Takip Edin

Yaşam Öyküleri

Barış Açık

Yayınlanma tarihi

-

Moskova iş dünyasına yeşil sahalardan transfer olan Art Cafe sahiplerinden eski futbolcu Barış Açık “Rusya’dan Yaşam Öyküleri” nin bu haftaki konuğu oldu.

1978 yılında Diyarbakır’da doğan Barış Açık 6 yaşında, köy ağası olan babasının sahibi olduğu köyü arazilerle birlikte satmasıyla Ankara’ya yerleşti. Babasının dayısının nakliye firmasına ortak olmasıyla ilk orta ve lise eğitimini Ankara’da aldı. Lise 1’ci sınıfta iken babasının kalp rahatsızlığı geçirmesi, nakliyeciliği bırakıp birikimi ile süper market açmasıyla ticarete iyice alışan Açık, okuldan boş kalan zamanlarını markette çalışarak değerlendirdi.

Eğitim gördüğü Keçiören Lisesi’nde okulun futbol takımında oynayan Açık, Yeni Mahalle Şentepe Spor kulübünün de antrenörlüğünü yapan beden eğitimi öğretmeninin dikkatini çekti ve kulübe girdi. Buradaki performansı ile İç Anadolu Bölgesi karmasına seçilen Açık, daha sonra Gençlerbirliği’ne transfer oldu. Gençlerbirliği genç takımı ile antrenmanlara çıkmaya başlayan Açık, ilk olarak yıldızlarda oynadı ve daha sonra genç takımla sahaya çıktı. Zaman zaman da A takımla antrenmanlara çıkan Açık, “ Ancak bu futbol oynama işini babamdan tamamen gizli yapıyordum. Maç günü veya antrenman zamanı ‘bir yere gidip geliyorum’ diyordum ve öyle maça ve ya antrenmana gidiyordum” diye konuştu.

Barış Açık şöyle devam etti:
“ Ancak bizim marketin müşterilerinden birisi Almancı aile idi ve onun ile sohbetimiz iyiydi. Onunda oğlu Almanya’da Bayer Münih’te alt yapıda oynuyordu. Bir gün maçımı izlemeye gelmiş ve videoya alarak Almanya’da kulübe izletmiş onlarda “gelsin görüşelim” demişler. İşte o zaman iş ciddiye binince babam futbol oynadığımı öğrendi. Ancak bu sırada ikinci ligde mücadele eden Diyarbakırspor beni Gençlerbirliği’nden takip ediyormuş ve babamı bir şekilde bularak benden habersiz el sıkışmışlar. Bende baba ocağı diye Diyarbakır’a gittim. Ancak orada büyük bir talihsizlik yaşadım ve ilk maçımızda ciddi bir sakatlık geçirip kenara alındım. Yaklaşık altı ay süren bir tedaviden sonra yanıt almadığımızı görünce bu sefer bıçak altına yattım ve dizimden ameliyat oldum. Ancak bu da çok başarılı olmadı ve istediğim verimi alamayınca tekrar Gençlerbirliği’ne döndüm ve onların genç takımı ile yeniden antrenmanlara çıkmaya başladım. Burada da sakatlığım aynı şekilde nüksedince futbol hayatım çok kısa sürmüş oldu ve bende üzülerek olsa bırakmak zorunda kaldım. Genetik midir bilmiyorum ama bizim ailemizde çok profesyonel sporcu var. Bir kuzenim Galatasaray profesyonel basketbol takımında oynuyor, bir kuzenim Antalyaspor futbol takımında oynadı, bir başka kuzenim de Adanaspor futbol takımında profesyonel olarak mücadele etti. Ama talihsizlik işte ben erken veda etmek zorunda kaldım.”

KENDİ İŞİNE İLK ADIM
Barış Açık, geçen bu süre içinde babasının marketteki işlerinin de kötü gitmesiyle önce döviz bürosu olan bir akrabasının yanında işe girip işi öğrendi, sonra da amcasının desteğiyle oraya ortak olduğunu anlattı. 

İşler iyi gidip para kazanmaya başlayınca araştırmalara başlayan Açık, bir arkadaşının Rusya pazarına davetiyle Moskova’ya geldi. 

“KRİZDEN ÇOK FAZLA ETKİLENMEDİM”
İlk geldiğinde çok zorluk çekmediğini ifade eden Açık o günleri şöyle anlatıyor:
“ Çünkü döviz bürosundan müşterilerimiz arasında Ruslar da vardı ve zaman zaman sohbet ediyorduk. Onlardan dinlediğim kadarı ile Rusya hakkında biraz bilgi sahibiydim. Ama yine de çevreyi ve iş koşullarını öğrenmek için birkaç ay gözlem yaptım. Sonrasında da sıhhi tesisat malzemeleri satan bir toptancı yeri açtım. Burada piyasanın dilinden konuşmayı çözüp işin gereğini yerine getirince işlerim çok iyi gitti. Hatta 2008 global krizinden bile etkilenmedim diyebilirim. Benim müşterilerim pazar müşterisi gelip malını alıp ödemesini yapıp gider. Sistemi de kurunca o sıkıntılı dönemde zorlanmadım. Sonra bir gün bir arkadaşım şu anda ortağı olduğum adını Art Cafe koyduğumuz bu mekândan bahsetti ve dedi ki ‘Böyle bir yer var. Ben tek başına altından kalkamam birlikte girelim bu işe.’ Bende inceledim. Ölçtüm biçtim ve kafama yatınca hemen çalışmalarına başladık ve 2010 yılının ilk aylarında hizmete açtık burayı. Hala da işletmeye devam ediyoruz. Bir yandan da kendi işim olana sıhhi tesisat malzemesi toptan satışımız devam ediyor. Bu yıl içinde kısmet olursa o konuda üretime de geçmeyi planlıyorum.”

“KİMSEYİ BURADA ZORLA TUTMUYORLAR”
İnsanlarla kolay iletişim kurabildiğini ve bu sayede çok fazla Rus arkadaş edindiğini ifade eden Açık, “ Zaten ilk geldiğimde oturduğum evin karşısında bir futbol sahası vardı ve orada top oynuyorduk. Onlarla sohbet ederek buraları daha iyi tanımaya başladım” dedi.
Gazetem’in birkaç yıl önce düzenlediği futbol turnuvasında yıldız seçildiğini de anlatan Açık şunları söyledi:
“ O dönemdeki büyükelçimiz Sayın Halil Akıncı’nın elinden takım kaptanı olarak bu turnuvanın ilk kupasını almıştım. Orada da çok sayıda arkadaş edinince buradaki hayata iyice alıştım. 

Ruslarla bazı konularda bir birimize benziyoruz ama bazı konularda da taban tabana zıt olduğumuz şeyler var. Bunlardan en belirgini bence biz olaylar karşısında çok daha tez canlı ve çabuk öfkelenirken onlar daha sakin ve zamana yayarak aynı işi yapıyorlar. Trafikte saatlerce dursalar bile bir tanesi kornaya basmaz, ama bizde olsa ortalık korna sesinden inler.

Ben bir de şuna dikkat çekmek istiyorum. Şimdi biz buraya kendi isteğimizle geldik. Bazen konuşmalardan duyuyorum ‘yok böyle kötü yok şöyle kötü’ diye. Bence onları burada zorla tutan kimse yok. Madem buraya geldik buranın kurallarına göre ve şartlarına göre yaşamamız lazım. Biri sizin evinize misafirliğe gelse ve sizin evinizi beğenmediğini söylese ne düşünürsünüz? Beğenmeyen istediği zaman istediği yere gitmekte özgür. Ben burada bulunmaktan son derece memnunum. 

Bir gözlemim de bizim insanların burada inanılmaz çok para harcaması. Onunda yabancı olmamızdan kaynaklandığını düşünüyorum. Mesele bin rublelik bir şey alacak, hiç hesaplamadan paranın değerini ölçmeden hemen o miktarı harcayabiliyor. Örneğin ayakkabı alacaksınız. Fiyatına bakıyorsunuz, dokuz bin ruble. O anda para birimi gözünüze gelmiyor, hemen elinizi cebinize atıp alıyorsunuz. ama Türk parası ile düşünüp ‘Aaa bu 450 liraya denk geliyor buna bu alınır mı?’ dese belki o meblağı harcamayacak.” 

Moskova iş dünyasına yeşil sahalardan transfer olan Art Cafe sahiplerinden eski futbolcu Barış Açık “Rusya’dan Yaşam Öyküleri” nin bu haftaki konuğu oldu.

1978 yılında Diyarbakır’da doğan Barış Açık 6 yaşında, köy ağası olan babasının sahibi olduğu köyü arazilerle birlikte satmasıyla Ankara’ya yerleşti. Babasının dayısının nakliye firmasına ortak olmasıyla ilk orta ve lise eğitimini Ankara’da aldı. Lise 1’ci sınıfta iken babasının kalp rahatsızlığı geçirmesi, nakliyeciliği bırakıp birikimi ile süper market açmasıyla ticarete iyice alışan Açık, okuldan boş kalan zamanlarını markette çalışarak değerlendirdi.

Eğitim gördüğü Keçiören Lisesi’nde okulun futbol takımında oynayan Açık, Yeni Mahalle Şentepe Spor kulübünün de antrenörlüğünü yapan beden eğitimi öğretmeninin dikkatini çekti ve kulübe girdi. Buradaki performansı ile İç Anadolu Bölgesi karmasına seçilen Açık, daha sonra Gençlerbirliği’ne transfer oldu. Gençlerbirliği genç takımı ile antrenmanlara çıkmaya başlayan Açık, ilk olarak yıldızlarda oynadı ve daha sonra genç takımla sahaya çıktı. Zaman zaman da A takımla antrenmanlara çıkan Açık, “ Ancak bu futbol oynama işini babamdan tamamen gizli yapıyordum. Maç günü veya antrenman zamanı ‘bir yere gidip geliyorum’ diyordum ve öyle maça ve ya antrenmana gidiyordum” diye konuştu.

Barış Açık şöyle devam etti:
“ Ancak bizim marketin müşterilerinden birisi Almancı aile idi ve onun ile sohbetimiz iyiydi. Onunda oğlu Almanya’da Bayer Münih’te alt yapıda oynuyordu. Bir gün maçımı izlemeye gelmiş ve videoya alarak Almanya’da kulübe izletmiş onlarda “gelsin görüşelim” demişler. İşte o zaman iş ciddiye binince babam futbol oynadığımı öğrendi. Ancak bu sırada ikinci ligde mücadele eden Diyarbakırspor beni Gençlerbirliği’nden takip ediyormuş ve babamı bir şekilde bularak benden habersiz el sıkışmışlar. Bende baba ocağı diye Diyarbakır’a gittim. Ancak orada büyük bir talihsizlik yaşadım ve ilk maçımızda ciddi bir sakatlık geçirip kenara alındım. Yaklaşık altı ay süren bir tedaviden sonra yanıt almadığımızı görünce bu sefer bıçak altına yattım ve dizimden ameliyat oldum. Ancak bu da çok başarılı olmadı ve istediğim verimi alamayınca tekrar Gençlerbirliği’ne döndüm ve onların genç takımı ile yeniden antrenmanlara çıkmaya başladım. Burada da sakatlığım aynı şekilde nüksedince futbol hayatım çok kısa sürmüş oldu ve bende üzülerek olsa bırakmak zorunda kaldım. Genetik midir bilmiyorum ama bizim ailemizde çok profesyonel sporcu var. Bir kuzenim Galatasaray profesyonel basketbol takımında oynuyor, bir kuzenim Antalyaspor futbol takımında oynadı, bir başka kuzenim de Adanaspor futbol takımında profesyonel olarak mücadele etti. Ama talihsizlik işte ben erken veda etmek zorunda kaldım.”

KENDİ İŞİNE İLK ADIM
Barış Açık, geçen bu süre içinde babasının marketteki işlerinin de kötü gitmesiyle önce döviz bürosu olan bir akrabasının yanında işe girip işi öğrendi, sonra da amcasının desteğiyle oraya ortak olduğunu anlattı. 

İşler iyi gidip para kazanmaya başlayınca araştırmalara başlayan Açık, bir arkadaşının Rusya pazarına davetiyle Moskova’ya geldi. 

“KRİZDEN ÇOK FAZLA ETKİLENMEDİM”
İlk geldiğinde çok zorluk çekmediğini ifade eden Açık o günleri şöyle anlatıyor:
“ Çünkü döviz bürosundan müşterilerimiz arasında Ruslar da vardı ve zaman zaman sohbet ediyorduk. Onlardan dinlediğim kadarı ile Rusya hakkında biraz bilgi sahibiydim. Ama yine de çevreyi ve iş koşullarını öğrenmek için birkaç ay gözlem yaptım. Sonrasında da sıhhi tesisat malzemeleri satan bir toptancı yeri açtım. Burada piyasanın dilinden konuşmayı çözüp işin gereğini yerine getirince işlerim çok iyi gitti. Hatta 2008 global krizinden bile etkilenmedim diyebilirim. Benim müşterilerim pazar müşterisi gelip malını alıp ödemesini yapıp gider. Sistemi de kurunca o sıkıntılı dönemde zorlanmadım. Sonra bir gün bir arkadaşım şu anda ortağı olduğum adını Art Cafe koyduğumuz bu mekândan bahsetti ve dedi ki ‘Böyle bir yer var. Ben tek başına altından kalkamam birlikte girelim bu işe.’ Bende inceledim. Ölçtüm biçtim ve kafama yatınca hemen çalışmalarına başladık ve 2010 yılının ilk aylarında hizmete açtık burayı. Hala da işletmeye devam ediyoruz. Bir yandan da kendi işim olana sıhhi tesisat malzemesi toptan satışımız devam ediyor. Bu yıl içinde kısmet olursa o konuda üretime de geçmeyi planlıyorum.”

“KİMSEYİ BURADA ZORLA TUTMUYORLAR”
İnsanlarla kolay iletişim kurabildiğini ve bu sayede çok fazla Rus arkadaş edindiğini ifade eden Açık, “ Zaten ilk geldiğimde oturduğum evin karşısında bir futbol sahası vardı ve orada top oynuyorduk. Onlarla sohbet ederek buraları daha iyi tanımaya başladım” dedi.
Gazetem’in birkaç yıl önce düzenlediği futbol turnuvasında yıldız seçildiğini de anlatan Açık şunları söyledi:
“ O dönemdeki büyükelçimiz Sayın Halil Akıncı’nın elinden takım kaptanı olarak bu turnuvanın ilk kupasını almıştım. Orada da çok sayıda arkadaş edinince buradaki hayata iyice alıştım. 

Ruslarla bazı konularda bir birimize benziyoruz ama bazı konularda da taban tabana zıt olduğumuz şeyler var. Bunlardan en belirgini bence biz olaylar karşısında çok daha tez canlı ve çabuk öfkelenirken onlar daha sakin ve zamana yayarak aynı işi yapıyorlar. Trafikte saatlerce dursalar bile bir tanesi kornaya basmaz, ama bizde olsa ortalık korna sesinden inler.

Ben bir de şuna dikkat çekmek istiyorum. Şimdi biz buraya kendi isteğimizle geldik. Bazen konuşmalardan duyuyorum ‘yok böyle kötü yok şöyle kötü’ diye. Bence onları burada zorla tutan kimse yok. Madem buraya geldik buranın kurallarına göre ve şartlarına göre yaşamamız lazım. Biri sizin evinize misafirliğe gelse ve sizin evinizi beğenmediğini söylese ne düşünürsünüz? Beğenmeyen istediği zaman istediği yere gitmekte özgür. Ben burada bulunmaktan son derece memnunum. 

Bir gözlemim de bizim insanların burada inanılmaz çok para harcaması. Onunda yabancı olmamızdan kaynaklandığını düşünüyorum. Mesele bin rublelik bir şey alacak, hiç hesaplamadan paranın değerini ölçmeden hemen o miktarı harcayabiliyor. Örneğin ayakkabı alacaksınız. Fiyatına bakıyorsunuz, dokuz bin ruble. O anda para birimi gözünüze gelmiyor, hemen elinizi cebinize atıp alıyorsunuz. ama Türk parası ile düşünüp ‘Aaa bu 450 liraya denk geliyor buna bu alınır mı?’ dese belki o meblağı harcamayacak.” 
Facebook Yorumlar
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yaşam Öyküleri

Mustafa Kuruçay

Yayınlanma tarihi

-

RMK firmasının kurucu ve sahibi Mustafa Kuruçay, Ruslara Türk hamamını tanıtan belki de sevdiren kişilerin başında gelir.

Aile mesleği müteahhitlik olan Kuruçay’ın tercihi de bu meslekten yana olmuş ve ilk olarak Yapı Meslek Lisesi’ni bitirmiş. Devamında Yıldız Teknik Üniversitesi mimarlık bölümünden mezun olmuş. Okurken aynı zamanda da çalışan Kuruçay, Rusya ile tanışmasını şöyle anlatıyor: " Rusya’ya 3–4 aylığına gelmeye karar vermiştim. ENKA ile Buradaki bir projede görevli olarak geldim. Proje 1993’e kadar sürdü, Moskova’dan memnundum. Derken başka bir proje için Kazakistan’a gitmem gerekti, 2 ay kadar orada kaldıktan sonra izin dönüşü Moskova’dan ayrılmak istemeyip yöneticilerimden affımı istedim. ENKA’dan ayrılıp kendi işimi kurdum. Başlarda sadece inşaat firması olarak çalışıyorduk. O dönemde, iş yapan inşaat firması sayılıydı ama iş çoktu, her şeyin önü açıktı. Yaptığımız işlerle çevre edindik, bu bize daha büyük işler getirmeye başladı. Bu arada, Türkiye’de çok sayıda akrabamın tekstil üreticisi olması dolayısıyla tekstil işi ile uğraşmaya başladık. Hiç bilmediğimiz ve istemeyerekte olsa yapmamıza rağmen bu sektörde de epey bir yol aldık ve 1998’de ki krize kadar da bu şekilde devam ettirdik. Fakat krizle birlikte biz de zarara uğradık ve tekstille bağlarımızı koparıp asıl işimiz ile daha çok ilgilenmeye başladık. Krizle birlikte bir geçiş dönemi yaşanmaktaydı, O dönemde bir firmanın hamam isteğine ‘Türk Hamamı yapalım’ teklifi ile gittik. Yaptığımız hamam çok beğenilince birbirlerine tavsiye etmeye başladılar, 1999 yılında Moskova Belediye Başkanı Sayın Lujkov’un evinin hamam ve havuzunu yaptık. Bu arada reklâma çok büyük önem veriyorduk. Birçok sektörel, popüler gazete ve dergilerde reklâmlarımızın yayınlanması bizim birkaç basamak yukarı çıkmamızı sağladı. Bu sayede Rusya’nın en zengin 100 insanının işlerini almaya başladık ve çoğu Milletvekilinin evine Türk hamamı yaptık. Ruslarda zaten popüler olan Hamam işi, kendilerine Türk hamamını gösterdikten sonra daha fazla beğeni kazandı ve bizim sayemizde Rusya’da yeni bir iş imkânı oluşmuş oldu. 2005 yılında havuz ve hamam konusunda uzmanlaşıp sektörde hemen hemen akla gelen ilk firma konumuna oturduk. 2000 yılından bu yana popüler hale gelen Spor kompleksleri ve SPA merkezlerinin hamam ve havuzlarını; birçoğunu, "anahtar teslim" olarak biz yaptık. Son dönemde kendimiz için getirdiğimiz inşaat malzemelerinden satış yapmakla birlikte işimize aydınlatma sistemlerini de ekleyip büyük çapta mağaza ve ofis aydınlatmalarını yapmaya başladık."

Rusların hem kolay hem de çok zor insanlar olduğunu ve onlardan çok şey öğrendiğini söyleyen Kuruçay, " Ruslardan imza atmayı öğrendim. İmza atmadan hiçbir şey yapmıyorum bu bana çok büyük bir artı sağladı. Herkese de tavsiye ederim" diyor.

Rusya’da başarılı olmak için önce burayı özümsemek gerekir diyen Kuruçay, " Gelecek olanlar sakın zengin olup geri döneyim hevesine kapılmasınlar. Burada iş yapıyorsanız anlaşmalarınızda ve işinizde yapmanız gerekenlere mutlaka uymalısınız. Ucuz veya pahalı fark etmez ama fiyat analizi çok önemli. İşinizden zevk alarak çalışırsanız para kendiliğinden gelir" diyor.

 

RMK firmasının kurucu ve sahibi Mustafa Kuruçay, Ruslara Türk hamamını tanıtan belki de sevdiren kişilerin başında gelir.

Aile mesleği müteahhitlik olan Kuruçay’ın tercihi de bu meslekten yana olmuş ve ilk olarak Yapı Meslek Lisesi’ni bitirmiş. Devamında Yıldız Teknik Üniversitesi mimarlık bölümünden mezun olmuş. Okurken aynı zamanda da çalışan Kuruçay, Rusya ile tanışmasını şöyle anlatıyor: " Rusya’ya 3–4 aylığına gelmeye karar vermiştim. ENKA ile Buradaki bir projede görevli olarak geldim. Proje 1993’e kadar sürdü, Moskova’dan memnundum. Derken başka bir proje için Kazakistan’a gitmem gerekti, 2 ay kadar orada kaldıktan sonra izin dönüşü Moskova’dan ayrılmak istemeyip yöneticilerimden affımı istedim. ENKA’dan ayrılıp kendi işimi kurdum. Başlarda sadece inşaat firması olarak çalışıyorduk. O dönemde, iş yapan inşaat firması sayılıydı ama iş çoktu, her şeyin önü açıktı. Yaptığımız işlerle çevre edindik, bu bize daha büyük işler getirmeye başladı. Bu arada, Türkiye’de çok sayıda akrabamın tekstil üreticisi olması dolayısıyla tekstil işi ile uğraşmaya başladık. Hiç bilmediğimiz ve istemeyerekte olsa yapmamıza rağmen bu sektörde de epey bir yol aldık ve 1998’de ki krize kadar da bu şekilde devam ettirdik. Fakat krizle birlikte biz de zarara uğradık ve tekstille bağlarımızı koparıp asıl işimiz ile daha çok ilgilenmeye başladık. Krizle birlikte bir geçiş dönemi yaşanmaktaydı, O dönemde bir firmanın hamam isteğine ‘Türk Hamamı yapalım’ teklifi ile gittik. Yaptığımız hamam çok beğenilince birbirlerine tavsiye etmeye başladılar, 1999 yılında Moskova Belediye Başkanı Sayın Lujkov’un evinin hamam ve havuzunu yaptık. Bu arada reklâma çok büyük önem veriyorduk. Birçok sektörel, popüler gazete ve dergilerde reklâmlarımızın yayınlanması bizim birkaç basamak yukarı çıkmamızı sağladı. Bu sayede Rusya’nın en zengin 100 insanının işlerini almaya başladık ve çoğu Milletvekilinin evine Türk hamamı yaptık. Ruslarda zaten popüler olan Hamam işi, kendilerine Türk hamamını gösterdikten sonra daha fazla beğeni kazandı ve bizim sayemizde Rusya’da yeni bir iş imkânı oluşmuş oldu. 2005 yılında havuz ve hamam konusunda uzmanlaşıp sektörde hemen hemen akla gelen ilk firma konumuna oturduk. 2000 yılından bu yana popüler hale gelen Spor kompleksleri ve SPA merkezlerinin hamam ve havuzlarını; birçoğunu, "anahtar teslim" olarak biz yaptık. Son dönemde kendimiz için getirdiğimiz inşaat malzemelerinden satış yapmakla birlikte işimize aydınlatma sistemlerini de ekleyip büyük çapta mağaza ve ofis aydınlatmalarını yapmaya başladık."

Rusların hem kolay hem de çok zor insanlar olduğunu ve onlardan çok şey öğrendiğini söyleyen Kuruçay, " Ruslardan imza atmayı öğrendim. İmza atmadan hiçbir şey yapmıyorum bu bana çok büyük bir artı sağladı. Herkese de tavsiye ederim" diyor.

Rusya’da başarılı olmak için önce burayı özümsemek gerekir diyen Kuruçay, " Gelecek olanlar sakın zengin olup geri döneyim hevesine kapılmasınlar. Burada iş yapıyorsanız anlaşmalarınızda ve işinizde yapmanız gerekenlere mutlaka uymalısınız. Ucuz veya pahalı fark etmez ama fiyat analizi çok önemli. İşinizden zevk alarak çalışırsanız para kendiliğinden gelir" diyor.

 

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

İlker İncidiş

Yayınlanma tarihi

-

Bu hafta Rusya’dan Yaşam Öyküleri bölümümüzün konuğu Fitex Group’un kurucu ortaklarından İlker İncidiş.

İncidiş, ilk ve ortaokulu doğduğu İstanbul’da okuduktan sonra ticari anlamda maddi durumu iyi olan babası tarafından üniversite okumayacak kaygısıyla Ticaret Lisesi’ne gönderilmiş. Okul bitince de aynen babasının düşündüğü gibi kendi havasına kapılıp üniversite okumayıp arkadaşları ile ülke ülke gezmeye başlamış.

 —Rusya’ya nasıl geldiniz?

Dersler ile ben ayrı tellerden çalıyorduk. Lise bittikten sonra açık öğretim üniversitesini kazandım. Devam zorunluluğu olmayınca da ben Avrupa başta olmak üzere dünyayı gezip göreyim diye gezilere başladım. Benim gibi düşünen birkaç arkadaşım daha vardı. Gittiğimiz yerlerde de epey duruyorduk. Bazen 3 ay bazen bir yıl. En son Moskova’ya geldik. Ama bizi getiren firma istersek öğrenci olarak yurtta barındırabileceğini söyledi. Bizde neden olmasın dedik ve Moskova’da aldık soluğu.

 —Öğrencilik mi yaptınız?

Yurda kaydımız yapılmıştı fakat biz okula gitmiyorduk geziyorduk. O dönem Rusya’da her şeyi bulmak imkânsızdı. Türkiye başta olmak üzere, insanlar Polonya ve Çin’den mallar getirip satıyordu. Bizde bu arada hem takılıyorduk hem de gözlemliyorduk. Derken tanıştığımız bir Rus benim Türk olduğumu öğrenince hemen Türkiye ile ticaret konusunda bilgi almaya çalıştı ve benimle birkaç kez daha görüştükten sonra para vererek Türkiye’den fıstık getirmemi istedi. Bende Türkiye’ye giderek dediğini yaptım ve bir tır fıstık alarak Moskova’ya yolladım. Adam onları sattıktan sonra bana yaklaşık yüzde 40 kar kaldı. Böylece ticarete adım atmış oldum.

 —Rusya’da kalmanızı sağlayan ne oldu?

O dönem herkes talebe göre iş yapıyordu. Fuarlar bile karman çormandı. Gıdada tekstilde her şey bir aradaydı. Burada kalırsam güzel işler yapabileceğimi düşündüm. O dönem insanlar neyi talep ediyorsa tüccarlarda onu satıyordu. Bende o ara gıda işine başladım ve yaklaşık iki yıl gıda işi ile uğraştım. O dönem ticaretten daha çok üretim yapılmalı diye düşünüp bir Rus ortakla naylon poşet üretim tesisi kurduk. Daha sonra tekstilde kullanılan lateks ham maddesini Türkiye ve Malezya’dan getirmeye başladık. Ben ayrıca takım elbisede getirip satıyordum.

 —İyi kazanmaya başlayınca da Rusya’da mı kaldınız?

Tam olarak öyle sayılmaz. Hayatımın en kötü yılı 1997’de beni yakaladı. O ana kadar her şey çok iyi gidiyordu. Bir yıl içerisinde önce babam sonra annem ve dedem derken ailemden tam yedi kişiyi kaybettim. Bunun üzerine işleri bırakıp Türkiye’ye dönmek zorunda kaldım.

Bu sıkıntıları yaşayınca burada kurduğum tüm düzeni bırakmak zorunda kaldım. Türkiye’de ailemin işlerini toparlamak zorundaydım ve temelli döndüm. Yaklaşık iki yıl sonra eski Rus ortağım ve Türkiye’den bir firmanın ısrarıyla tekrar Rusya’ya döndüm. Ama bu sefer bir tekstil firması olan Aycan Tekstil’in mümessili olarak geldim. Türkiye’deki işlerin hepsini kız kardeşime devrettim ve iki yıl sonra tekrar Rusya’ya ticaretin içine döndüm.

 —Tekstile ilk o zaman mı başladınız?

Aslında ailem de tekstil işi ile uğraşıyordu ama ben ilgisizdim. Tekstil işi ile iyice içli dışlı olunca Çin, Pakistan, Hindistan’dan da kumaş getirmeye başladık. İşler büyüyünce de Çin’de kendi ofisimizi kurup oradan işleri yürütüp mallarımızın Rusya’ya akışını hızlandırdık. Derken 2001 yılında Rusya’da dar dokuma tesisi kurduk. Kaluga şehrinde dokuma, Orehovo-Zuevo’da ise örme üretimi yapmaya başladık. 2004 yılına kadar işlerimiz çok iyi bir akışta seyretti. O dönem yaptığımız araştırmada gördük ki Rusya’da 90’lı yıllarda ne getirirsen satarsın dönemi bitti sonları oynuyor. Bizde hemen kaliteye önem verdik ve üretiminin kalitesi yüksek olan ve tekstil işi ile uğraşan herkesin bildiği Gülle Tekstil ile anlaştık. Şu ana kadar gerek ithal ettiğimiz kumaşları gerekse ürettiğimiz malları piyasaya veriyoruz. Fabrikanın bulunduğu binalar dâhil olmak üzere tamamı kendimizin. Hem ithal ettiğimiz hemse ürettiğimiz malları Moskova’da ki iki ana depomuz da birde İvanova Bölgesi’nde ki bir üçüncü depodan tüm Rusya’ya dağıtımını sağlıyoruz.

 —Uzun yıllardır Rusya’da iş yapan birisi olarak, Rusya’da iş yapmak isteyenlere tavsiyeleriniz neler?

Öncelikle burada iş yapacak iseniz, hangi alanda olursa olsun, kuracağınız şirket ve satacağınız ürün konusunda tüm detayları inceleyin. Satışınızın önüne çıkabilecek tüm sorunların detaylarını önceden öğrenin. Alt yapı sisteminiz güçlü olsun. Yapacağınız kontratları mutlaka okuyun ve anlayın. Burada iş yapacaksanız mutlaka kendi çocuklarınıza devredecek gibi bir yapıyla hazırlayın. Burada hala rekabet tam anlamıyla başlayabilmiş değil. Rusya’da daha kaliteli malların satışı yeni yeni başlıyor. Buraya kalite getirin ve Rusları da kalkındıracak işlere imza atın.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

Akın Tokay

Yayınlanma tarihi

-

Nasıl başardılar köşemizin bu haftaki konuğu lojistik hizmetler veren TLT Global firmasının ortaklarından Akın Tokay. Almanya’da doğup 10 yaşında iken anavatana dönmek zorunda kalan Tokay, iş hayatını okuduğu İstanbul Üniversitesi’ne de tercih ederek eğitimi yarıda bırakıp çalışma yaşamına yönelmiş.

Tokay,” Aile şirketimiz vardı. Ben de diğer aile fertleri gibi bu şirkette çalışıyordum, 1996 yılı başlarında Rusya ile yaptığımız ticarette aksama olunca acil olarak Moskova’ya gelmem gerekti. O dönemde Rusya’ya kot pantolon ve kazak satıyorduk. Buradaki Rus ortağımız sorunlar yaşayınca gelip malımızın başına geçmemiz gerekti. Burada yaşayan çoğu Türk gibi, buraya ilk geldiğim dönem burada kısa bir süre, geçici olarak yaşamayı düşünüyordum fakat yaşadıklarımdan, gördüklerimden sonra düşüncelerim farklılaştı. 1998 yılı krizine kadar aynı zamanda lojistik işleri de yapan aile şirketimiz ile birlikte çalışıyorduk. Kriz ile birlikte bizim firmamızın da durumunda sarsılma oldu. Aynı dönemde Türkiye ayağında da şirket zor anlar yaşayınca hem firma, hem de ailemiz zor günler geçirdi ardından dağıldı. Bu gibi durumlarda herkes suçlu aramaya koyulur ve keyifsiz dönemler yaşanır. Moskova’da her ne kadar tatsız zamanlar yaşansa da benim dönmek niyetim hiç olmadı. Burada devam edip, kendim bir şeyler başarmak istedim. Çünkü iş hayatını eğitimime bile tercih etmiştim. Rusya bir düzensizlik içinde idi ve korkunç fırsatlar sunuyordu. O günlerde hayal bile edemeyeceğimiz gelişmeleri gözlerimiz ile yaşayarak görüyorduk.”diyor.

Tokay’ın hayatını alt üst eden 98 krizi, aynı şekilde şimdiki iş ortağı Zeki Bilici’nin de hayatında büyük değişiklikler gerçekleştirir. Kriz sayesinde yakınlaşan Tokay ve Bilici’nin iş yaşamı 2000 yılında yola devam kararı aldıkları Hindistanlı ortakları ile beraber daha da gelişir. Birlikte kurdukları gümrükleme şirketi onların başarılarının bir adım daha öne çıkmasına destek olur. Fakat onların başarılarının sırrı Tokay ve Bilici’nin ortaktan ziyade arkadaşlık ilişkilerinin ön planda olmasında yatıyor. Arkadaşlıklarının her şeyden önce geldiğini vurgulayan Tokay, TLT Global firmalarının oluşumunu şöyle anlatıyor; “Zeki ile birlikte biz ofis içi işleyiş ve Türkiye operasyonları ile ilgilenir iken Hintli ortağımız da yurt dışı işlerde aktif rol aldı. Bizim ilk hedefimiz orta ve küçük ölçekli firmalar oldu. Onlara her türlü hizmette bulunduk. Sadece gümrükleme yapmayıp danışmanlık da yaptık. Hatta diyebilirim ki şirketler arası yazışmalarda bile dil bilmeyen firmalara destek verdik. Son olarak da 2 yıl evvel Hintli ortağımız ile yollarımızı ayırarak iki arkadaş tek başımıza işi yürütmeye başladık. İş ortaklığı firmalara verdiğimiz hizmetin kalitesinin karşılığı olarak da her geçen gün geliştik ve bugünkü konumumuza kadar geldik. Şu anda müşteri profilimizin %60’ını yabancılar oluşturuyor. Başta Rusya, olmak üzere Türkiye, Polonya ve Dubai de bürolarımız var.”

“Gerek coğrafik koşullar gerekse de komşuluk ilişkilerimiz, kültürel yakınlığımız bizi Ruslar ile iyi yönde ilişkilere yönlendiriyor ” şeklinde konuşan Tokay, Rusya da başarılı olmak için ise kurumsallaşmayı ve uzun vadeli düşünmeyi şart koşuyor. ” Rusya’da oturacak koltuklar hızla doluyor. Eğe siz kurumsallaşmaz iseniz buradaki iş hayatınızın ömrü çok kısa olur. Bir defa Rus mantalitesini iyi çözmeniz ve Rusya’da Ruslar gibi havayı teneffüs etmeyi öğrenmeniz gerekir.” diyor.

Rusya’nın serbest piyasaya geçiş döneminin en yakın tanıklarından olan başarılı ortaklar Rus Pazarında başarıya koşmak isteyenlere rehber oluşturacak nitelikte deneyimlere sahip…

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Çok Okunanlar