“İlişkiler su verilmiş demir gibi çeliğe döndü”

495

Son Ankara görüşmesinde atılan temel, Akkuyu’nun değil Türk-Rus dostluğunun yeniden inşasının temelleri oldu.

Artık adını bile telaffuz etmek istemediğiniz o 24 Kasım 2015 olayından sonraki Erdoğan-Putin görüşmelerinin tamamında bulunup yerinden takip etme şansım oldu. Evet, adım adım düzelme aşaması kararı çıkmıştı, ilk görüşmenin gerçekleştiği 9 Ağustos 2016’da. Görüşmelerde geçti dense de, o soğukluk ekrana yansımasa da bizler o ortamda hissediyorduk. Ancak bu en son Ankara’daki sayın Putin’in iki günlük ziyaretinde yerini sıcak bir atmosfere bıraktı. İki lider de bir birilerine “Sayın Erdoğan” ve “Sayın Putin” diye hitap ederken bu defa “Değerli Dostum” şeklinde cümlelerini kurmaları dikkatimi çekti.
Ayrıca bugüne kadar her defasında vizesiz seyahatten bahseden ve artık eskiye dönelim diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan olurken bu defa beşeri ilişkilerden ve vizesiz seyahat için cümle kuran Rusya Devlet Başkanı oldu.

Son günlerde gerek Türkiye’de gerekse de Rusya’da Türkiye-Rusya isimlerini barındıran birçok yeni kuruluş türedi. Yıllardır Rusya’da yaşayanlar olarak Rusya ile ilgili bu derneklerin başındaki kişilerin isimlerini eminim ki sizler de benim ile birlikte ilk defa duyuyorsunuzdur. Her ne kadar biz tanımasak da bu şahıslar çıkıp “ilişkileri biz düzelttik, biz şunu yapmasaydık olmazdı…” şeklinde büyük cümleler kuruyorlar. Sakın aldırış etmeyin. Bu ilişkiler bundan önce siz Rus ve Türk iş insanlarının temellerini yıllarca önce attığınız ekonomik çıkarların karşılıklı iki ülkeye verdiği fayda ile bu durumlara geldi. İlişkileri Rusya veya Türkiye ile bozulan başka bir ülkenin bu kadar hızlı düzeldiğine ben 44 yıllık ömrümde tanıklık etmedim. Zaten uluslararası ilişkilerde başlangıç noktası hep karşılıklı çıkarların sağladığı temeller üzerine diğer alanlar gelişir.

Sayın Cumhurbaşkanın “Su verilmiş demir gibi çeliğe döndü ilişkilerimiz” demesi boşuna değil. İki ülke ekonomilerinin bir birine rakip değil tamamlayıcı olması çok büyük bir avantaj; Türkiye’de olmayan Rusya’da var, Rusya’da olmayan ise Türkiye’de. Bu nedenle bazı Türk ve Rus diplomatların “kısa bir ara verdik” dediği o sürecin iki ülke için tarihimizin ilerisi için ders niteliğinde kazandırdıkları oldu.

Endişeli olanlar varsa diye yazıyorum, o olayın benzeri bir olayın bir daha yaşanacağını şahsen düşünmüyorum. Çünkü akabinde “bundan daha büyük ne olabilir ki!” dendiği anda kimsenin aklına gelmeyen o provokasyon yaşandı ve bir Büyükelçi teröre kurban gitti. Ona rağmen iki taraf da uçak olayından edindiği tecrübe ile aklî selim hareket etti ve yeni bir kaosun yaşanmasının önüne geçti.

Onun için içinizde ilişkilerin geleceğine ilişkin bir endişe varsa bence yersiz. Çünkü ben de Suriye’nin ilişkilerimizin tepesinde “Demokles’in kılıcı” gibi durduğunu düşünüyordum ama artık Ankara’da atılan temel ile fikrim değişti.

Facebook Yorumlar