Takip Edin

Yaşam Öyküleri

Okan Yavaş

Yayınlanma tarihi

-

 

Bu hafta Rusya’dan yaşam öyküleri bölümümüzün konuğu Motor Jeans Rusya Yönetim Kurulu Başkanı Okan Yavaş.

Lisede okuduğu bilgisayar bölümü ve üniversitede okuduğu iktisat bölümünü birleştirerek yaptığı analizlerle Rusya Motor Jeans’te yönetim kurulu başkanlığına kadar yükselen Yavaş, iş hayatına ilk İstanbul Üniversitesi’nde okurken stajyer olarak başladığı Ercan Holding’te, adım atmış. Yavaş, Vakıf Bank’a ait ATM’lerin teknik servisinden sorumlu olarak başladığı iş hayatında iki yıl kadar çalıştıktan sonra buradan İnfotek’e geçer ve burada da aynı işini sürdürür. Üç yıl çalıştıktan sonra Türkiye’de iş dünyasına henüz gözlerini açmış Motor Jeans’le sistem analisti olarak tanışır.

Rusya’ya nasıl geldiniz?

İstanbul’da başladığım Motor Jeans’te sistem analisti olarak kurumsallaşmalarında önemli rol aldım. Alt yapı ve bilgisayar sistemleri ağını kurdum. 1997 yılına kadar bu işte görev aldım. Kurduğumuz sistem işlemeye başlayınca şirket çok memnun kaldı ve sadece yurt dışı ile çalıştığı içinde Rusya’da da aynı sistemi baştan kurmamızı istedi ve beni de dolayısı ile sistemi kurmam için Moskova’ya gönderdi.

Yani 98 krizinin arifesinde geldiniz…

Evet, daha Rusya’yı tanımaya başlamışken krizle karşılaştık. Ama oradan pek zarar görmedik. Çünkü daha yeni yeni bir oluşum gerçekleştiriyorduk. Ben zaten o dönemde bir profesyonel olarak sadece sistem kurup işleyişi organize etmeye çalışıyordum.

Krizi hissetmediniz mi?

Hissetmedik denmez ama ben o dönem daha Rusya’yı yeni öğrenmeye çalışıyordum ve işim dolayısı ile sadece az bir kısmını görüyordum. Ama o dönem gözlemlediğim bir ayrıntı sonraki iş hayatımda da çok etkili oldu. Kriz döneminde firmada bulunan yönetici ağabeylerimin reklamlara önem verip o dönem için büyük reklam projeleri hayata geçirdiler. Bu firma olarak bizi o dönem Rusya’da çok iyi bir puan kazandırdı. Zaten alınan önlemler işe yaramaya başlayınca mağazalaşmaya başladık.

Siz bu süreçte hep işin mutfağında mıydınız?

2000 yılına kadar hep geride kaldım ama Rusya’yı tanıdıkça daha da bağlanıyordum ve aldığım İktisat eğitimi de bana pazarı daha çok hissetmem gerektiğini söylüyordu. Bende o yıl pazarlamaya geçmeye karar verdim. Yöneticilerimde sağ olsunlar bana güveniyorlardı. Ben işe ilk olarak müşteri portföyümüzü inceleyerek başladım. Amacım müşterilerimizi pazar mantığından kurtarmaktı. Yaptığım incelemeler sonrasında çok iyi kapasitede müşterilerimiz olduğunu fakat pazar mantığı ile hareket ettiklerini gördüm. Onlarla uzun uzun toplantılar yapıp sistemleşmelerine ve kurumsallaşmalarına destekte bulundum. Burada en büyük avantajım bilgisayar ve sistem kurmada uzmanlaşmam ve bunu aldığım İktisat eğitimiyle yoğurmam oldu. Zaten üç yıl olmuştu Rusya’da bulunmam. O da benim önümü açtı çünkü artık Rus insanını tanımaya başlamıştım. Zaten ben ilk geldiğim günden bu yana Rusya’da hep Ruslar gibi yaşamaya çalıştım. Hiç bir zaman gurbetçi havasında olmadım.

İş hayatında yükselişiniz nasıl oldu?

2003 yılına kadar müşterileri tanımakla ve onlara bir sistem kazandırıp kurumsulaştırmakla geçirdim. Bu arada bizde iyice oturmuş ve kurumsallaşmış bir şirket olarak müşterilerimize güven veriyorduk. O yıl şirkette genel müdür yardımcı oldum. Yaptığım analizle kurduğum sistem düzgün işlemeye başlayınca 2005’e kadar çok sayıda yeni mağaza açtık ve büyüdük. Rusya’da hatırı sayılır bir şirket olduk ve bende o yıl Rusya’da genel müdür oldum şirketin başına. 2007 yılı sonuna kadarda yeni firmalar kurarak bölgesel olarak Rusya’da alt yapıları hazırladık. Frenchayzing olarak mağaza sayımızı artırdık. 150 tanesi konsept mağaza, 120 tanesi satış noktası olmak üzere 250’nin üzerinde satış ağına ulaştık. Bu arada bende şirketin Rusya Yönetim Kurulu Başkanı oldum. 2008 yılında ise yaşanan ekonomik krizden daha karlı çıkmak için krizi fırsata çevirmeye çalışıyoruz.

Nasıl bir stratejiniz var?

Kriz ortamları bazı imkânlar doğuruyor. Özelikle de dayanamayanlar mecburen küçülmeye çalışıyor. Alışveriş merkezlerinde boş yer bulmak daha doğrusu iyi yer bulmak zor olurken şartlara dayanamayan bırakmak zorunda kalıyor. Yüksek olan kira bedelleri mecburen aşağı iniyor.Bizde bu süreçte mağaza açarak doğru bir fiyat politikasıyla pazardaki payımızı genişletiyoruz.

Krizin başladığından bu yana kaç mağaza açtınız?

Krizin başladığı günden bu yana 22 tane yeni mağaza açılışımız oldu.

Yaklaşık 12 yıldır bulunduğunuz Rusya’da en önemli gözleminiz ne oldu?

Doğru iletişim kurduğunuzda, karşınızda çok sıcak ve cana yakın insanlar buluyorsunuz. Az öncede belirttim benim başarımın altında yatan en büyük etken Rusya’da Rus gibi yaşamaya çalışmam yatıyor. Hiç bir gün Türkiye’den sevdiğim peyniri getirtmeye uğraşmadım burada yerinden bulmaya çalıştım.

 

 

Bu hafta Rusya’dan yaşam öyküleri bölümümüzün konuğu Motor Jeans Rusya Yönetim Kurulu Başkanı Okan Yavaş.

Lisede okuduğu bilgisayar bölümü ve üniversitede okuduğu iktisat bölümünü birleştirerek yaptığı analizlerle Rusya Motor Jeans’te yönetim kurulu başkanlığına kadar yükselen Yavaş, iş hayatına ilk İstanbul Üniversitesi’nde okurken stajyer olarak başladığı Ercan Holding’te, adım atmış. Yavaş, Vakıf Bank’a ait ATM’lerin teknik servisinden sorumlu olarak başladığı iş hayatında iki yıl kadar çalıştıktan sonra buradan İnfotek’e geçer ve burada da aynı işini sürdürür. Üç yıl çalıştıktan sonra Türkiye’de iş dünyasına henüz gözlerini açmış Motor Jeans’le sistem analisti olarak tanışır.

Rusya’ya nasıl geldiniz?

İstanbul’da başladığım Motor Jeans’te sistem analisti olarak kurumsallaşmalarında önemli rol aldım. Alt yapı ve bilgisayar sistemleri ağını kurdum. 1997 yılına kadar bu işte görev aldım. Kurduğumuz sistem işlemeye başlayınca şirket çok memnun kaldı ve sadece yurt dışı ile çalıştığı içinde Rusya’da da aynı sistemi baştan kurmamızı istedi ve beni de dolayısı ile sistemi kurmam için Moskova’ya gönderdi.

Yani 98 krizinin arifesinde geldiniz…

Evet, daha Rusya’yı tanımaya başlamışken krizle karşılaştık. Ama oradan pek zarar görmedik. Çünkü daha yeni yeni bir oluşum gerçekleştiriyorduk. Ben zaten o dönemde bir profesyonel olarak sadece sistem kurup işleyişi organize etmeye çalışıyordum.

Krizi hissetmediniz mi?

Hissetmedik denmez ama ben o dönem daha Rusya’yı yeni öğrenmeye çalışıyordum ve işim dolayısı ile sadece az bir kısmını görüyordum. Ama o dönem gözlemlediğim bir ayrıntı sonraki iş hayatımda da çok etkili oldu. Kriz döneminde firmada bulunan yönetici ağabeylerimin reklamlara önem verip o dönem için büyük reklam projeleri hayata geçirdiler. Bu firma olarak bizi o dönem Rusya’da çok iyi bir puan kazandırdı. Zaten alınan önlemler işe yaramaya başlayınca mağazalaşmaya başladık.

Siz bu süreçte hep işin mutfağında mıydınız?

2000 yılına kadar hep geride kaldım ama Rusya’yı tanıdıkça daha da bağlanıyordum ve aldığım İktisat eğitimi de bana pazarı daha çok hissetmem gerektiğini söylüyordu. Bende o yıl pazarlamaya geçmeye karar verdim. Yöneticilerimde sağ olsunlar bana güveniyorlardı. Ben işe ilk olarak müşteri portföyümüzü inceleyerek başladım. Amacım müşterilerimizi pazar mantığından kurtarmaktı. Yaptığım incelemeler sonrasında çok iyi kapasitede müşterilerimiz olduğunu fakat pazar mantığı ile hareket ettiklerini gördüm. Onlarla uzun uzun toplantılar yapıp sistemleşmelerine ve kurumsallaşmalarına destekte bulundum. Burada en büyük avantajım bilgisayar ve sistem kurmada uzmanlaşmam ve bunu aldığım İktisat eğitimiyle yoğurmam oldu. Zaten üç yıl olmuştu Rusya’da bulunmam. O da benim önümü açtı çünkü artık Rus insanını tanımaya başlamıştım. Zaten ben ilk geldiğim günden bu yana Rusya’da hep Ruslar gibi yaşamaya çalıştım. Hiç bir zaman gurbetçi havasında olmadım.

İş hayatında yükselişiniz nasıl oldu?

2003 yılına kadar müşterileri tanımakla ve onlara bir sistem kazandırıp kurumsulaştırmakla geçirdim. Bu arada bizde iyice oturmuş ve kurumsallaşmış bir şirket olarak müşterilerimize güven veriyorduk. O yıl şirkette genel müdür yardımcı oldum. Yaptığım analizle kurduğum sistem düzgün işlemeye başlayınca 2005’e kadar çok sayıda yeni mağaza açtık ve büyüdük. Rusya’da hatırı sayılır bir şirket olduk ve bende o yıl Rusya’da genel müdür oldum şirketin başına. 2007 yılı sonuna kadarda yeni firmalar kurarak bölgesel olarak Rusya’da alt yapıları hazırladık. Frenchayzing olarak mağaza sayımızı artırdık. 150 tanesi konsept mağaza, 120 tanesi satış noktası olmak üzere 250’nin üzerinde satış ağına ulaştık. Bu arada bende şirketin Rusya Yönetim Kurulu Başkanı oldum. 2008 yılında ise yaşanan ekonomik krizden daha karlı çıkmak için krizi fırsata çevirmeye çalışıyoruz.

Nasıl bir stratejiniz var?

Kriz ortamları bazı imkânlar doğuruyor. Özelikle de dayanamayanlar mecburen küçülmeye çalışıyor. Alışveriş merkezlerinde boş yer bulmak daha doğrusu iyi yer bulmak zor olurken şartlara dayanamayan bırakmak zorunda kalıyor. Yüksek olan kira bedelleri mecburen aşağı iniyor.Bizde bu süreçte mağaza açarak doğru bir fiyat politikasıyla pazardaki payımızı genişletiyoruz.

Krizin başladığından bu yana kaç mağaza açtınız?

Krizin başladığı günden bu yana 22 tane yeni mağaza açılışımız oldu.

Yaklaşık 12 yıldır bulunduğunuz Rusya’da en önemli gözleminiz ne oldu?

Doğru iletişim kurduğunuzda, karşınızda çok sıcak ve cana yakın insanlar buluyorsunuz. Az öncede belirttim benim başarımın altında yatan en büyük etken Rusya’da Rus gibi yaşamaya çalışmam yatıyor. Hiç bir gün Türkiye’den sevdiğim peyniri getirtmeye uğraşmadım burada yerinden bulmaya çalıştım.

Facebook Yorumlar

Yaşam Öyküleri

Mustafa Kuruçay

Yayınlanma tarihi

-

RMK firmasının kurucu ve sahibi Mustafa Kuruçay, Ruslara Türk hamamını tanıtan belki de sevdiren kişilerin başında gelir.

Aile mesleği müteahhitlik olan Kuruçay’ın tercihi de bu meslekten yana olmuş ve ilk olarak Yapı Meslek Lisesi’ni bitirmiş. Devamında Yıldız Teknik Üniversitesi mimarlık bölümünden mezun olmuş. Okurken aynı zamanda da çalışan Kuruçay, Rusya ile tanışmasını şöyle anlatıyor: " Rusya’ya 3–4 aylığına gelmeye karar vermiştim. ENKA ile Buradaki bir projede görevli olarak geldim. Proje 1993’e kadar sürdü, Moskova’dan memnundum. Derken başka bir proje için Kazakistan’a gitmem gerekti, 2 ay kadar orada kaldıktan sonra izin dönüşü Moskova’dan ayrılmak istemeyip yöneticilerimden affımı istedim. ENKA’dan ayrılıp kendi işimi kurdum. Başlarda sadece inşaat firması olarak çalışıyorduk. O dönemde, iş yapan inşaat firması sayılıydı ama iş çoktu, her şeyin önü açıktı. Yaptığımız işlerle çevre edindik, bu bize daha büyük işler getirmeye başladı. Bu arada, Türkiye’de çok sayıda akrabamın tekstil üreticisi olması dolayısıyla tekstil işi ile uğraşmaya başladık. Hiç bilmediğimiz ve istemeyerekte olsa yapmamıza rağmen bu sektörde de epey bir yol aldık ve 1998’de ki krize kadar da bu şekilde devam ettirdik. Fakat krizle birlikte biz de zarara uğradık ve tekstille bağlarımızı koparıp asıl işimiz ile daha çok ilgilenmeye başladık. Krizle birlikte bir geçiş dönemi yaşanmaktaydı, O dönemde bir firmanın hamam isteğine ‘Türk Hamamı yapalım’ teklifi ile gittik. Yaptığımız hamam çok beğenilince birbirlerine tavsiye etmeye başladılar, 1999 yılında Moskova Belediye Başkanı Sayın Lujkov’un evinin hamam ve havuzunu yaptık. Bu arada reklâma çok büyük önem veriyorduk. Birçok sektörel, popüler gazete ve dergilerde reklâmlarımızın yayınlanması bizim birkaç basamak yukarı çıkmamızı sağladı. Bu sayede Rusya’nın en zengin 100 insanının işlerini almaya başladık ve çoğu Milletvekilinin evine Türk hamamı yaptık. Ruslarda zaten popüler olan Hamam işi, kendilerine Türk hamamını gösterdikten sonra daha fazla beğeni kazandı ve bizim sayemizde Rusya’da yeni bir iş imkânı oluşmuş oldu. 2005 yılında havuz ve hamam konusunda uzmanlaşıp sektörde hemen hemen akla gelen ilk firma konumuna oturduk. 2000 yılından bu yana popüler hale gelen Spor kompleksleri ve SPA merkezlerinin hamam ve havuzlarını; birçoğunu, "anahtar teslim" olarak biz yaptık. Son dönemde kendimiz için getirdiğimiz inşaat malzemelerinden satış yapmakla birlikte işimize aydınlatma sistemlerini de ekleyip büyük çapta mağaza ve ofis aydınlatmalarını yapmaya başladık."

Rusların hem kolay hem de çok zor insanlar olduğunu ve onlardan çok şey öğrendiğini söyleyen Kuruçay, " Ruslardan imza atmayı öğrendim. İmza atmadan hiçbir şey yapmıyorum bu bana çok büyük bir artı sağladı. Herkese de tavsiye ederim" diyor.

Rusya’da başarılı olmak için önce burayı özümsemek gerekir diyen Kuruçay, " Gelecek olanlar sakın zengin olup geri döneyim hevesine kapılmasınlar. Burada iş yapıyorsanız anlaşmalarınızda ve işinizde yapmanız gerekenlere mutlaka uymalısınız. Ucuz veya pahalı fark etmez ama fiyat analizi çok önemli. İşinizden zevk alarak çalışırsanız para kendiliğinden gelir" diyor.

 

RMK firmasının kurucu ve sahibi Mustafa Kuruçay, Ruslara Türk hamamını tanıtan belki de sevdiren kişilerin başında gelir.

Aile mesleği müteahhitlik olan Kuruçay’ın tercihi de bu meslekten yana olmuş ve ilk olarak Yapı Meslek Lisesi’ni bitirmiş. Devamında Yıldız Teknik Üniversitesi mimarlık bölümünden mezun olmuş. Okurken aynı zamanda da çalışan Kuruçay, Rusya ile tanışmasını şöyle anlatıyor: " Rusya’ya 3–4 aylığına gelmeye karar vermiştim. ENKA ile Buradaki bir projede görevli olarak geldim. Proje 1993’e kadar sürdü, Moskova’dan memnundum. Derken başka bir proje için Kazakistan’a gitmem gerekti, 2 ay kadar orada kaldıktan sonra izin dönüşü Moskova’dan ayrılmak istemeyip yöneticilerimden affımı istedim. ENKA’dan ayrılıp kendi işimi kurdum. Başlarda sadece inşaat firması olarak çalışıyorduk. O dönemde, iş yapan inşaat firması sayılıydı ama iş çoktu, her şeyin önü açıktı. Yaptığımız işlerle çevre edindik, bu bize daha büyük işler getirmeye başladı. Bu arada, Türkiye’de çok sayıda akrabamın tekstil üreticisi olması dolayısıyla tekstil işi ile uğraşmaya başladık. Hiç bilmediğimiz ve istemeyerekte olsa yapmamıza rağmen bu sektörde de epey bir yol aldık ve 1998’de ki krize kadar da bu şekilde devam ettirdik. Fakat krizle birlikte biz de zarara uğradık ve tekstille bağlarımızı koparıp asıl işimiz ile daha çok ilgilenmeye başladık. Krizle birlikte bir geçiş dönemi yaşanmaktaydı, O dönemde bir firmanın hamam isteğine ‘Türk Hamamı yapalım’ teklifi ile gittik. Yaptığımız hamam çok beğenilince birbirlerine tavsiye etmeye başladılar, 1999 yılında Moskova Belediye Başkanı Sayın Lujkov’un evinin hamam ve havuzunu yaptık. Bu arada reklâma çok büyük önem veriyorduk. Birçok sektörel, popüler gazete ve dergilerde reklâmlarımızın yayınlanması bizim birkaç basamak yukarı çıkmamızı sağladı. Bu sayede Rusya’nın en zengin 100 insanının işlerini almaya başladık ve çoğu Milletvekilinin evine Türk hamamı yaptık. Ruslarda zaten popüler olan Hamam işi, kendilerine Türk hamamını gösterdikten sonra daha fazla beğeni kazandı ve bizim sayemizde Rusya’da yeni bir iş imkânı oluşmuş oldu. 2005 yılında havuz ve hamam konusunda uzmanlaşıp sektörde hemen hemen akla gelen ilk firma konumuna oturduk. 2000 yılından bu yana popüler hale gelen Spor kompleksleri ve SPA merkezlerinin hamam ve havuzlarını; birçoğunu, "anahtar teslim" olarak biz yaptık. Son dönemde kendimiz için getirdiğimiz inşaat malzemelerinden satış yapmakla birlikte işimize aydınlatma sistemlerini de ekleyip büyük çapta mağaza ve ofis aydınlatmalarını yapmaya başladık."

Rusların hem kolay hem de çok zor insanlar olduğunu ve onlardan çok şey öğrendiğini söyleyen Kuruçay, " Ruslardan imza atmayı öğrendim. İmza atmadan hiçbir şey yapmıyorum bu bana çok büyük bir artı sağladı. Herkese de tavsiye ederim" diyor.

Rusya’da başarılı olmak için önce burayı özümsemek gerekir diyen Kuruçay, " Gelecek olanlar sakın zengin olup geri döneyim hevesine kapılmasınlar. Burada iş yapıyorsanız anlaşmalarınızda ve işinizde yapmanız gerekenlere mutlaka uymalısınız. Ucuz veya pahalı fark etmez ama fiyat analizi çok önemli. İşinizden zevk alarak çalışırsanız para kendiliğinden gelir" diyor.

 

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

İlker İncidiş

Yayınlanma tarihi

-

Bu hafta Rusya’dan Yaşam Öyküleri bölümümüzün konuğu Fitex Group’un kurucu ortaklarından İlker İncidiş.

İncidiş, ilk ve ortaokulu doğduğu İstanbul’da okuduktan sonra ticari anlamda maddi durumu iyi olan babası tarafından üniversite okumayacak kaygısıyla Ticaret Lisesi’ne gönderilmiş. Okul bitince de aynen babasının düşündüğü gibi kendi havasına kapılıp üniversite okumayıp arkadaşları ile ülke ülke gezmeye başlamış.

 —Rusya’ya nasıl geldiniz?

Dersler ile ben ayrı tellerden çalıyorduk. Lise bittikten sonra açık öğretim üniversitesini kazandım. Devam zorunluluğu olmayınca da ben Avrupa başta olmak üzere dünyayı gezip göreyim diye gezilere başladım. Benim gibi düşünen birkaç arkadaşım daha vardı. Gittiğimiz yerlerde de epey duruyorduk. Bazen 3 ay bazen bir yıl. En son Moskova’ya geldik. Ama bizi getiren firma istersek öğrenci olarak yurtta barındırabileceğini söyledi. Bizde neden olmasın dedik ve Moskova’da aldık soluğu.

 —Öğrencilik mi yaptınız?

Yurda kaydımız yapılmıştı fakat biz okula gitmiyorduk geziyorduk. O dönem Rusya’da her şeyi bulmak imkânsızdı. Türkiye başta olmak üzere, insanlar Polonya ve Çin’den mallar getirip satıyordu. Bizde bu arada hem takılıyorduk hem de gözlemliyorduk. Derken tanıştığımız bir Rus benim Türk olduğumu öğrenince hemen Türkiye ile ticaret konusunda bilgi almaya çalıştı ve benimle birkaç kez daha görüştükten sonra para vererek Türkiye’den fıstık getirmemi istedi. Bende Türkiye’ye giderek dediğini yaptım ve bir tır fıstık alarak Moskova’ya yolladım. Adam onları sattıktan sonra bana yaklaşık yüzde 40 kar kaldı. Böylece ticarete adım atmış oldum.

 —Rusya’da kalmanızı sağlayan ne oldu?

O dönem herkes talebe göre iş yapıyordu. Fuarlar bile karman çormandı. Gıdada tekstilde her şey bir aradaydı. Burada kalırsam güzel işler yapabileceğimi düşündüm. O dönem insanlar neyi talep ediyorsa tüccarlarda onu satıyordu. Bende o ara gıda işine başladım ve yaklaşık iki yıl gıda işi ile uğraştım. O dönem ticaretten daha çok üretim yapılmalı diye düşünüp bir Rus ortakla naylon poşet üretim tesisi kurduk. Daha sonra tekstilde kullanılan lateks ham maddesini Türkiye ve Malezya’dan getirmeye başladık. Ben ayrıca takım elbisede getirip satıyordum.

 —İyi kazanmaya başlayınca da Rusya’da mı kaldınız?

Tam olarak öyle sayılmaz. Hayatımın en kötü yılı 1997’de beni yakaladı. O ana kadar her şey çok iyi gidiyordu. Bir yıl içerisinde önce babam sonra annem ve dedem derken ailemden tam yedi kişiyi kaybettim. Bunun üzerine işleri bırakıp Türkiye’ye dönmek zorunda kaldım.

Bu sıkıntıları yaşayınca burada kurduğum tüm düzeni bırakmak zorunda kaldım. Türkiye’de ailemin işlerini toparlamak zorundaydım ve temelli döndüm. Yaklaşık iki yıl sonra eski Rus ortağım ve Türkiye’den bir firmanın ısrarıyla tekrar Rusya’ya döndüm. Ama bu sefer bir tekstil firması olan Aycan Tekstil’in mümessili olarak geldim. Türkiye’deki işlerin hepsini kız kardeşime devrettim ve iki yıl sonra tekrar Rusya’ya ticaretin içine döndüm.

 —Tekstile ilk o zaman mı başladınız?

Aslında ailem de tekstil işi ile uğraşıyordu ama ben ilgisizdim. Tekstil işi ile iyice içli dışlı olunca Çin, Pakistan, Hindistan’dan da kumaş getirmeye başladık. İşler büyüyünce de Çin’de kendi ofisimizi kurup oradan işleri yürütüp mallarımızın Rusya’ya akışını hızlandırdık. Derken 2001 yılında Rusya’da dar dokuma tesisi kurduk. Kaluga şehrinde dokuma, Orehovo-Zuevo’da ise örme üretimi yapmaya başladık. 2004 yılına kadar işlerimiz çok iyi bir akışta seyretti. O dönem yaptığımız araştırmada gördük ki Rusya’da 90’lı yıllarda ne getirirsen satarsın dönemi bitti sonları oynuyor. Bizde hemen kaliteye önem verdik ve üretiminin kalitesi yüksek olan ve tekstil işi ile uğraşan herkesin bildiği Gülle Tekstil ile anlaştık. Şu ana kadar gerek ithal ettiğimiz kumaşları gerekse ürettiğimiz malları piyasaya veriyoruz. Fabrikanın bulunduğu binalar dâhil olmak üzere tamamı kendimizin. Hem ithal ettiğimiz hemse ürettiğimiz malları Moskova’da ki iki ana depomuz da birde İvanova Bölgesi’nde ki bir üçüncü depodan tüm Rusya’ya dağıtımını sağlıyoruz.

 —Uzun yıllardır Rusya’da iş yapan birisi olarak, Rusya’da iş yapmak isteyenlere tavsiyeleriniz neler?

Öncelikle burada iş yapacak iseniz, hangi alanda olursa olsun, kuracağınız şirket ve satacağınız ürün konusunda tüm detayları inceleyin. Satışınızın önüne çıkabilecek tüm sorunların detaylarını önceden öğrenin. Alt yapı sisteminiz güçlü olsun. Yapacağınız kontratları mutlaka okuyun ve anlayın. Burada iş yapacaksanız mutlaka kendi çocuklarınıza devredecek gibi bir yapıyla hazırlayın. Burada hala rekabet tam anlamıyla başlayabilmiş değil. Rusya’da daha kaliteli malların satışı yeni yeni başlıyor. Buraya kalite getirin ve Rusları da kalkındıracak işlere imza atın.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

Nerdun Hacıoğlu

Yayınlanma tarihi

-

Hürriyet gazetesi Moskova temsilcisi Nerdun Hacıoğlu Rusya’ya gelen ilk Türk gazetecilerimizden. Hacıoğlu, Bulgaristan doğumlu. İlkokulu Bulgaristan’da okuduktan sonra anayurda dönen ailesi ile birlikte O da İstanbul’a gelir. Orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamladıktan sonra kendi deyimiyle maceracı ruhu onu üniversite okumaya yurt dışında arayışa iter. Zaten doğuştan aşina olduğu Slav dilleri onu eski Yugoslavya’nın bir parçası olan Makedonya’da gazetecilik konusunda üniversite okumaya iter. Zaten Hürriyet gazetesi genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök de bir yazısında Hacıoğlu’nu anlatırken, “Nerdun, Bulgaristan doğumlu, çok iyi Rusça, Bulgarca ve Sırpça bilen bir arkadaşımız. Sarı saçları, ince yüzü ve açık renk gözleri ile bir Türk’ten çok Slav’ı andırır.” Diyor.

Hacıoğlu, “Üsküp’te okurken adeta bir haber merkezinde gibiydim. O kadar çok gelişme oluyordu ki her gün yaşayarak meslekte pişiyordum. Okurken gazetecilikte yapmaya başlamıştım. O zamanların çok popüler olan Güneş gazetesine haber yolluyordum. Bildiğim yabancı diller nedeni ile o dönem Balkanlarda da meydana gelen karışıklıklar aktarmam üzerine ‘Balkanlar muhabiri’ gibi olmayan bir terim geliştirildi benim için.” Diyor.

Hacıoğlu’nu Rusya’ya getiren olay da bir o kadar ilginç. Balkan ülkelerinin Belgrat’ta olan bir toplantısına Güneş gazetesinden gelen arkadaşlarına yardımcı olmak için Üsküp’ten Belgrat’a geçer. Burada tanıştığı Anadolu Ajansı dış haberler temsilcisi ve birçok siyasetçinin bulunduğu bir ortamda toplantı ile ilgili bir öngörüsünü söyler. Ve ertesi gün bu öngörüsü aynen gerçekleşince bölgeyi en iyi tanıyanlardan birisi olarak kendisine Anadolu Ajansı’ndan “Rusya’da yeni bir yapılanma başlatıyoruz ve bunu gerçekleştirecek birisini arıyoruz. Bizimle bu yola çıkar mısın?” teklifi gelir.

Hacıoğlu bu teklife uzun bir süre sonra yanıt verebilmiş. ” Okulum biter bitmez Ankara’ya döndüm ve Anadolu Ajansı Dış Haberler sorumlusunu buldum. Sonuç olarak 1989 Şubat ayında Moskova’ya ayak bastım. Benim dışımda Moskova’da Türk gazeteci olarak sadece Milliyet Moskova temsilcisi vardı. Anadolu Ajansında yapılanmayı kurup işleri rayına oturttuktan bir yıl sonrada bugün hâlâ da çalıştığım Hürriyet gazetesine geçtim. O zaman ki ofisim parlamento binasının tam karşısında Ukrayna otelinin yanında idi. Bu yüzden 1991 ve 1993 deki darbelere ilk tanık olanlardan birisi oldum. Hatta 1991 ayaklanmasında gürültüyle uyanıp pencereyi açtığımda belki de olayı ilk gören yabancı basın mensubu da ben olmuştum. Rusya’da ki birçok olayın direk tanığı olarak haberlerini yapıp Türkiye’ye geçiyordum. Bir nevi bu ülkenin dışardan gelişimini an be an tanığı olan birkaç yabancıdan birisiyim.” Diyor.

Türk ve Rus iş dünyasının atılan ortaklıkların da ilklerine tanıklık eden Hacıoğlu, İlk zamanlarda oluşan karışıklık ve fırsatlar döneminde doğru zamanda doğru kişilerle iş yapanların bugün inanılmaz noktalarda olduğunun da altını çiziyor. Rusya’da birçok kişinin ilgili ilgisiz birçok iş alanında ticarete atılmasına rağmen ticaretin kendisini cezp etmediğini ve sadece sevdiği meslek olan gazetecilik görevini yerine getirmeye çalıştığını belirtiyor. Başarıya giden yol nedir? diye sorduğumuzda, “Ticaretten pek anlamam ama bugüne kadar edindiğim gözlemlerime göre başarı için mutlaka bu bölgeyi iyi tanımak ve de Ruslar ile birlikte çalışmak şart diyebilirim.” diyor.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Çok Okunanlar