Bu domatesin ilk başrolü değil…

189

Son dönemlerde en çok duyduğum kelimelerin başında geliyor, “Ne domatesmiş ki iki ülke ilişkilerinde kilit rol oynuyor” diye…

İşin salçası çıktı, şu salçaya bir kaşık da ben çalayım havasında değilim. Aslına bakarsanız bu Rusya ile Türkiye ilişkilerinde domatesin ilk başrolü değil…

İlişkiler bu hale gelmeden önce de domatesin aylarca gündemde kaldığını hatırlıyorum. O dönemlerde ilişkilerimiz zirvede olmasına rağmen domates sorununu çözüme kavuşturmak için iki ülke yetkilileri aylarca görüşüp çözüme kavuşturduklarından bir süre sonra yine sorun haline geliyordu.
Ancak mayıs ayı başındaki Soçi görüşmesindeki gibi rolünü hiç büyütmemişti. Hem Rusya tarafından hem Türkiye tarafından konuştuğum birçok yetkili de domates konusunun neden bu kadar büyüdüğünü anlamadığını ifade ediyordu, ama o domates Erdoğan-Putin görüşmesi sonrası yapılan basın açıklamasında da altı çizilen bir cümle oldu. Görüşme sonrası her iki taraftan da birçok kişinin dilinde domates artık bir espri konusuna döndü.

Burada iş yapan büyük çoğunluktaki Türk iş dünyası, milyar dolarlık ihaleler, projeler dururken toplamda 300-400 milyon dolar olan domates ticaretinin nasıl kilit rol aldığını hayretlerle karşıladığını belirtirken, Türkiye’den gelen heyetler ise “rakam küçük ama etkilediği kitle büyük” o nedenle ilginin rakamsal olmadığını belirtiyorlar.

Rusya tarafı ise kendi üreticisinin birçok yatırım yaptığını ve bunun karşılığını almadan domates yasağının kaldırılmasının mantıksız olduğunu dile getiriyorlar. Ama Rusya’da üretilen domatesin de Rusya’nın ihtiyacının tamamını karşılamayacağını onlar da biliyorlar.

Ancak bu kadar gündem belirleyecek bir konu olduğuna kimse akıl erdiremiyor. Çözüm de üretemiyor. Oysa ki çözümde çok basit. Rus üreticisinin üretimini yaptığı mevsimler ve bölgeler belli. Bu bölgedeki üretimlerin her tarafa yetmesi de, mevsimsel şartlardan sürekli ürün alınması da çok zor. Zaten başka ülkelerden de domates alınıyor. Bunun adının yasak olarak ilan edilmesi hem kulağa hoş gelmiyor hem de “normalleşme süreci bitti, artık normale döndük” cümlesinin yanında eğreti durduğu herkesin gözünden kaçmayan bir gerçek.

Bunun yerine Rus üreticisinin üretiminin olduğu dönemde mevsimsel bir vergi uygulansa ki bunu sadece Türk domatesine değil, domates aldığı bütün ülkelere uygulayarak kendi üreticisini korusa ve adı yasak olmazsa daha iyi olmaz mı?

Facebook Yorumlar