Bize ile Bağlan

Merhaba, ne arıyorsun?

Yaşam Öyküleri

Gülay Kepsutlu

“ Rusya’dan Yaşam Öyküleri” bölümünün bu sayıdaki konuğu Moskova Türk Kadınlar Organizasyonu (MTKO) Başkanı Gülay Kepsutlu oldu.

İlk orta ve lise eğitimini doğduğu Eskişehir’de tamamlayan ve İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nü kazanarak İstanbul’a giden Kepsutlu,  1982’de mezun oldu, yüksek lisans ve doktorasını da İTÜ’nde tamamladı. Daha sonra Trakya ve Anadolu Üniversitelerinde öğretim üyesi olarak çalışmaya başlayan ve daha sonra kendisi gibi akademisyen olan inşaat mühendisi eşiyle evlenen Kepsutlu, 1990’da Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde Yard. Doç olarak çalıştı. Gülay Kepsutlu, 1993’te ise İtalya’da tarihi eserler üzerine restorator olarak Roma İCCROM’da post doktora yaptı.
Eşinin akademisyenliği ve devlet memurluğunu bırakıp 1995 yılında URBAN inşaat firmasında mühendis olarak çalışmak için Moskova’ya gitmesinden bir yıl sonra ücretsiz izne ayrılarak çocuklarıyla Moskova’ya gelen Kepsutlu o günlerini şöyle anlatıyor:

MOSKOVA GÜNLERİ
“Moskova’ya geldiğimde kimseyi tanımıyordum. O dönem tam bir fırsatlar dönemi idi ve inşaat sektöründe inanılmaz bir yükseliş yaşanıyordu. Bütün firmalar harıl harıl deneyimli eleman arıyor ve bulmakta zorlanıyorlardı. O ana kadar da çalışan birisi olarak bende üretim yapamadığım için çok sıkılmaya başlamıştım. Gelmemin üzerinden iki ay geçmemişti ki eşimin çalıştığı firmada mimar olduğum konuşulunca iş teklifi olarak bana geri döndü. Bende kabul ettim. Böylece geçici olarak ta olsa bir yıllığına geldiğim Moskova’ya tam olarak yerleştim. Üstelik tam Doçentlik sınavının yazılı kısmını atlatmış sözlü kısmı kalmışken izin süremin sonunda döndüğüm Eskişehir’de istifa ettim ve temelli Moskovalı oldum.

Ancak eşim benden önce bu firmadan ayrılıp kendi işini kurmuş çeşitli projeler yapıyordu. Ben ise 2001 yılına kadar URBAN’da mimar olarak çalıştım. Bir gurubumuz vardı ve küçük projeler yapıyorduk. 2001 yılında işler azalmaya başlayınca da URBAN’dan ayrılıp YENİGÜN firmasına geçtim. Burada da bir yıl kadar çalıştıktan sonra eşim aldığı bir projede yardımıma ihtiyacı olduğunu söyleyince ayrılıp onun yanına geçtim. Bir otele ilave kat yapılıyordu bende orada mimar olarak görev aldım. Bu proje bitince de yatırımcı bir Alman firmasının İstra şehrinde aldığı araziler üzerine villa yapma işi vardı bende projeci olarak el sıkıştım ve yaklaşık bir yıl kadar burada çalıştım. İş bitiminde bu defa başka bir Türk firması olan EMT firmasında işe başladım. Burada 2006 yılına kadar çalıştım. En son Sokolniki’deki Holliday İnn otelini bitirdik ve sonrasında ben bazı sağlık sorunları yaşamaya başladım ve sağlık nedenleri ile iş hayatına ara verdim. Ancak yine de meşhur global krizin yaşandığı 2008 yılına kadar ufak tefek de olsa evden projeler çiziyordum ancak krizle birlikte o da bitti.”

MTKO ÇALIŞMALARI
Moskova Türk Kadınlar Organizasyonu’na (MTKO) da destekte bulunan Kepsutlu, iş hayatındaki yoğunluğun  azalmasıyla  2009’da  MTKO  Başkanı oldu ve kapanan çocuk kulübünü yeniden faaliyete geçirdi.  Çocuk kulübünün gerek karma evlilikler gerekse de Türkiye’den gelen ailelerin çocukları için çok büyük bir önemi olduğunu anlatan Kepsutlu, “ Aileler çocuklarını memleketlerine götürüp yazın 1-2 ay orda tutup dil öğretiyorlar ancak Moskova’ya gelip koca kışı geçirip hiç kimseyle konuşmayınca tekrar unutuyorlar. Bundan dolayı bunun gerekliliğini bildiğimiz için girişimlerde bulunarak tekrar hayata geçirdik ve halende bu çocuk kulübümüzü devam ettirmeye çalışıyoruz. Zaten çocuk kulübünde ders veren arkadaşlarımızın çoğu pedagojik formasyon eğitimi almış kişiler ve ücret karşılığında bu işi yapmıyorlar. Biz çocuk kulübünde başta dil eğitimi olmak üzere, resim ve müzik gibi beceri derslerinin yanı sıra biraz tarih ve coğrafya bilgisi vermeye çalışıyoruz. Tabii bu aralar bir hayli insan dönüş yapmak zorunda kalınca öğrenci sayımızda azalma oldu ve dolayısıyla küçük bir gurubumuz kapandı. Buradan sizin vasıtanız ile ailelere seslenmek istiyorum, bu oluşumu hep birlikte yaşatalım” diyor.

“ÖN YARGILAR BİZİ ÇOK RAHATSIZ EDİYOR”
Kepsutlu, kadınlar organizasyonu hakkında kötü bir ön yargının olduğunu ve bunu kırmakta zorlandıklarını söylüyor. Bu ön yargı ile bakanların kendilerini sanki işi gücü olmayan, kahve ve çay partileri düzenleyen, sabahtan akşama kadar dedikodu üreten bir gurup olarak gördüğünü ve başkalarına da öyle anlatıklarından yakınan Kepsutlu, derin bir nefes çekerek şunları anlattı: 
“ Bize bu gözle bakılması bizi gerçekten çok üzüyor. Aksine kuruluşumuzda bulunan üyelerimizin tamamı kariyer sahibi ve iş sahibi insanlardan oluşuyor. Aramızda benim gibi akademisyenlikten gelende var, eğitmen de, mühendis de, tasarımcı da, psikolog da var.  Bu nedenle biz tamamen gönüllüce bu işin ucundan tutmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla tüm arkadaşlarım özveri ile çalışıp Türk-Rus ilişkilerine katkıda bulunmaya gayret gözteriyorlar. Mümkün mertebe aramıza Rus bayanları da almaya çalışıyoruz. Çünkü bulunduğunuz ülkeyi tanımak veya kendimizi tanıtmak öyle kolay olmuyor. Biz bunun için zaman zaman, sokak sokak Moskova’yı geziyor, kışın ise müzeleri, sanat galerini gezip bilgi alışverişinde bulunuyoruz. İnsan çevresini bilmez ve onu tanımaz ise sevemez. Bizde bu kapsamda tarihçi kimliği olan ve ya sanat eğitimi almış arkadaşlarımızdan yardım alarak müzeleri ve sanat galerilerini geziyor, onların bilgilerinden faydalanıyoruz.”

Kepsutlu, her yıl düzenledikleri ve geleneksel hale getirdikleri ‘Moskova Cumhurriyet Balosu’ etkinliğine ilginin büyük olduğunu ve her yıl Türkiye’den sevilen bir sanatçıyı getirterek, güzel bir gece yaşatmaya çalıştıklarını dile getiriyor. Geceden elde ettikleri gelirle her yıl Türkiye’de 5 üniversiteli genç kızı okuttuklarını ve gelecek olan destekle bu sayıyı artırmayı düşündüklerini de söylüyor.

“RUSÇA ÖĞRENİN”
 Rusya’da sürekli değişen bir toplum yapısına sahip olduklarını, kendileri gibi uzun yıllar bu ülkede kalan kişi sayısının az olduğunu ifade eden Kepsutlu,  Moskova’yı çok sevdiğini,  kısa süreliğine Türkiye’ye gidip döndüğü zaman da bile evine gelmiş gibi hissettiğini aktarıyor. Rusya’ya gelip yaşayan ve kötü izlenime sahip olanların ya dışarı çıkıp, hayata karışamadıklarını, ya da ön yargılarla gelip ona göre yaşadıklarını ifade ediyor. Kepsutlu, “Moskova’da ailesi ile yaşayanlar için inanılmaz fırsatlar var. Burada her hafta sonu çocuklarınızla yapabileceğiniz farklı bir aktivite bulabilirsiniz.

Sanattan, spora, bilimden, kültüre burada her şeyi yapabilecek ortam var. Ama bu ortamı yakalamak için buradaki yaşama adapte olmak lazım. Kısa süreliğine bile buraya gelenlere ben hep Rusça öğrenmelerini tavsiye ediyorum. Çünkü Rusyayı tanıdıkça yaşam koşullarınız daha da güzelleşiyor” diyor.

“ Rusya’dan Yaşam Öyküleri” bölümünün bu sayıdaki konuğu Moskova Türk Kadınlar Organizasyonu (MTKO) Başkanı Gülay Kepsutlu oldu.

İlk orta ve lise eğitimini doğduğu Eskişehir’de tamamlayan ve İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nü kazanarak İstanbul’a giden Kepsutlu,  1982’de mezun oldu, yüksek lisans ve doktorasını da İTÜ’nde tamamladı. Daha sonra Trakya ve Anadolu Üniversitelerinde öğretim üyesi olarak çalışmaya başlayan ve daha sonra kendisi gibi akademisyen olan inşaat mühendisi eşiyle evlenen Kepsutlu, 1990’da Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde Yard. Doç olarak çalıştı. Gülay Kepsutlu, 1993’te ise İtalya’da tarihi eserler üzerine restorator olarak Roma İCCROM’da post doktora yaptı.
Eşinin akademisyenliği ve devlet memurluğunu bırakıp 1995 yılında URBAN inşaat firmasında mühendis olarak çalışmak için Moskova’ya gitmesinden bir yıl sonra ücretsiz izne ayrılarak çocuklarıyla Moskova’ya gelen Kepsutlu o günlerini şöyle anlatıyor:

MOSKOVA GÜNLERİ
“Moskova’ya geldiğimde kimseyi tanımıyordum. O dönem tam bir fırsatlar dönemi idi ve inşaat sektöründe inanılmaz bir yükseliş yaşanıyordu. Bütün firmalar harıl harıl deneyimli eleman arıyor ve bulmakta zorlanıyorlardı. O ana kadar da çalışan birisi olarak bende üretim yapamadığım için çok sıkılmaya başlamıştım. Gelmemin üzerinden iki ay geçmemişti ki eşimin çalıştığı firmada mimar olduğum konuşulunca iş teklifi olarak bana geri döndü. Bende kabul ettim. Böylece geçici olarak ta olsa bir yıllığına geldiğim Moskova’ya tam olarak yerleştim. Üstelik tam Doçentlik sınavının yazılı kısmını atlatmış sözlü kısmı kalmışken izin süremin sonunda döndüğüm Eskişehir’de istifa ettim ve temelli Moskovalı oldum.

Ancak eşim benden önce bu firmadan ayrılıp kendi işini kurmuş çeşitli projeler yapıyordu. Ben ise 2001 yılına kadar URBAN’da mimar olarak çalıştım. Bir gurubumuz vardı ve küçük projeler yapıyorduk. 2001 yılında işler azalmaya başlayınca da URBAN’dan ayrılıp YENİGÜN firmasına geçtim. Burada da bir yıl kadar çalıştıktan sonra eşim aldığı bir projede yardımıma ihtiyacı olduğunu söyleyince ayrılıp onun yanına geçtim. Bir otele ilave kat yapılıyordu bende orada mimar olarak görev aldım. Bu proje bitince de yatırımcı bir Alman firmasının İstra şehrinde aldığı araziler üzerine villa yapma işi vardı bende projeci olarak el sıkıştım ve yaklaşık bir yıl kadar burada çalıştım. İş bitiminde bu defa başka bir Türk firması olan EMT firmasında işe başladım. Burada 2006 yılına kadar çalıştım. En son Sokolniki’deki Holliday İnn otelini bitirdik ve sonrasında ben bazı sağlık sorunları yaşamaya başladım ve sağlık nedenleri ile iş hayatına ara verdim. Ancak yine de meşhur global krizin yaşandığı 2008 yılına kadar ufak tefek de olsa evden projeler çiziyordum ancak krizle birlikte o da bitti.”

MTKO ÇALIŞMALARI
Moskova Türk Kadınlar Organizasyonu’na (MTKO) da destekte bulunan Kepsutlu, iş hayatındaki yoğunluğun  azalmasıyla  2009’da  MTKO  Başkanı oldu ve kapanan çocuk kulübünü yeniden faaliyete geçirdi.  Çocuk kulübünün gerek karma evlilikler gerekse de Türkiye’den gelen ailelerin çocukları için çok büyük bir önemi olduğunu anlatan Kepsutlu, “ Aileler çocuklarını memleketlerine götürüp yazın 1-2 ay orda tutup dil öğretiyorlar ancak Moskova’ya gelip koca kışı geçirip hiç kimseyle konuşmayınca tekrar unutuyorlar. Bundan dolayı bunun gerekliliğini bildiğimiz için girişimlerde bulunarak tekrar hayata geçirdik ve halende bu çocuk kulübümüzü devam ettirmeye çalışıyoruz. Zaten çocuk kulübünde ders veren arkadaşlarımızın çoğu pedagojik formasyon eğitimi almış kişiler ve ücret karşılığında bu işi yapmıyorlar. Biz çocuk kulübünde başta dil eğitimi olmak üzere, resim ve müzik gibi beceri derslerinin yanı sıra biraz tarih ve coğrafya bilgisi vermeye çalışıyoruz. Tabii bu aralar bir hayli insan dönüş yapmak zorunda kalınca öğrenci sayımızda azalma oldu ve dolayısıyla küçük bir gurubumuz kapandı. Buradan sizin vasıtanız ile ailelere seslenmek istiyorum, bu oluşumu hep birlikte yaşatalım” diyor.

“ÖN YARGILAR BİZİ ÇOK RAHATSIZ EDİYOR”
Kepsutlu, kadınlar organizasyonu hakkında kötü bir ön yargının olduğunu ve bunu kırmakta zorlandıklarını söylüyor. Bu ön yargı ile bakanların kendilerini sanki işi gücü olmayan, kahve ve çay partileri düzenleyen, sabahtan akşama kadar dedikodu üreten bir gurup olarak gördüğünü ve başkalarına da öyle anlatıklarından yakınan Kepsutlu, derin bir nefes çekerek şunları anlattı: 
“ Bize bu gözle bakılması bizi gerçekten çok üzüyor. Aksine kuruluşumuzda bulunan üyelerimizin tamamı kariyer sahibi ve iş sahibi insanlardan oluşuyor. Aramızda benim gibi akademisyenlikten gelende var, eğitmen de, mühendis de, tasarımcı da, psikolog da var.  Bu nedenle biz tamamen gönüllüce bu işin ucundan tutmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla tüm arkadaşlarım özveri ile çalışıp Türk-Rus ilişkilerine katkıda bulunmaya gayret gözteriyorlar. Mümkün mertebe aramıza Rus bayanları da almaya çalışıyoruz. Çünkü bulunduğunuz ülkeyi tanımak veya kendimizi tanıtmak öyle kolay olmuyor. Biz bunun için zaman zaman, sokak sokak Moskova’yı geziyor, kışın ise müzeleri, sanat galerini gezip bilgi alışverişinde bulunuyoruz. İnsan çevresini bilmez ve onu tanımaz ise sevemez. Bizde bu kapsamda tarihçi kimliği olan ve ya sanat eğitimi almış arkadaşlarımızdan yardım alarak müzeleri ve sanat galerilerini geziyor, onların bilgilerinden faydalanıyoruz.”

Kepsutlu, her yıl düzenledikleri ve geleneksel hale getirdikleri ‘Moskova Cumhurriyet Balosu’ etkinliğine ilginin büyük olduğunu ve her yıl Türkiye’den sevilen bir sanatçıyı getirterek, güzel bir gece yaşatmaya çalıştıklarını dile getiriyor. Geceden elde ettikleri gelirle her yıl Türkiye’de 5 üniversiteli genç kızı okuttuklarını ve gelecek olan destekle bu sayıyı artırmayı düşündüklerini de söylüyor.

“RUSÇA ÖĞRENİN”
 Rusya’da sürekli değişen bir toplum yapısına sahip olduklarını, kendileri gibi uzun yıllar bu ülkede kalan kişi sayısının az olduğunu ifade eden Kepsutlu,  Moskova’yı çok sevdiğini,  kısa süreliğine Türkiye’ye gidip döndüğü zaman da bile evine gelmiş gibi hissettiğini aktarıyor. Rusya’ya gelip yaşayan ve kötü izlenime sahip olanların ya dışarı çıkıp, hayata karışamadıklarını, ya da ön yargılarla gelip ona göre yaşadıklarını ifade ediyor. Kepsutlu, “Moskova’da ailesi ile yaşayanlar için inanılmaz fırsatlar var. Burada her hafta sonu çocuklarınızla yapabileceğiniz farklı bir aktivite bulabilirsiniz.

Sanattan, spora, bilimden, kültüre burada her şeyi yapabilecek ortam var. Ama bu ortamı yakalamak için buradaki yaşama adapte olmak lazım. Kısa süreliğine bile buraya gelenlere ben hep Rusça öğrenmelerini tavsiye ediyorum. Çünkü Rusyayı tanıdıkça yaşam koşullarınız daha da güzelleşiyor” diyor.

İlginizi Çekebilir

Send this to a friend