Bize ile Bağlan

Merhaba, ne arıyorsun?

Yaşam Öyküleri

Lale Ülker

“Rusya’dan Yaşam Öyküleri’’ bölümünün konuğu, Moskova Büyükelçiliği Elçi Müsteşarı ve yeni Kazakistan Büyükelçisi Lale Ülker oldu.
 
Halen Moskova Büyükelçiliği Elçi Müsteşarlığı görevini sürdüren Lale Ülker Ankara Üniversitesi  Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü bitirdi. Ülker, daha sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde asistan olarak iki yıl görev yaptı.

1984 yılında girdiği sınavda başarılı olarak Dışişleri camiasına katılan Ülker’in  3. Kâtip olarak  ilk görevi Rusya bağlantılı oldu. Ülker, Dışişleri Bakanlığı’nın İkili Ekonomik İlişkiler Dairesi’nin Sovyetler  Birliği Masası’nda 3. Katip olarak  göreve başladı.
 
"26 yıl önce Rusya kapısı açıldı’’
Elçi Müsteşar Ülker  mesleğe ilk adım attığı günleri şöyle anlatıyor:
“Bakanlıkta göreve başladığım ilk günlerde Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında doğal gaz anlaşması müzakereleri devam ediyordu. Türk heyetinin en genç üyesi olarak bu müzakerelere ve anlaşmanın imzalanmasına tanık olmak çok heyecan vericiydi. Gorbaçov’un iktidarda olduğu o yıllarda iki ülke arasındaki ilişkiler, özellikle de ekonomik ve ticari alanlarda hızla gelişmeye başlamıştı.   Karma Ekonomik Komisyon toplantıları vesilesiyle resmi heyetlerle 1985 ve 1986 yıllarında Moskova’yı ziyaret ettim.  Tabii o dönem Moskova çok farklıydı.

İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde 1960lı yıllarda başlayan hareketlenme 1984 yılında imzalanan doğal gaz anlaşmasıyla yeni bir ivme kazanmıştı. Bu anlaşmanın bir dönüm noktası olduğu daha sonra anlaşıldı. Doğal gaz anlaşmasıyla ilgili olarak o dönemde Sovyetler Birliği ile yapılan en önemli düzenleme; Türkiye’nin doğalgaz  bedelinin yüzde 70’lik kısmını müteahhitlik hizmetleriyle ödemesi yönündeki mutabakattır. Türk şirketlerinin pek çok Batılı ülke şirketlerinden daha önce Sovyet pazarına girmesinde bu düzenlemenin önemli katkısı olmuştur.  Böylece Türk müteahhitlik şirketlerine 1984 yılından itibaren Rusya’nın kapısı açılmış oldu. ’’

Rusya’dan uzakta geçen yıllar
1987 yılında BM Cenevre Ofisi’nde 3. Katip olan Lale Ülker,  3 yıl sonra Musul’a   Muavin Konsolos olarak atandı.  2 yıla yakın Musul Başkonsolosluğunda Muavin Konsolos olarak görev yaptıktan sonra,  1991 yılı başında Körfez Savaşı öncesinde Musul Başkonsolosluğu  ve Bağdat Büyükelçiliğinin   geçici olarak kapatılmasıyla  Ankara’ya dönen Ülker, iki yıl Ankara’da görev yaptı ve sonra Paris’e OECD Nezdindeki  Türk Daimi Temsilciliği’ne Başkatip olarak atandı.  4 yıl Paris’te bulunduktan sonra  Ankara’ya dönen Ülker, 2  yıl merkez görevinde  Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarı’nın danışmanlığını yürüttü.  Daha sonra Londra Büyükelçiliği’ne Müsteşar olarak atanan ve 1999’dan 2003 yılına kadar bu görevi sürdüren Ülker,  2003 ve 2005 yılları arasında Ankara’da Avrupa Ülkeleriyle İkili İlişkiler ve daha sonra AB Siyasi İlişkiler Dairesi Başkanlığı yaptı.

Ve yine Moskova
 2005 yılı Ağustos ayında Moskova’da Elçi Müsteşarı olarak  göreve başlayan Lale Ülker,  1985-86 yıllarındaki kısa süreli resmi ziyaretlerinden sonra ilk kez geldiği Moskova’yı olumlu anlamda çok farklı bulduğunu söylüyor.  Ülker, Moskova’nın 1990lı yılların başından bu yana büyük gelişme kaydettiğini, ancak doğal olarak bu hızlı gelişmenin yoğun trafik gibi olumsuz sonuçlarının da olduğunu belirtiyor. 
Elçi Müsteşar Ülker şöyle devam etti:
“26 Yıllık meslek hayatımda Ankara dahil kesintisiz olarak en uzun süre görev yaptığım  başkent Moskova oldu. Bakanlıkta 1984 yılında ilk olarak Sovyetler Birliği Masası’nda göreve başlamak benim için çok önemli, öğretici ve heyecan vericiydi. Her ne kadar 1987- 2005 yılları arasında,  uzun bir süre, Sovyetler Birliği ve Rusya ile doğrudan bağlantılı bir görev yürütmemiş de olsam Rusya benim açımdan genç bir diplomat olarak ilk görev alanım olması itibarıyla her zaman özel bir önem taşıdı. Beş yıllık görev süremde de Türkiye ile Rusya arasındaki, başta siyasi, ekonomik, kültürel ve insani olmak üzere her alanda ikili ilişkilerin büyük ilerleme kaydettiğine tanık olmak büyük bir mutluluktu. 

Kısacası burada geçirdiğim beş yıl benim için özel anlam taşıyor. Gerçekten de kalbimin bir parçası hep Moskova’da olacak…

Dost bir ülkeye gidiyorum
5 yıl Moskova’da görev yaptıktan sonra yine yakın bir coğrafyaya, Kazakistan’a Büyükelçi olarak atanmış olmaktan dolayı büyük onur ve mutluluk duyuyorum. Kazakistan da Türkiye’nin çok derin tarihi ve kültürel bağlara ve başta ekonomik ve siyasi olmak üzere her alanda güçlü ilişkilere sahip olduğu bir ülke. Rusya’da kazandığım tecrübenin Kazakistan’daki görevimde de katkısı olacağına inanıyorum. 
 
Türk iş dünyasının başarıları her zaman gurur kaynağı oldu
2005 yılında Moskova’ya geldiğimde benim açımdan en önemli ve gurur verici husus Türk iş dünyasının Rusya’daki güçlü varlığı oldu. Görevimin ilk günlerinde, ziyaret ettiğim diğer büyükelçiliklerdeki meslektaşlarımın her birinden “Siz Türkler ne yaptınız da işadamlarınız Rusya da bu kadar başarılı oldu ‘’ sözünü duymak benim için büyük mutluluktu. Gerçekten Türk şirketlerinin ticaret ve yatırım alanlarında Rusya’da sağladığı başarı hepimiz için büyük gurur kaynağıdır.’’

Elçi Müsteşar Lale Ülker,  gelişen ilişkilere paralel olarak Rusya’daki Türk vatandaşlarının sayısının artmasını ve bu ülkede bir Türk toplumunun oluşmasını önemli bir gelişme olarak tanımladı.  Geçtiğimiz on yıl zarfında gelişen ilişkilere paralel olarak karşılıklı insani temasların da büyük ölçüde arttığını kaydeden Ülker, Türkiye’nin Ruslar için birinci tatil destinasyonu olmasının ve artan karma evliliklerin bunun sonuçları olduğunu ifade etti.

Tavsiyeler
Elçi Müsteşar Ülker, “Burada bulunan vatandaşlarımıza, iş dünyasına tavsiyeleriniz nelerdir?’’ sorusunu ise şöyle yanıtladı:
“Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler gerçekten mükemmel bir düzeyde seyrediyor. Türkiye ve Rusya arasında başta siyasi, ekonomik, ticari, kültür ve eğitim olmak üzere her alanda ilişkilerin daha da ileri götürülmesi için çok ciddi bir potansiyel olduğuna inanıyorum. Mevcut olumlu siyasi ortamın ve ekonomilerin birbirini tamamlayıcı özelliğinin, başta enerji  olmak üzere her alanda yeni ortak projeler geliştirilmesine imkan sağlayacağını düşünüyorum. Son dönemde gerçekleştirilen üst düzey ziyaretler sırasında imzalanan anlaşmalar da bu yönde hukuki zemini güçlendirmiştir. Türkiye’den gelecek işadamlarımızın,  akademisyenlerimizin ve sanatçılarımızın Rusya’da kendi alanlarında verimli çalışmalar yapabilecekleri bir ortamın mevcut olduğunu düşünüyorum.’’

“Rusya’dan Yaşam Öyküleri’’ bölümünün konuğu, Moskova Büyükelçiliği Elçi Müsteşarı ve yeni Kazakistan Büyükelçisi Lale Ülker oldu.
 
Halen Moskova Büyükelçiliği Elçi Müsteşarlığı görevini sürdüren Lale Ülker Ankara Üniversitesi  Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü bitirdi. Ülker, daha sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde asistan olarak iki yıl görev yaptı.

1984 yılında girdiği sınavda başarılı olarak Dışişleri camiasına katılan Ülker’in  3. Kâtip olarak  ilk görevi Rusya bağlantılı oldu. Ülker, Dışişleri Bakanlığı’nın İkili Ekonomik İlişkiler Dairesi’nin Sovyetler  Birliği Masası’nda 3. Katip olarak  göreve başladı.
 
"26 yıl önce Rusya kapısı açıldı’’
Elçi Müsteşar Ülker  mesleğe ilk adım attığı günleri şöyle anlatıyor:
“Bakanlıkta göreve başladığım ilk günlerde Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında doğal gaz anlaşması müzakereleri devam ediyordu. Türk heyetinin en genç üyesi olarak bu müzakerelere ve anlaşmanın imzalanmasına tanık olmak çok heyecan vericiydi. Gorbaçov’un iktidarda olduğu o yıllarda iki ülke arasındaki ilişkiler, özellikle de ekonomik ve ticari alanlarda hızla gelişmeye başlamıştı.   Karma Ekonomik Komisyon toplantıları vesilesiyle resmi heyetlerle 1985 ve 1986 yıllarında Moskova’yı ziyaret ettim.  Tabii o dönem Moskova çok farklıydı.

İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde 1960lı yıllarda başlayan hareketlenme 1984 yılında imzalanan doğal gaz anlaşmasıyla yeni bir ivme kazanmıştı. Bu anlaşmanın bir dönüm noktası olduğu daha sonra anlaşıldı. Doğal gaz anlaşmasıyla ilgili olarak o dönemde Sovyetler Birliği ile yapılan en önemli düzenleme; Türkiye’nin doğalgaz  bedelinin yüzde 70’lik kısmını müteahhitlik hizmetleriyle ödemesi yönündeki mutabakattır. Türk şirketlerinin pek çok Batılı ülke şirketlerinden daha önce Sovyet pazarına girmesinde bu düzenlemenin önemli katkısı olmuştur.  Böylece Türk müteahhitlik şirketlerine 1984 yılından itibaren Rusya’nın kapısı açılmış oldu. ’’

Rusya’dan uzakta geçen yıllar
1987 yılında BM Cenevre Ofisi’nde 3. Katip olan Lale Ülker,  3 yıl sonra Musul’a   Muavin Konsolos olarak atandı.  2 yıla yakın Musul Başkonsolosluğunda Muavin Konsolos olarak görev yaptıktan sonra,  1991 yılı başında Körfez Savaşı öncesinde Musul Başkonsolosluğu  ve Bağdat Büyükelçiliğinin   geçici olarak kapatılmasıyla  Ankara’ya dönen Ülker, iki yıl Ankara’da görev yaptı ve sonra Paris’e OECD Nezdindeki  Türk Daimi Temsilciliği’ne Başkatip olarak atandı.  4 yıl Paris’te bulunduktan sonra  Ankara’ya dönen Ülker, 2  yıl merkez görevinde  Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarı’nın danışmanlığını yürüttü.  Daha sonra Londra Büyükelçiliği’ne Müsteşar olarak atanan ve 1999’dan 2003 yılına kadar bu görevi sürdüren Ülker,  2003 ve 2005 yılları arasında Ankara’da Avrupa Ülkeleriyle İkili İlişkiler ve daha sonra AB Siyasi İlişkiler Dairesi Başkanlığı yaptı.

Ve yine Moskova
 2005 yılı Ağustos ayında Moskova’da Elçi Müsteşarı olarak  göreve başlayan Lale Ülker,  1985-86 yıllarındaki kısa süreli resmi ziyaretlerinden sonra ilk kez geldiği Moskova’yı olumlu anlamda çok farklı bulduğunu söylüyor.  Ülker, Moskova’nın 1990lı yılların başından bu yana büyük gelişme kaydettiğini, ancak doğal olarak bu hızlı gelişmenin yoğun trafik gibi olumsuz sonuçlarının da olduğunu belirtiyor. 
Elçi Müsteşar Ülker şöyle devam etti:
“26 Yıllık meslek hayatımda Ankara dahil kesintisiz olarak en uzun süre görev yaptığım  başkent Moskova oldu. Bakanlıkta 1984 yılında ilk olarak Sovyetler Birliği Masası’nda göreve başlamak benim için çok önemli, öğretici ve heyecan vericiydi. Her ne kadar 1987- 2005 yılları arasında,  uzun bir süre, Sovyetler Birliği ve Rusya ile doğrudan bağlantılı bir görev yürütmemiş de olsam Rusya benim açımdan genç bir diplomat olarak ilk görev alanım olması itibarıyla her zaman özel bir önem taşıdı. Beş yıllık görev süremde de Türkiye ile Rusya arasındaki, başta siyasi, ekonomik, kültürel ve insani olmak üzere her alanda ikili ilişkilerin büyük ilerleme kaydettiğine tanık olmak büyük bir mutluluktu. 

Kısacası burada geçirdiğim beş yıl benim için özel anlam taşıyor. Gerçekten de kalbimin bir parçası hep Moskova’da olacak…

Dost bir ülkeye gidiyorum
5 yıl Moskova’da görev yaptıktan sonra yine yakın bir coğrafyaya, Kazakistan’a Büyükelçi olarak atanmış olmaktan dolayı büyük onur ve mutluluk duyuyorum. Kazakistan da Türkiye’nin çok derin tarihi ve kültürel bağlara ve başta ekonomik ve siyasi olmak üzere her alanda güçlü ilişkilere sahip olduğu bir ülke. Rusya’da kazandığım tecrübenin Kazakistan’daki görevimde de katkısı olacağına inanıyorum. 
 
Türk iş dünyasının başarıları her zaman gurur kaynağı oldu
2005 yılında Moskova’ya geldiğimde benim açımdan en önemli ve gurur verici husus Türk iş dünyasının Rusya’daki güçlü varlığı oldu. Görevimin ilk günlerinde, ziyaret ettiğim diğer büyükelçiliklerdeki meslektaşlarımın her birinden “Siz Türkler ne yaptınız da işadamlarınız Rusya da bu kadar başarılı oldu ‘’ sözünü duymak benim için büyük mutluluktu. Gerçekten Türk şirketlerinin ticaret ve yatırım alanlarında Rusya’da sağladığı başarı hepimiz için büyük gurur kaynağıdır.’’

Elçi Müsteşar Lale Ülker,  gelişen ilişkilere paralel olarak Rusya’daki Türk vatandaşlarının sayısının artmasını ve bu ülkede bir Türk toplumunun oluşmasını önemli bir gelişme olarak tanımladı.  Geçtiğimiz on yıl zarfında gelişen ilişkilere paralel olarak karşılıklı insani temasların da büyük ölçüde arttığını kaydeden Ülker, Türkiye’nin Ruslar için birinci tatil destinasyonu olmasının ve artan karma evliliklerin bunun sonuçları olduğunu ifade etti.

Tavsiyeler
Elçi Müsteşar Ülker, “Burada bulunan vatandaşlarımıza, iş dünyasına tavsiyeleriniz nelerdir?’’ sorusunu ise şöyle yanıtladı:
“Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler gerçekten mükemmel bir düzeyde seyrediyor. Türkiye ve Rusya arasında başta siyasi, ekonomik, ticari, kültür ve eğitim olmak üzere her alanda ilişkilerin daha da ileri götürülmesi için çok ciddi bir potansiyel olduğuna inanıyorum. Mevcut olumlu siyasi ortamın ve ekonomilerin birbirini tamamlayıcı özelliğinin, başta enerji  olmak üzere her alanda yeni ortak projeler geliştirilmesine imkan sağlayacağını düşünüyorum. Son dönemde gerçekleştirilen üst düzey ziyaretler sırasında imzalanan anlaşmalar da bu yönde hukuki zemini güçlendirmiştir. Türkiye’den gelecek işadamlarımızın,  akademisyenlerimizin ve sanatçılarımızın Rusya’da kendi alanlarında verimli çalışmalar yapabilecekleri bir ortamın mevcut olduğunu düşünüyorum.’’

Yorum İçin Tıklayın

Bir Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlginizi Çekebilir

Send this to a friend