Takip Edin
gazetem

Yaşam Öyküleri

Mustafa Gül

Yayınlanma tarihi

-

“Rusya’dan Yaşam Öyküleri’’ bölümünün bu sayıdaki konuğu My Travel Premium sahibi ve Genel Müdürü Mustafa Gül oldu.

“Bir başarı hikâyesi peşinde” koşan Gül, 1975’te gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak Almanya’da doğdu. 10 yaşında ailenin İstanbul’a kesin dönüşüyle o dönem dil sorunu yaşamaya başladı. Almancayı, Türkçeden daha akıcı konuşan Gül, çevrenin değişimi, arkadaşlarının Almanya’da kalmasıyla kendisini yalnız hissetmeye başladı. Türkçeyi akıcı okuyamadığından zorlandığını ve sınıfta alay konusu olduğunu ifade eden Mustafa Gül, o günleri şöyle anlatıyor:
“Sinirden ağlayarak eve gitmiştim. Babama okumak istemediğimi söyleyince bana , ‘senin okuman lazım. Büyük adam olman lazım’ deyince, bende ‘büyük adam kim?’ diye sormuştum bana o anda televizyonda çıkan Cumhurbaşkanı’nı göstermişti. O an ben Cumhurbaşkanı olacağım dedim ve ansiklopedilerde cumhurbaşkanını ve nasıl olunuru araştırmaya başladım.  Orada ki maddelerden bir tanesi üniversite mezunu şartı vardı ve bu benim okula devam edip sonuna kadar gitmemi sağladı. Bana büyüyünce ‘ne olmak istiyorsun’ diye her sorulduğunda, ‘ben Türkiye’nin 14. Cumhurbaşkanı olacağım’ diyordum.

Babam maden işçisi idi ve Almanya’dan aldığı emekli parasıyla bir mefruşatçı dükkânı açmış onun başında duruyordu. Ben ise liseyi bitirene kadar ağabeyimin yanında hem çalıştım, hem dükkânda babama yardım ettim hem de okulumu bitirdim.”

 Üniversite günleri
Gül, üniversite sınavı sonrası Akdeniz Üniversitesi İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nü kazanıp eğitimine devam eder bir taraftan da üniversitede Ekonomi ve İşletme Kulübü’nü kurar. Zaman zaman bölgenin ve Türkiye’nin önemli iş adamlarını üniversitede konferansa çağırdığını belirten Mustafa Gül, bu konuda da şunları anlatıyor:
“Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ali Koç’a bir mektup yazarak üniversiteye davet ettim. Mektubu yolladığımı duyan arkadaşlarım, benimle dalga geçiyorlardı. Bazıları gizli numaradan arayarak bana ‘merhaba ben Ali Koç. Beni davet etmişsin ama benim ne işim var o üniversitede’ diyerek dalga geçiyorlardı. O kadar çok telefon almıştım ki, bir gün gerçek Ali Koç aradığında da inanmadım ve ‘müsaade ederseniz, siz kapatın. Ben sizi arayabilir miyim?’ dedim. Tekrar aradığımda onun gerçekten Ali Koç olduğunu anladım. Ali bey mektubu almış nezaketen, ayıp olmasın diye arayarak zamanı olmadığını bildirmek istemiş, ancak ben kendisine , ‘Efendim ben size mektup yolladıktan beri okulda alay konusu oldum. Çoğu arkadaşım sizmişsiniz gibi arayarak beni işletiyor’ deyince gelmeye karar verdi ve gelip konferans verdi. Yüz yüze de tanışmış olduk. Çok iyi bir diyalogumuz oldu.

Konuşurken o gün akşam yapılacak ‘Siyaset Meydanı’ programına davetli olduğumu ancak yetişemeyeceğim için İstanbul’a gidemeyeceğimi söyleyince beni kendi özel uçağı ile İstanbul’a götürdü. Hayal gibi geliyordu bana her şey.

 14.Cumhurbaşkanı olacağım
 Aynı gün Antalya’da TUSİAD toplantısı vardı, Sn. Mustafa Koç’da Antalya da idi. Uçağa vardığımızda uçakta Sn.Mustafa Koç ile beraber çok önemli iş adamları vardı. Ali Bey, Beni onlarla da tanıştırdı. Mustafa Koç, bana ‘okulu bitirince ne olmak istiyorsun?’ diye sordu. Ben ‘Türkiye’nin 14. Cumhurbaşkanı olmak istiyorum efendim’ dedim. Bana ‘kendinden nasıl bu kadar emin olabiliyorsun’ diye sorunca da ‘Bu uçağa da binmem mümkün gözükmez iken, şu anda bu uçakta yolculuk yapıyorum. İnşallah bir gün o makama da oturabilirim’ dedim’.

Tayyip Erdoğan ile karşılaşma
Bir gün, Marmara Üniversitesini ziyaretimde tesadüfen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir konferansına denk geldim. O zamanlar, okuduğu bir şiir yüzünden ceza almış ve birkaç hafta sonra cezaevine gidecekti. Tayyip Bey son iki kişiye daha söz verip konferansı bitireceğini söyledi ve son sözü bana verdi. Bende:‘Size müsaadenizle Sayın Başbakanım demek istiyorum. Çünkü İstanbul’da o kadar çok güzel hizmetler verdiniz ki, bunları Türkiye’ye de taşıyacağınızı düşünüyorum’ diye bir konuşma yapmıştım. Bu cümleyi kullandığımda daha ortada AK Parti yoktu.’’

Üniversite son sınıfta iken, Stajını Koç Holdinge bağlı şirketlerde yapan Gül, 1999 depremi sırasında Koç Holding de kurulan kriz masasında görev aldı. Başarılı çalışmaları sonucu Ali Koç’un, ‘Çok iyisin ancak yabancı dilin eksik’ diyerek kendisini Amerika’ya yolladığını ifade eden Gül, bir yıl sonra Antalya’ya dönerek Tekirova Belediye Başkanı’nın danışmanlığını yaptığını belirtti. Bu sırada RIXOS Hotels yönetim kurulu başkanı Fettah Tamince’nin yönlendirmesi ile satış ve pazarlama bölümüne katılan Gül, bir süre sonra Koç Holdinge bağlı Paro firmasına döndü. Burada müşterilerin tüketim alışkanlıkları üzerinde araştırmalar yapan Gül, askerlik görevine hazırlanırken Rixos Grubu’ndan İbrahim Artukaslan’ın çağrısıyla kendisini Menderes Türel’in Antalya Belediye Başkanlığı seçim kampanyası içinde buldu.

 Ukrayna ve Rusya günleri
Mustafa Gül, Menderes Türel’in Belediye Başkanı seçilmesinden sonra önerilen Kemer Oteller Birliği Başkanlığı’nı kabul etti. Ancak bir süre sonra bu işin kendisine katkısının olmayacağı düşüncesiyle ayrıldı. Gül, şöyle devam etti:
“Tekrar Rixos Grubu ile yollarımız kesişti ve Rixos Ukrayna yapılanmasında görev aldım. Gittiğim ilk gün meşhur ‘Turuncu devrim’ oldu. Devrim olunca da Rixos grubunun planları 7-8 ay sekteye uğradı ve nihayetinde bütün planlarını askıya aldılar. Ben durumum konusunda sürekli Ali Koç’u bilgilendiriyordum. O da bana Moskova’daki Ramstore mağazalarına gitmemi söyledi. 2005 yılında bende atlayıp Rusya’ya geldim. İlk olarak St. Petersburg’da ki bir Ramstore mağazasında, mağaza müdür yardımcısı olarak işe başladım. Orada işi öğrendikten sonra da Moskova’da ki genel merkeze geldim. Burada ilk önce Malina kartın kuruluşunda, daha sonra da Ramstore Shopping Mall’larında pazarlama müdürü oldum. 2007 yılında Koç ve Enka ortaklığı bittince de ben de kendi yolumu çizmek için şirketten izin istedim ve ayrıldım. Yaklaşık 7-8 ay kadar büyük alışveriş merkezlerinin yılbaşı süslemeleri ile uğraştım ve o işten biraz para kazandım.

 Başarı hikâyesi
 Birikimim ile ne yapabilirim diye düşünürken My Travel’in devredildiğini duydum. Mega’da yerleri vardı ve orta sınıfa hitaben turlar satıyorlardı. My TRavel’i iki ortakla birlikte devraldım. Ancak ortaklarım bu işte umut görmeyince ayrıldılar ve şirketi bana devrettiler. Küçük, tek ofisi olan bu acentede bende tek başına kalınca ne yapabilirim diye düşündüm. Havaalanlarında, otellerde, sokaklarda hep insanları gözlemliyor ve tanışıyordum. Rusların sık sık tatile gittiğini bildiğim için “her Rus vatandaşın aynı zamanda potansiyel müşteri gözü ile bakıyordum. Zengin Rusların tatillerini geçirdikleri Rixos otelinde ve özellikle CRM odaklı Paro firmasındaki elde etmiş olduğum deneyimlerimi bir seyahat acentesinde birleştirmeyi düşündüm ve “My travel” i “ My Travel Premium” olarak değiştirerek VIP segmentinde hizmet vermeye başladım.

2009 yılında şu anda bulunduğumuz “Vremena Goda” alışveriş merkezinde bir yer kiralayarak minimum giderle en iyi dizaynı kendim yapıp, üst sınıf müşterilere hitaben turlar pazarlamaya başladım. Sonrasında eski patronum Sn.Mehmet Tara‘nın desteği ile 3. ofisimi Enka’nın Moskova City deki Bussiness Center içinde açtım. Bunlar tamamen düşük bütçelerle kurulmuş ama gösterişli yerler olunca da tüketici tarafından büyük ilgi gördü. Bu konsept ile de büyümeyi düşünüyorum. St. Petersburg’ şubemiz yeni yıldan hemen sonra açılacak. Hedefim Rusya’nın en prestijli seyahat acentesini oluşturmak ve şube sayısını 7 veya 8’e çıkarmak. Bu hedefler içinde prestijli lokasyonlarda büyümeyi sürdüreceğim. Şu anda Türkiye, ABD, Avrupa ve Asya’dan gelecek olan VIP turistler için “Journey all over the Russia” gezi programları hazırlıyoruz. Rusya’nın eşsiz doğal güzellikleri var! Bunları güzel bir pazarlama programı ile yavaş yavaş ürün haline dönüştürüp servise sunacağım. Ekmeğini yemiş olduğum bu güzel ülkeye küçük de olsa bir katkım olursa ne mutlu bana. Amacım dediğim gibi “bir başarı hikâyesi” oluşturup ondan sonra Türkiye’ye dönmek.”

Küçüklüğünden beri bir liderin yurt dışı programına katılmayı da sürekli hayal ettiğini, bunu da Başbakan Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiğini ifade eden Gül, 2009 yılında Başbakan Erdoğan’ın Amerika gezisine kendi çabalarıyla katıldığını anlattı. Gül, Gezide Başbakan Erdoğan’a Rusya’da yaptıklarımdan bahsetmiş. Başbakanın danışmanından kısa bir süre sonra Rusya’ya ziyareti olacağını öğrenince de, Amerika’da Başbakanın temaslarının benzerlerini ‘Rusya’da bende ne yapabilirim’ diye düşünmeye başlamış ve burada Ritz Carlton otelinde Başbakanın, iş adamları ile bir araya geldiği konferansı önceden DEİK, RTİB, RUTİD, TUSKON temsilcileri ile konuşup birlikte organize etmiş.

 Rusya’da evimde gibiyim
 Gül, kendisini Rusya’da evinde gibi hissettiğini de ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı:
“ Bence Rusya hem yaşam koşulları hem de iş dünyası için bir fırsatlar ülkesi oldu. Yenidünyanın iş ve ticaret merkezi Moskova’da yaşarken kendimi sanki Antalya’da veya İstanbul’da gibi hissediyorum. Rusya devleti ve milleti bana bu ülkede dinimi ve kültürümü yaşamamda yasalar çerçevesinde her türlü imkânı sağlıyor. Bundan dolayı Rusya devleti ve milletine eşsiz minnet ve şükranlarımı sunuyorum. İlerde İnşallah Türkiye’de ideallerime kavuşursam kesinlikle Türkiye ve Rusya arasındaki bu ilişki bağının daha da güçlenmesi için elimden geleni yapacağım.”

 

 

Facebook Yorumlar

Yaşam Öyküleri

Mustafa Kuruçay

Yayınlanma tarihi

-

RMK firmasının kurucu ve sahibi Mustafa Kuruçay, Ruslara Türk hamamını tanıtan belki de sevdiren kişilerin başında gelir.

Aile mesleği müteahhitlik olan Kuruçay’ın tercihi de bu meslekten yana olmuş ve ilk olarak Yapı Meslek Lisesi’ni bitirmiş. Devamında Yıldız Teknik Üniversitesi mimarlık bölümünden mezun olmuş. Okurken aynı zamanda da çalışan Kuruçay, Rusya ile tanışmasını şöyle anlatıyor: " Rusya’ya 3–4 aylığına gelmeye karar vermiştim. ENKA ile Buradaki bir projede görevli olarak geldim. Proje 1993’e kadar sürdü, Moskova’dan memnundum. Derken başka bir proje için Kazakistan’a gitmem gerekti, 2 ay kadar orada kaldıktan sonra izin dönüşü Moskova’dan ayrılmak istemeyip yöneticilerimden affımı istedim. ENKA’dan ayrılıp kendi işimi kurdum. Başlarda sadece inşaat firması olarak çalışıyorduk. O dönemde, iş yapan inşaat firması sayılıydı ama iş çoktu, her şeyin önü açıktı. Yaptığımız işlerle çevre edindik, bu bize daha büyük işler getirmeye başladı. Bu arada, Türkiye’de çok sayıda akrabamın tekstil üreticisi olması dolayısıyla tekstil işi ile uğraşmaya başladık. Hiç bilmediğimiz ve istemeyerekte olsa yapmamıza rağmen bu sektörde de epey bir yol aldık ve 1998’de ki krize kadar da bu şekilde devam ettirdik. Fakat krizle birlikte biz de zarara uğradık ve tekstille bağlarımızı koparıp asıl işimiz ile daha çok ilgilenmeye başladık. Krizle birlikte bir geçiş dönemi yaşanmaktaydı, O dönemde bir firmanın hamam isteğine ‘Türk Hamamı yapalım’ teklifi ile gittik. Yaptığımız hamam çok beğenilince birbirlerine tavsiye etmeye başladılar, 1999 yılında Moskova Belediye Başkanı Sayın Lujkov’un evinin hamam ve havuzunu yaptık. Bu arada reklâma çok büyük önem veriyorduk. Birçok sektörel, popüler gazete ve dergilerde reklâmlarımızın yayınlanması bizim birkaç basamak yukarı çıkmamızı sağladı. Bu sayede Rusya’nın en zengin 100 insanının işlerini almaya başladık ve çoğu Milletvekilinin evine Türk hamamı yaptık. Ruslarda zaten popüler olan Hamam işi, kendilerine Türk hamamını gösterdikten sonra daha fazla beğeni kazandı ve bizim sayemizde Rusya’da yeni bir iş imkânı oluşmuş oldu. 2005 yılında havuz ve hamam konusunda uzmanlaşıp sektörde hemen hemen akla gelen ilk firma konumuna oturduk. 2000 yılından bu yana popüler hale gelen Spor kompleksleri ve SPA merkezlerinin hamam ve havuzlarını; birçoğunu, "anahtar teslim" olarak biz yaptık. Son dönemde kendimiz için getirdiğimiz inşaat malzemelerinden satış yapmakla birlikte işimize aydınlatma sistemlerini de ekleyip büyük çapta mağaza ve ofis aydınlatmalarını yapmaya başladık."

Rusların hem kolay hem de çok zor insanlar olduğunu ve onlardan çok şey öğrendiğini söyleyen Kuruçay, " Ruslardan imza atmayı öğrendim. İmza atmadan hiçbir şey yapmıyorum bu bana çok büyük bir artı sağladı. Herkese de tavsiye ederim" diyor.

Rusya’da başarılı olmak için önce burayı özümsemek gerekir diyen Kuruçay, " Gelecek olanlar sakın zengin olup geri döneyim hevesine kapılmasınlar. Burada iş yapıyorsanız anlaşmalarınızda ve işinizde yapmanız gerekenlere mutlaka uymalısınız. Ucuz veya pahalı fark etmez ama fiyat analizi çok önemli. İşinizden zevk alarak çalışırsanız para kendiliğinden gelir" diyor.

 

RMK firmasının kurucu ve sahibi Mustafa Kuruçay, Ruslara Türk hamamını tanıtan belki de sevdiren kişilerin başında gelir.

Aile mesleği müteahhitlik olan Kuruçay’ın tercihi de bu meslekten yana olmuş ve ilk olarak Yapı Meslek Lisesi’ni bitirmiş. Devamında Yıldız Teknik Üniversitesi mimarlık bölümünden mezun olmuş. Okurken aynı zamanda da çalışan Kuruçay, Rusya ile tanışmasını şöyle anlatıyor: " Rusya’ya 3–4 aylığına gelmeye karar vermiştim. ENKA ile Buradaki bir projede görevli olarak geldim. Proje 1993’e kadar sürdü, Moskova’dan memnundum. Derken başka bir proje için Kazakistan’a gitmem gerekti, 2 ay kadar orada kaldıktan sonra izin dönüşü Moskova’dan ayrılmak istemeyip yöneticilerimden affımı istedim. ENKA’dan ayrılıp kendi işimi kurdum. Başlarda sadece inşaat firması olarak çalışıyorduk. O dönemde, iş yapan inşaat firması sayılıydı ama iş çoktu, her şeyin önü açıktı. Yaptığımız işlerle çevre edindik, bu bize daha büyük işler getirmeye başladı. Bu arada, Türkiye’de çok sayıda akrabamın tekstil üreticisi olması dolayısıyla tekstil işi ile uğraşmaya başladık. Hiç bilmediğimiz ve istemeyerekte olsa yapmamıza rağmen bu sektörde de epey bir yol aldık ve 1998’de ki krize kadar da bu şekilde devam ettirdik. Fakat krizle birlikte biz de zarara uğradık ve tekstille bağlarımızı koparıp asıl işimiz ile daha çok ilgilenmeye başladık. Krizle birlikte bir geçiş dönemi yaşanmaktaydı, O dönemde bir firmanın hamam isteğine ‘Türk Hamamı yapalım’ teklifi ile gittik. Yaptığımız hamam çok beğenilince birbirlerine tavsiye etmeye başladılar, 1999 yılında Moskova Belediye Başkanı Sayın Lujkov’un evinin hamam ve havuzunu yaptık. Bu arada reklâma çok büyük önem veriyorduk. Birçok sektörel, popüler gazete ve dergilerde reklâmlarımızın yayınlanması bizim birkaç basamak yukarı çıkmamızı sağladı. Bu sayede Rusya’nın en zengin 100 insanının işlerini almaya başladık ve çoğu Milletvekilinin evine Türk hamamı yaptık. Ruslarda zaten popüler olan Hamam işi, kendilerine Türk hamamını gösterdikten sonra daha fazla beğeni kazandı ve bizim sayemizde Rusya’da yeni bir iş imkânı oluşmuş oldu. 2005 yılında havuz ve hamam konusunda uzmanlaşıp sektörde hemen hemen akla gelen ilk firma konumuna oturduk. 2000 yılından bu yana popüler hale gelen Spor kompleksleri ve SPA merkezlerinin hamam ve havuzlarını; birçoğunu, "anahtar teslim" olarak biz yaptık. Son dönemde kendimiz için getirdiğimiz inşaat malzemelerinden satış yapmakla birlikte işimize aydınlatma sistemlerini de ekleyip büyük çapta mağaza ve ofis aydınlatmalarını yapmaya başladık."

Rusların hem kolay hem de çok zor insanlar olduğunu ve onlardan çok şey öğrendiğini söyleyen Kuruçay, " Ruslardan imza atmayı öğrendim. İmza atmadan hiçbir şey yapmıyorum bu bana çok büyük bir artı sağladı. Herkese de tavsiye ederim" diyor.

Rusya’da başarılı olmak için önce burayı özümsemek gerekir diyen Kuruçay, " Gelecek olanlar sakın zengin olup geri döneyim hevesine kapılmasınlar. Burada iş yapıyorsanız anlaşmalarınızda ve işinizde yapmanız gerekenlere mutlaka uymalısınız. Ucuz veya pahalı fark etmez ama fiyat analizi çok önemli. İşinizden zevk alarak çalışırsanız para kendiliğinden gelir" diyor.

 

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

İlker İncidiş

Yayınlanma tarihi

-

Bu hafta Rusya’dan Yaşam Öyküleri bölümümüzün konuğu Fitex Group’un kurucu ortaklarından İlker İncidiş.

İncidiş, ilk ve ortaokulu doğduğu İstanbul’da okuduktan sonra ticari anlamda maddi durumu iyi olan babası tarafından üniversite okumayacak kaygısıyla Ticaret Lisesi’ne gönderilmiş. Okul bitince de aynen babasının düşündüğü gibi kendi havasına kapılıp üniversite okumayıp arkadaşları ile ülke ülke gezmeye başlamış.

 —Rusya’ya nasıl geldiniz?

Dersler ile ben ayrı tellerden çalıyorduk. Lise bittikten sonra açık öğretim üniversitesini kazandım. Devam zorunluluğu olmayınca da ben Avrupa başta olmak üzere dünyayı gezip göreyim diye gezilere başladım. Benim gibi düşünen birkaç arkadaşım daha vardı. Gittiğimiz yerlerde de epey duruyorduk. Bazen 3 ay bazen bir yıl. En son Moskova’ya geldik. Ama bizi getiren firma istersek öğrenci olarak yurtta barındırabileceğini söyledi. Bizde neden olmasın dedik ve Moskova’da aldık soluğu.

 —Öğrencilik mi yaptınız?

Yurda kaydımız yapılmıştı fakat biz okula gitmiyorduk geziyorduk. O dönem Rusya’da her şeyi bulmak imkânsızdı. Türkiye başta olmak üzere, insanlar Polonya ve Çin’den mallar getirip satıyordu. Bizde bu arada hem takılıyorduk hem de gözlemliyorduk. Derken tanıştığımız bir Rus benim Türk olduğumu öğrenince hemen Türkiye ile ticaret konusunda bilgi almaya çalıştı ve benimle birkaç kez daha görüştükten sonra para vererek Türkiye’den fıstık getirmemi istedi. Bende Türkiye’ye giderek dediğini yaptım ve bir tır fıstık alarak Moskova’ya yolladım. Adam onları sattıktan sonra bana yaklaşık yüzde 40 kar kaldı. Böylece ticarete adım atmış oldum.

 —Rusya’da kalmanızı sağlayan ne oldu?

O dönem herkes talebe göre iş yapıyordu. Fuarlar bile karman çormandı. Gıdada tekstilde her şey bir aradaydı. Burada kalırsam güzel işler yapabileceğimi düşündüm. O dönem insanlar neyi talep ediyorsa tüccarlarda onu satıyordu. Bende o ara gıda işine başladım ve yaklaşık iki yıl gıda işi ile uğraştım. O dönem ticaretten daha çok üretim yapılmalı diye düşünüp bir Rus ortakla naylon poşet üretim tesisi kurduk. Daha sonra tekstilde kullanılan lateks ham maddesini Türkiye ve Malezya’dan getirmeye başladık. Ben ayrıca takım elbisede getirip satıyordum.

 —İyi kazanmaya başlayınca da Rusya’da mı kaldınız?

Tam olarak öyle sayılmaz. Hayatımın en kötü yılı 1997’de beni yakaladı. O ana kadar her şey çok iyi gidiyordu. Bir yıl içerisinde önce babam sonra annem ve dedem derken ailemden tam yedi kişiyi kaybettim. Bunun üzerine işleri bırakıp Türkiye’ye dönmek zorunda kaldım.

Bu sıkıntıları yaşayınca burada kurduğum tüm düzeni bırakmak zorunda kaldım. Türkiye’de ailemin işlerini toparlamak zorundaydım ve temelli döndüm. Yaklaşık iki yıl sonra eski Rus ortağım ve Türkiye’den bir firmanın ısrarıyla tekrar Rusya’ya döndüm. Ama bu sefer bir tekstil firması olan Aycan Tekstil’in mümessili olarak geldim. Türkiye’deki işlerin hepsini kız kardeşime devrettim ve iki yıl sonra tekrar Rusya’ya ticaretin içine döndüm.

 —Tekstile ilk o zaman mı başladınız?

Aslında ailem de tekstil işi ile uğraşıyordu ama ben ilgisizdim. Tekstil işi ile iyice içli dışlı olunca Çin, Pakistan, Hindistan’dan da kumaş getirmeye başladık. İşler büyüyünce de Çin’de kendi ofisimizi kurup oradan işleri yürütüp mallarımızın Rusya’ya akışını hızlandırdık. Derken 2001 yılında Rusya’da dar dokuma tesisi kurduk. Kaluga şehrinde dokuma, Orehovo-Zuevo’da ise örme üretimi yapmaya başladık. 2004 yılına kadar işlerimiz çok iyi bir akışta seyretti. O dönem yaptığımız araştırmada gördük ki Rusya’da 90’lı yıllarda ne getirirsen satarsın dönemi bitti sonları oynuyor. Bizde hemen kaliteye önem verdik ve üretiminin kalitesi yüksek olan ve tekstil işi ile uğraşan herkesin bildiği Gülle Tekstil ile anlaştık. Şu ana kadar gerek ithal ettiğimiz kumaşları gerekse ürettiğimiz malları piyasaya veriyoruz. Fabrikanın bulunduğu binalar dâhil olmak üzere tamamı kendimizin. Hem ithal ettiğimiz hemse ürettiğimiz malları Moskova’da ki iki ana depomuz da birde İvanova Bölgesi’nde ki bir üçüncü depodan tüm Rusya’ya dağıtımını sağlıyoruz.

 —Uzun yıllardır Rusya’da iş yapan birisi olarak, Rusya’da iş yapmak isteyenlere tavsiyeleriniz neler?

Öncelikle burada iş yapacak iseniz, hangi alanda olursa olsun, kuracağınız şirket ve satacağınız ürün konusunda tüm detayları inceleyin. Satışınızın önüne çıkabilecek tüm sorunların detaylarını önceden öğrenin. Alt yapı sisteminiz güçlü olsun. Yapacağınız kontratları mutlaka okuyun ve anlayın. Burada iş yapacaksanız mutlaka kendi çocuklarınıza devredecek gibi bir yapıyla hazırlayın. Burada hala rekabet tam anlamıyla başlayabilmiş değil. Rusya’da daha kaliteli malların satışı yeni yeni başlıyor. Buraya kalite getirin ve Rusları da kalkındıracak işlere imza atın.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

Akın Tokay

Yayınlanma tarihi

-

Nasıl başardılar köşemizin bu haftaki konuğu lojistik hizmetler veren TLT Global firmasının ortaklarından Akın Tokay. Almanya’da doğup 10 yaşında iken anavatana dönmek zorunda kalan Tokay, iş hayatını okuduğu İstanbul Üniversitesi’ne de tercih ederek eğitimi yarıda bırakıp çalışma yaşamına yönelmiş.

Tokay,” Aile şirketimiz vardı. Ben de diğer aile fertleri gibi bu şirkette çalışıyordum, 1996 yılı başlarında Rusya ile yaptığımız ticarette aksama olunca acil olarak Moskova’ya gelmem gerekti. O dönemde Rusya’ya kot pantolon ve kazak satıyorduk. Buradaki Rus ortağımız sorunlar yaşayınca gelip malımızın başına geçmemiz gerekti. Burada yaşayan çoğu Türk gibi, buraya ilk geldiğim dönem burada kısa bir süre, geçici olarak yaşamayı düşünüyordum fakat yaşadıklarımdan, gördüklerimden sonra düşüncelerim farklılaştı. 1998 yılı krizine kadar aynı zamanda lojistik işleri de yapan aile şirketimiz ile birlikte çalışıyorduk. Kriz ile birlikte bizim firmamızın da durumunda sarsılma oldu. Aynı dönemde Türkiye ayağında da şirket zor anlar yaşayınca hem firma, hem de ailemiz zor günler geçirdi ardından dağıldı. Bu gibi durumlarda herkes suçlu aramaya koyulur ve keyifsiz dönemler yaşanır. Moskova’da her ne kadar tatsız zamanlar yaşansa da benim dönmek niyetim hiç olmadı. Burada devam edip, kendim bir şeyler başarmak istedim. Çünkü iş hayatını eğitimime bile tercih etmiştim. Rusya bir düzensizlik içinde idi ve korkunç fırsatlar sunuyordu. O günlerde hayal bile edemeyeceğimiz gelişmeleri gözlerimiz ile yaşayarak görüyorduk.”diyor.

Tokay’ın hayatını alt üst eden 98 krizi, aynı şekilde şimdiki iş ortağı Zeki Bilici’nin de hayatında büyük değişiklikler gerçekleştirir. Kriz sayesinde yakınlaşan Tokay ve Bilici’nin iş yaşamı 2000 yılında yola devam kararı aldıkları Hindistanlı ortakları ile beraber daha da gelişir. Birlikte kurdukları gümrükleme şirketi onların başarılarının bir adım daha öne çıkmasına destek olur. Fakat onların başarılarının sırrı Tokay ve Bilici’nin ortaktan ziyade arkadaşlık ilişkilerinin ön planda olmasında yatıyor. Arkadaşlıklarının her şeyden önce geldiğini vurgulayan Tokay, TLT Global firmalarının oluşumunu şöyle anlatıyor; “Zeki ile birlikte biz ofis içi işleyiş ve Türkiye operasyonları ile ilgilenir iken Hintli ortağımız da yurt dışı işlerde aktif rol aldı. Bizim ilk hedefimiz orta ve küçük ölçekli firmalar oldu. Onlara her türlü hizmette bulunduk. Sadece gümrükleme yapmayıp danışmanlık da yaptık. Hatta diyebilirim ki şirketler arası yazışmalarda bile dil bilmeyen firmalara destek verdik. Son olarak da 2 yıl evvel Hintli ortağımız ile yollarımızı ayırarak iki arkadaş tek başımıza işi yürütmeye başladık. İş ortaklığı firmalara verdiğimiz hizmetin kalitesinin karşılığı olarak da her geçen gün geliştik ve bugünkü konumumuza kadar geldik. Şu anda müşteri profilimizin %60’ını yabancılar oluşturuyor. Başta Rusya, olmak üzere Türkiye, Polonya ve Dubai de bürolarımız var.”

“Gerek coğrafik koşullar gerekse de komşuluk ilişkilerimiz, kültürel yakınlığımız bizi Ruslar ile iyi yönde ilişkilere yönlendiriyor ” şeklinde konuşan Tokay, Rusya da başarılı olmak için ise kurumsallaşmayı ve uzun vadeli düşünmeyi şart koşuyor. ” Rusya’da oturacak koltuklar hızla doluyor. Eğe siz kurumsallaşmaz iseniz buradaki iş hayatınızın ömrü çok kısa olur. Bir defa Rus mantalitesini iyi çözmeniz ve Rusya’da Ruslar gibi havayı teneffüs etmeyi öğrenmeniz gerekir.” diyor.

Rusya’nın serbest piyasaya geçiş döneminin en yakın tanıklarından olan başarılı ortaklar Rus Pazarında başarıya koşmak isteyenlere rehber oluşturacak nitelikte deneyimlere sahip…

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Çok Okunanlar