Takip Edin
gazetem

Yaşam Öyküleri

Nuran Aydın

Yayınlanma tarihi

-

Gazetem’in “Rusya’dan Yaşam Öyküleri”  bölümünün bu sayıdaki konuğu Moskova Türk Kadınları Organizasyonu’nun (MTKO)  Başkanı Nuran Aydın oldu. 


20 yıldır Moskova’da yaşayan ve çoğu Türk kadınına örnek olacak pek çok başarıya imza atan Nuran Aydın’ın yaşam öyküsünü sizlerle paylaşacağız. Eğitimden, lobiciliğe, inşaat sektöründen, tekstil sektörüne kadar pek çok konuda başarılı işlere imza atan Aydın, aynı zamanda iyi bir anne ve iyi bir eş. Artvin’in Şavşat ilçesinde doğan Aydın, öğretmen babasının görev değişiklikleriyle ilk ve orta eğitimini, Rize, Samsun, Konya ve Sakarya’da tamamlar. Aydın, Ankara Üniversitesi Eğitim Psikolojisi Fakültesini kazanmasına karşın yurt olmayınca okuyamaz ve babasının da isteğiyle 1985 yılında Sakarya Nüfus Dairesi’nde Veri Hazırlama Kontrol Memuru olarak işe başlar. 

1989 da evlenen ve 1990 da kız çocuk annesi olan Nuran Aydın’ın eşi ENKA’nın daveti üzerine Rusya’ya gider. Daha sonra tatil için Moskova’ya giden Aydın, o dönemde yaşanan iç karışıklıkta parlamentonun bombalanışına da tanıklık eder ve o süreci burada yaşar. 

Eşinin “İstifa et gel” baskılarına dayanamayarak Moskova’ya gelen Nuran Aydın o günleri şöyle anlatıyor:
“ Eşim telefonda O günlerde Aşkın Nur Yengi’nin seslendirdiği (Hadi gel gel gel yoksa aşk biter) şarkısını dinletip kapatmaya başlayınca ben de kalbimin sesini (hem de mantığımın tabii ki) dinleyip geldim. Asla da pişmanlık duymadım. Bir ahbabımızın kızını ziyaret için üniversiteye gittiğimizde burada üniversite okumaya gelip namüsait şartlarda perişan olan öğrencileri gören eşim içimde kalan okuma arzusunu da bildiği için ‘Sen de okumayı düşünmez misin’ deyince hayatımın dönüm noktası oldu benim için.”

Moskova’ya eşinin işi dolayısıyla 20 yıl önce gelen Nuran Aydın, çoğu Türk’ün zorlandığı Rusça sorununu geldiği yıllarda aşmak için Halkların Kardeşliği Üniversitesi’nde Rus Dili Edebiyatı okumaya başlar. Aldığı lisans eğitimi ile yetinmeyerek, Maksim Gorki Enstitüsü’nde  Rusça üzerine “Edebi Çeviri” dalında mastır yapan Aydın, “Rusya’ya uyum sağlamanın birinci adımı dil sorununu çözmek. Dil sorunu çözüldüğü takdirde yaşadığınız yere uyum süreciniz daha kısa sürede gerçekleşir. Bunu sadece Rusça ve Rusya olarak düşünmemek gerekir. Dünyanın neresine giderseniz gidin, yaşadığınız ülkenin dilini öğrenirseniz, kendinize olan özgüveniniz artar. Bu özgüven duygusuyla sosyalleşme süreciniz de en aza iner” diyor.

RUSLARA TÜRKÇE DERSLERİ VERDİ
Öğrendiği Rusça sayesinde soysal ve kültürel çevresinin büyüdüğünü dile getiren Aydın, o süreci de şöyle anlatıyor:
“ Rusçayı öğrendikten sonra, dil konusu üzerinde çeşitli çalışmalarım oldu. Burada yaşayan Ruslara Türkçe öğretmeye başladım. Zaten onlardan da büyük bir talep geliyordu. Kimi Türk firmalarında çalışmak için, kimi  Rus kadınları Türklerle yuva kurma yolunda oldukları için Türkçe öğrenmek istiyordu. Kendi ofisimizde toplanıyorduk. Geleneksel kurslardan farklı olarak hem gramer öğreniyor hem de çaylı kahveli sohbet ortamında Türk kültürünü öğrenerek pratik yapma şansını yakalıyorlardı. Uzun bir süre  bu kurslara devam ettik. Ancak gelen talepler ya akşam saatlerinde ya da hafta sonları olunca  bu yoğun tempoda eşime ve çocuklarıma çok fazla zaman ayıramadığımdan dolayı yavaş yavaş kurs verme işini bıraktım. Ama orada kurduğumuz sıcacık dostluklar hala devam ediyor arada bir eski öğrencilerimle mutlaka evde veya dışarda toplanıyoruz. 1995 yılından beri Moskova Üniversitesi’nde misafir öğretmen olarak verdiğim Türkçe derslerime ise devam ediyorum.”  

Nuran Aydın, 1995 yılında Moskova’da yaşayan Türk kadınlarını bir araya getirmek için  kurulan  Moskova Türk Kadınları Organizasyonu’nun (MTKO)  kurucu üyeleri arasında da yer alır. Aydın, organizasyonun amaçlarını ise, “ Çocuklarımıza milli değerler ve duyguların verilmesine yönelik faaliyetler oluşturulmak, lobi faaliyetlerine destek olmak, çağdaş Türk kadınını bulunduğumuz ülkede  temsil etmek ve yardım faaliyetlerinde bulunmak” olarak sıralıyor. 

Aydın, 2006 yılında yaptıkları yardım balosunu dönemin Moskova Büyükelçisi Kurtuluş Taşkent’in isteği üzerine “Cumhuriyet Balosu” olarak üç yıldır artık geleneksel hale getirdiklerini de söylüyor.      
  
2003 yılından beri içinde kesintisiz yer aldığı MTKO Çocuk Kulübü’nü de çok önemsediğini ifade eden Aydın, gönüllülük esasına göre çalışılan Çocuk Kulübü’nün bu yıl öğretmenlerin önemli bir bölümünün Türkiye’ye dönmesi ve yeni öğretmelerin bulunamaması nedeniyle henüz faaliyetlerine başlayamadığından yakınıyor. 

20 yıl boyunca Moskova’da gerek bireysel anlamda gerekse MTKO kuruluş aşamalarında RTİB ve RUTAM gibi birlik ve organizasyonlar  sayesinde lobicilik faaliyetlerinde yer aldığını da söyleyen Aydın,  onu ise şöyle anlatıyor:
“ Burada yaşarken Türk kültürünün özelliklerini çevremizdeki yabancıları da anlatmamız gerekiyor. Sadece kendi kültürümüz içinde kalmamalıyız. Moskova’da  yaşarken çevremizde meydana gelen  değişimlere ve yeniliklere açık olmalıyız. İletişime açık olunduğu takdirde, Rus vatandaşlarla da güzel dostluklar edinilebilecektir. Ön yargılardan mutlaka aranılması gerekir. 

Birçoğumuzun yurtdışına çıkış nedenine bakarsanız çocuklarımıza iyi bir gelecek sunmak, iyi bir eğitim vermek en ilk sıralarda yer alır. Biz yabancı ülkelerde yaşayan ailelerin çocukları farklı diller farklı kültürler öğrendikleri için birer dünya vatandaşı oldukları için aslında şanslılar. Ancak, çocuklarımız yükseköğretim çağına geldiklerinde tercihlerini kendi ülkelerinde okumaktan yana kullandıklarında veya henüz ilk ve orta öğretimlerini tamamlayamadan ara sınıflarda ülkelerine dönmek zorunda kaldıklarında Türkçe eğitimleri ciddi  sorun oluyor. Bu işin artık devlet eliyle çözüme kavuşturulması gerektiğine inanıyorum. Fakat 1994 yılından beri farklı platformlarda gündeme getirmemize ve konuyu doğrudan Sayın Başbakan Erdoğan’a iletmemize rağmen hala çocuklarımızın Türkçe eğitimlerine çözüm bulabilmiş değiliz. Çalışmalarımız artık günbegün basına ve sosyal paylaşım sitelerine yansımıyor olması bu işten vazgeçildiği anlamı taşımasın. Sonuç alıncaya kadar işin takipçisi olmaya ve her platformda da dile getirmeye devam edeceğiz. Şu anda farklı bir çalışma içerisinde yürütüyoruz.  

“RESMİ TÜRK OKULU ŞART”
Burada resmi bir Türk Okulu açmak için çok ciddi gerekçelerimiz olduğuna inanıyoruz. Son 20 yıldır görüp gözlemlediğim  sadece bir kaç yıllığına gelen yüzlerce aile var. Çok daha vahimi ise sadece Türk Okulu olmadığı gerekçesiyle getirilmeyen aileler veya okul çağına geldi hadi siz artık dönün deyip bölünen parçalanan aileler. Deneyim ve gözlemlerime dayanarak rahatlıkla söyleyebilirim ki en gerçekçi ve en kolay çözüm elçilik bünyesinde resmi bir  Türk okulu açmaktır. 

Elimizdeki tüm verileri Dışişleri Bakanlığı’nın talepleri üzerine kendilerine ilettik. Gerek Sayın Bakan Zafer Çağlayan ve Sayın Dışişleri Bakanı Davutoğlu’ndan gerekse Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bizzat kendilerinden  Rus hükümeti ile görüşüp arsa veya bina konusunu  halletmeleri halinde okulun işletme giderlerinin veli  ve sponsorlarımızca karşılanacağını ve bu konuda devreye girmelerini özellikle ifade ettik. Çalışmalarımız da bekleyişimiz de  sürüyor.”
 
DEKORASYON İLGİSİ
İnşaat sektöründe aslında her kadının dekorasyona duyduğu ilginin ötesinde bir ilgi ve bilgisinin olmadığını ifade eden Nuran Aydın, sadece Rusçayı ve Rusya’yı iyi biliyor olmasından dolayı eşinin ısrarları üzerine kendi firmaları İmedi İnşaat’ta destek olmaya çalıştığını da aktardı. 

MOSKOVA, DERYA DENİZ
Hanımların Rusya’ya gelmekten asla korkmaması gerektiğini de ifade eden Aydın, “ Burada yaşanacak hiçbir sıkıntı, eşlerin ayrı kalmasından, çocukların babaları hayatta iken onlardan yoksun büyümelerinden daha olumsuz olamaz” diyor.

Moskova’yı “ Almak isteyen için derya deniz” olarak tanımlayan Nuran Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:
“ Herkesin mutlaka kendine yakın bulacağı bir şeyler vardır. Sadece az da olsa Rusça öğrenmek için çaba sarf ederlerse kendi işlerini rahatlıkla gördüklerinde eşlerinin yoğun iş yükünü hafifletmiş olurlar. Ve en önemlisi de çok fazla yabancı ülkede bulunmayan bir kadın dayanışması var.
Moskova Türk kadınları Organizasyonu tüm hanımları ihtiyaç duydukları anda kucaklamaya daima hazır. Ancak sadece kendi içimizde görüşürsek dil öğrenme sürecimizi olumsuz etkileriz. Ruslar ile iletişime gireceğimiz ortamlar yaratmak için çaba sarf etmeliyiz. Aslında sıcak kanlı ve gerçekten iletişime açık insanlar. Özellikle babuşkalarla edilen sohbetlerin keyfi bambaşka.” 

Gazetem’in “Rusya’dan Yaşam Öyküleri”  bölümünün bu sayıdaki konuğu Moskova Türk Kadınları Organizasyonu’nun (MTKO)  Başkanı Nuran Aydın oldu. 


20 yıldır Moskova’da yaşayan ve çoğu Türk kadınına örnek olacak pek çok başarıya imza atan Nuran Aydın’ın yaşam öyküsünü sizlerle paylaşacağız. Eğitimden, lobiciliğe, inşaat sektöründen, tekstil sektörüne kadar pek çok konuda başarılı işlere imza atan Aydın, aynı zamanda iyi bir anne ve iyi bir eş. Artvin’in Şavşat ilçesinde doğan Aydın, öğretmen babasının görev değişiklikleriyle ilk ve orta eğitimini, Rize, Samsun, Konya ve Sakarya’da tamamlar. Aydın, Ankara Üniversitesi Eğitim Psikolojisi Fakültesini kazanmasına karşın yurt olmayınca okuyamaz ve babasının da isteğiyle 1985 yılında Sakarya Nüfus Dairesi’nde Veri Hazırlama Kontrol Memuru olarak işe başlar. 

1989 da evlenen ve 1990 da kız çocuk annesi olan Nuran Aydın’ın eşi ENKA’nın daveti üzerine Rusya’ya gider. Daha sonra tatil için Moskova’ya giden Aydın, o dönemde yaşanan iç karışıklıkta parlamentonun bombalanışına da tanıklık eder ve o süreci burada yaşar. 

Eşinin “İstifa et gel” baskılarına dayanamayarak Moskova’ya gelen Nuran Aydın o günleri şöyle anlatıyor:
“ Eşim telefonda O günlerde Aşkın Nur Yengi’nin seslendirdiği (Hadi gel gel gel yoksa aşk biter) şarkısını dinletip kapatmaya başlayınca ben de kalbimin sesini (hem de mantığımın tabii ki) dinleyip geldim. Asla da pişmanlık duymadım. Bir ahbabımızın kızını ziyaret için üniversiteye gittiğimizde burada üniversite okumaya gelip namüsait şartlarda perişan olan öğrencileri gören eşim içimde kalan okuma arzusunu da bildiği için ‘Sen de okumayı düşünmez misin’ deyince hayatımın dönüm noktası oldu benim için.”

Moskova’ya eşinin işi dolayısıyla 20 yıl önce gelen Nuran Aydın, çoğu Türk’ün zorlandığı Rusça sorununu geldiği yıllarda aşmak için Halkların Kardeşliği Üniversitesi’nde Rus Dili Edebiyatı okumaya başlar. Aldığı lisans eğitimi ile yetinmeyerek, Maksim Gorki Enstitüsü’nde  Rusça üzerine “Edebi Çeviri” dalında mastır yapan Aydın, “Rusya’ya uyum sağlamanın birinci adımı dil sorununu çözmek. Dil sorunu çözüldüğü takdirde yaşadığınız yere uyum süreciniz daha kısa sürede gerçekleşir. Bunu sadece Rusça ve Rusya olarak düşünmemek gerekir. Dünyanın neresine giderseniz gidin, yaşadığınız ülkenin dilini öğrenirseniz, kendinize olan özgüveniniz artar. Bu özgüven duygusuyla sosyalleşme süreciniz de en aza iner” diyor.

RUSLARA TÜRKÇE DERSLERİ VERDİ
Öğrendiği Rusça sayesinde soysal ve kültürel çevresinin büyüdüğünü dile getiren Aydın, o süreci de şöyle anlatıyor:
“ Rusçayı öğrendikten sonra, dil konusu üzerinde çeşitli çalışmalarım oldu. Burada yaşayan Ruslara Türkçe öğretmeye başladım. Zaten onlardan da büyük bir talep geliyordu. Kimi Türk firmalarında çalışmak için, kimi  Rus kadınları Türklerle yuva kurma yolunda oldukları için Türkçe öğrenmek istiyordu. Kendi ofisimizde toplanıyorduk. Geleneksel kurslardan farklı olarak hem gramer öğreniyor hem de çaylı kahveli sohbet ortamında Türk kültürünü öğrenerek pratik yapma şansını yakalıyorlardı. Uzun bir süre  bu kurslara devam ettik. Ancak gelen talepler ya akşam saatlerinde ya da hafta sonları olunca  bu yoğun tempoda eşime ve çocuklarıma çok fazla zaman ayıramadığımdan dolayı yavaş yavaş kurs verme işini bıraktım. Ama orada kurduğumuz sıcacık dostluklar hala devam ediyor arada bir eski öğrencilerimle mutlaka evde veya dışarda toplanıyoruz. 1995 yılından beri Moskova Üniversitesi’nde misafir öğretmen olarak verdiğim Türkçe derslerime ise devam ediyorum.”  

Nuran Aydın, 1995 yılında Moskova’da yaşayan Türk kadınlarını bir araya getirmek için  kurulan  Moskova Türk Kadınları Organizasyonu’nun (MTKO)  kurucu üyeleri arasında da yer alır. Aydın, organizasyonun amaçlarını ise, “ Çocuklarımıza milli değerler ve duyguların verilmesine yönelik faaliyetler oluşturulmak, lobi faaliyetlerine destek olmak, çağdaş Türk kadınını bulunduğumuz ülkede  temsil etmek ve yardım faaliyetlerinde bulunmak” olarak sıralıyor. 

Aydın, 2006 yılında yaptıkları yardım balosunu dönemin Moskova Büyükelçisi Kurtuluş Taşkent’in isteği üzerine “Cumhuriyet Balosu” olarak üç yıldır artık geleneksel hale getirdiklerini de söylüyor.      
  
2003 yılından beri içinde kesintisiz yer aldığı MTKO Çocuk Kulübü’nü de çok önemsediğini ifade eden Aydın, gönüllülük esasına göre çalışılan Çocuk Kulübü’nün bu yıl öğretmenlerin önemli bir bölümünün Türkiye’ye dönmesi ve yeni öğretmelerin bulunamaması nedeniyle henüz faaliyetlerine başlayamadığından yakınıyor. 

20 yıl boyunca Moskova’da gerek bireysel anlamda gerekse MTKO kuruluş aşamalarında RTİB ve RUTAM gibi birlik ve organizasyonlar  sayesinde lobicilik faaliyetlerinde yer aldığını da söyleyen Aydın,  onu ise şöyle anlatıyor:
“ Burada yaşarken Türk kültürünün özelliklerini çevremizdeki yabancıları da anlatmamız gerekiyor. Sadece kendi kültürümüz içinde kalmamalıyız. Moskova’da  yaşarken çevremizde meydana gelen  değişimlere ve yeniliklere açık olmalıyız. İletişime açık olunduğu takdirde, Rus vatandaşlarla da güzel dostluklar edinilebilecektir. Ön yargılardan mutlaka aranılması gerekir. 

Birçoğumuzun yurtdışına çıkış nedenine bakarsanız çocuklarımıza iyi bir gelecek sunmak, iyi bir eğitim vermek en ilk sıralarda yer alır. Biz yabancı ülkelerde yaşayan ailelerin çocukları farklı diller farklı kültürler öğrendikleri için birer dünya vatandaşı oldukları için aslında şanslılar. Ancak, çocuklarımız yükseköğretim çağına geldiklerinde tercihlerini kendi ülkelerinde okumaktan yana kullandıklarında veya henüz ilk ve orta öğretimlerini tamamlayamadan ara sınıflarda ülkelerine dönmek zorunda kaldıklarında Türkçe eğitimleri ciddi  sorun oluyor. Bu işin artık devlet eliyle çözüme kavuşturulması gerektiğine inanıyorum. Fakat 1994 yılından beri farklı platformlarda gündeme getirmemize ve konuyu doğrudan Sayın Başbakan Erdoğan’a iletmemize rağmen hala çocuklarımızın Türkçe eğitimlerine çözüm bulabilmiş değiliz. Çalışmalarımız artık günbegün basına ve sosyal paylaşım sitelerine yansımıyor olması bu işten vazgeçildiği anlamı taşımasın. Sonuç alıncaya kadar işin takipçisi olmaya ve her platformda da dile getirmeye devam edeceğiz. Şu anda farklı bir çalışma içerisinde yürütüyoruz.  

“RESMİ TÜRK OKULU ŞART”
Burada resmi bir Türk Okulu açmak için çok ciddi gerekçelerimiz olduğuna inanıyoruz. Son 20 yıldır görüp gözlemlediğim  sadece bir kaç yıllığına gelen yüzlerce aile var. Çok daha vahimi ise sadece Türk Okulu olmadığı gerekçesiyle getirilmeyen aileler veya okul çağına geldi hadi siz artık dönün deyip bölünen parçalanan aileler. Deneyim ve gözlemlerime dayanarak rahatlıkla söyleyebilirim ki en gerçekçi ve en kolay çözüm elçilik bünyesinde resmi bir  Türk okulu açmaktır. 

Elimizdeki tüm verileri Dışişleri Bakanlığı’nın talepleri üzerine kendilerine ilettik. Gerek Sayın Bakan Zafer Çağlayan ve Sayın Dışişleri Bakanı Davutoğlu’ndan gerekse Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bizzat kendilerinden  Rus hükümeti ile görüşüp arsa veya bina konusunu  halletmeleri halinde okulun işletme giderlerinin veli  ve sponsorlarımızca karşılanacağını ve bu konuda devreye girmelerini özellikle ifade ettik. Çalışmalarımız da bekleyişimiz de  sürüyor.”
 
DEKORASYON İLGİSİ
İnşaat sektöründe aslında her kadının dekorasyona duyduğu ilginin ötesinde bir ilgi ve bilgisinin olmadığını ifade eden Nuran Aydın, sadece Rusçayı ve Rusya’yı iyi biliyor olmasından dolayı eşinin ısrarları üzerine kendi firmaları İmedi İnşaat’ta destek olmaya çalıştığını da aktardı. 

MOSKOVA, DERYA DENİZ
Hanımların Rusya’ya gelmekten asla korkmaması gerektiğini de ifade eden Aydın, “ Burada yaşanacak hiçbir sıkıntı, eşlerin ayrı kalmasından, çocukların babaları hayatta iken onlardan yoksun büyümelerinden daha olumsuz olamaz” diyor.

Moskova’yı “ Almak isteyen için derya deniz” olarak tanımlayan Nuran Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:
“ Herkesin mutlaka kendine yakın bulacağı bir şeyler vardır. Sadece az da olsa Rusça öğrenmek için çaba sarf ederlerse kendi işlerini rahatlıkla gördüklerinde eşlerinin yoğun iş yükünü hafifletmiş olurlar. Ve en önemlisi de çok fazla yabancı ülkede bulunmayan bir kadın dayanışması var.
Moskova Türk kadınları Organizasyonu tüm hanımları ihtiyaç duydukları anda kucaklamaya daima hazır. Ancak sadece kendi içimizde görüşürsek dil öğrenme sürecimizi olumsuz etkileriz. Ruslar ile iletişime gireceğimiz ortamlar yaratmak için çaba sarf etmeliyiz. Aslında sıcak kanlı ve gerçekten iletişime açık insanlar. Özellikle babuşkalarla edilen sohbetlerin keyfi bambaşka.” 
Facebook Yorumlar

Yaşam Öyküleri

Mustafa Kuruçay

Yayınlanma tarihi

-

RMK firmasının kurucu ve sahibi Mustafa Kuruçay, Ruslara Türk hamamını tanıtan belki de sevdiren kişilerin başında gelir.

Aile mesleği müteahhitlik olan Kuruçay’ın tercihi de bu meslekten yana olmuş ve ilk olarak Yapı Meslek Lisesi’ni bitirmiş. Devamında Yıldız Teknik Üniversitesi mimarlık bölümünden mezun olmuş. Okurken aynı zamanda da çalışan Kuruçay, Rusya ile tanışmasını şöyle anlatıyor: " Rusya’ya 3–4 aylığına gelmeye karar vermiştim. ENKA ile Buradaki bir projede görevli olarak geldim. Proje 1993’e kadar sürdü, Moskova’dan memnundum. Derken başka bir proje için Kazakistan’a gitmem gerekti, 2 ay kadar orada kaldıktan sonra izin dönüşü Moskova’dan ayrılmak istemeyip yöneticilerimden affımı istedim. ENKA’dan ayrılıp kendi işimi kurdum. Başlarda sadece inşaat firması olarak çalışıyorduk. O dönemde, iş yapan inşaat firması sayılıydı ama iş çoktu, her şeyin önü açıktı. Yaptığımız işlerle çevre edindik, bu bize daha büyük işler getirmeye başladı. Bu arada, Türkiye’de çok sayıda akrabamın tekstil üreticisi olması dolayısıyla tekstil işi ile uğraşmaya başladık. Hiç bilmediğimiz ve istemeyerekte olsa yapmamıza rağmen bu sektörde de epey bir yol aldık ve 1998’de ki krize kadar da bu şekilde devam ettirdik. Fakat krizle birlikte biz de zarara uğradık ve tekstille bağlarımızı koparıp asıl işimiz ile daha çok ilgilenmeye başladık. Krizle birlikte bir geçiş dönemi yaşanmaktaydı, O dönemde bir firmanın hamam isteğine ‘Türk Hamamı yapalım’ teklifi ile gittik. Yaptığımız hamam çok beğenilince birbirlerine tavsiye etmeye başladılar, 1999 yılında Moskova Belediye Başkanı Sayın Lujkov’un evinin hamam ve havuzunu yaptık. Bu arada reklâma çok büyük önem veriyorduk. Birçok sektörel, popüler gazete ve dergilerde reklâmlarımızın yayınlanması bizim birkaç basamak yukarı çıkmamızı sağladı. Bu sayede Rusya’nın en zengin 100 insanının işlerini almaya başladık ve çoğu Milletvekilinin evine Türk hamamı yaptık. Ruslarda zaten popüler olan Hamam işi, kendilerine Türk hamamını gösterdikten sonra daha fazla beğeni kazandı ve bizim sayemizde Rusya’da yeni bir iş imkânı oluşmuş oldu. 2005 yılında havuz ve hamam konusunda uzmanlaşıp sektörde hemen hemen akla gelen ilk firma konumuna oturduk. 2000 yılından bu yana popüler hale gelen Spor kompleksleri ve SPA merkezlerinin hamam ve havuzlarını; birçoğunu, "anahtar teslim" olarak biz yaptık. Son dönemde kendimiz için getirdiğimiz inşaat malzemelerinden satış yapmakla birlikte işimize aydınlatma sistemlerini de ekleyip büyük çapta mağaza ve ofis aydınlatmalarını yapmaya başladık."

Rusların hem kolay hem de çok zor insanlar olduğunu ve onlardan çok şey öğrendiğini söyleyen Kuruçay, " Ruslardan imza atmayı öğrendim. İmza atmadan hiçbir şey yapmıyorum bu bana çok büyük bir artı sağladı. Herkese de tavsiye ederim" diyor.

Rusya’da başarılı olmak için önce burayı özümsemek gerekir diyen Kuruçay, " Gelecek olanlar sakın zengin olup geri döneyim hevesine kapılmasınlar. Burada iş yapıyorsanız anlaşmalarınızda ve işinizde yapmanız gerekenlere mutlaka uymalısınız. Ucuz veya pahalı fark etmez ama fiyat analizi çok önemli. İşinizden zevk alarak çalışırsanız para kendiliğinden gelir" diyor.

 

RMK firmasının kurucu ve sahibi Mustafa Kuruçay, Ruslara Türk hamamını tanıtan belki de sevdiren kişilerin başında gelir.

Aile mesleği müteahhitlik olan Kuruçay’ın tercihi de bu meslekten yana olmuş ve ilk olarak Yapı Meslek Lisesi’ni bitirmiş. Devamında Yıldız Teknik Üniversitesi mimarlık bölümünden mezun olmuş. Okurken aynı zamanda da çalışan Kuruçay, Rusya ile tanışmasını şöyle anlatıyor: " Rusya’ya 3–4 aylığına gelmeye karar vermiştim. ENKA ile Buradaki bir projede görevli olarak geldim. Proje 1993’e kadar sürdü, Moskova’dan memnundum. Derken başka bir proje için Kazakistan’a gitmem gerekti, 2 ay kadar orada kaldıktan sonra izin dönüşü Moskova’dan ayrılmak istemeyip yöneticilerimden affımı istedim. ENKA’dan ayrılıp kendi işimi kurdum. Başlarda sadece inşaat firması olarak çalışıyorduk. O dönemde, iş yapan inşaat firması sayılıydı ama iş çoktu, her şeyin önü açıktı. Yaptığımız işlerle çevre edindik, bu bize daha büyük işler getirmeye başladı. Bu arada, Türkiye’de çok sayıda akrabamın tekstil üreticisi olması dolayısıyla tekstil işi ile uğraşmaya başladık. Hiç bilmediğimiz ve istemeyerekte olsa yapmamıza rağmen bu sektörde de epey bir yol aldık ve 1998’de ki krize kadar da bu şekilde devam ettirdik. Fakat krizle birlikte biz de zarara uğradık ve tekstille bağlarımızı koparıp asıl işimiz ile daha çok ilgilenmeye başladık. Krizle birlikte bir geçiş dönemi yaşanmaktaydı, O dönemde bir firmanın hamam isteğine ‘Türk Hamamı yapalım’ teklifi ile gittik. Yaptığımız hamam çok beğenilince birbirlerine tavsiye etmeye başladılar, 1999 yılında Moskova Belediye Başkanı Sayın Lujkov’un evinin hamam ve havuzunu yaptık. Bu arada reklâma çok büyük önem veriyorduk. Birçok sektörel, popüler gazete ve dergilerde reklâmlarımızın yayınlanması bizim birkaç basamak yukarı çıkmamızı sağladı. Bu sayede Rusya’nın en zengin 100 insanının işlerini almaya başladık ve çoğu Milletvekilinin evine Türk hamamı yaptık. Ruslarda zaten popüler olan Hamam işi, kendilerine Türk hamamını gösterdikten sonra daha fazla beğeni kazandı ve bizim sayemizde Rusya’da yeni bir iş imkânı oluşmuş oldu. 2005 yılında havuz ve hamam konusunda uzmanlaşıp sektörde hemen hemen akla gelen ilk firma konumuna oturduk. 2000 yılından bu yana popüler hale gelen Spor kompleksleri ve SPA merkezlerinin hamam ve havuzlarını; birçoğunu, "anahtar teslim" olarak biz yaptık. Son dönemde kendimiz için getirdiğimiz inşaat malzemelerinden satış yapmakla birlikte işimize aydınlatma sistemlerini de ekleyip büyük çapta mağaza ve ofis aydınlatmalarını yapmaya başladık."

Rusların hem kolay hem de çok zor insanlar olduğunu ve onlardan çok şey öğrendiğini söyleyen Kuruçay, " Ruslardan imza atmayı öğrendim. İmza atmadan hiçbir şey yapmıyorum bu bana çok büyük bir artı sağladı. Herkese de tavsiye ederim" diyor.

Rusya’da başarılı olmak için önce burayı özümsemek gerekir diyen Kuruçay, " Gelecek olanlar sakın zengin olup geri döneyim hevesine kapılmasınlar. Burada iş yapıyorsanız anlaşmalarınızda ve işinizde yapmanız gerekenlere mutlaka uymalısınız. Ucuz veya pahalı fark etmez ama fiyat analizi çok önemli. İşinizden zevk alarak çalışırsanız para kendiliğinden gelir" diyor.

 

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

İlker İncidiş

Yayınlanma tarihi

-

Bu hafta Rusya’dan Yaşam Öyküleri bölümümüzün konuğu Fitex Group’un kurucu ortaklarından İlker İncidiş.

İncidiş, ilk ve ortaokulu doğduğu İstanbul’da okuduktan sonra ticari anlamda maddi durumu iyi olan babası tarafından üniversite okumayacak kaygısıyla Ticaret Lisesi’ne gönderilmiş. Okul bitince de aynen babasının düşündüğü gibi kendi havasına kapılıp üniversite okumayıp arkadaşları ile ülke ülke gezmeye başlamış.

 —Rusya’ya nasıl geldiniz?

Dersler ile ben ayrı tellerden çalıyorduk. Lise bittikten sonra açık öğretim üniversitesini kazandım. Devam zorunluluğu olmayınca da ben Avrupa başta olmak üzere dünyayı gezip göreyim diye gezilere başladım. Benim gibi düşünen birkaç arkadaşım daha vardı. Gittiğimiz yerlerde de epey duruyorduk. Bazen 3 ay bazen bir yıl. En son Moskova’ya geldik. Ama bizi getiren firma istersek öğrenci olarak yurtta barındırabileceğini söyledi. Bizde neden olmasın dedik ve Moskova’da aldık soluğu.

 —Öğrencilik mi yaptınız?

Yurda kaydımız yapılmıştı fakat biz okula gitmiyorduk geziyorduk. O dönem Rusya’da her şeyi bulmak imkânsızdı. Türkiye başta olmak üzere, insanlar Polonya ve Çin’den mallar getirip satıyordu. Bizde bu arada hem takılıyorduk hem de gözlemliyorduk. Derken tanıştığımız bir Rus benim Türk olduğumu öğrenince hemen Türkiye ile ticaret konusunda bilgi almaya çalıştı ve benimle birkaç kez daha görüştükten sonra para vererek Türkiye’den fıstık getirmemi istedi. Bende Türkiye’ye giderek dediğini yaptım ve bir tır fıstık alarak Moskova’ya yolladım. Adam onları sattıktan sonra bana yaklaşık yüzde 40 kar kaldı. Böylece ticarete adım atmış oldum.

 —Rusya’da kalmanızı sağlayan ne oldu?

O dönem herkes talebe göre iş yapıyordu. Fuarlar bile karman çormandı. Gıdada tekstilde her şey bir aradaydı. Burada kalırsam güzel işler yapabileceğimi düşündüm. O dönem insanlar neyi talep ediyorsa tüccarlarda onu satıyordu. Bende o ara gıda işine başladım ve yaklaşık iki yıl gıda işi ile uğraştım. O dönem ticaretten daha çok üretim yapılmalı diye düşünüp bir Rus ortakla naylon poşet üretim tesisi kurduk. Daha sonra tekstilde kullanılan lateks ham maddesini Türkiye ve Malezya’dan getirmeye başladık. Ben ayrıca takım elbisede getirip satıyordum.

 —İyi kazanmaya başlayınca da Rusya’da mı kaldınız?

Tam olarak öyle sayılmaz. Hayatımın en kötü yılı 1997’de beni yakaladı. O ana kadar her şey çok iyi gidiyordu. Bir yıl içerisinde önce babam sonra annem ve dedem derken ailemden tam yedi kişiyi kaybettim. Bunun üzerine işleri bırakıp Türkiye’ye dönmek zorunda kaldım.

Bu sıkıntıları yaşayınca burada kurduğum tüm düzeni bırakmak zorunda kaldım. Türkiye’de ailemin işlerini toparlamak zorundaydım ve temelli döndüm. Yaklaşık iki yıl sonra eski Rus ortağım ve Türkiye’den bir firmanın ısrarıyla tekrar Rusya’ya döndüm. Ama bu sefer bir tekstil firması olan Aycan Tekstil’in mümessili olarak geldim. Türkiye’deki işlerin hepsini kız kardeşime devrettim ve iki yıl sonra tekrar Rusya’ya ticaretin içine döndüm.

 —Tekstile ilk o zaman mı başladınız?

Aslında ailem de tekstil işi ile uğraşıyordu ama ben ilgisizdim. Tekstil işi ile iyice içli dışlı olunca Çin, Pakistan, Hindistan’dan da kumaş getirmeye başladık. İşler büyüyünce de Çin’de kendi ofisimizi kurup oradan işleri yürütüp mallarımızın Rusya’ya akışını hızlandırdık. Derken 2001 yılında Rusya’da dar dokuma tesisi kurduk. Kaluga şehrinde dokuma, Orehovo-Zuevo’da ise örme üretimi yapmaya başladık. 2004 yılına kadar işlerimiz çok iyi bir akışta seyretti. O dönem yaptığımız araştırmada gördük ki Rusya’da 90’lı yıllarda ne getirirsen satarsın dönemi bitti sonları oynuyor. Bizde hemen kaliteye önem verdik ve üretiminin kalitesi yüksek olan ve tekstil işi ile uğraşan herkesin bildiği Gülle Tekstil ile anlaştık. Şu ana kadar gerek ithal ettiğimiz kumaşları gerekse ürettiğimiz malları piyasaya veriyoruz. Fabrikanın bulunduğu binalar dâhil olmak üzere tamamı kendimizin. Hem ithal ettiğimiz hemse ürettiğimiz malları Moskova’da ki iki ana depomuz da birde İvanova Bölgesi’nde ki bir üçüncü depodan tüm Rusya’ya dağıtımını sağlıyoruz.

 —Uzun yıllardır Rusya’da iş yapan birisi olarak, Rusya’da iş yapmak isteyenlere tavsiyeleriniz neler?

Öncelikle burada iş yapacak iseniz, hangi alanda olursa olsun, kuracağınız şirket ve satacağınız ürün konusunda tüm detayları inceleyin. Satışınızın önüne çıkabilecek tüm sorunların detaylarını önceden öğrenin. Alt yapı sisteminiz güçlü olsun. Yapacağınız kontratları mutlaka okuyun ve anlayın. Burada iş yapacaksanız mutlaka kendi çocuklarınıza devredecek gibi bir yapıyla hazırlayın. Burada hala rekabet tam anlamıyla başlayabilmiş değil. Rusya’da daha kaliteli malların satışı yeni yeni başlıyor. Buraya kalite getirin ve Rusları da kalkındıracak işlere imza atın.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

Akın Tokay

Yayınlanma tarihi

-

Nasıl başardılar köşemizin bu haftaki konuğu lojistik hizmetler veren TLT Global firmasının ortaklarından Akın Tokay. Almanya’da doğup 10 yaşında iken anavatana dönmek zorunda kalan Tokay, iş hayatını okuduğu İstanbul Üniversitesi’ne de tercih ederek eğitimi yarıda bırakıp çalışma yaşamına yönelmiş.

Tokay,” Aile şirketimiz vardı. Ben de diğer aile fertleri gibi bu şirkette çalışıyordum, 1996 yılı başlarında Rusya ile yaptığımız ticarette aksama olunca acil olarak Moskova’ya gelmem gerekti. O dönemde Rusya’ya kot pantolon ve kazak satıyorduk. Buradaki Rus ortağımız sorunlar yaşayınca gelip malımızın başına geçmemiz gerekti. Burada yaşayan çoğu Türk gibi, buraya ilk geldiğim dönem burada kısa bir süre, geçici olarak yaşamayı düşünüyordum fakat yaşadıklarımdan, gördüklerimden sonra düşüncelerim farklılaştı. 1998 yılı krizine kadar aynı zamanda lojistik işleri de yapan aile şirketimiz ile birlikte çalışıyorduk. Kriz ile birlikte bizim firmamızın da durumunda sarsılma oldu. Aynı dönemde Türkiye ayağında da şirket zor anlar yaşayınca hem firma, hem de ailemiz zor günler geçirdi ardından dağıldı. Bu gibi durumlarda herkes suçlu aramaya koyulur ve keyifsiz dönemler yaşanır. Moskova’da her ne kadar tatsız zamanlar yaşansa da benim dönmek niyetim hiç olmadı. Burada devam edip, kendim bir şeyler başarmak istedim. Çünkü iş hayatını eğitimime bile tercih etmiştim. Rusya bir düzensizlik içinde idi ve korkunç fırsatlar sunuyordu. O günlerde hayal bile edemeyeceğimiz gelişmeleri gözlerimiz ile yaşayarak görüyorduk.”diyor.

Tokay’ın hayatını alt üst eden 98 krizi, aynı şekilde şimdiki iş ortağı Zeki Bilici’nin de hayatında büyük değişiklikler gerçekleştirir. Kriz sayesinde yakınlaşan Tokay ve Bilici’nin iş yaşamı 2000 yılında yola devam kararı aldıkları Hindistanlı ortakları ile beraber daha da gelişir. Birlikte kurdukları gümrükleme şirketi onların başarılarının bir adım daha öne çıkmasına destek olur. Fakat onların başarılarının sırrı Tokay ve Bilici’nin ortaktan ziyade arkadaşlık ilişkilerinin ön planda olmasında yatıyor. Arkadaşlıklarının her şeyden önce geldiğini vurgulayan Tokay, TLT Global firmalarının oluşumunu şöyle anlatıyor; “Zeki ile birlikte biz ofis içi işleyiş ve Türkiye operasyonları ile ilgilenir iken Hintli ortağımız da yurt dışı işlerde aktif rol aldı. Bizim ilk hedefimiz orta ve küçük ölçekli firmalar oldu. Onlara her türlü hizmette bulunduk. Sadece gümrükleme yapmayıp danışmanlık da yaptık. Hatta diyebilirim ki şirketler arası yazışmalarda bile dil bilmeyen firmalara destek verdik. Son olarak da 2 yıl evvel Hintli ortağımız ile yollarımızı ayırarak iki arkadaş tek başımıza işi yürütmeye başladık. İş ortaklığı firmalara verdiğimiz hizmetin kalitesinin karşılığı olarak da her geçen gün geliştik ve bugünkü konumumuza kadar geldik. Şu anda müşteri profilimizin %60’ını yabancılar oluşturuyor. Başta Rusya, olmak üzere Türkiye, Polonya ve Dubai de bürolarımız var.”

“Gerek coğrafik koşullar gerekse de komşuluk ilişkilerimiz, kültürel yakınlığımız bizi Ruslar ile iyi yönde ilişkilere yönlendiriyor ” şeklinde konuşan Tokay, Rusya da başarılı olmak için ise kurumsallaşmayı ve uzun vadeli düşünmeyi şart koşuyor. ” Rusya’da oturacak koltuklar hızla doluyor. Eğe siz kurumsallaşmaz iseniz buradaki iş hayatınızın ömrü çok kısa olur. Bir defa Rus mantalitesini iyi çözmeniz ve Rusya’da Ruslar gibi havayı teneffüs etmeyi öğrenmeniz gerekir.” diyor.

Rusya’nın serbest piyasaya geçiş döneminin en yakın tanıklarından olan başarılı ortaklar Rus Pazarında başarıya koşmak isteyenlere rehber oluşturacak nitelikte deneyimlere sahip…

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Çok Okunanlar