Mustafa Gül

“Rusya’dan Yaşam Öyküleri’’ bölümünün bu sayıdaki konuğu My Travel Premium sahibi ve Genel Müdürü Mustafa Gül oldu.

“Bir başarı hikâyesi peşinde” koşan Gül, 1975’te gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak Almanya’da doğdu. 10 yaşında ailenin İstanbul’a kesin dönüşüyle o dönem dil sorunu yaşamaya başladı. Almancayı, Türkçeden daha akıcı konuşan Gül, çevrenin değişimi, arkadaşlarının Almanya’da kalmasıyla kendisini yalnız hissetmeye başladı. Türkçeyi akıcı okuyamadığından zorlandığını ve sınıfta alay konusu olduğunu ifade eden Mustafa Gül, o günleri şöyle anlatıyor:
“Sinirden ağlayarak eve gitmiştim. Babama okumak istemediğimi söyleyince bana , ‘senin okuman lazım. Büyük adam olman lazım’ deyince, bende ‘büyük adam kim?’ diye sormuştum bana o anda televizyonda çıkan Cumhurbaşkanı’nı göstermişti. O an ben Cumhurbaşkanı olacağım dedim ve ansiklopedilerde cumhurbaşkanını ve nasıl olunuru araştırmaya başladım.  Orada ki maddelerden bir tanesi üniversite mezunu şartı vardı ve bu benim okula devam edip sonuna kadar gitmemi sağladı. Bana büyüyünce ‘ne olmak istiyorsun’ diye her sorulduğunda, ‘ben Türkiye’nin 14. Cumhurbaşkanı olacağım’ diyordum.

Babam maden işçisi idi ve Almanya’dan aldığı emekli parasıyla bir mefruşatçı dükkânı açmış onun başında duruyordu. Ben ise liseyi bitirene kadar ağabeyimin yanında hem çalıştım, hem dükkânda babama yardım ettim hem de okulumu bitirdim.”

 Üniversite günleri
Gül, üniversite sınavı sonrası Akdeniz Üniversitesi İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nü kazanıp eğitimine devam eder bir taraftan da üniversitede Ekonomi ve İşletme Kulübü’nü kurar. Zaman zaman bölgenin ve Türkiye’nin önemli iş adamlarını üniversitede konferansa çağırdığını belirten Mustafa Gül, bu konuda da şunları anlatıyor:
“Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ali Koç’a bir mektup yazarak üniversiteye davet ettim. Mektubu yolladığımı duyan arkadaşlarım, benimle dalga geçiyorlardı. Bazıları gizli numaradan arayarak bana ‘merhaba ben Ali Koç. Beni davet etmişsin ama benim ne işim var o üniversitede’ diyerek dalga geçiyorlardı. O kadar çok telefon almıştım ki, bir gün gerçek Ali Koç aradığında da inanmadım ve ‘müsaade ederseniz, siz kapatın. Ben sizi arayabilir miyim?’ dedim. Tekrar aradığımda onun gerçekten Ali Koç olduğunu anladım. Ali bey mektubu almış nezaketen, ayıp olmasın diye arayarak zamanı olmadığını bildirmek istemiş, ancak ben kendisine , ‘Efendim ben size mektup yolladıktan beri okulda alay konusu oldum. Çoğu arkadaşım sizmişsiniz gibi arayarak beni işletiyor’ deyince gelmeye karar verdi ve gelip konferans verdi. Yüz yüze de tanışmış olduk. Çok iyi bir diyalogumuz oldu.

Konuşurken o gün akşam yapılacak ‘Siyaset Meydanı’ programına davetli olduğumu ancak yetişemeyeceğim için İstanbul’a gidemeyeceğimi söyleyince beni kendi özel uçağı ile İstanbul’a götürdü. Hayal gibi geliyordu bana her şey.

 14.Cumhurbaşkanı olacağım
 Aynı gün Antalya’da TUSİAD toplantısı vardı, Sn. Mustafa Koç’da Antalya da idi. Uçağa vardığımızda uçakta Sn.Mustafa Koç ile beraber çok önemli iş adamları vardı. Ali Bey, Beni onlarla da tanıştırdı. Mustafa Koç, bana ‘okulu bitirince ne olmak istiyorsun?’ diye sordu. Ben ‘Türkiye’nin 14. Cumhurbaşkanı olmak istiyorum efendim’ dedim. Bana ‘kendinden nasıl bu kadar emin olabiliyorsun’ diye sorunca da ‘Bu uçağa da binmem mümkün gözükmez iken, şu anda bu uçakta yolculuk yapıyorum. İnşallah bir gün o makama da oturabilirim’ dedim’.

Tayyip Erdoğan ile karşılaşma
Bir gün, Marmara Üniversitesini ziyaretimde tesadüfen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir konferansına denk geldim. O zamanlar, okuduğu bir şiir yüzünden ceza almış ve birkaç hafta sonra cezaevine gidecekti. Tayyip Bey son iki kişiye daha söz verip konferansı bitireceğini söyledi ve son sözü bana verdi. Bende:‘Size müsaadenizle Sayın Başbakanım demek istiyorum. Çünkü İstanbul’da o kadar çok güzel hizmetler verdiniz ki, bunları Türkiye’ye de taşıyacağınızı düşünüyorum’ diye bir konuşma yapmıştım. Bu cümleyi kullandığımda daha ortada AK Parti yoktu.’’

Üniversite son sınıfta iken, Stajını Koç Holdinge bağlı şirketlerde yapan Gül, 1999 depremi sırasında Koç Holding de kurulan kriz masasında görev aldı. Başarılı çalışmaları sonucu Ali Koç’un, ‘Çok iyisin ancak yabancı dilin eksik’ diyerek kendisini Amerika’ya yolladığını ifade eden Gül, bir yıl sonra Antalya’ya dönerek Tekirova Belediye Başkanı’nın danışmanlığını yaptığını belirtti. Bu sırada RIXOS Hotels yönetim kurulu başkanı Fettah Tamince’nin yönlendirmesi ile satış ve pazarlama bölümüne katılan Gül, bir süre sonra Koç Holdinge bağlı Paro firmasına döndü. Burada müşterilerin tüketim alışkanlıkları üzerinde araştırmalar yapan Gül, askerlik görevine hazırlanırken Rixos Grubu’ndan İbrahim Artukaslan’ın çağrısıyla kendisini Menderes Türel’in Antalya Belediye Başkanlığı seçim kampanyası içinde buldu.

 Ukrayna ve Rusya günleri
Mustafa Gül, Menderes Türel’in Belediye Başkanı seçilmesinden sonra önerilen Kemer Oteller Birliği Başkanlığı’nı kabul etti. Ancak bir süre sonra bu işin kendisine katkısının olmayacağı düşüncesiyle ayrıldı. Gül, şöyle devam etti:
“Tekrar Rixos Grubu ile yollarımız kesişti ve Rixos Ukrayna yapılanmasında görev aldım. Gittiğim ilk gün meşhur ‘Turuncu devrim’ oldu. Devrim olunca da Rixos grubunun planları 7-8 ay sekteye uğradı ve nihayetinde bütün planlarını askıya aldılar. Ben durumum konusunda sürekli Ali Koç’u bilgilendiriyordum. O da bana Moskova’daki Ramstore mağazalarına gitmemi söyledi. 2005 yılında bende atlayıp Rusya’ya geldim. İlk olarak St. Petersburg’da ki bir Ramstore mağazasında, mağaza müdür yardımcısı olarak işe başladım. Orada işi öğrendikten sonra da Moskova’da ki genel merkeze geldim. Burada ilk önce Malina kartın kuruluşunda, daha sonra da Ramstore Shopping Mall’larında pazarlama müdürü oldum. 2007 yılında Koç ve Enka ortaklığı bittince de ben de kendi yolumu çizmek için şirketten izin istedim ve ayrıldım. Yaklaşık 7-8 ay kadar büyük alışveriş merkezlerinin yılbaşı süslemeleri ile uğraştım ve o işten biraz para kazandım.

 Başarı hikâyesi
 Birikimim ile ne yapabilirim diye düşünürken My Travel’in devredildiğini duydum. Mega’da yerleri vardı ve orta sınıfa hitaben turlar satıyorlardı. My TRavel’i iki ortakla birlikte devraldım. Ancak ortaklarım bu işte umut görmeyince ayrıldılar ve şirketi bana devrettiler. Küçük, tek ofisi olan bu acentede bende tek başına kalınca ne yapabilirim diye düşündüm. Havaalanlarında, otellerde, sokaklarda hep insanları gözlemliyor ve tanışıyordum. Rusların sık sık tatile gittiğini bildiğim için “her Rus vatandaşın aynı zamanda potansiyel müşteri gözü ile bakıyordum. Zengin Rusların tatillerini geçirdikleri Rixos otelinde ve özellikle CRM odaklı Paro firmasındaki elde etmiş olduğum deneyimlerimi bir seyahat acentesinde birleştirmeyi düşündüm ve “My travel” i “ My Travel Premium” olarak değiştirerek VIP segmentinde hizmet vermeye başladım.

2009 yılında şu anda bulunduğumuz “Vremena Goda” alışveriş merkezinde bir yer kiralayarak minimum giderle en iyi dizaynı kendim yapıp, üst sınıf müşterilere hitaben turlar pazarlamaya başladım. Sonrasında eski patronum Sn.Mehmet Tara‘nın desteği ile 3. ofisimi Enka’nın Moskova City deki Bussiness Center içinde açtım. Bunlar tamamen düşük bütçelerle kurulmuş ama gösterişli yerler olunca da tüketici tarafından büyük ilgi gördü. Bu konsept ile de büyümeyi düşünüyorum. St. Petersburg’ şubemiz yeni yıldan hemen sonra açılacak. Hedefim Rusya’nın en prestijli seyahat acentesini oluşturmak ve şube sayısını 7 veya 8’e çıkarmak. Bu hedefler içinde prestijli lokasyonlarda büyümeyi sürdüreceğim. Şu anda Türkiye, ABD, Avrupa ve Asya’dan gelecek olan VIP turistler için “Journey all over the Russia” gezi programları hazırlıyoruz. Rusya’nın eşsiz doğal güzellikleri var! Bunları güzel bir pazarlama programı ile yavaş yavaş ürün haline dönüştürüp servise sunacağım. Ekmeğini yemiş olduğum bu güzel ülkeye küçük de olsa bir katkım olursa ne mutlu bana. Amacım dediğim gibi “bir başarı hikâyesi” oluşturup ondan sonra Türkiye’ye dönmek.”

Küçüklüğünden beri bir liderin yurt dışı programına katılmayı da sürekli hayal ettiğini, bunu da Başbakan Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiğini ifade eden Gül, 2009 yılında Başbakan Erdoğan’ın Amerika gezisine kendi çabalarıyla katıldığını anlattı. Gül, Gezide Başbakan Erdoğan’a Rusya’da yaptıklarımdan bahsetmiş. Başbakanın danışmanından kısa bir süre sonra Rusya’ya ziyareti olacağını öğrenince de, Amerika’da Başbakanın temaslarının benzerlerini ‘Rusya’da bende ne yapabilirim’ diye düşünmeye başlamış ve burada Ritz Carlton otelinde Başbakanın, iş adamları ile bir araya geldiği konferansı önceden DEİK, RTİB, RUTİD, TUSKON temsilcileri ile konuşup birlikte organize etmiş.

 Rusya’da evimde gibiyim
 Gül, kendisini Rusya’da evinde gibi hissettiğini de ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı:
“ Bence Rusya hem yaşam koşulları hem de iş dünyası için bir fırsatlar ülkesi oldu. Yenidünyanın iş ve ticaret merkezi Moskova’da yaşarken kendimi sanki Antalya’da veya İstanbul’da gibi hissediyorum. Rusya devleti ve milleti bana bu ülkede dinimi ve kültürümü yaşamamda yasalar çerçevesinde her türlü imkânı sağlıyor. Bundan dolayı Rusya devleti ve milletine eşsiz minnet ve şükranlarımı sunuyorum. İlerde İnşallah Türkiye’de ideallerime kavuşursam kesinlikle Türkiye ve Rusya arasındaki bu ilişki bağının daha da güçlenmesi için elimden geleni yapacağım.”

 

 

Facebook Yorumlar