Bize ile Bağlan

Merhaba, ne arıyorsun?

Yaşam Öyküleri

Mehmet Düz

Bu haftaki “Rusya’dan yaşam öyküleri” köşemizin konuğu Aydın Örme’nin Rusya Genel Müdürü Mehmet Düz.
Düz, doğduğu İstanbul’da ilk, orta ve lise eğitimini tamamladıktan sonra, iş hayatına hem çalışıp hem okurum diye aklının ucundan bile geçmeyen Rusya’da henüz 18 yaşına girdiği ilk günlerde başlamış. Düz’ün 18 yaşında başladığı Rusya serüveni 15 yıldır devam ediyor.

Okuyucularımıza kendinizden kısaca söz eder misiniz?

Ben ticaret lisesi muhasebe bölümü mezunuyum. Amacım önce çalışıp biraz para kazanarak, paralelinde üniversite sınavlarına girip okumaktı. Bunun için etrafta kendimi de geliştirebileceğim düzgün bir firmada iş aramaya başladım. Babamın bir arkadaşı, Lukova diye bir firmada çalışan muhasebe müdürünü tanıyordu. Babam benden söz etmiş ve iş aradığımı söyleyince sağ olsun gidip konuşmuş. Bana da görüşmeye gitmemi söyledi.
Görüşmeye ilk gittiğim gün türlü hayaller kurarken, bana Rusya’ya gider misin dediler. Ben hemen yok dedim. Tanıdık vasıtasıyla da gidince beni ‘orada çalışırsın hem de üniversitede okursun’ diyerek ikna etti ve 15 dakika sonra gelirken kurduğum hayallerin yerini aklımın ucundan geçmeyen yurt dışı hayalleri aldı.

Sonra ver elini Rusya…
Bu şirket sonradan öğrendim Türk-Rus ortaklığında bir şirketti. Hem Türkiye’de yapılanmaları hem de Rusya’da yapılanmaları vardı. İnşaat yapıyorlardı. Beni ilk önce 3 ay kadar İstanbul’da staj mahiyetinde bir eğitimden geçirdiler. 1995 yılının ocak ayında henüz 18 yaşını dolduralı bir ay olmuştu ki kendimi Rusya’nın Tümen şehrinde buldum. Zaten gelme hazırlıkları yapıp ilk pasaportumu aldığımda yaşım 18’den küçük olduğu için veli onayı ile pasaport almıştım.

Gelir gelmez bana çok alışabileceğim bir yer gibi gelmedi. Tümen küçük ve o zamanlarda çok gelişmemiş bir yerdi. İstanbul’da doğup büyüyen birisi için siz tahmin edin. Zaten 2 ay içinde 3 defa istifa mektubu yazdım. Ama şantiye şefimiz bana 3 aydan sonra alışırsın deyip sürekli gitmekten vazgeçirdi ve dediği gibide oldu. Muhasebe bölümünde çalışıyordum. Şehre ve dile alışmaya başladım. Arada bir İstanbul’a ailemi ziyarete de gidip gelmeye başlayınca iyice ısındım. Ama burada bir şeyler yapacağımı hissetmeye başladığımda ise Tümen’in bunun için yetersiz olduğunu gördüm ve Moskova’ya gitme hayalleri kurdum. İki yıl Tümen’de kaldıktan sonra beni Moskova’ya göndermeleri için başvuruda bulundum. Başvurum kabul edildi bende Moskova’da bulunan merkez ofisimize geçtim. Burayı sadece lojistik merkezi olarak kullanıyorduk.

Moskova hedefine ulaştınız…
Evet, hedeflerimin ilkini gerçekleştirmiştim. Ancak uzun sürmedi. Moskova’da 4-5 ay geçirmiştim ki akabinde meşhur 98 krizi patlak verdi. Bizimde Moskova’da ki merkez ofis kapatılma kararı alınınca bana tekrar Sibirya yolları gözüktü. Bu sefer Hantiy-Mansiysk şehrine gittim. Oradaki şantiyede muhasebe personel şefi olarak görev yapmaya başladım. Kriz sonrası inşaat piyasası daralınca şirket tasfiye karar aldı ve bana da yeniden Türkiye yolu gözüktü. Ama ben mutlaka yeniden dönmeyi düşünüyordum. Türkiye’de ne yapacağım diye düşünerek geçirdiğim 4-5 aydan sonra Rusya ile bağlantısı olan bir tanıdığıma bana Moskova’da yardımcı olup olmayacağımı sordum. Bana çok ucuza çalışırsın ama kalacak yer verirler o arada kendine iş bulabileceğin bir yer biliyorum dedi. Atladım geldim. Bir tekstil firmasında muhasebe işine girdim.

Sektör değiştirdiniz yani…
Biz muhasebecilerin işi her tarafta aynıdır. Değişiklikler bizi pek etkilemez. Burada hem çalışıp hem de kendime iş bakıyordum. Bu arada genişleyen çevremden bir arkadaş bana MM Group’un muhasebeci aradığını söyledi ve beni şirketin patronları ile tanıştırdı. Şirket Ramstor marketlerinde balık ve kuru yemiş işletmecisi olarak çalışıyordu.El sıkıştık ve bu firmanın muhasebe bölümüne geçtim. Aynı zamanda Rusya Halklar Dostluğu Üniversitesi’nde de kayıt yaptırarak marketing okumaya başladım.

Hem öğrencilik hem de iş hayatı zor olmadı mı?
İş hayatımı engellemesin diye hafta sonu ve akşam dersleri ağırlıklı okula gidiyordum. Bu yüzden pek engellemedi. 2004 yılında da mezun oldum. O aralar MM Group ile çok büyük ve başarılı işler yaptık. 2007 yılının ilk aylarına kadar orada çalıştım. Son 3 yılında genel müdürlük yaptım. Genel müdür olunca, girdiğim çevreler muhatap olduğum kişilerin profili değişince Rusya’ya bakış açım da iyice şekillendi. Zaten Rusya’dan evlenmiştim ve burada kalıcı düşüncelere girmeye başlamıştım.

Aydın Örme ile tanışmanız nasıl oldu?
Ben şirkette çok mutluydum. Çok büyük bir yapılanma kurmuştuk. Yaklaşık 370 çalışanımız vardı. Ben genel müdür olarak yaptığım tespitlerde gidişatın kötü olduğunu gördüm. Patronlarım ile paylaştım ama kaygılarımın yersiz olduğunu söylediler. Ben de uyarılarım dikkate alınmayınca süratle aşağı inmeye başlayan bu yolculukta bulunmak istemedim. O dönem bir arkadaşım Aydın Örme’nin Rusya’da ki yeni yapılanması için orada işe girmişti. Beni bir gün şirketin patronu Ayhan Aydın ile tanıştırdı. Bende onlara bilgilerimi paylaşıyordum. İlk zamanlarda onlara destek mahiyetindeki danışmanlığım bana iş teklifi olarak geldi. Ben de kabul ettim ve 2007 yılının başında Aydın Örme’nin Rusya’da ki oluşumu olan Lila Moscow’un genel müdürü oldum. Burada Rusya geneline A’dan Z’ye ev tekstilini toptan satıyoruz. İlk zamanlar patronumuz da burada oluşumun içinde yer aldı ama daha sonra Türkiye’ye döndü. Şimdi de English Home markası altında Moskova’daki ilk perakende mağazamızı açtık. Hedefimizde yılsonuna kadar bu sayıyı 10’a çıkarmak var.

Gözlemlerinizle bize Rusya’yı anlatabilir misiniz?
15 yıldır burada yaşıyorum, eşim de Rus. Onlarla iç içe yaşıyorum. Aramızda çok büyük bir fark görmüyorum. Sadece çok ince bir çizgi var. Oda biz insanlarla çabuk kaynaşıp ısınabilirken onlar karşı taraftan güven aldıktan sonra ısınıp kaynaşıyorlar. Ben Rusların soğuk insanlar olduğuna inanmıyorum.
Buranın kendine göre kuralları var. Görmezden gelemezsiniz. İş yapacak iseniz mutlaka bilgi birikiminiz olacak. Yoksa da satın alacaksınız. Aksi taktirde burada iş yapmak öyle kolay değil.

İlginizi Çekebilir

Send this to a friend