Bize ile Bağlan

Merhaba, ne arıyorsun?

Yaşam Öyküleri

Kemal Çakır

“Rusya’dan Yaşam Öyküleri’’ bölümünün bu sayımızdaki konuğu Kafe Granat’ın sahibi pasta ustası  Kemal  Çakır oldu.

1953 yılında Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde doğan Çakır, ilk ve orta okulu burada okuduktan sonra 13 yaşında  İzmir’e  giderek çalışma yaşamına adımını atar.  Çakır,  amcasının yanında kalarak bir pastaneye de çırak olarak girer ve pastacılık mesleğiyle tanışır ve  bir daha da bırakmaz.   Çakır, daha sonra  İstanbul’a bir diğer amcasının yanına yerleşir.
İstanbul’un o dönem meşhur  Kilim pastanesi’nde çırak olarak işe girerek kendini geliştiren Çakır artık usta olarak çalışabileceğini düşünür ve Bebek’te Tandır Pastanesinde küçük bir deneme sonrası işe başlar.

İngiltere
Çakır,  gerisini şöyle anlatıyor:
“Usta olarak işe girdiğimde ben 19,  yardımcım ise 40 yaşındaydı. Burada çok iyi bir çalışma uyumu yakaladık. Ama iki yıl sonra askere gittim. Askerlik dönüşü yine aynı yerde işe koyuldum.
Hayatımdaki her şey 2 yıllık periyotlarla değişiyordu ve yine aynısı oldu. Patronum İngiltere’ye yerleşmeye karar verince pastaneyi kapatma kararı aldı. Ancak İngiltere’de aynı tarzda bir mekan açmak ve beni de orada usta olarak götürmek istiyordu. Bana ‘valizleri topla gidiyoruz’  dedi. Bende pasaportumu valizimi hazırladım atladık gittik. Fakat orada ters giden bir şey oldu ve pastanede her şey hazır olurken benim için çalışma izni çıkarılamadı. Türkiye’ye döndüm.patronumun isteği ile 5-6 ay daha bekledim çalışma izni çıkmayınca başka bir yerde işe girdim ve öyle devam ettim.

İlk işyerim

İzmir’de yaşayan bacanağım bir gün bana ‘Bodrum’da bir yer var, gel bir bak. Beğenirsen ortaklaşa açarız. Sermayesi benden işletmesi senden’  dedi. Atlayıp gittim mekanı beğenince de el sıkıştık. Çok kısa sürede Bodrum da Penguen pastanesini açtık. Bu benim kendime ait ilk iş yerim olmuştu. İnanılmaz bir keyifle çalışıyordum. Bu arada  bacanağımın yedek parça işi ile ilgili çalıştığı bir İtalyan ortağı vardı ve sohbet esnasında bana İzmir’de Avrupai  tarzda bir pastane açarsak ortak olabileceğini söyledi. Sonra 3 ortaklı Vittoriya diye yer açtık. Ama öncesinde İtalyan ortak bana bir şart koştu. İtalya’ya götürüp bana en iyi mekanlarda yaklaşık 5-6 ay kadar eğitim aldırdı. 1988 yılında Çeşme de, 1990 yılına gelince de bu sefer Vittoriya’nın Bodrum şubesini de açtık. Penguen  pastanesi de aynı zamanda işliyordu. İzmir’ de ki Vittoriya da. Sonra İtalyan ortak işlerin yoğunluğundan dolayı 1992’de ayrılınca bacanakla ikimizde hisselerimizi 1995’te paylaştık.’’

Rusya macerası
Kemal Çakır, 1997 yılında Migros’un  Rusya’ya açılımıyla ilgili gazete haberi okuması ve  bir arkadaşının “gidelim’’ ısrarıyla Rusya’ya gitmeye karar verdiğini anlattı.   Geçmişten gelen Rusya hayranlığını da aktaran Çakır, “Zamanında dedem gelmiş buralarda çalışmış. Evde ondan kalan demir Rus paralarını hep görürdüm. Biz Karadenizli olduğumuz için o zamanlar büyük şehirlere gitmek Rusya şehirlerine gitmekten daha zormuş. O nedenle bizimkiler hep bu coğrafyaya gelip çalışırlarmış. Zaten bence bu pastanecilik, fırıncılık işi Ruslardan kazanılmış bir meslek. Birde bizim bir komşumuz vardı. Onun eşi de Rustu. Çocukken konuşurduk falan. Birde o zamanlar radyo yayınları çok çekmezdi yine biz Rusya’nın Sesi Radyosu’nun Türkçe yayınını dinlerdik. O nedenle hep bilinç altımda bir yerlerinde Rusya vardı’’ diye konuştu.
İlk açılan Migros’un Rusya’da ki uzantısı Ramstore’de açılacak olan fırına talip olan Çakır, Moskova’ya gelerek şirketi kurduktan sonra  makineleri getirerek fırını işletmeye açtıklarını ifade etti.

Krizler fırsat çıkarır
44 yaşında Rusya macerasına başlayan Kemal Çakır sonraki gelişmeleri ise şöyle anlatıyor:
“Yine aynı yerde Vittoriya diye fast-food  açtık. Arkasından Ramsore Marina Roşa şubesini açınca buradaki fırını da biz açtık. Artık inanılmaz bir iş hacmi vardı. Ama 1998 krizi çok etkiledi herkesi. Hatırlıyorum bir gün maya lazımdı sabah başka fiyattan öğleden sonra aynı yerden aynı ürünü başka fiyattan almıştım. Dolar birden 6 kat artmıştı. Daha sonra Ramstore ile birkaç şube de daha fırın açtık. Ama piyasada rakipler artıp rekabet güçleşince fırınları elden çıkarmaya karar verdik. Zaten Ortağım 2005’te Türkiye’ye dönüş yapmak isteyince ondan da ayrıldık. Ama ben gitme yanlısı değildim. Burada bir perspektif görüyordum ve kullanmak istiyordum. Vittoriya’nın hisselerini de ben aldım ve işletmeye başladım. Sürekli bir arayış içindeydim. Sonrasında da 2008’de şu an işlettiğim Kafe Granat’ı açtım. 2008 yılı sonunda patlak veren küresel kriz herkes gibi bizi de etkiledi, müşteri azalınca da  Vittoriya’yı da geçen yıl bir başkasına devrettim. Şu an sadece Kafe Granad’ı işletiyorum ama yine de sağa sola bir şeyler yapabilir miyim diye bakınıyorum. Çünkü krizler aynı zamanda fırsatta çıkarıyorlar insanın karşısına.’’

Yanlış yapmayın

Gelmeden önce anlatılanlarla Rusya’dan ürktüğünü, Rusları tanımadığını ifade eden Çakır, “Ama gelip gördüm ki alakası yok. Çok düzgün insanlar. Onlarla iş yapmakta zor değil. Kolayca adapte olabiliyorlar. Siz onlara yanlış yapmadığınız sürece hep sizi destekliyorlar ve sizi ne olursa olsun bırakmıyorlar’’ dedi.

Önce bilgi edinin
Rusya’ya gelecek olanlara öncelikle bilgi edinmeleri tavsiyesinden bulunan Kemal Çakır, sözlerini şöyle tamamladı:
“ Buraya gelecek olanlara tek tavsiyem önce bilgi edinsinler. Biz buraya ilk geldiğimizde bu çok zordu. Ama artık koşullar değişti. Bilgiye ulaşmak zor değil. İş yapmadan ilk yapacakları şey bu olsun. Araştırsınlar, kanunları iyi öğrensinler. Muhasebelerine çok dikkat etsinler. Buradaki sistem biraz farklı. Biz ilk geldiğimizde işi bilmeyen bir muhasebeciyle çalışmıştık bize zararı inanılmaz boyutlarda olmuştu. Allah’tan işin hacmi çok büyük ve iyi kazanıyorduk o nedenle hissetmedik. Yoksa o dönem için o para inanılmaz bir rakamdı.’’

 

“Rusya’dan Yaşam Öyküleri’’ bölümünün bu sayımızdaki konuğu Kafe Granat’ın sahibi pasta ustası  Kemal  Çakır oldu.

1953 yılında Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde doğan Çakır, ilk ve orta okulu burada okuduktan sonra 13 yaşında  İzmir’e  giderek çalışma yaşamına adımını atar.  Çakır,  amcasının yanında kalarak bir pastaneye de çırak olarak girer ve pastacılık mesleğiyle tanışır ve  bir daha da bırakmaz.   Çakır, daha sonra  İstanbul’a bir diğer amcasının yanına yerleşir.
İstanbul’un o dönem meşhur  Kilim pastanesi’nde çırak olarak işe girerek kendini geliştiren Çakır artık usta olarak çalışabileceğini düşünür ve Bebek’te Tandır Pastanesinde küçük bir deneme sonrası işe başlar.

İngiltere
Çakır,  gerisini şöyle anlatıyor:
“Usta olarak işe girdiğimde ben 19,  yardımcım ise 40 yaşındaydı. Burada çok iyi bir çalışma uyumu yakaladık. Ama iki yıl sonra askere gittim. Askerlik dönüşü yine aynı yerde işe koyuldum.
Hayatımdaki her şey 2 yıllık periyotlarla değişiyordu ve yine aynısı oldu. Patronum İngiltere’ye yerleşmeye karar verince pastaneyi kapatma kararı aldı. Ancak İngiltere’de aynı tarzda bir mekan açmak ve beni de orada usta olarak götürmek istiyordu. Bana ‘valizleri topla gidiyoruz’  dedi. Bende pasaportumu valizimi hazırladım atladık gittik. Fakat orada ters giden bir şey oldu ve pastanede her şey hazır olurken benim için çalışma izni çıkarılamadı. Türkiye’ye döndüm.patronumun isteği ile 5-6 ay daha bekledim çalışma izni çıkmayınca başka bir yerde işe girdim ve öyle devam ettim.

İlk işyerim

İzmir’de yaşayan bacanağım bir gün bana ‘Bodrum’da bir yer var, gel bir bak. Beğenirsen ortaklaşa açarız. Sermayesi benden işletmesi senden’  dedi. Atlayıp gittim mekanı beğenince de el sıkıştık. Çok kısa sürede Bodrum da Penguen pastanesini açtık. Bu benim kendime ait ilk iş yerim olmuştu. İnanılmaz bir keyifle çalışıyordum. Bu arada  bacanağımın yedek parça işi ile ilgili çalıştığı bir İtalyan ortağı vardı ve sohbet esnasında bana İzmir’de Avrupai  tarzda bir pastane açarsak ortak olabileceğini söyledi. Sonra 3 ortaklı Vittoriya diye yer açtık. Ama öncesinde İtalyan ortak bana bir şart koştu. İtalya’ya götürüp bana en iyi mekanlarda yaklaşık 5-6 ay kadar eğitim aldırdı. 1988 yılında Çeşme de, 1990 yılına gelince de bu sefer Vittoriya’nın Bodrum şubesini de açtık. Penguen  pastanesi de aynı zamanda işliyordu. İzmir’ de ki Vittoriya da. Sonra İtalyan ortak işlerin yoğunluğundan dolayı 1992’de ayrılınca bacanakla ikimizde hisselerimizi 1995’te paylaştık.’’

Rusya macerası
Kemal Çakır, 1997 yılında Migros’un  Rusya’ya açılımıyla ilgili gazete haberi okuması ve  bir arkadaşının “gidelim’’ ısrarıyla Rusya’ya gitmeye karar verdiğini anlattı.   Geçmişten gelen Rusya hayranlığını da aktaran Çakır, “Zamanında dedem gelmiş buralarda çalışmış. Evde ondan kalan demir Rus paralarını hep görürdüm. Biz Karadenizli olduğumuz için o zamanlar büyük şehirlere gitmek Rusya şehirlerine gitmekten daha zormuş. O nedenle bizimkiler hep bu coğrafyaya gelip çalışırlarmış. Zaten bence bu pastanecilik, fırıncılık işi Ruslardan kazanılmış bir meslek. Birde bizim bir komşumuz vardı. Onun eşi de Rustu. Çocukken konuşurduk falan. Birde o zamanlar radyo yayınları çok çekmezdi yine biz Rusya’nın Sesi Radyosu’nun Türkçe yayınını dinlerdik. O nedenle hep bilinç altımda bir yerlerinde Rusya vardı’’ diye konuştu.
İlk açılan Migros’un Rusya’da ki uzantısı Ramstore’de açılacak olan fırına talip olan Çakır, Moskova’ya gelerek şirketi kurduktan sonra  makineleri getirerek fırını işletmeye açtıklarını ifade etti.

Krizler fırsat çıkarır
44 yaşında Rusya macerasına başlayan Kemal Çakır sonraki gelişmeleri ise şöyle anlatıyor:
“Yine aynı yerde Vittoriya diye fast-food  açtık. Arkasından Ramsore Marina Roşa şubesini açınca buradaki fırını da biz açtık. Artık inanılmaz bir iş hacmi vardı. Ama 1998 krizi çok etkiledi herkesi. Hatırlıyorum bir gün maya lazımdı sabah başka fiyattan öğleden sonra aynı yerden aynı ürünü başka fiyattan almıştım. Dolar birden 6 kat artmıştı. Daha sonra Ramstore ile birkaç şube de daha fırın açtık. Ama piyasada rakipler artıp rekabet güçleşince fırınları elden çıkarmaya karar verdik. Zaten Ortağım 2005’te Türkiye’ye dönüş yapmak isteyince ondan da ayrıldık. Ama ben gitme yanlısı değildim. Burada bir perspektif görüyordum ve kullanmak istiyordum. Vittoriya’nın hisselerini de ben aldım ve işletmeye başladım. Sürekli bir arayış içindeydim. Sonrasında da 2008’de şu an işlettiğim Kafe Granat’ı açtım. 2008 yılı sonunda patlak veren küresel kriz herkes gibi bizi de etkiledi, müşteri azalınca da  Vittoriya’yı da geçen yıl bir başkasına devrettim. Şu an sadece Kafe Granad’ı işletiyorum ama yine de sağa sola bir şeyler yapabilir miyim diye bakınıyorum. Çünkü krizler aynı zamanda fırsatta çıkarıyorlar insanın karşısına.’’

Yanlış yapmayın

Gelmeden önce anlatılanlarla Rusya’dan ürktüğünü, Rusları tanımadığını ifade eden Çakır, “Ama gelip gördüm ki alakası yok. Çok düzgün insanlar. Onlarla iş yapmakta zor değil. Kolayca adapte olabiliyorlar. Siz onlara yanlış yapmadığınız sürece hep sizi destekliyorlar ve sizi ne olursa olsun bırakmıyorlar’’ dedi.

Önce bilgi edinin
Rusya’ya gelecek olanlara öncelikle bilgi edinmeleri tavsiyesinden bulunan Kemal Çakır, sözlerini şöyle tamamladı:
“ Buraya gelecek olanlara tek tavsiyem önce bilgi edinsinler. Biz buraya ilk geldiğimizde bu çok zordu. Ama artık koşullar değişti. Bilgiye ulaşmak zor değil. İş yapmadan ilk yapacakları şey bu olsun. Araştırsınlar, kanunları iyi öğrensinler. Muhasebelerine çok dikkat etsinler. Buradaki sistem biraz farklı. Biz ilk geldiğimizde işi bilmeyen bir muhasebeciyle çalışmıştık bize zararı inanılmaz boyutlarda olmuştu. Allah’tan işin hacmi çok büyük ve iyi kazanıyorduk o nedenle hissetmedik. Yoksa o dönem için o para inanılmaz bir rakamdı.’’

İlginizi Çekebilir

Send this to a friend