Takip Edin
gazetem

Yaşam Öyküleri

Cenk Başlamış

Yayınlanma tarihi

-

Aylardır iş adamlarımızı konuk ettiğimiz ‘Nasıl Başardılar’ köşemizin bu haftaki konuğu, Rusya’ya ilk gelen gazetecimiz, Milliyet gazetesi daimi temsilcisi Cenk Başlamış.

Başlamış, 1983’te bitirdiği İstanbul İngiliz Lisesi’nden sonra Türk Haberler Ajansı Dış Haberler Servisi’nde gazeteciliğe başlamış ve 1986’dan beridir de Milliyet gazetesinde yazmaya devam ediyor.

Rusya’ya geliş öyküsünün M. Ali Birand’ın teklifiyle başladığını söyleyen Başlamış: ” İş hayatına oldukça erken başladım. Yükseköğrenim için birkaç alternatifim olmasına karşın, çalışma şartlarıma uygun olduğu için Boğaziçi tarih bölümünü seçtim. Bir yandan okuyor ,bir yandan da Milliyet’te çalışıyordum. 1988 yılı sonlarında, 3. sınıfın başındayken M. Ali Birand bana gelip, Rusya’da daimi muhabirlik yapıp yapamayacağımı sordu. O dönem Sovyetler Birliği’nin başına Gorbaçov gelmiş, reformlar gerçekleştiriyordu. Dolayısıyla da tüm dünyanın gözü buradaydı. Kabul etmek istiyordum ancak okulumdan vazgeçmek de zor geliyordu. Bölüm başkanımız Abdullah Kuran hocama gidip durumu anlattım ve belki de tarihinde ilk defa bana, finallere girmem şartıyla esneklik sağladı. Okulumu da garanti altına alınca, 1989’un Ocak sonunda Moskova’ya geldim.” diyor.

Moskova’ya gelir gelmez Rus kanallarından birinde batılı bir kliple karşılaşınca, esen değişim rüzgârını fark ettiğini söyleyen Başlamış, bir anlamda Rusya’nın dününe bugününe şahit olmuş nadir gazetecilerden.

Bulunduğu ortama adapte olabilmesi için bir an evvel Rusça öğrenmesi gerektiğini, yine M. Ali Birand söylemiş kendisine. Cenk Başlamış da şimdi bunun haklılığını yaşamış birisi olarak yeni gelenlere, “Rusya’da yaşıyor veya iş yapıyorsanız mutlaka Rusça öğrenin” tavsiyesinde bulunuyor.

Bir gazeteci olarak hiçbir zaman ticaretle uğraşmadığını ve ticarete ilgi de duymadığını söyleyen Başlamış, gözlem ve deneyimlerini de şöyle aktarıyor;

” Uzun yıllardır Rusya’dan haberler yolluyorum. Haliyle buradaki birçok gelişmenin tanığı oldum. Sovyetler Birliği’nin son dönemlerini yaşadığı günlerde de buradaydım, Rusya’nın meşhur 98 krizinde de. Ticarete ilgi duymayan biri olarak Türk yatırımcılarına tavsiyem, asla kısa vadeli düşünmemeleri. Rusya’da başarılı olmak için ‘hemen para kazanıp gideyim’ yerine, daha uzun soluklu ve ayağı yere basan planlar yapmanız gerekiyor. Bir de asla unutmamalılar ki Ruslar için en önemli şeylerin başında güven gelir. Burada paradan bile daha çok değer görüyor güven. İş yapacağınız partnerinize güvenmek ve güven vermek zorundasınız.” diyor.

 

Facebook Yorumlar

Yaşam Öyküleri

Kamil Bilgiç

Yayınlanma tarihi

-

Bu haftaki konuğumuz MUYA Terlikleri kurucu ortaklarından Kamil Bilgiç.

Bilgiç, iş hayatına Tahtakale esnafı olan babasının yanında çok küçük yaşlarda adım atmış. Babasının yanında geçirdiği 16 yıllık süreci babası tarafından verilmiş bir eğitim süreci olarak gören Bilgiç, MUYA’yı kuruluş sürecine kadar şöyle anlatıyor: “Dükkân süpürmekten başladığım iş hayatı tamamen bilinçaltıma yerleşmişti ve okumaktan çok iş dünyasında rol almak istiyordum. 17 yaşında iken babam ve amcalarımın kurduğu bir terlik tabanı üretme fabrikamız vardı. Onların pazarlamada çeşitli sıkıntıları vardı. Babama bana bir dükkân açarsalar ürünlerini pazarlayabileceğimi söyledim, kabul ettiler. Açılan dükkânda o yıl muhteşem bir ticari başarı yakaladım ve fabrikada üretilen ürünün yüzde 95’ine yakınını ben sattım. Hem para kazandım hem de özgüvenim arttı. Fakat o başarılı yılın sonunda taktir beklerken, amcalarımdan birinin bana başarısız olduğumu söylemesi gücüme gitti ve ayrılıp kendi işimi kurmaya karar verdim. Bir arkadaşım bana terliklerin ne kadar çok satıldığından ve Rusya’da buna olan talepten bahsetmişti. O yaz, eşim ben ve eşimin amcası oğlu Özkan beraber tatildeydik, ben giyilen terliklere bakıyorum, numune topluyordum. Özkan’a konuyu açtım o da bana ‘Bende tekstilde başarısız bir iş deneyimi geçirdim kabul edersen her şeyiyle bu işte ortak olalım’ dedi. Bende kabul ettim ve bir çalışma yaptım. Çalışmada her şeyi detaylandırmıştım ve en son şirketin ismi kalmıştı onu da babamın ve Özkan’ın babasının isimlerinin birleşmesini kullandık  MUYA (Mustafa-Yaşar)”

Hızla tırmandıkları iş dünyasında 67 ülkeye ihracat yapma noktasına geldiklerini ve en yaşlılarının 21 yaşında olduğunu belirten Bilgiç, çok satış yapılan ülkelerde ofis açma kararı verir ve Moskova, Odesa, Almaata, Varşova’da kendi yerlerini açar. Güvendiği arkadaşlarını da bu ofislerin başına geçirir. Fakat işler yolunda giderken 1999’da yaşanan deprem kurdukları fabrikadan eser bırakmaz. Onlara ise teselli olarak sadece can kaybının olmaması kalmış. Bilgiç o dönemi de şöyle anlatıyor, “Öncelikle hiçbir çalışanı işten çıkarmadık ve maaşlarını ödedik. Yeni makine siparişi verdik ve bu arada da halen 3 ay sonra sipariş teslim etmek için pazarlamamızı sürdürdük.45 gün sonra yine üretime başladık. Ama inanın bunu nasıl başardığımızın büyüsünü bende bilmiyorum. Belki azimli oluşumuz beklide o işçilerin bize gösterdiği bütünlükle oldu. Yine çıkış yakaladık ve Rusya’ya acayip ürün satıyorduk. Yaptığım bir hesaplamada Rusya’ya gönderdiğimiz ürünlere harcadığımız gümrükleme ve taşıma bedelleri ile burada bir fabrika kurulacağını gördüm ve hiç çekinmeden yatırım kararı aldım. 2001 yılında Rusya’da fabrikamızı kurduk.”

Rus insanlarını çok sevdiğini ve hiçbir şekilde bir kalıba sokulamayacak bir ırk olduğunu söyleyen bilgiç, ticaret yapanların iş yapış tarzı çok rahat ve güvenilirken işçi kısmında bunu göremediklerini belirtiyor. ‘Kalifiye elemanı bırakın devamlı çalışacak eleman bile bulmak zor’ diyen Bilgiç, çareyi kadın ağırlıklı yerel işçilerle yola devam etmekte bulmuş. Rusya’da iş yapmak için ise bilgi, para, tecrübenin işe yaramadığını en önemli olanın Rusya’yı iyi tanımaktan geçtiğini söylüyor.

 

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

Cüneyt Ünal

Yayınlanma tarihi

-

 

Bu hafta Rusya’dan yaşam öyküleri bölümümüzün konuğu Kontek İnşaat Moskova Ofis Müdürü Cüneyt Ünal.

Ünal ilk, orta ve lise eğitimini gördüğü Ankara’dan, eğitimini tamamladıktan sonra ayrılarak babasının çalıştığı Rusya’ya gelmek zorunda kalmış ve tam 17 yıldır da Rusya’da bulunuyor.

Rusya’ya gelişiniz nasıl oldu?

Lise 2. sınıfta iken babam Rusya’ya çalışmaya gelmişti. Ben, kardeşim ve annem Ankara’da kaldık. Zaten ben eğitimimi sürdürüyordum. Lise bitince de kardeşim ve annem ile birlikte babamın yanına gelmeye karar verdik ve Rusya’ya gelmiş oldum.

Çalışmaya mı geldiniz?

Biz ailece geldik. Benim çalışmak gibi bir niyetim yoktu. Amacım okul okumaktı. Bu yüzden de hemen dil eğitimine başladım ve Dağıstan Devlet Üniversitesinde bir yıl Rus dili eğitimi alarak bu açığımı kapattım. Moskova Devlet İnşaat Üniversitesi (MGSU) sınavlarını verdikten sonra da okula başladım. 1998 Şubat ayında da diplomamı aldım.

Bu süre zarfında hiç çalışmadınız mı?

Çalıştım sayılmaz ama 3. sınıfta iken, stajyer olarak bir yol asfalt şirketinde çalıştım.Ama o da dediğim gibi stajımı yapmak amacı taşıyordu.Zaten okulla birlikte o şirketinde işi bitti bende ayrıldım. O dönem Rusya’da çok ilgi gören tekstil ve deri sektöründe hızlı bir hareketlilik vardı ve bende ilgim olmayan bu alanda hareketliliğe aldanarak iş yapma hevesine kapıldım.Çok kısa bir deneyimle 3-4 ay gibi sürede ticaretin bana göre olmadığını anladım ve tekrar kendi alanıma dönme kararı aldım.

O dönemde iş fırsatı çok muydu?

Evet. Şimdiki gibi değildi. Hele ki o dönem Rusça bilen çok sayıda insan yoktu. Yabancı çok azdı. Rusya’da hızla yapılanıyordu. Türk inşaat şirketleri de oturmaya başlamıştı ve bu alanda Türk inşaatçısına çok ihtiyaç vardı. Zaten piyasada şimdi bakarsanız o dönem işçi olarak gelip patron olmuş çok kişi var. Bende büyük firmalara taşeronluk hizmeti veren küçük bir inşaat firmasında işe girdim. Piyasayı tanıyıp işleyişi görünce de kendi işimi kurdum. Benzer yapıda bir taşeronluk firması kurarak Rus ortağım ile birlikte çeşitli işler yaptık. Ama 1998 krizinin etkisi sürüyordu ve o fırsatlar dönemi sona ermişti. Kriz bizi de etkileyince 2000 yılında faaliyetimizi durdurmak zorunda kaldık. Ben de Türkiye’ye döndüm.

Kesin dönüş mü yapmıştınız?

Aslında niyetim öyleydi ama kısa sürede fikrim değişti. Türkiye’de bir inşaat şirketinde teknik planlama mühendisi olarak işe başladım. Görevim ihalelere teknik hazırlık yapmaktı. Bu nedenle birçok ülkedeki ihaleleri takip ederek hazırlanıp giriyorduk. Özelikle Orta Doğuda en çok da Irak’a gidip geliyordum. Ama bu işleyiş hoşuma gitmeyince Rusya’ya döndüm. Yine kendi alanımda çalışmak amacındaydım. A.D Konut adlı şirkette işe başladım ve 2005 yılına kadar orada şantiye şefliği, proje müdürlüğü ve bölge müdürlüğü görevlerinde bulundum. Rusya’nın çeşitli şehirlerinde sanayi ve konut inşaatları yaptık. 2005 Eylül ayında da şimdiki çalıştığım Kontek İnşaat firmasına geçtim. Kontek’te ki ilk görevim bir şantiyede proje müdürlüğü idi.2008 yılına kadar o projede görevimi yürüttüm. Proje bitince de Moskova ofis müdürlüğü görevine geldim ve bu şekilde devam ediyorum.

1992’den buyana yaklaşık 17 yıldır Rusya’dasınız Rus insanları hakkındaki gözlemleriniz nelerdir?

Hemen şunu söyleyebilirim ki birçok yönlerimizle benziyoruz. İlk etapta zor insanlar ve ilk önce güvenlerini kazanmanız gerekiyor. Ama sonrasında ise inanılmaz sıcak ve değerli bir dostluk görüyorsunuz. Bir de şu ayrıntı var ki çok önemli; Rusya’yı değerlendirirken Moskova’yı ve diğer bölgeleri mutlaka bir birinden ayrı tutmak gerek. Burada ki yaşayış biçimi ile diğer bölgelerdeki yaşayış biçimi arasında çok fark var.

Rusya’da iş yapmak isteyenlere tavsiyeleriniz neler olacak?

Ben uzun yılardır Rusya’dayım. Kendi işim olmak üzere birçok iş tecrübesi edindim. Aynı işi Türkiye’de de yaptım. Burada iş yapacak iseniz bir defa Rusya’nın dünya da yürüyen ticari sistemden ayrı bir yapıya sahip olduğunu kabul etmeniz gerekir. Yani dünyada birçok ülkenin yapısı aynı olmazsa da bir birine benzer yanları vardır. Ama burada yok. Burada ‘Aa orada böyle, neden burada öyle değil?’ derseniz iş yapamazsınız. Mutlaka burayı buranın şartlarıyla algılayacaksınız. Yoksa iş yapmanız çok zor.

Ayrıca, ‘Buraya geldim kazanınca giderim’ mantığıyla hareket edilmemesi gerekir. Mutlaka uzun vadeli düşünülmesi ve planların ona göre yapılması gerekir.

 

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

Akın Teksöz

Yayınlanma tarihi

-

Akın Teksöz, 1990 yılında ODTÜ Maden Mühendisliği bölümünü bitirir bitirmez Rusya’ya gelmiş bir iş adamımız. Teksöz, ” Rusya’ya, üniversite bittikten hemen sonra Pet Holding’in Moskova’daki temsilciliğinde çalışmak için geldim. Amacım 3–5 ay kadar burada çalışıp deneyim kazanarak Türkiye’ye dönmekti. Fakat Sayın Muzaffer Yücel ile birlikte çalışmak Rusya’yı sevmemi, hatta belki de 17 yıldır burada kalmamı sağladı.” diyor.

Teksöz, 1993’te Türkiye’ye vatani görevini yapmak için gelince, kesin dönüşünü de yapar. Fakat askerliğinin daha ilk ayından itibaren fikri değişir ve terhis olur olmaz yine soluğu Moskova’da alır. Bu sefer farklı bir firmanın Moskova temsilciliği için Rusya’da bulunur. Burada da 1 yıl kadar çalıştıktan sonra Debant Plastik San. A.Ş adında başka bir firmada 1998 yılına kadar, sanayide Bigbag denen polipropilen sanayi çuvallarının Rusya’ya satışını gerçekleştirir. Bu arada evlenen Teksöz, o dönemden bugüne gelişini şöyle anlatıyor: ” Kendi işimi yapmak için işten ayrılıp bir şirket kurmuştum. Faaliyete geçtikten bir buçuk ay sonra meşhur kriz patladı. İşten eve gidinceye kadar dolar kuru 6 rublelerden 24 rublelere kadar çıkmıştı. Ortalık perişan, insanlar tedirgin durumdaydı. Sermayem olmadığı için bir Rus müşterimle ortaklık kurduk. Yine aynı işe, yani polipropilen sanayi çuvallarının satışına devam ettik. Bu işte neredeyse Rusya’nın tek söz sahibi konumundaydık. Firma da bunu görmüş olacak ki, 2000 yılında burada üretime geçmeye karar verdi. Ben de buradaki misyonumun bittiğini düşünerek ayrıldım ve tek başıma devam ettim. Firmamda hala ana iş olarak bunu yapmakla birlikte, otomotiv sektöründe yan sanayi ürünleri ile ilgili de hizmet veriyoruz. 2005 yılından beri de İnci Akü’nün distribütörlüğünü yapıyoruz.”

İş hayatında başarılı olmak için prensipleriniz olmalı diyen Teksöz, “Dünyanın neresinde olursanız olun, mutlaka en iyi bildiğiniz işi yapmalısınız.” diyor. Kendilerinin de bu hataya düşerek Rusya’da servis sektörü gibi zor ve bilmedikleri bir alana girdiklerini, fakat perspektif göremedikleri için geri dönseler de, bu arada ciddi bir zaman kaybettiklerini vurgulayarak anlatıyor.

Rusların güvenini kazanmanın zor olduğunu ancak bunu başarırsanız sizi hiçbir şeye değiştirmeyeceklerini belirten Teksöz, 17 yıllık Rusya tecrübesini dayanarak, ” Rusya dünyada benzeri olmayan, kendi kuralları olan bir ülke. Rusya’daki kuralların gerektirdiği gibi çalışmazsanız burada başarılı olamazsınız.” diyor.

 

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Çok Okunanlar