Takip Edin
gazetem

Yaşam Öyküleri

Levent Endam

Yayınlanma tarihi

-

Bu haftaki konuğumuz Portal Grup Yönetim Kurulu Başkanı Levent Endam.

Endam, memur bir ailenin çocuğu olduğu için küçük yaşlarda birçok vilayet gezmek zorunda kalmış. Ta ki ailesi Ankara’ya yerleşmeye karar verinceye kadar. Endam burada ilk orta ve lise eğitimini tamamlayıp yine Ankara ODTÜ inşaat bölümünü bitirmiş. Endam, ” Çocukluk yıllarımdan beri kendi paramı kendim kazanma hevesinde idim. Hatta lise son sınıfta tutulan yıllıkta bile otuz yaşına gelmeden bir milyon dolarım olacak diye yazmıştım ve tam otuzunda da oldu. İş hayatım lise yıllarında Mankenlik ajansında profesyonel mankenlik yaparak başladı. Paralelinde futbol oynuyordum. Yine yaz aylarında tatil bölgelerinde çalışırdım. O aralar dünyanın birçok yerine seyahat etme fırsatı buldum. Yurt dışından arkadaşlarım oluyordu onlar gelip benim evimde kalırlardı ben onlara misafirliğe giderdim böyle dünyanın birçok ülkesini gezdim. Bu yaşamı üniversitenin son yıllarına kadarda devam ettirdim fakat bu hayatın bana arzuladığım getiriyi sağlayamayacağını gördüm. İnşaat mühendisi idim ve alanım ile ilgili Amerika’da eğitimimi sürdürmeyi planlıyordum. Amerika’da okumak pahalı olduğundan paramı kazanmak için 1992’de Rusya’ya geldim. Gama ile geldiğim Sibirya’da bir yıl kaldım. Sonra Suma firmasına geçip onlar ile Türkmenistan’a geçtim. Orada iki yıl kaldıktan sonra şirket Rusya’ya açılma kararı verdi ve beni de Moskova’da büro kurmak için görevlendirdi. Ben tekrar geldiğim Moskova’da büro kurup burada Suma firmasının yapılanmasını sağladım. Kısa sürede bu firma için yaptığım büyük anlaşmalara rağmen beklediğim değeri göremeyince ayrıldım kendi işimi kurdum.1996’da inşaat malzemeleri getirip satmaya başladım. Ufak ufak işimiz ilerlerken bir Rus iş adamının evinin işini aldım. Onu yapıp bitirmek bize bir miktar para kazandırmıştı ve o arada 1998 krizini yaşadım. Fakat Kriz bizi etkilemedi aksine faydası bile oldu. Çünkü yaptığımız anlaşma dolar üzerinden idi ve o gün ödememizi almıştık. O yıl durgunlukla geçti. Yabancı firmalar Rusya’dan çekilmeye başlamıştı. Bende arayış içerisinde idim. acaba neler yapabilirim diye. O aralar finans işleri ile ilgilenmeye başladım ve işler iyi gitmeye başladı ve birden büyümeye başladık. Onun üzerine Portal firmasını 2001’de kurduk. Hem finans işleri hem de inşaat malzemeleri getirip satıyorduk. O anlamda lojistik işleri de yapmaya başladık. 2005 yılından bu yana da Gazprom’dan ham petrol alıp işleyerek satmaya başladık. Bu aralarda çimento işi ile işimizi çeşitlendirdik” diyor.

Rus halkını 1992’den beri tanıdığını ve onlara çok saygı duyduğunu belirten Endam, “Biz işin güzelliğinde iken onlar işlevselliğindeler. Yaptıkları her şey uzun ömürlü ve amaca uygun” diyor.

Başarının, Rusya’ya girmeden iyice araştırmaktan geçtiğini ve önceki tecrübelerden mutlaka faydalanılması gerektiğini Vurgulayan Endam, “Ben daha iyisini bilirim deyip kafanıza estiği gibi hareket edemezsiniz. Rusya’nın başka bir yerde göremeyeceğiniz iş yapma kuralları var. Bu kuralları da kıyaslayamaz ve başka bir yerdeki kuralları da buraya uyarlayamazsınız. Mutlaka buradaki kurallar doğrultusunda hareket etmelisiniz. Rus insanına ne kadar dürüst yaklaşırsanız onlarda o kadar size karşılığını verirler” diye özetliyor.

Facebook Yorumlar

Yaşam Öyküleri

Necati Sekman

Yayınlanma tarihi

-

Nectravel’ın kurucusu Necati Sekman’ın başarıya giden yolda yaşadıkları, genç girişimcilere tam anlamıyla ders olacak nitelikte.

Henüz bir şey başarmamış ve çok çalışması gerektiğini vurgulayan Necati Sekman, “ Gençliğimde futbolcu olmak istiyordum ve bunun için de çalışıyordum. Amatör olarak oynadığım futbolun yanı sıra okulda okuyup boş zamanları da Kapalı Çarşı’da çalışarak harçlığımı çıkarıyordum. Fenerbahçe’ye transferim bile söz konusu iken sakatlandım ve futboldan uzak kaldım. Sonra da askere gittim. Dönüşünde de yine tekstil üzerine çalıştım. Birkaç firmada ihracat üzerine yöneticilik yaptım. En son Avdan Tekstil’de ihracat yöneticiliği yapıyordum ve genellikle Almanya ile çalışıyorduk.1992’de Aksaray ve Laleli’de iş yapan arkadaşlarımın tavsiyesi ile ben de kendi adıma çalışmaya karar verip Laleli’de yer açtım. O aralar işler gayet güzel gitti. Birçok Rus müşterim olmuştu. Ben de Rusya’yı merak edip hem bir müşterimi ziyaret etmek istedim hem de piyasayı öğrenmek istedim.1996 yılında atlayıp geldim Moskova’ya. Piyasayı gördüm ve iş yapmaya karar verdim. İlk olarak Lujnike’de sonra da Çerkezovski Pazar’da yer açtım. 1998 krizine kadar iyi giden işlerimiz herkesi olduğu gibi bizi de sıkıntıya soktu. Fakat ben yine de Rusya’da bir işler yapılabileceğine inanarak, arayıştaydım. O aralar İstanbul’a giderken bilet aldığım bir Rus vardı. O ve karısı evde bilgisayarla çalışıp kendilerini telefon ile arayan yolculara charter billet ayarlayıp hava alanında yolculara veriyorlardı. Aklıma bir fikir geldi ve o kişiye, ‘benim tanıdıklarım çok, beraber çalışalım mı?’ dedim. O da kabul etti. İlk olarak elimde çanta ile Moskova’da neredeyse günde 10 km yürüyerek bilet satmaya çalışıyordum. İşim iyi gitmeye başlayınca, ilk olarak yine Çerkezovski’de 9 metrekare yer kiralayıp ofisleşerek bu işi geliştirmeye karar verdim. Sonra uçaklardan blok koltuklar almaya başladım. Bu büyük bir riskti benim için. Çünkü satsam da satmasam da parasını vermek zorundaydım. Sonra bu işin bir de İstanbul ayağını düşünmeye başladım ve İstanbul’da birkaç değişik kişi ile partner olarak çalıştık, fakat onlar beceremediler. Ben de onlardan ayrıldım. Bir İstanbul iş seyahatimde, erken bitten seyahatimden dolayı biletimin tarihini değiştirmek isterken Yüzyıl firması ile tanıştım. Yüzyıl’ın sahibi, bir gün Moskova’ya gelmişti. Benden kartımı almıştı o zamanlar. Beni aradı. Hiç bilmediği bir yer olunca, otelde hasta düşmüş ve dil de bilmeyince sıkıntı yaşamış. Ben de yardımcı oldum. Sonuçta partner olarak çalışmaya karar verdik ve o gün bugündür, ben buradan uçak doldurup yolluyorum, o da oradan yolluyor. Ama kesinlikle ortak değil partner olarak çalışıyoruz. Şimdi günde en az bir uçak kaldırıyoruz.”diyor.

Rusya’da değil tüm dünyada geçerli olan, işte devamlılıktır diyen Sekman, “ Nerede olursanız olun fark etmez, iş dünyasında başarılı olmak istiyorsanız önce işinizde sürekliliği sağlamalısınız. Sonra şartlarınız ne olursa olsun doğru olanı yapmaktan vaz geçmeyin. İflas etseniz bile doğruluktan vazgeçmeyin ” diyor.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

Doç. Dr. Abdurrahim Güzel

Yayınlanma tarihi

-

DigiTürk projesi ile Rusya’da yaşayan Türkler arasında tanınmaya başlayan Doç. Dr. Abdurrahim Güzel, başta Türkiye ve Rusya olmak üzere birçok ülkede sosyal felsefe ve din fenomenleri üzerine yaptığı araştırmalarla tanınıyor.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

1960 Çorum doğumluyum. İlk, orta ve liseyi ailemin yanında memleketimde okudum. Zaten hayatım ev, okul bir de tüccar olan babamın dükkanında geçiyordu. Başarılı bir öğrencilik hayatım geçti.Lise bitince Ankara Üniversitesi İlahiyat’ı kazanmıştım. Sosyal çalışmaları çok seviyordum. Mezun olduğum yıl Erciyes Üniversitesi’nde Araştırma Görevlisi olarak göreve başladım. Aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı yurt dışı eğitim ve araştırma bursunu kazanmıştım. Bu vesile ile Ürdün’e gittim.Hem çeşitli araştırmalarda bulunuyor hem de doktora çalışmalarımı yürütüyordum. 1987 yılına kadar orada kaldım. Türkiye’ye dönüşümden sonra 1990 yılında Doktor daha sonra da sırasıyla Yardımcı Doçent ve Doçent unvanlarını aldım.Yurt içinde ve dışında birçok bilimsel kongreye katıldım.Bunlar arasında en çok önem verdiğim 1998 yılında Rodos Adası’nda gerçekleştirilen Akdeniz Ülkelerinin Sosyal ve Kültürel Oluşumunda Dinin Fonksiyonelliği konulu toplantıdır. 2001 yılında 6 aylık süre ile Avrupa’da ki birçok ülkede, orada yaşayan Türklerin Türkiye’ye bakışını, sosyal hayattaki etkinliklerini ve dinin hayatlarındaki fonksiyonelliğini yerinde inceledim. Kültür Bakanlığı Yayınları arasında yayınlanmış Karabağı ve Tehafütü isimli kitabım ve çok sayıda makalelerim bulunmaktadır.

 Rusya’ya gelişiniz…

Rusya’da bulunan Felsefe Derneği’nin 2005 yılında düzenlediği Rus Toplumu’nun Demokratikleşme Süreci konulu yuvarlak masa toplantısına davet edilmiştim. Bu davet Rusya’ya gelişimin başlangıcını teşkil etti. Demokrasi, felsefe ve din fenomenlerini ilişkilendiren bir sunum yaptım ve çok ilgi gördü. Ardından MGU Üniversitesi tarafından 4 yılda bir düzenlenen Büyük Felsefe Kongresine katılmam istendi. Kongreye 42 ülkeden üç binin üzerinde bilim adamı katılmıştı. Bu kongre benim Rusya ile tanışmamı sağladı. Kongreden sonra Kazan Devlet Pedagoji Üniversitesi’nden büyük ısrarlar ile orada görev yapmam için davetler almaya başladım. Çok sevdiğim Değerli Hocam Profesör Dr. Nevzat Yalçıntaş Bey Kazan’a gitmemi istedi. Üniversitem tarafından da gerekli izinler verildi ve böylece Rusya’ya uzun süreli gelmiş oldum. İlk zamanlar bu görevi sadece bir yıllığına kabul etmiştim ama oluşan talepler üzerine Kazan’daki görevim 3 yıl sürdü. Bu arada emeklilik sürem doldu ve emekli oldum. Fakat Rusya’dan kopamadım. Kazan’a hala gidip ders veriyorum ama fahri olarak.

 DigiTürk ile tanışmanız nasıl oldu?

Hikayemin başında da anlattığım gibi ben gözümü babamın dükkanında açtım.Ticaretle uğraşan bir ailem vardı. Ben hep işin akademik boyutunu düşündüm ve de öyle yaptım. Fakat bilindiği üzere hayat sürprizlerle doludur. Buraya ilk geldiğimde eşim Türk kanallarını izlemek için eve anten taktırmami istedi. Ben de araştırdım Erhan Bey diye bir arkadaşı buldum.O gelip taktı ve o arada ‘Hocam sizin Türkiye’de geniş çevreniz var neden buraya DigiTürk’ü getirmiyorsunuz? dedi. Bu öneri aklımda kaldı. Konuyu bir akademisyen gözü ile araştırdım ve burada önemli bir talebin varlığını gözlemledim. Bunun üzerine Türkiye’den Digiturk yetkililerine ulaşıp kendileri ile bu gözlemlerimi paylaştım.Yapılan görüşmeler sonucunda Distribütörlük anlaşmasını imzalamış olduk. İlk satışımızı çok iyi hatırlıyorum 29 Ekim2007 tarihinde yapmıştık. Yaklaşık iki yılımızı doldurduğumuz şu günlerde oluşan talep hem benim beklediğimin hem de Türkiye’de yapılan planlamanın üzerine çıktı. Şu anda başta Moskova olmak uzere Rusya’nın çeşitli şehirleri ile hem Ukrayna hem de diğer Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinde 12 noktada hizmet vermekteyiz. Bu faaliyetin ticari boyutundan daha çok burada yaşayan insanımızın Digiturk hizmetlerinden yasal, ucuz ve daha rahat bir şekilde yararlanmalarına vesile olmak beni mutlu etmektedir.

 Bir akademisyen olarak Rus halkını nasıl buluyorsunuz?

Bir defa çok uzun yıllar kapalı bir dönem geçirdikten sonra dünyaya bu kadar hızlı entegre olan başka bir toplum görmedim. Rusya’nın on yıl sonrasını tahmin bile edemiyorum. Bunun nedeni de bence çok okumalarından kaynaklanıyor. Çünkü okuyan insan düşünür ve düşünen insan da üretir. Dünyada bütün sistem ise üretkenlik üzerine yoğunlaşmış değil midir? Birde buradaki insanlar ile konuşmalarınıza çok dikkat edeceksiniz. O kadar çok dikkatliler ki konuştuğunuz her şeyi ciddiyetle dinleyip unutmuyorlar. O söz ya da taahhüt bir gün karşınıza mutlaka çıkacaktır.

 

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

Ertem Salman

Yayınlanma tarihi

-

Tariş Rusya Genel Distribütörü Ertem Salman da ENKA kökenli bir iş adamımız. Salman henüz İstanbul Üniversitesi işletme bölümünde okurken Arı Plastik’te staj yaparak iş hayatına girer. Ardından iktisat alanında da yüksek lisans yapar. Okul bitince soluğu Enka’da alan Salman, ilk olarak muhasebeden sorumlu şantiye şefi olarak işe başlar. Sonraki yaşamını tam bir göçebe olarak sürdüren Salman, Enka ile birlikte Suudi Arabistan, Libya ve Irak’ta çalıştıktan sonra, 2000 yılında Rusya’ya gelir. Salman, ” Dünya’nın çeşitli yerlerinde bulunmam bana iş konusunda çok büyük tecrübeler kazandırdı. Rusya’ya geldikten sonra bir buçuk yıl kadar çalışıp yurda kesin dönüş yapmak istedim. O sırada yakından tanıdığım Anex Tur firmasının patronu birlikte çalışma teklifinde bulununca, Ramenka’nın finans bölümü müdürlüğünden istifa ederek yurda döndüm. Fakat çok geçmeden Anex Tur yeni bir yapılanma için yine Rusya’ya yönelince, ben de kendimi yeniden Rusya’da buldum.” diyor.

Anex ile Rusya’da çalışan Salman, tecrübelerini kendi işinde kullanmak ister ve Zeytin adında bir firma kurar. İlk başlarda sadece gıda üzerine çalışan firma, Rusya’da yaptığı yoğun araştırmalardan sonra burada zeytin yağının eksikliğini fark ederek, Türkiye’nin en iyi ve en eski markası olan, dünyanın birçok yerinde de bilinen fakat Rusya’da tanınmayan Tariş’i buraya getirir. Salman, ” Rusya’da bulunduğum süre içerisinde insanların kaliteden ödün vermediğini gözlemledim. Ben de yaptığım araştırmalardan sonra kaliteli bir marka olan Tariş’i getirmeye karar verdim. Şimdi ise Zeytin olarak yine Türkiye’den bizim gibi kalite meraklısı olan firmaların ürünlerini Rusya pazarına taşımaya çalışıyoruz.”diyor.

Ailesinin Antalya’da yaşadığını belirten Salman, yaşamının büyük bir kısmını Rusya’da geçirse de Moskova-Antalya arasında mekik dokuyarak ailesini de ihmal etmiyor.

Rusya’da iş yapacak insanlarımızın başarılı olmak için öncelikle nerede olduklarının bilincinde olmaları gerektiğini belirten Salman, girişimcilerimize ise şu mesajı veriyor: ” Bir defa bu ülkeye dışarıdan gelen biziz. Dolayısıyla bir iş yaparken ya da bir proje hayata geçirirken Ruslardan mutlak surette faydalanmalıyız. Kilitlendiğiniz bir çok noktada göreceksiniz ki bu insanlar anahtar görevi göreceklerdir. Rusya pazarında iyi analiz yapıp cesur davranarak çok güzel işler yapabilirsiniz.Ama en önemlisi asla Rusları hafife almamalı ve onların ülkesinde olduğunuzu unutmamalısınız. Bence bunlara dikkat ettiğiniz sürece burada başarısız olmanız söz konusu bile değil.”

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Çok Okunanlar