sınıfta iken yeni bir arayış içine girmiştim. Türkiye bana dar gelmeye başlamıştı. Arkadaş gurubum içinde hep dünyaya açılmaktan konuşuyorduk. Dünya tarihinde yeni bir sayfa açan Rusya’da benim çok dikkatimi çekiyordu. Çünkü burada bir takım değişimler olacaktı hissediyordum. ‘Neden bende bu değişimi yaşamayayım. Madem değişiklik arıyorum’ dedim ve Moskova’da eğitimimi devam edebilmek için araştırmalar yaptım. Sonunda dil eğitimi alır ve derslerdeki farklılıkları sınavla verirsem buradan mezun olabileceğimi öğrendim. Türkiye’de iken 6 aylık bir Rusça dil eğitimi aldıktan sonra Moskova’ya 1991 yazında geldim.

Yine öğrencilik yani…

—Tam olarak değil. İlk yıl sadece dil eğitimi aldım. Ondan sonraki iki yıl da kalan derslerimin sınavlarını vermekle geçirdim. Fakat O dönem Rusya’da yeni gelişen inşaat sektörü ve Türk inşaat şirketlerinin artmaya başlaması ortaya bir sağlık hizmeti ihtiyacı çıkardı. Bende bu ihtiyacı görünce değerlendirmek istedim ve şantiyelerde Türk işçilerini muayene etmeye ve şirketlere tedavi hizmeti vermeye başladım.

İnşaatlarda hasta mı muayene ettiniz?

—Evet, ama bu uzun sürmedi. Giderek artan talep ve hasta kabul edecek bir muayenehane olmadığı için poliklinik ihtiyacımız ortaya çıktı. Şabalovskaya’da, bir demir çelik fabrikasının kullanılmayan polikliniğini kiralayarak onardım ve modern bir poliklinik haline getirdim. İnşaat şirketlerinin Moskova’da faaliyetlerinin artışı ile bizde büyüdük. Doktor ve hemşirelerden oluşan 30 kişilik bir sağlık ekibine dönüştük. Bu arada para kazanmaya başladım ve daha farklı nasıl değerlendirebilirim diye arayışlara başladım.

Ve ticarete adım attınız…

—Araştırmalarımı sürdürürken şimdiki ortağım Cesim Çaçan ile tanıştım. Almanya’da restoranlar zinciri olan Cesim Çaçan henüz girdiğim iş hayatında daha deneyimliydi fakat bende Rusya’yı çok iyi biliyordum. Bu özeliklerimiz bizi biraraya getirdi ve ortak olduk. 1996 yılında Bosfor Restoran’ı açtık. Ben aynı zamanda polikliniği de devam ettiriyordum fakat muayene etmeyi bırakmıştım. Orayı uzun zamandır tanıdığım ve burada tıp eğitimi almış ailemden biri olarak gördüğüm Dr. Serhat Samancı yürütmeye başladı. Zaten 98 krizinde inşaat şirketleri azaltamaya başlayınca klinikte zorlanmaya başlamıştı. Fakat ortağım ile gıda sektöründe iyi ilerliyorduk.

Kriz döneminde küçük çapta yatırımlar yaptık. Birçok yerde küçük döner kioskları kurduk. 1999 yılına geldiğimizde Moskova’da lisanslı döner üretim fabrikası kurduk. Hem kendi ihtiyacımız hem de diğer döner satanların ihtiyacını karşıladık. Ortağımın ticari anlamda ön görüleri bizi o yıl Çin’e götürdü ve Pekin’de bir Çinli ortak ile restoran açtık. Aynı zamanda Türkiye’ye bazı alanlarda distribütörlükler aldık. Yaklaşık 1,5–2 yıl oraya gidip gelmek zorunda kaldık ve karar verme aşamasına geldik. Uzaktan iş yürütülmüyordu. Ya orada kalınıp devam edilecekti ya da Rusya’da olunacaktı. Zaten ortağım Almanya ağırlıklı yaşıyordu. Bende Rusya’da karar kıldım ve Pekin’deki restoranı Çinli ortağımıza, Türkiye’deki işleri de Türk ortağımıza devrettik.

Krizin bitimi ile döner fabrikamızın ürün çeşidini artırarak, çöp şiş, hazır tavuk, köfte ve salata hizmeti de vermeye başladık. Orta ölçekte Restoran sayımız da 8’e yükseldi. 2000’li yıların başında bir de tekstil deneyimimiz oldu. Kadın giyim üzerine 3’ü Moskova, 2’si St. Petersburg’da mağaza açtık. Fakat buradan hayati bir ders aldık ve gördük ki teknik olarak bilmediğimiz bir iş bize ait değilmiş. Her şeyi ortağımıza devrederek bildiğimiz işle uğraşmaya devam ettik.

2005 yılında Moskova’da bir alışveriş merkezi yapmak için arazi aldık. Bir yıl sonra ise yapımına başladık ve yakın bir zamanda da açmayı planlıyoruz. Tabi bu arada Dubai’de bir takım girişimlerimiz oldu ve ortaklık kurduğumuz Rus dostlarımızla orada yatırımcı olarak bazı işler yaptık. Ortağım da Almanya’dan ayrılıp Dubai’ye yerleşti ve oradaki yatırımları daha yakından takip etmeye başladı. Bende Rusya’da kalmaya ve buradaki işleri yürütmeye devam ettim. Arasıra ben Dubai’ye ortağımda Moskova’ya geliyor. Bu şekilde iş hayatımıza devam ediyoruz.

 Rusya’da yeni iş yapacaklara hangi tavsiyelerde bulunursunuz?

—Buranın yollarını öğrenmeden hiç kimse kendi yolunu çizmesin. Rusya’yı bilen ve yıllardır burada iş yapan Türk işadamlarına mutlaka danışsınlar. Alacakları tecrübe kendilerine çok yol aldıracaktır. Rusya, sermayesi ve iş birikimi olan herkese açık. Öncelikle Rusya orta ölçekli işletmelere ihtiyaç duyuyor. Burada iş yapacak olanlar bu konuyu bir mercek altına alsın.

 

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

Tahsin Yenidoğan

Yayınlanma tarihi

-

Nasıl başardılar köşesinin bu haftaki konuğu Mircons İnşaat ve Yapı firması sahibi Tahsin Yenidoğan. Yenidoğan’ın yurtdışı tecrübesi Libya ile başlayıp Rusya ile devam etmiş. Rusya’da farklı sektörlerde izlediği başarılı grafik O’nu bugünkü konumuna yani Mircons İnşaat ve Yapı firmasının yönetim kurulu başkanlığına taşımış. İlk, orta, lise ve üniversite eğitimini doğduğu şehir olan Ankara’da alan Tahsin Yenidoğan Ankara Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi Makine Bölümü’nden (Şimdi Gazi Üniversitesi’ne bağlı) mezun olur olmaz Karayolları Genel Müdürlüğü’nde devlet memuru olarak işe başlamış.

Yenidoğan, yaşamının en önemli kesiti olarak nitelendirdiği dönemi şöyle özetliyor: “Devlet memuru olduğum zamanlarda hep kendi işimi yapmayı düşünüyordum.1986 yılında Ece diye bir inşaat firması bana o zamanın şartlarına göre çok iyi bir teklif yapınca memurluktan ayrılıp bu firma ile Libya’ya gittim. Burada iki yıl çalıştıktan sonra bir başka inşaat firması olan ENKA’ya geçtim. Libya’da ki işler bitince ENKA beni Moskova’ya gönderdi.1991 yılından bu yana da Moskova’dayım. ENKA ile geldiğim Moskova’da pazardaki ihtiyacı görerek 1997 yılında severek yaptığım makine mühendisliği görevimden ayrılarak kendi işimi kurdum. Seçtiğim dal pazarın ihtiyacı olan fakat benim hiç bilmediğim bir konu olan temizlik sektörü idi. O zamanlar yeni yenidünyaya açılan Rusya’da büyük şirketler geliyordu ve bu firmaların temizlik işlerini alıyorduk. İlk zamanlarda kendimizi bu konuda eğitmekle geçirdik sonra ekibimizi kurduk ve onları eğittik. Rusya’da önemli şey ekip kurmak. Ben bunu ENKA’da çalışırken yaşayarak öğrenmiştim ve ilk önce ekip kurma işine yönlendim. ENKA gerçekten bir okul gibidir bunu kimse inkâr edemez.”

Rusya’da her şeyin yolunda gittiği bir anda meşhur 98 krizi patlak verir ve birçok firma gibi Yenidoğan’ın firması da zor anlar geçirir. Kriz sonrasında pazarda gördüğü yeni bir boşluk Tahsin Yenidoğan için yeni bir çıkış olur. Yenidoğan,”1999 yılında Endüstriyel çamaşır yıkama ve ekipman işine girdim. Jean taşlama makineleri Rusya ve Ukrayna distribütörlüğü aldım. Hastane, otellere ve büyük iş merkezlerine bu çamaşır makinelerini kurup teknik destek vermeye başladık. Bir noktada kendi işim olan makinelere geri dönmüştüm. Ama asıl çıkış noktamız olarak 2002 yılı sonlarında krizin etkisinin atlatıldığı ve Rusya’nın yeniden çıkışa geçtiği zamanda kurduğumuz Mircons İnşaat ve Yapı firmamız ile oldu.” diyor.

Yenidoğan, başarıyı düzenli bir aile yaşamına borçlu olduğunu belirterek eşi Banu hanımın yüküne ortak olduğunu yetişemediği birçok noktada Banu Hanım’ın işleri hallettiğini belirtiyor. Gittiği Libya’da da, geldiği Moskova’da da ailesini hep yanında bulundurmuş.

Rusya’ya geldiği günden bu yana bu ülkenin yükselişine tanıklık ettiğini belirten Yenidoğan,” Bana göre Rusya finans sektöründe ABD’nin 150 yılda geldiği yere 15 yılda geldi. Rusya dünyaya çok hızlı ve çok iyi entegre oldu. Bu insanlar bize çok benziyorlar. Üzüntülerimizi, sevinçlerimizi yaşamamamız çoğu zaman bir birine çok benziyor.”diyor.

Rusya ile çalışacaklara da Rusların kaliteyi arzu ettiğini ve kaliteden ödün vermediklerini belirterek, burada iş yapmak isteyenlerin kesinlikle bunu göz ardı etmemelerini tavsiye ediyor. Ayrıca Türk işadamlarının hayatlarının bir bölümünü mutlaka Rusya’da geçirmesi gerektiğini Rusya pazarı tecrübesinin kendilerine çok şey katacağına inanıyor.

 

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Çok Okunanlar