Takip Edin

Gündem

“İdlib mutabakatın aynen uygulanmasını bekliyoruz”

Yayınlanma tarihi

-

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın,bir gazetecinin İdlib mutabakatına ilişkin soruya,”Biz bu mutabakatın aynen uygulanmasını bekliyoruz. Bu 16’sında yapacağımız toplantıda da bu mutabakatın sivillerin korunması ve İdlib’in mevcut statüsünün muhafaza edilmesi çerçevesinde tekrar gündeme tabii ki getireceğiz.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

“Bu konu zirvede de ele alınacak”

Güvenli bölgeyle ilgili yaklaşımlarının daha kapsamlı, mültecilerin oraya dönebileceği şartların oluşturulmasını da içerecek şekilde bir çalışma yapmak olduğunu belirten Kalın, bununla atbaşı giden bir diğer konunun siyasi çözüm sürecinden hiçbir şekilde taviz verilmemesi olduğunu bildirdi.

Bu çerçevede de hem Astana sürecinde hem Cenevre sürecinde Türkiye’nin aktif ve merkezi bir rol oynamaya devam ettiğini dile getiren Kalın, “Burada Suriye’nin meşru temsilicileriyle rejim arasında devam eden hem Astana hem de Cenevre çatısı altında müzakerelerin sonuçlandırılması, bu çerçevede de anayasa komitesinin kurulması ve çalışmalarına başlaması büyük önem arzediyor. Bu konuda önümüzdeki Pazartesi günü yapılacak olan Ankara’daki Cumhurbaşkanımızın başkanlığında yapılacak zirvede de bu konu tabii ki ele alınacak.” dedi.

İdlib mutabakatın aynen uygulanmasını bekliyoruz”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, bir gazetecinin İdlib mutabakatına ilişkin yeni bir güncellemenin söz konusu olup olmadığı ve 16 Eylül’de yapılacak zirvede Türkiye’nin beklentilerinin ne olacağına ilişkin sorusuna ise geçen yıl İdlib Mutabakatının Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında yapılan bir dizi toplantıda temin edildiğini hatırlattı.

İdlib Mutabakatı’nın genel çerçevesi, çatışmasızlık bölgeleri, bunların sınırları, sınırın iç tarafını kimin, dış tarafını kimin koruyacağı, güven gözlem noktalarının nerelerde konuşlandırılacağı konularında zaten çok detaylı bir mutabakatın ellerinde olduğuna işaret eden Kalın, şunları kaydetti:

“Biz bu mutabakatın aynen uygulanmasını bekliyoruz. Bu 16’sında yapacağımız toplantıda da bu mutabakatın sivillerin korunması ve İdlib’in mevcut statüsünün muhafaza edilmesi çerçevesinde tekrar gündeme tabii ki getireceğiz. Burada özellikle rejimin ihlallerine son vermesi büyük önem arz ediyor. Oradaki terör unsurlarını gerekçe, bahane göstererek sivillere yönelik saldırıları kabul etmek hiçbir şekilde mümkün değildir. Bu daha önce de ifade ettiğimiz gibi hem siyasi süreci yani İdlip mutabakatını, Astana sürecini zorlayan, ona gölge düşüren bir gelişme olur hem de insani mülteci krizi anlamında da yeni sorunların ortaya çıkmasına sebep olur.”

Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son olarak Moskova’ya yaptığı ziyarette de Rusya Devlet Başkanı Putin ile bu konuda detaylı bir görüşmesi olduğunu hatırlatarak, “O görüşmelerden sonra bir nispi iyileşme oldu, biz bunu tabii ki kalıcı hale gelmesini arzu ediyoruz. Pazartesi günü burada yapılacak zirvede de bu konu yine etraflı bir şekilde ele alınacak. Gördüğünüz gibi Türkiye bu konuda da üzerine düşeni yapıyor, yapmaya da devam edecek. Yani aynı anda Türkiye hem İran ile hem Rusya ile bu konuları hem de ABD, Avrupa ülkeleri ve diğer uluslararası koalisyon üyeleri ile konuşabilen tek ülke. Bunu biz bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Burada Türkiye’nin rol kapmak gibi bir niyeti yok. Tam tersine artık herkesin sahiplenmesi gereken bu krizde Türkiye üzerine düşen rolü fazlası ile oynuyor, oynamaya devam edecek ama uluslararası toplumun, uluslararası kurum ve kuruluşların bu konuda gerçekten artık üzerine düşen sorumluluğu da yerine getirmesi gerekiyor.”

“Biz F35 programından vazgeçmiş değiliz”

“F35 programında sürecin hangi noktada olduğuna” ilişkin bir soruyu yanıtlayan İbrahim Kalın, Türkiye’nin programdan çıkarıldığına dair, ulaşan resmi bir yazı, tebligat veya bildirim olmadığını söyledi.

Türkiye’nin F35’in bir müşterisi değil, ortağı olduğunu vurgulayan Kalın, şöyle devam etti:

“Türkiye’yi bu programdan çıkarmanın, askıya almanın çok ciddi ekonomik, güvenlik maliyetleri, siyasi maliyeti vardır. Burada tek taraflı olarak atılan bu adımların Kongreyle ilişkilendirilerek ‘yapacak bir şeyimiz yok’ şeklinde izah edilmesi bizim için çok inandırıcı değil. En azından yol bu olmamalı. Farklı alternatifler üzerinde kafa yorup ‘daha yaratıcı formüller üretebiliriz’ diye düşünüyoruz. Sayın Trump’ın bu konuda bir iradesi olduğunu hepimiz gördük. Hem Osaka’daki görüşmede hem de daha sonraki Sayın Cumhurbaşkanımızla yaptıkları telefon görüşmelerinde buna bir çözüm bulmak için bir gayret içinde olduğunu biliyoruz. Hala da şu anda bizim teklifimiz geçerli, ‘S400’lerin bulunduğu bir ülkede F35’ler çalışırsa bir güvenlik riski oluşturur’ kaygısını, endişesini ortadan kaldıracak adımları biz atmaya hazırız. Bu NATO çerçevesinde olabilir, bu ikili düzeyde olabilir. Ama bütün meseleyi getirip bu teknik konuya indirgemek bize çok inandırıcı gelmiyor.”

anadolu ajansı

 

 

Facebook Yorumlar

Gündem

SETA’da “Rus Dış Politikasında Değişim ve Süreklilik” paneli düzenledi

Yayınlanma tarihi

-

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfınca (SETA), “Rus Dış Politikasında Değişim ve Süreklilik” konulu panel düzenlendi.

SETA Güvenlik Araştırmaları Direktörü Murat Yeşiltaş’ın moderatörlüğünde yapılan panele, Bahçeşehir Kıbrıs Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Vişne Korkmaz ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oktay Tanrısever katıldı.

Rusya‘nın Ukrayna krizi dahil olmak üzere jeopolitik girişimlerinin yanı sıra Doğu Akdeniz ve Karadeniz’deki askeri ve siyasi varlığını artırmasına yönelik değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, Rusya’nın iddialı dış politikasının bölgesel ve küresel aktörlerin güvenlik kaygılarını nasıl etkileyeceği konusunu masaya yatırdı.

Panelde konuşan Güney, Rusya‘nın mevcut dış politikasındaki iddialı çıkışını, bazı kesimlerin “yayılmacı” olarak nitelendirdiğini belirterek, bu ülkenin Gürcistan’a müdahalesi ve son olarak Kırım’ı yasa dışı ilhaki gibi gelişmelere dikkati çekti.

Moskova yönetiminin 2012’den itibaren Akdeniz’e yönelik ilgisinin arttığını kaydeden Güney, Rusya‘nın 2015’te “Beşşar Esed’in açtığı arka kapıdan Suriye’ye girdiğini” dile getirdi.

Güney, Rusya‘nın Akdeniz’deki etkinliğinin artmasına paralel olarak Batı’nın ve NATO’nun söz konusu bölgeye ilgisinin arttığına işaret ederek, Rusya‘nın donanma doktrinlerindeki sıcak denizleri aşarak okyanuslara ulaşma hedefine vurgu yaptı.

Rusya‘nın Karadeniz’den Akdeniz’e doğru etki alanını genişletmesiyle eş zamanlı ortaya çıkacak yeni sınamalara ne kadar hazırlıklı olduğunun soru işareti olduğunu aktaran Güney, Rusya‘nın bazı kesimlerce “Mahanist” olarak değerlendirilen stratejisinin ciddi bir iktisadi altyapı gerektirdiğinin altını çizdi.

anadolu ajansı

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Gündem

Belik, Poroşenko’nun Kırım’la ilgili açıklamalarına yanıt verdi 

Yayınlanma tarihi

-

Kırım Milletvekili Dmitriy Belik, Ukrayna’nın Eski Devlet Başkanı Petr Poroşenko’nun Kırım’ın Ukrayna’ya geri döneceği sözleri hakkında yorum yaparken, Ukrayna’nın Kırım’daki propaganda kampanyasının, kendilerini Rusya’nın bir parçası olarak gören Kırım’ların fikrini değiştirmediğini belirtti.

Belik, Kiev’in “histerik Rus karşıtı hikayeleri ve filmleri” filme çeken eylemleri, yalnızca Ukrayna’nın yarımadanın nüfusu arasında daha fazla reddedilme duygusunu uyandırdığını belirterek açıklamalarında “Senaryo ve yönetmen ne olursa olsun hiçbir film, Kırım halkını Ukrayna’ya dönmeye ikna edemez, nüfusun demokratik iradesini değiştiremez” diye konuştu.

Hatırlanacağı üzere 12 Kasım’da eski Ukrayna Devlet Başkanı Petr Poroşenko, Nariman Aliyev’in yönetmenliğini yaptığı “Eve” adlı filmin galasından sonra, Kırım’ın kesinlikle Kiev’in kontrolüne geri döneceğini söyledi.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Gündem

MSB: Fırat’ın doğusunda 5’inci ortak kara devriyesi gerçekleştirildi

Yayınlanma tarihi

-

Türk ve Rus askeri unsurlarının 5’inci ortak kara devriyesi, Fırat’ın doğusundaki Aynularap’ta yapıldı.

Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, “Fırat’ın doğusundaki Aynularap bölgesinde Türk-Rus askeri unsurlarının 4’er araç ve İHA’larla iştirak ettiği 5’inci ortak kara devriyesi tamamlandı.” ifadelerine yer verildi.

anadolu ajansı

 

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Çok Okunanlar