Bize ile Bağlan

Merhaba, ne arıyorsun?

Köşe Yazıları

Nazım Hikmet Ran’ın Moskova’daki yazlığı (Daçası)

(Bu yazıdaki bütün fotoğraf ve görsellerin telif hakkı vardır. İzinsiz kullanımlarda yasal işlemlere başvurulacaktır)

Bugün sizlerle yaptığım bir araştırmadan elde ettiklerimi paylaşmak istiyorum. Kuvvetle muhtemeldir ki Türk camiasinda bu bilgiler pek bilinmiyor.

Bildiğiniz üzere bir kaç gün sonra ölümümün 56. yıl dönümünde anacağımız ünlü şairimiz Nazım Hikmet’in Moskova’daki yaşantısının tamamı bilinmiyor.

Daha önce kendisi ile tanışan ve de şairin bir piyesini sahnellemmek için el sıkışan ünlü Rus Rejisör Georgy Ansimov ile konuşmuştum. Nazım ile o günün anısına çektirdikleri fotoğrafı da elinde göstererek resimlemiştim. 1922 doğumlu aynı zamanda Profesör olan Ansimov ile 2013 yılında görüntülü bir de şöyleyşi yapmıştım. Bu vesile ile geçtiğimiz yıllarda hayatını kaybeden rejisörü anmış olduk.

Ayakta elinde şişe olan Georgy Ansimov

Bu defa sizi Nazım Hikmet’in yaz aylarında Sovyetler Birliği’nin kendisine tahsis ettiği şairler köyündeki sayfiye evine (Daça) götüreceğim.

Daha önce okuduğum yazılarında Moskova yakınlarında bir yerde yaşadığını duymuştum. Ancak bu bilgiye ulaşmak biraz zor ve zaman aldı.

Öncelikle Nazım Hikmet’in Üvey kızının son derece bilgi paylaşımına kapalı olduğunu belirtmek istiyorum. Defalarca kendisine Türk gazeteci ve araştırmacı olduğumuzu söylememe rağmen bize en ufak bir bilgi katkısında bulunmadığını üzülerek söylemeden geçemiyeceğim. Hatta şairin müze olsun diye tartışılan ve hayatını kaybettiği dairenin bırakın kapısını binanın en dış kapısını dahi açmadı.

Nazım Hikmet’in Moskova’da yaşadığı ve hayatını kaybettiği bina (sarı binada arkın hemen üstünde)

Tabi Şair’in evine giremeyince yazlığını araştırmaya başladım. İşe okuduğum kitaplarda satır aralarında geçen Sovyetler Birliği’nin şairler için tasarladığı şairler ve yazarlar köyü diye bilinen Peredelkino ‘ya gitmekle başladım.

Kime sorduysak hiç bir bilgiye ulaşamadık. Pes dediğim anda ünlü Sovyet yazar Boris Pasternak’ın yaşadığı ve müze haline gelen evini gördüm. Şu meşhur Doktor Jivago kitabının yazarı.

Pasternak’ın evi

Orada bulunan yaşlı bir bayan nereden bulduysa bana köyün o dönemine ait bir kroki getirdi. Kimin nerede yaşadığını gösteren. Işte orada ilk defa Nazım Hikmet’e ait bir iz buldum.

Krokiyi inceleyerek zorda olsa değişime uğrayan bölgede bir kaç saatlik araştırma sonunda Nazım Hikmet Ran’ın yaz aylarında (1955-1963 yılları arasında) yaşadığı Treneva Sokağı’nda 1 numaralı yazlık eve ulaştım.

Ev olduğu gibi duruyor ancak içinde başka insanlar yaşıyor. Onlar ile sohbetimde şairi tanımadıklarını böyle bir bilgiye de sahip olmadıklarını söylediler. Binanın en azından dışardan resimlerini ve bir iki videosunu da çektikten sonra oradan ayrıldım.

Yürürken eve çok yakın bir yerde bir kütüphane gördüm. Çünkü şair Moskova’da yaşadığı evin yakınındaki kütüphaneye de sık sık gidiyordu. Bundan yola çıkarak burayada mutlaka uğramıştır diye içeri girdim.

Çok sevimli tonton bir nineyi görünce heyecanım daha da arttı. Zira görmüş olma ihtimali ve onu tanıyor olabileceği inancım arttı.

Kısa bir sohbette yanılmadığımı ve şairin sıklıkla buraya geldiğini öğrendim. Hatta kütüphaneye bir de Türk kilimi hediye etmiş. Tonton nine o kilimin bir kaç yıl önceye kadar da kullanıldığını ancak eskiyince atılmış olabileceğini söyledi. Biraz üzüldük tabi bu kilimi göremediğimiz için ancak şairin buraya sık sık gelip burada çocuklarla sohbet ettiğini söyledi. Nekadar ısrar ettiysem de görüntüsünün çekilmesini istemedi.

Daha fazla bilgi için bir kez daha Pasternak’ın evindeki krokiyi veren teyzeye gittim. Bu defa köy ile ilgili yazılmış bir kitap ile geldi bana ve kitap sayfaları arasında yer alan Nazım Hikmet sayfalarını açtı. Bu sayfaları resimleme izin verdi. Bende cektigim bu resimleri sizlerle paylasiyorum. Türkçe tercümesini de altinda bulabilirsiniz.

Nazım Hikmet’in yazlığının kitaptaki fotoğrafı

Kitapta yazılanların bire bir tercümesi ise şöyle:

(Fotoğrafın üzerindeki bej renkli bölümün tercümesi)  

Nazım Himet Edebiyat Enstitüsü öğrencilerine misafirliğe gitmeyi çok severdi. Bir gün Moskova sanat üniversiteleri kulübünün açılışında konuşma yapmak üzere birkaç öğrenci kendisini davet etmeye geldi. Ev sahibi genç edebiyatçılara ne üzerinde çalıştıklarını sordu.
– Şimdi sınavlarımızı veriyoruz, şeklinde yanıt geldi.
– Hangi Sınavlar? Yazar sınavı ne yapsın? Yazarın tek bir sınavı var, o da kitap!
Nazım o kadar heyecanlandı ki, güçlü bir aksanla konuşmaya basladı.
Benim Kafamı bana gerek olmayan şeylerle doldurmaya ne gerek var? Ben dolaba yaklaştım, kitabı aldım, gerekli olan şeyi buldum ve unuttum.
Biraz sakinleşip, öğrencilere tavsiyede bulundu.
– çocuklar Asi olun!
Sustu ve kendi tavsiyesini açıkladı
– Yaşlılıkta koruyacağınız birşeyiniz olsun. Gençlikte aksilik yaptığınız şeyleri yaşlılıkta koruyacaksınız.
Birkaç hafta sonra N. Kruşçev Edebiyat Enstitüsü’nün tam Zamanlı Bölümü’nü kapattı. Hikmet’e misafirliğe giden öğrenciler onun tavsiyesine uydular ve 23 Mayıs 1963’de grev organize ettiler. Bu hükümetin geri adım atmasıyla sona erdi. Ana bölümde okuyan kişilere enstitüyü tam Zamanlı bitirme izni verildi.

Kruşçev görevden alınınca tam zamanlı bölüm yeniden tamamen hizmet vermeye başladı.

 -(Fotoğrafın yan tarafında ve diğer sayfada devamı olan yazının tercümesi)

Saf romantik, Hikmet Sovyet gerçeklerini kolay idrak edemiyordu, başta “Kubanskiy Kazak” gibi yargılıyordu. Eski dostu Meyerhold ile görüşmek istediğinde ona Meyerhold’un dağlarda tedavide olduğunu söylediler. Hikmet’in Sovyetler Birliği’nde yaşaması kolay olmuyordu. Kruşçev zamanında ona “Doktor Jivay” ve barışseverliği kınamayı reddettiği için hakaret ettiler. Bir de onun için ulaşılamaz olan vatanını sürekli özlüyordu.

Hikmet Predelkino’daki yazlık evinde kendisinden önce baştan çıkarıcı Okunevskaya’nın yaşadığını bilip bilmediği bilinmiyor, fakat kadının ona Kupidon’un oklarını bıraktığı bir gerçek. Nazım kadınların tutkulu hayranlarıydı. Türkiye’de hatta “Nazım’ın sevdiği kadınlar” adlı büyük bir araştırma çıktı.
Nazımın ilk Aşkı Abdülhamit devrinin ünlü valilerinden birisinin kızıydı ve ilk Şiirleri ona, Sabiha Hanımaydı: “Gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki”
Sonra Azize hanım oldu, ardından Moskova’da ilk evliliğini yaptı, sonra ikinci Evliliği ve sonra Sovyetler Birliği’nde karşılaştığı ve hem doktoru, hem arkadaşı hem de aşkı olan Galina ile ilişkisi ve Galina onu her adımda takip eder. Galina’dan soğuduğu zaman ev terlikleri ve pijamayla çıktı ve Kafkas’a kaçtı. Sonra üçüncü Evliliği adına şairin en iyi şiirlerden birisi “Saçları saman sarısı, kirpikleri mavi”nin yazıldığı Vera Tulyakova ile oldu. Bu mükemmel kadın, senarist, daha sonra Gerasimov Sinematografi Enstitüsü öğretmeni olan kendi Kocası hakkında ilginç anılar bıraktı. Nazım Hikmet 1963 yılında yaşamını yitirdi, Moskova’da Novodeviçye mezarlığında gömüldü.

Çingiz Guseynov’un bilgilerine göre, Nazım Hikmetin yaşadığı Trenev Sokağı’ndaki bir numaralı yazlık evde İgor Zolotusskiy bulunuyor. Hikmetten hemen sonra burada Petr Sajin yaşadı.

(Bu yazıdaki bütün fotoğraf ve görsellerin telif hakkı vardır. İzinsiz kullanımlarda yasal işlemlere başvurulacaktır)

 

 

İlginizi Çekebilir

Send this to a friend