Takip Edin

Yaşam Öyküleri

Cem Toksoy

Yayınlanma tarihi

-

Cem Toksoy, 1997 yılında Rusya’ya çalışmak için gelip, gösterdiği iş tecrübesi ile de, müteahhitlikten tutun mağazacılığa çeşitli alanlarda kendi yatırımları olan başarılı bir iş adamımız.
Toksoy, çocukluğundan beri iş hayatında olmak istese de babası tarafından zorla üniversite okumaya ikna olarak, Kıbrıs’ta Doğu Akdeniz Üniversitesi işletme okur. Toksoy, Rusya’ya gelişini şöyle anlatıyor: “Üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre dayım ile çalıştım. Fakat benim başka arayışlarım vardı. Derken bir gün arkadaşım olan Muya terlikleri sahibi Kamil Bilgiç bana, ‘Rusya’da bir oluşuma gidiyoruz başında sen dururmusun ? ’ dedi. Bende kabul ettim ve 1997 yılında Moskova’ya geldim. Bir kaç yıl toptan mal satımı yaptım. Buradaki işleyişi, pazarı çok iyi gözlemliyordum. Derken kriz geldi. Biz o dönemde şanslı olanlardandık ve krizden etkilenmedik çünkü bizde sezon sonuydu ve biz alacaklarımızın çoğunu almıştık. O dönemlerde sabah 6’dan akşam 5’e kadar pazarlardaydık. O dönem mallar kolay satılıyor bürokrasi basitti. Alışık olmadığımız sadece Rusya’ya özgü olan tecrübeleri edindik. Kriz sonrası Muya yatırım kararı alarak burada fabrika kurmak istedi. Bende o dönem kendi başıma bir şeyler yapabileceğimi görmüştüm. Çocukluk arkadaşım vardı onunla bir şeyler yapmaya karar verdik ve Türkiye’den birkaç firma ile anlaşarak Rusya’da distribütörlüklerini aldık. İşlerimiz iyi gitti. Bizde işimizle iyi ilgilendik ve hızlıca büyüdük. Zaten bu ülke pazarı o kadar cömert ki siz yeter ki işinizin hakkını verin o size fazlasını veriyor. Sonrasında bir ayakkabı markasına ortak oldum ve ürünleri Rusya’da satıyoruz yine İj Prom Stroy inşaat firmamızla çeşitli müteahhitlik işleri yapıyoruz. Yine gayrimenkul alımı ile ilgileniyoruz.”

Toksoy, ülke olarak Rusları çok sevdiğimizi, ticari ilişkilerimizin çok hızlı geliştiğini bu gün bakıldığında başta İstanbul Laleli’de olmak üzere Antalya’dave birçok şehrimizde iş hanları ve otellerin Ruslarla olan ticaretimiz sayesinde yapıldığını söylüyor.

Rusların seyahat eden bir toplum olduğunu ve işleriyle ilgili dünyada ki tüm fuarlarda onları görmenin mümkün olduğunu belirten Toksoy, “Rusların ticaret yapmayı çok hızlı öğrendiler. Ülkede sermaye çok büyük olduğundan sizi planlarınızın üzerine çıkarıyor. Yeter ki siz işinizle ilgilenin ve uzun vadeli planlar yapın. Şimdi bakıyorum da o günlerde revaçta olan pazarlar günümüzde değerini kaybetti. Pazarda kalanlar hala o günlerdeki şartlarda ticari hayatını sürdürürken oradan çıkıp dışarıda araştırma yapanlar çok büyük işlerin altına imza attılar. Burada artık dünya rekabet ediyor. Eskisi gibi boşluklar pek kalmadı. Bedeller yükseldi. Bazı işleyişlerin oturması daha uzun zaman almaya başladı. Rusların çoğu hangi malı nereden nasıl alacağını çok iyi biliyor. Ruslar ile iş başlarken zor oluyor fakat güvenini kazanırsanız birçok şey sandığınızdan çok daha kolay çözülüyor” diyor.

Facebook Yorumlar

Yaşam Öyküleri

Mustafa Kuruçay

Yayınlanma tarihi

-

RMK firmasının kurucu ve sahibi Mustafa Kuruçay, Ruslara Türk hamamını tanıtan belki de sevdiren kişilerin başında gelir.

Aile mesleği müteahhitlik olan Kuruçay’ın tercihi de bu meslekten yana olmuş ve ilk olarak Yapı Meslek Lisesi’ni bitirmiş. Devamında Yıldız Teknik Üniversitesi mimarlık bölümünden mezun olmuş. Okurken aynı zamanda da çalışan Kuruçay, Rusya ile tanışmasını şöyle anlatıyor: " Rusya’ya 3–4 aylığına gelmeye karar vermiştim. ENKA ile Buradaki bir projede görevli olarak geldim. Proje 1993’e kadar sürdü, Moskova’dan memnundum. Derken başka bir proje için Kazakistan’a gitmem gerekti, 2 ay kadar orada kaldıktan sonra izin dönüşü Moskova’dan ayrılmak istemeyip yöneticilerimden affımı istedim. ENKA’dan ayrılıp kendi işimi kurdum. Başlarda sadece inşaat firması olarak çalışıyorduk. O dönemde, iş yapan inşaat firması sayılıydı ama iş çoktu, her şeyin önü açıktı. Yaptığımız işlerle çevre edindik, bu bize daha büyük işler getirmeye başladı. Bu arada, Türkiye’de çok sayıda akrabamın tekstil üreticisi olması dolayısıyla tekstil işi ile uğraşmaya başladık. Hiç bilmediğimiz ve istemeyerekte olsa yapmamıza rağmen bu sektörde de epey bir yol aldık ve 1998’de ki krize kadar da bu şekilde devam ettirdik. Fakat krizle birlikte biz de zarara uğradık ve tekstille bağlarımızı koparıp asıl işimiz ile daha çok ilgilenmeye başladık. Krizle birlikte bir geçiş dönemi yaşanmaktaydı, O dönemde bir firmanın hamam isteğine ‘Türk Hamamı yapalım’ teklifi ile gittik. Yaptığımız hamam çok beğenilince birbirlerine tavsiye etmeye başladılar, 1999 yılında Moskova Belediye Başkanı Sayın Lujkov’un evinin hamam ve havuzunu yaptık. Bu arada reklâma çok büyük önem veriyorduk. Birçok sektörel, popüler gazete ve dergilerde reklâmlarımızın yayınlanması bizim birkaç basamak yukarı çıkmamızı sağladı. Bu sayede Rusya’nın en zengin 100 insanının işlerini almaya başladık ve çoğu Milletvekilinin evine Türk hamamı yaptık. Ruslarda zaten popüler olan Hamam işi, kendilerine Türk hamamını gösterdikten sonra daha fazla beğeni kazandı ve bizim sayemizde Rusya’da yeni bir iş imkânı oluşmuş oldu. 2005 yılında havuz ve hamam konusunda uzmanlaşıp sektörde hemen hemen akla gelen ilk firma konumuna oturduk. 2000 yılından bu yana popüler hale gelen Spor kompleksleri ve SPA merkezlerinin hamam ve havuzlarını; birçoğunu, "anahtar teslim" olarak biz yaptık. Son dönemde kendimiz için getirdiğimiz inşaat malzemelerinden satış yapmakla birlikte işimize aydınlatma sistemlerini de ekleyip büyük çapta mağaza ve ofis aydınlatmalarını yapmaya başladık."

Rusların hem kolay hem de çok zor insanlar olduğunu ve onlardan çok şey öğrendiğini söyleyen Kuruçay, " Ruslardan imza atmayı öğrendim. İmza atmadan hiçbir şey yapmıyorum bu bana çok büyük bir artı sağladı. Herkese de tavsiye ederim" diyor.

Rusya’da başarılı olmak için önce burayı özümsemek gerekir diyen Kuruçay, " Gelecek olanlar sakın zengin olup geri döneyim hevesine kapılmasınlar. Burada iş yapıyorsanız anlaşmalarınızda ve işinizde yapmanız gerekenlere mutlaka uymalısınız. Ucuz veya pahalı fark etmez ama fiyat analizi çok önemli. İşinizden zevk alarak çalışırsanız para kendiliğinden gelir" diyor.

 

RMK firmasının kurucu ve sahibi Mustafa Kuruçay, Ruslara Türk hamamını tanıtan belki de sevdiren kişilerin başında gelir.

Aile mesleği müteahhitlik olan Kuruçay’ın tercihi de bu meslekten yana olmuş ve ilk olarak Yapı Meslek Lisesi’ni bitirmiş. Devamında Yıldız Teknik Üniversitesi mimarlık bölümünden mezun olmuş. Okurken aynı zamanda da çalışan Kuruçay, Rusya ile tanışmasını şöyle anlatıyor: " Rusya’ya 3–4 aylığına gelmeye karar vermiştim. ENKA ile Buradaki bir projede görevli olarak geldim. Proje 1993’e kadar sürdü, Moskova’dan memnundum. Derken başka bir proje için Kazakistan’a gitmem gerekti, 2 ay kadar orada kaldıktan sonra izin dönüşü Moskova’dan ayrılmak istemeyip yöneticilerimden affımı istedim. ENKA’dan ayrılıp kendi işimi kurdum. Başlarda sadece inşaat firması olarak çalışıyorduk. O dönemde, iş yapan inşaat firması sayılıydı ama iş çoktu, her şeyin önü açıktı. Yaptığımız işlerle çevre edindik, bu bize daha büyük işler getirmeye başladı. Bu arada, Türkiye’de çok sayıda akrabamın tekstil üreticisi olması dolayısıyla tekstil işi ile uğraşmaya başladık. Hiç bilmediğimiz ve istemeyerekte olsa yapmamıza rağmen bu sektörde de epey bir yol aldık ve 1998’de ki krize kadar da bu şekilde devam ettirdik. Fakat krizle birlikte biz de zarara uğradık ve tekstille bağlarımızı koparıp asıl işimiz ile daha çok ilgilenmeye başladık. Krizle birlikte bir geçiş dönemi yaşanmaktaydı, O dönemde bir firmanın hamam isteğine ‘Türk Hamamı yapalım’ teklifi ile gittik. Yaptığımız hamam çok beğenilince birbirlerine tavsiye etmeye başladılar, 1999 yılında Moskova Belediye Başkanı Sayın Lujkov’un evinin hamam ve havuzunu yaptık. Bu arada reklâma çok büyük önem veriyorduk. Birçok sektörel, popüler gazete ve dergilerde reklâmlarımızın yayınlanması bizim birkaç basamak yukarı çıkmamızı sağladı. Bu sayede Rusya’nın en zengin 100 insanının işlerini almaya başladık ve çoğu Milletvekilinin evine Türk hamamı yaptık. Ruslarda zaten popüler olan Hamam işi, kendilerine Türk hamamını gösterdikten sonra daha fazla beğeni kazandı ve bizim sayemizde Rusya’da yeni bir iş imkânı oluşmuş oldu. 2005 yılında havuz ve hamam konusunda uzmanlaşıp sektörde hemen hemen akla gelen ilk firma konumuna oturduk. 2000 yılından bu yana popüler hale gelen Spor kompleksleri ve SPA merkezlerinin hamam ve havuzlarını; birçoğunu, "anahtar teslim" olarak biz yaptık. Son dönemde kendimiz için getirdiğimiz inşaat malzemelerinden satış yapmakla birlikte işimize aydınlatma sistemlerini de ekleyip büyük çapta mağaza ve ofis aydınlatmalarını yapmaya başladık."

Rusların hem kolay hem de çok zor insanlar olduğunu ve onlardan çok şey öğrendiğini söyleyen Kuruçay, " Ruslardan imza atmayı öğrendim. İmza atmadan hiçbir şey yapmıyorum bu bana çok büyük bir artı sağladı. Herkese de tavsiye ederim" diyor.

Rusya’da başarılı olmak için önce burayı özümsemek gerekir diyen Kuruçay, " Gelecek olanlar sakın zengin olup geri döneyim hevesine kapılmasınlar. Burada iş yapıyorsanız anlaşmalarınızda ve işinizde yapmanız gerekenlere mutlaka uymalısınız. Ucuz veya pahalı fark etmez ama fiyat analizi çok önemli. İşinizden zevk alarak çalışırsanız para kendiliğinden gelir" diyor.

 

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

Ali Ünal

Yayınlanma tarihi

-

Bu hafta Rusya’dan Yaşam Öyküleri bölümümüzün konuğu Bank Moskovski Kapital’in eski temsilcisi ve inşaat malzemeleri satan VEYKA şirketinin kurucu ortaklarından Ali Ünal.

Ünal’ın hayatı, inşaat işçiliğinden bankacılığa uzanan gerçek bir başarı öyküsü. Ünal, henüz ortaokul sıralarında iken futbol oynamaya ve bununla birlikte futbolda profesyonelliğe giden yolda ilk adımını atmış. Fakat sakatlanınca da futbolu bir o kadar çabuk bırakıp ticaretle uğraşmak zorunda kalmış. Ünal, askerliğe kadar amcasının restaurantında çalışıp daha sonrada şansını yurt dışında denemek istemiş.

 Rusya fikri nasıl çıktı?

—Askerlik sonrası ben bir şeyler yapma arayışı içerisindeydim. Derken şansımı yurt dışında deneyeyim dedim ve Rusya’ya geldim.

 Neden Rusya?

—Hem yakındı hem de o dönem gelmesi en kolay ülke idi.

 Peki, nasıl geldiniz?

—MİR inşaat firmasına başvurdum onlarda beni Moskova’ya getirdiler. Yaklaşık iki yıl kadar burada çalıştıktan sonra EMT diye başka bir inşaat firmasına geçtim. Yine iki yıl kadar orada çalıştım bu seferde başka bir firma oradan da son olarak İDİL inşaata geçtim. İnşaat piyasası maalesef öyledir proje biter sizde başınızın çaresine bakmak zorunda kalırsınız. O nedenle de sık sık firma değiştirirsiniz ya da memlekete dönersiniz. Bense burada kalıcı olmanın peşindeydim.98 krizi henüz yaşanmıştı ve etkilerini üzerinden atmaya çalışıyordu ve ben o arada kendi işimi kurma kararı aldım. Bu sefer de o dönem çok revaçta olan deri üzerine satış mağazası açtım. Türkiye’den getirip Rusya’da satıyordum. Fakat krizin etkisinin o denli süreceğini tahmin etmedim ve kriz işlerin önünü maalesef beklediğim sürede açmadı. Ben de kapatmak zorunda kaldım. Yine arayıştayken bir Rus arkadaşım ‘sana inşaat malzemesi versem satar mısın?’ dedi bende neden olmasın deyip o işe koyuldum. Hemen firma kurup malzeme satışına başladım. İşlerim fena gitmiyordu hatta iyiydi. 2001 yılına kadar bu böyle sürdü. Yerimizi büyütmek istedik ve o dönem bir banka binasının içinde kiracı olduk. Bankanın sahibi Victor Nikolaevich Krestin, kiracısının Türk olduğunu öğrenince de hemen yapılacak tamir işleri var yapar mısın diye sordu. Bende kabul ederek hemen işe koyuldum. Derken kendi evinin işleri de çıktı ve benden onları da yapmamı istedi. Evini yaparken samimiyetimiz artı ve zamanla çok gelişti. Bir baba-oğul ilişkisine döndü.

O mu size bankacı ol dedi?

—Krestin hayatımda çok önemli bir yere sahip olmuştu ve birçok konuda kendisine danışırdım. Bir gün piyasada bulunan Türk firmalarının sayısını gözlerimin önünden geçirdim ve o kadar çok Türk firması varken neden bunlarla çalışılmıyor diye düşünüp Krestin’in kapısını çaldım. Ona bana yetki vermesi durumunda Türk firmalarla arasında köprü olabileceğimi söyledim. Ama Krestin’in burada Türk bankaları varken Türkler bir Rus bankası ile çalışmaz diye düşündü. Ben ise kararlıydım.Derken 2004 yılında sahibi Türk olan TROY Group’a Moskova City projesine girmesi için teminat mektubu gerekti. Bende her iki tarafı bir araya getirerek prosedürlerin çok az olduğu bir teminat mektubunun verilmesine aracı oldum. Krestin, benim bu işi yapabileceğimi görünce daha ciddi bir yaklaşım ile bu işi projelendirerek beraber çalışalım teklifinde bulundu. Böylece bankacılığa adım atmış oldum.

 Peki, diğer işiniz ne oldu?

—İnşaat malzemesi işimiz paralelinde hep devam etti, hatta İstanbul’da bir yer daha açtım. Yine Ankara’da restaurant açtım. Bu arada bankacılıkta ilerliyordum. İrili ufaklı birçok firmaya ve de çok önemli projelerin başlangıcında çok az prosedürlü teminat mektupları verince aranır olmaya başladık.2007 yılında en çok aranan bankalardan biri olduk. Çünkü Türk firmalarına en rahat teminat mektubu veren Rus bankası konumuna geldik. 2008 yılı sonunda başlayan ekonomik kriz dünyayı sarmaya başlayınca işlerin hacmi düşmeye başladı ve bizi de zorladı. Hazırlıksız yakalandık ve en nihayetinde bu ayın ilk haftasında kapatılan birçok Rus bankası ile birlikte bizim bankanın da lisansı iptal edildi.

 İşsiz mi kaldınız?

—Hayır, zaten benim inşaat malzemesi satışı yapan kendi firmam vardı. Şu anda onun başında işlerime devam ediyorum. Birkaç Rus bankasından teklif var ama şu anda düşünüyorum.

 17 yıldır Rusya’da sınız. Rusları nasıl buluyorsunuz?

—Ruslar gerçekten dünyanın başka bir yerinde yaşayan insanlardan çok farklı. Onlara doğru sentezle yaklaşmalısınız. Onlar kimseye benzemiyorlar. Sen yanlış yapmadıkça inanın onlardan zerre kadar zarar görmezsiniz.

 Burada iş yapmak isteyenlere tavsiyeleriniz ne olacak?

—Benim en önemli tavsiyem hangi sektörde olurlarsa olsunlar iş yaptıkları Ruslara dürüst ve şeffaf yaklaşsınlar. İşinizin ciddiyetini elinizden bırakırsanız sizi de ciddiye almazlar. Ben burada bu örneklerden biriyim ve biliyorum ki mühendis veya taşeron iken kendi firmasını kurup yükselen çok sayıda başarılı kişi var. Bu kişileri örnek alsınlar.

Bu hafta Rusya’dan Yaşam Öyküleri bölümümüzün konuğu Bank Moskovski Kapital’in eski temsilcisi ve inşaat malzemeleri satan VEYKA şirketinin kurucu ortaklarından Ali Ünal.

Ünal’ın hayatı, inşaat işçiliğinden bankacılığa uzanan gerçek bir başarı öyküsü. Ünal, henüz ortaokul sıralarında iken futbol oynamaya ve bununla birlikte futbolda profesyonelliğe giden yolda ilk adımını atmış. Fakat sakatlanınca da futbolu bir o kadar çabuk bırakıp ticaretle uğraşmak zorunda kalmış. Ünal, askerliğe kadar amcasının restaurantında çalışıp daha sonrada şansını yurt dışında denemek istemiş.

 Rusya fikri nasıl çıktı?

—Askerlik sonrası ben bir şeyler yapma arayışı içerisindeydim. Derken şansımı yurt dışında deneyeyim dedim ve Rusya’ya geldim.

 Neden Rusya?

—Hem yakındı hem de o dönem gelmesi en kolay ülke idi.

 Peki, nasıl geldiniz?

—MİR inşaat firmasına başvurdum onlarda beni Moskova’ya getirdiler. Yaklaşık iki yıl kadar burada çalıştıktan sonra EMT diye başka bir inşaat firmasına geçtim. Yine iki yıl kadar orada çalıştım bu seferde başka bir firma oradan da son olarak İDİL inşaata geçtim. İnşaat piyasası maalesef öyledir proje biter sizde başınızın çaresine bakmak zorunda kalırsınız. O nedenle de sık sık firma değiştirirsiniz ya da memlekete dönersiniz. Bense burada kalıcı olmanın peşindeydim.98 krizi henüz yaşanmıştı ve etkilerini üzerinden atmaya çalışıyordu ve ben o arada kendi işimi kurma kararı aldım. Bu sefer de o dönem çok revaçta olan deri üzerine satış mağazası açtım. Türkiye’den getirip Rusya’da satıyordum. Fakat krizin etkisinin o denli süreceğini tahmin etmedim ve kriz işlerin önünü maalesef beklediğim sürede açmadı. Ben de kapatmak zorunda kaldım. Yine arayıştayken bir Rus arkadaşım ‘sana inşaat malzemesi versem satar mısın?’ dedi bende neden olmasın deyip o işe koyuldum. Hemen firma kurup malzeme satışına başladım. İşlerim fena gitmiyordu hatta iyiydi. 2001 yılına kadar bu böyle sürdü. Yerimizi büyütmek istedik ve o dönem bir banka binasının içinde kiracı olduk. Bankanın sahibi Victor Nikolaevich Krestin, kiracısının Türk olduğunu öğrenince de hemen yapılacak tamir işleri var yapar mısın diye sordu. Bende kabul ederek hemen işe koyuldum. Derken kendi evinin işleri de çıktı ve benden onları da yapmamı istedi. Evini yaparken samimiyetimiz artı ve zamanla çok gelişti. Bir baba-oğul ilişkisine döndü.

O mu size bankacı ol dedi?

—Krestin hayatımda çok önemli bir yere sahip olmuştu ve birçok konuda kendisine danışırdım. Bir gün piyasada bulunan Türk firmalarının sayısını gözlerimin önünden geçirdim ve o kadar çok Türk firması varken neden bunlarla çalışılmıyor diye düşünüp Krestin’in kapısını çaldım. Ona bana yetki vermesi durumunda Türk firmalarla arasında köprü olabileceğimi söyledim. Ama Krestin’in burada Türk bankaları varken Türkler bir Rus bankası ile çalışmaz diye düşündü. Ben ise kararlıydım.Derken 2004 yılında sahibi Türk olan TROY Group’a Moskova City projesine girmesi için teminat mektubu gerekti. Bende her iki tarafı bir araya getirerek prosedürlerin çok az olduğu bir teminat mektubunun verilmesine aracı oldum. Krestin, benim bu işi yapabileceğimi görünce daha ciddi bir yaklaşım ile bu işi projelendirerek beraber çalışalım teklifinde bulundu. Böylece bankacılığa adım atmış oldum.

 Peki, diğer işiniz ne oldu?

—İnşaat malzemesi işimiz paralelinde hep devam etti, hatta İstanbul’da bir yer daha açtım. Yine Ankara’da restaurant açtım. Bu arada bankacılıkta ilerliyordum. İrili ufaklı birçok firmaya ve de çok önemli projelerin başlangıcında çok az prosedürlü teminat mektupları verince aranır olmaya başladık.2007 yılında en çok aranan bankalardan biri olduk. Çünkü Türk firmalarına en rahat teminat mektubu veren Rus bankası konumuna geldik. 2008 yılı sonunda başlayan ekonomik kriz dünyayı sarmaya başlayınca işlerin hacmi düşmeye başladı ve bizi de zorladı. Hazırlıksız yakalandık ve en nihayetinde bu ayın ilk haftasında kapatılan birçok Rus bankası ile birlikte bizim bankanın da lisansı iptal edildi.

 İşsiz mi kaldınız?

—Hayır, zaten benim inşaat malzemesi satışı yapan kendi firmam vardı. Şu anda onun başında işlerime devam ediyorum. Birkaç Rus bankasından teklif var ama şu anda düşünüyorum.

 17 yıldır Rusya’da sınız. Rusları nasıl buluyorsunuz?

—Ruslar gerçekten dünyanın başka bir yerinde yaşayan insanlardan çok farklı. Onlara doğru sentezle yaklaşmalısınız. Onlar kimseye benzemiyorlar. Sen yanlış yapmadıkça inanın onlardan zerre kadar zarar görmezsiniz.

 Burada iş yapmak isteyenlere tavsiyeleriniz ne olacak?

—Benim en önemli tavsiyem hangi sektörde olurlarsa olsunlar iş yaptıkları Ruslara dürüst ve şeffaf yaklaşsınlar. İşinizin ciddiyetini elinizden bırakırsanız sizi de ciddiye almazlar. Ben burada bu örneklerden biriyim ve biliyorum ki mühendis veya taşeron iken kendi firmasını kurup yükselen çok sayıda başarılı kişi var. Bu kişileri örnek alsınlar.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

Nerdun Hacıoğlu

Yayınlanma tarihi

-

Hürriyet gazetesi Moskova temsilcisi Nerdun Hacıoğlu Rusya’ya gelen ilk Türk gazetecilerimizden. Hacıoğlu, Bulgaristan doğumlu. İlkokulu Bulgaristan’da okuduktan sonra anayurda dönen ailesi ile birlikte O da İstanbul’a gelir. Orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamladıktan sonra kendi deyimiyle maceracı ruhu onu üniversite okumaya yurt dışında arayışa iter. Zaten doğuştan aşina olduğu Slav dilleri onu eski Yugoslavya’nın bir parçası olan Makedonya’da gazetecilik konusunda üniversite okumaya iter. Zaten Hürriyet gazetesi genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök de bir yazısında Hacıoğlu’nu anlatırken, “Nerdun, Bulgaristan doğumlu, çok iyi Rusça, Bulgarca ve Sırpça bilen bir arkadaşımız. Sarı saçları, ince yüzü ve açık renk gözleri ile bir Türk’ten çok Slav’ı andırır.” Diyor.

Hacıoğlu, “Üsküp’te okurken adeta bir haber merkezinde gibiydim. O kadar çok gelişme oluyordu ki her gün yaşayarak meslekte pişiyordum. Okurken gazetecilikte yapmaya başlamıştım. O zamanların çok popüler olan Güneş gazetesine haber yolluyordum. Bildiğim yabancı diller nedeni ile o dönem Balkanlarda da meydana gelen karışıklıklar aktarmam üzerine ‘Balkanlar muhabiri’ gibi olmayan bir terim geliştirildi benim için.” Diyor.

Hacıoğlu’nu Rusya’ya getiren olay da bir o kadar ilginç. Balkan ülkelerinin Belgrat’ta olan bir toplantısına Güneş gazetesinden gelen arkadaşlarına yardımcı olmak için Üsküp’ten Belgrat’a geçer. Burada tanıştığı Anadolu Ajansı dış haberler temsilcisi ve birçok siyasetçinin bulunduğu bir ortamda toplantı ile ilgili bir öngörüsünü söyler. Ve ertesi gün bu öngörüsü aynen gerçekleşince bölgeyi en iyi tanıyanlardan birisi olarak kendisine Anadolu Ajansı’ndan “Rusya’da yeni bir yapılanma başlatıyoruz ve bunu gerçekleştirecek birisini arıyoruz. Bizimle bu yola çıkar mısın?” teklifi gelir.

Hacıoğlu bu teklife uzun bir süre sonra yanıt verebilmiş. ” Okulum biter bitmez Ankara’ya döndüm ve Anadolu Ajansı Dış Haberler sorumlusunu buldum. Sonuç olarak 1989 Şubat ayında Moskova’ya ayak bastım. Benim dışımda Moskova’da Türk gazeteci olarak sadece Milliyet Moskova temsilcisi vardı. Anadolu Ajansında yapılanmayı kurup işleri rayına oturttuktan bir yıl sonrada bugün hâlâ da çalıştığım Hürriyet gazetesine geçtim. O zaman ki ofisim parlamento binasının tam karşısında Ukrayna otelinin yanında idi. Bu yüzden 1991 ve 1993 deki darbelere ilk tanık olanlardan birisi oldum. Hatta 1991 ayaklanmasında gürültüyle uyanıp pencereyi açtığımda belki de olayı ilk gören yabancı basın mensubu da ben olmuştum. Rusya’da ki birçok olayın direk tanığı olarak haberlerini yapıp Türkiye’ye geçiyordum. Bir nevi bu ülkenin dışardan gelişimini an be an tanığı olan birkaç yabancıdan birisiyim.” Diyor.

Türk ve Rus iş dünyasının atılan ortaklıkların da ilklerine tanıklık eden Hacıoğlu, İlk zamanlarda oluşan karışıklık ve fırsatlar döneminde doğru zamanda doğru kişilerle iş yapanların bugün inanılmaz noktalarda olduğunun da altını çiziyor. Rusya’da birçok kişinin ilgili ilgisiz birçok iş alanında ticarete atılmasına rağmen ticaretin kendisini cezp etmediğini ve sadece sevdiği meslek olan gazetecilik görevini yerine getirmeye çalıştığını belirtiyor. Başarıya giden yol nedir? diye sorduğumuzda, “Ticaretten pek anlamam ama bugüne kadar edindiğim gözlemlerime göre başarı için mutlaka bu bölgeyi iyi tanımak ve de Ruslar ile birlikte çalışmak şart diyebilirim.” diyor.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Çok Okunanlar