Takip Edin
gazetem

Gündem

Çavuşoğlu: “Vize sorunu er ya da geç çözülecek”

Yayınlanma tarihi

-

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye ile Rusya arasında vize sorununun er ya da geç çözümleneceğini söyledi.

Türkiye-Rusya Üst Düzey İşbirliği Konseyinin (ÜDİK) alt birimi Ortak Stratejik Planlama Grubunun 6. Toplantısı’na katılmak üzere Moskova’da bulunan Çavuşoğlu, ilk olarak Rus basın yayın organlarının genel yayın yönetmenleriyle bir araya geldi.

Türk Rus ilişkileri

Çavuşoğlu, ardından Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enstitüsünde (MGIMO) “Türk Dış Politikası” konulu bir konuşma yaptı ve soruları yanıtladı.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Türkiye-Rusya ilişkilerinde kendisinin vizyonunu da aşan olumlu bir noktaya geldiklerini söyledi. Türkiye ve Türkçe diline yönelik ilginin arttığını duymaktan dolayı memnuniyetini dile getiren Çavuşoğlu, öğrencilere hitaben, “Sizlerin enerjiniz sadece Rusya için değil, bölgesel ve küresel sorunların aşılması için de önemli rol oynayacaktır.” diye konuştu.

İlişkilerin her alanda giderek güçlendiğine ve dolayısıyla önemli projeleri hayata geçirdiklerine değinen Çavuşoğlu, Akkuyu Nükleer Santrali’nin açılışının yapılacağını, Türk Akımı’nda ikinci boru hattının başlaması için çabaların sürdüğünü anlattı. İkili ticaret hacminin sürekli arttığını vurgulayan Çavuşoğlu, potansiyelin büyüklüğünün farkında olduklarını ifade etti.

Geçen sene Türkiye’ye gelen Rus turist sayısının 5 milyon ile tarihin en yüksek rakamına ulaştığının altını çizen Çavuşoğlu, gelen rezervasyonlara bakıldığında bu yıl bu rakamı aşacakları öngörüsünde bulundu. Antalya’da Rus turistlerin yanı sıra yerleşik Rus vatandaşları da bulunduğunu belirten Çavuşoğlu, ara ara bu kişilerle bir araya geldiğini söyledi.

Gelecek yılın Türkiye ve Rusya’da karşılıklı “Turizm ve Kültür Yılı” ilan edileceğine dikkati çeken Çavuşoğlu, Türkiye’de Rus diline ilginin arttığına vurgu yaptı. Türkiye’de Rusça okulların açıldığını da hatırlatan Çavuşoğlu, Türkiye’nin de Rusya’da Yunus Emre Türk Kültür Merkezi açtığını ve Türk kültürüne olan ilgiyi karşılamak için bu yöndeki çabaları artıracaklarını kaydetti.

“Vize sorunu er ya da geç çözülecek”

Bakan Çavuşoğlu, Rusya ve Türkiye arasındaki vize rejimine de dikkat çekerek şunları söyledi:

“Fikir ayrılıkları yaşanmasaydı, şimdi Rusya ile Ukrayna ve Gürcistan ile olduğu gibi pasaportsuz sisteme geçmiş olurduk. Er ya da geç bürokratik sorunların çözüleceğini ve buna geçeceğimizi umuyorum.”

 “Türkiye her türlü silahı alma hakkına sahip”

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin NATO dışındaki ülkelerden her türlü silahı alma hakkına sahip olduğunu da belirtti.

Çavuşoğlu Moskova Devlet Diplomasi Enstitüsü  MGİMO’da öğrenciler ve öğretmenlerin katımıyla düzenlenen konuşmasında Ankara’nın Rus S-400 sistemlerini satın almasına değindi. Çavuşoğlu, “Türkiye NATO üyesidir, fakat biz bağımsız bir devletiz. NATO’nun diğer ülkeleri üye olmayan ülkelerden silah alabiliyorlar, aynı şekilde biz de böyle bir hak ve özgürlüğe sahibiz” dedi.

– “Bölgedeki sorunları çözmek için çaba sarf etmek gerek”

Bölgede barış ve huzur olmadan ikili ilişkilerin iyi olmasından tatmin olunamayacağını dile getiren Çavuşoğlu, bu nedenle var olan sorunları çözmek için çaba sarf etmek gerektiğini söyledi. Bakan Çavuşoğlu, bölgede birçok ihtilaflı durum ve ayrıca halihazırda devam eden çatışmalar olduğunun da altını çizdi.

“Herkesin ortak düşmanı terör ve terörizmle kararlı bir şekilde ve hiç ayrım yapmaksızın mücadele etmemiz gerekir. Teröristin iyisi kötüsü olmaz.” ifadelerini kullanan Çavuşoğlu, ideolojisi, etnik geçmişi, inancı ne olursa olsun teröristlerin hepsiyle mücadele etmek gerektiğini belirtti.

Terör örgütlerinin din ve İslam ile ilgisi olmadığına işaret eden Çavuşoğlu, sadece daha fazla kişiyi örgüte katmak için inançları sömürdüklerini vurguladı. Söz konusu örgütlere dünyanın her tarafından katılım olduğunu anımsatan Çavuşoğlu, sadece Suriye’ye 125 ülkeden yabancı terörist savaşçı geldiğini dile getirdi.

– “Rusya ile Suriye konusunda samimi iş birliği içindeyiz”

Suriye konusunda çözüm üretebilmek için Rusya ile çok samimi bir iş birlikleri olduğunu ve bundan çok net sonuçlar elde ettiklerini anlatan Çavuşoğlu, Doğu Guta ve İdlib’de bazı ihlaller olmasına rağmen sahadaki durumun bir buçuk sene öncesine göre, çok daha iyi olduğunu belirtti.

Artık siyasi süreci konuşmaya başladıklarını kaydeden Çavuşoğlu, Suriye için netice alma zamanı olduğunu söyledi. “Huzurun olmadığı, çatışmaların, savaşın devam ettiği yerde biz de güven içinde olamayız” diyen Çavuşoğlu, mücadele ve iş birliğini bu ortak anlayışla sürdürdüklerinin altını çizdi.

– “65 ülke DEAŞ’a karşı mücadele edemedi”

Zaman zaman kendilerine Türkiye’nin Rusya ile yakın iş birliğinin nedeninin sorulduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Çünkü Rusya ile iş birliğimizden netice alıyoruz. Suriye ile ilgili fikirdaş ülkeler toplantısı var. Toplanıyoruz,  toplanıyoruz netice yok. DEAŞ’a karşı koalisyon var. 65 ülke var içinde. 65 ülke DEAŞ’a karşı mücadele edemiyor, içindeki bazı müttefiklerimiz başka bir terör örgütünden medet umuyor. Bu esasen küresel sistemin samimiyetsizliğinin ve kararlı olmayışının göstergesidir. 65 ülke bir terör örgütüne karşı koalisyon oluşturuyorsun ve hala her yerde DEAŞ terör örgütü var. Bunu çok iyi sorgulamamız gerekiyor.

Ama biz Rusya ile Halep’te bir iş birliği başlattık ve daha sonra bu iş birliğine İran’ı da kattık. Ne anlaştıysak, uyguladık. En azından uygulamaya çalıştık ve sonuç alıcı adımlar attık ve netice ortaya çıktı. Bundan dolayı kimsenin rahatsız olmaması, tam tersi destek vermesi gerekiyor. Ama dünyadaki sorunlar ya da bugün karşı karşıya kaldığımız sınamaların sorumlusu da biz değiliz ve bunları çözmek sadece Türkiye ile Rusya’nın da görevi değil. O zaman küresel sistemin, uluslararası örgütlerin daha etkin olması gerekiyor.”

 

 

 

 

 

 

 

 

Facebook Yorumlar
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Gündem

“Washington uluslararası hukuku çiğneyen yeni bir adım daha atmıştır”

Yayınlanma tarihi

-

Kremlin Sözcüsü Dimitriy Peskov, ABD’nin Golan Tepeleri’ne ilişkin kararını eleştirerek “Olumsuz sonuçlara neden olacak bu kararı üzüntüyle karşılıyoruz. Washington, uluslararası hukuku çiğneyen yeni bir adım daha atmıştır.” dedi.

Peskov, başkent Moskova’da ABD Başkanı Donald Trump’ın Golan Tepeleri’ne ilişkin başkanlık kararını imzalamasını gazetecilere değerlendirdi.

Söz konusu kararın Orta Doğu ve Suriye’de olumsuz etkilere neden olacağını belirten Peskov, “Olumsuz sonuçlara kesinlikle neden olacak bu kararı üzüntüyle karşılıyoruz.” diye konuştu.

ABD’yi uluslararası hukuku çiğnemekle suçlayan Peskov, “Washington, Golan Tepeleri’ne ilişkin kararıyla uluslararası hukuku çiğneyen yeni bir adım daha atmıştır. Bu anlamda da çok üzgünüz.” dedi.

Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, temaslarda bulunmak üzere Moskova’yı ziyaret eden Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile de bu konuyu istişare edeceğini söyledi.

Suriye’nin güneyindeki Golan Tepeleri, 1967’deki Altı Gün Savaşı’ndan bu yana İsrail işgali altında. İsrail, 1981’de Golan Tepeleri’ni tek taraflı olarak ilhak ettiğini açıklamış ancak uluslararası toplum bu kararı tanımamıştı.

Trump, Golan Tepeleri üzerinde İsrail’in egemenliğini tanıyan başkanlık kararını dün imzalamıştı.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Gündem

Karlov suikastı davasında eski MİT görevlisi savunma yaptı

Yayınlanma tarihi

-

Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un öldürülmesine ilişkin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen’in de arasında bulunduğu 28 sanıklı davada eski MİT Rus Masası görevlisi Vehbi Kürşad Akalın savunma yaptı.

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı.

Cezaevinde bulunan tutuklu kimi sanıklarla video konferans sistemiyle bağlantı kurulan duruşmada savunmasını yapan Akalın, örgütle irtibatı olmayan, Isparta merkezde bulunan dershanede üniversiteye hazırlandığını, 2007’de Hacettepe Üniversitesi kamu yönetimi bölümüne girdiğini anlattı.

Akalın, 2012’de mezun olmasının ardından girdiği KPSS’de yüksek puan aldığını, MİT’in de arasında bulunduğu birçok kurumun genel uzmanlık kadrolarına başvurduğunu, altı ay kadar Milli Eğitim Bakanlığında uzman yardımcısı olarak çalıştığını, Ekim 2013’te ise Dışişleri Bakanlığında çalışmaya başladığını ifade etti.

MİT’te ise 2014’te görev aldığını bildiren Akalın, Şubat 2015’te İstihbarata Karşı Koyma (İKK) Başkanlığına atandığını, burada da İKK Rus Masası emrine verildiğini aktardı.

Akalın, görevinin bilgi toplamak değil, toplanan bilgiyi işlemek olduğunu bildirerek, bilgi toplama adına yapabildiği tek işin Rus istihbaratçıların ve iltisaklarının telefon sinyal, arama, aranma gibi bilgilerinin kendisine verilen yetki çerçevesinde analiz etmek olduğunu ifade etti.

Dinleme yapmanın kendisinin görevi olmadığını söyleyen Akalın, MİT’te yapılan tüm işlem ve analizlerin kayıt altına alındığını belirtti. Akalın, şunları söyledi:

“Ben de yaptığım analizlerin tümünü ihraç edildiğim güne kadar MİT’in serverına kaydettim. İKK’deki birisi büyükelçinin koruma kullanıp kullanmadığını bilemez. Ben de büyükelçinin koruma kullanıp kullanmadığını araştırmadım. Buna serverdan bakılabilir. Görevim süresince edindiğim hiçbir bilgiyi üçüncü şahıslarla paylaşmadım, MİT’te bulunduğum 13 Nisan 2017’ye kadar hiçbir belge çıkarmadım ve en yüksek performans notunu aldım. İki kez başarı belgesiyle ödüllendirildim. Benim kıdemimde olup da iki kez başarı belgesi alan yok. Örgüt üyesi olsam 17-25’ten sonra atanmazdım. İKK’deyken, 15 Temmuz’dan sonra açığa alınırdım, alınmadım. Örgüt üyesi olsam, bu süreçlerden geçmem gerekirdi. Bir kişinin ifade vermesiyle bir anda FETÖ’cü oldum ve teşkilattan uzaklaştırıldım.”

Akalın, gözaltına alındıktan sonra verdiği ifadelerin zorla alındığını iddia etti.

İddianamede, Bank Asya’da hesabının bulunduğunun belirtildiğine işaret eden Akalın, “MASAK kayıtlarına göre 5 Ocak 2009’da Bank Asya’da hesap açmışım ve hiçbir işlem yapmamışım. 2009’da üniversite öğrencisiydim, neden hesap açtırdığımı bilmiyorum.” ifadelerini kullandı.

Akalın, iddianamede FETÖ ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle MİT’ten ihraç edilen üç kişiyle arasındaki para trafiğine dikkat çekildiğini hatırlattı. MİT mensuplarına ödemelerin elden verildiğini belirten Akalın, ödeme sırasında kurumda hazır olmayan kişilerin ödemesinin, “mutemet” olarak tayin edilen kişiler aracılığıyla yapıldığını anlattı.

MASAK raporunda adı geçenlerden birinin parasını “mutemet” olarak aldığını ve sahibine ilettiğini ifade eden Akalın, diğer iki kişiyle ise aralarında borç-alacak ilişkisi bulunduğunu savundu.

Örgüt üyeliğiyle suçlanırken HTS baz delillerinin kendisine yöneltildiğini ifade eden Akalın, önceki beyanlarını zorla alındığı iddiasıyla reddetti, beraat ve tahliye talebinde bulundu.

Akalın’ın savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.

Karlov suikastı ve iddianame

Rusya‘nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov, 19 Aralık 2016’da katıldığı sergide, polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş’ın silahlı saldırısı sonucu hayatını kaybetmiş, Altıntaş da polis tarafından vurularak öldürülmüştü.

Olaya ilişkin soruşturma sonucunda FETÖ elebaşı Gülen’in de aralarında bulunduğu 28 kişi hakkında dava açılmıştı. İddianamede Gülen ile 16 sanığın suikastla doğrudan bağlantıları ortaya konurken “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “terör amacıyla tasarlayarak öldürme” suçlarından ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının yanında “terör amaçlı tasarlayarak öldürmeye azmettirme” ve “terör amaçlı kasten öldürmeye teşebbüs” suçlarından çeşitli sürelerle hapis cezasına çarptırılmaları istenmişti.

Soruşturma kapsamında ulaşılan ve biri suikastçı Altıntaş’ın örgüt içindeki “öğretmeni” Şahin Söğüt’ün eşi Ayşe Söğüt ile İzmir Polis Meslek Yüksekokulundaki eğitimi sırasında Altıntaş ile aynı “örgüt hücresi”nde yer aldığı kaydedilen 12 sanığın ise cinayetle doğrudan ilişkileri açığa çıkartılamazken FETÖ üyesi oldukları belirlenerek “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7,5 yıldan 15’er yıla kadar hapse çarptırılmaları talep edilmişti.

İddianamede Karlov suikastının arkasında 15 Temmuz darbe girişiminin faili ve aynı zamanda casusluk ve istihbarat örgütü olan FETÖ’nün bulunduğu, suikastın, “Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilere yönelik provokasyon türünde bir eylem” olduğu kaydedilmişti.

Davanın örgüt elebaşı Fetullah Gülen ile Şerif Ali Tekalan ve Emrullah Uslu’nun da aralarında bulunduğu kimi sanıkları firari durumda.

Akalın’ın ifadesi

Akalın, soruşturma aşamasındaki ifadesinde, sanıklardan “Yusuf” kod adlı Hüseyin Kötüce’nin örgüt faaliyetleri kapsamında kendisiyle ilgilendiğini bildirmişti.

Kötüce ile Rusya‘nın savaş uçağının düşürülmesinin ardından sıkça görüşmeye başladıklarını bildiren Akalın, “Sürekli Rusya Federasyonu elçiliğinin güvenliğinin nasıl olduğunu ve ne şekilde sağlandığını soruyordu. Ben de Büyükelçi Karlov ile alakalı bilgiler verdim. Bilgileri laptopuna işliyordu. Bu bilgilerin nereye gittiğini bilmiyorum.” demişti.

Kötüce’ye “bilgilerin nerede kullanılacağını” sorduğunu aktaran Akalın, Kötüce’nin, “bu bilgilerin abilerce incelendiği, sadece kendisinden bilgi almadıklarını, bilgilerin bir araya getirildiğini, bu bilgiler sayesinde yol haritası hazırlandığını, abilerin çizilen rota dahilinde politika ürettiklerini” söylediğini ifade etmişti.

Akalın, 2015 veya 2016’da bir arkadaşının evinde Karlov suikastı şüphelilerinden Cemal Karaata ile Kötüce aracılığıyla tanıştığını savunarak, “Kendisinin abisi olduğunu söyledi. Şahsı ‘Sadık’ ismiyle tanıdık. Daha sonra gerçek isminin Cemal olduğunu öğrendim. Kötüce, şahsın ABD’de yaşadığını, Fetullah Gülen’e oldukça yakın bir kişi olduğunu, kendisiyle birebir görüştüğünü söyledi. Ramazanda birlikte itikafa girdiklerini söylemişti.” beyanını vermişti.

Karlov suikastı olduğu sırada görevine devam ettiğini, olay sonrasında inceleme başlattıklarını belirten Akalın, “Şahsi görüşüm bu işin içerisinde FETÖ terör örgütü vardır. Ancak bu örgütün işin ne kadar içerisinde olduğunu bilemiyorum. Mevlüt Mert Altıntaş’ın psikolojik sorunları olan bir şahıs olduğunu, örgüt tarafından bu sebeple seçilmiş olabileceğini düşünüyorum.” diye konuşmuştu.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Gündem

Kırım, Alman milletvekillerinin bir deniz bağlantısı oluşturma çağrısını takdir etti

Yayınlanma tarihi

-

Kırım Parlamentosu Milletler Arası İlişkiler Komitesi Başkanı Yuriy Gempel, Kırım’la olan deniz bağlantısını yeniden kurma çağrısında bulunan Alman milletvekillerinin açıklamasının AB ülkelerinin yarımadanın blokajının kaldırılması gerektiğini fark etmeye başladığını gösterdiğini ve bu blokajın siyasi ve ekonomik bir hata olduğunu bildirdi.

Daha önce, Alman parlamentosu üyeleri “Almanya İçin Alternatif” adlı partiden, gemilerin Kırım limanlarına girmesini yasaklayan yasanın gözden geçirilmesini talep etmek niyetinde olduklarını bildirdi. Bu sorunun Mayıs seçimlerinden sonra Brüksel’deki AB Parlamentosu’nda ele alınması planlanıyor. Ukrayna’nın 2014 yılındaki talebi üzerine, Avrupa Birliği yasama düzeyinde kendi gemilerine yarımadayı ziyaret etmeyi yasakladı. İhlal edenler, geminin tutuklanması dahil olmak üzere ağır para cezaları ve önlemlerle karşı karşıyadır.

Gempel yaptığı açıklamada “Almanya’dan çok ciddi bir sinyal geliyor. Avrupalı politikacılar mevcut durumun saçmalığını fark etmeye başladılar ve açıkça Kırım’ın deniz ablukasının AB ülkelerinde Ukrayna’nın başına geçen siyasi ve ekonomik bir hata olduğunu ilan etti. Beş yıl boyunca hiç kimse bu açıklamaları yapmadı, bu yüzden bunlar deniz blokajını kırmaya giden ilk adımlar” dedi.

Gempel ayrıca açıklamalarında Kırım’ın limanlarının batı ülkeleri için uluslararası ticaret konularında statejik bir kapı olabileceğini belirtti.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Çok Okunanlar