Takip Edin

Yaşam Öyküleri

Argun Koçulu

Yayınlanma tarihi

-

Nasıl başardılar köşemizin bu haftaki konuğu Argun Koçulu. Moscow city kompleksi içerisinde yükselecek olan 73 katlı Mercury City Tower’ın proje müdürü Argun Koçulu1991 yılından bu yana Rusya’da bulunuyor.

Koçulu, 1991’de ODTÜ inşaat Mühendisliğinden mezun olduğunda gazetede gördüğü bir ilan sonrası Messa firması ile anlaşarak Rusya’ya gelmiş. 1997 yılına kadar oldukça başarılı işler çıkaran Koçulu, daha sonra güvendiği bir teklif ile iş değiştirir Yeni firmada henüz bir yılı dolduğunda ise 98 krizi patlak verince sekiz yıl kaldığı ve evlenip çocuk sahibi olduğu Rusya’dan Türkiye’ ye dönmeye karar verir. “Ben ailemden önce gidip orada kendi işimi kurmayı planlıyordum. Bu belki bir küçük mütteahitlik şirketi olacaktı ve Rusya’da yapılandırabileceğim bir firmanın zeminini oluşturacak diye düşünüyordum. Şirketi kurdum Rusya’ya döndüm ardından kesin dönüş için bavullarımızı topladık. Ertesi gün ülkemizin yaşadığı acı Marmara depremi gerçekleşti. Biz dönüş kararımızı verdiğimiz için fikir değiştirmeden Ankara’ya döndük.” diyor

Koçulu bu kez de Ankara’da kurduğu şirketinde Türkiye’de üst üste gelen deprem ve ekonomik krizlerle karşılaşır ve bu kez Rusya’ya dönmeye karar verir. Farklı bir şirketle Moskova’ya dönen Koçulu, 2004 yılına kadar da 34 katlı dört blokun proje müdürlüğü yapar. Ardından da Türklerin gurur diye nitelendirebilecek olan Moscow city projesindeki 67 katlı Miraks kulesinin proje müdürlüğünü yapar teslim ederler. Bu gökdelen aynı zamanda birçok rekor kırarak Koçulu’nun başarı hanesine yazılır. Gökdelen yapımındaki deneyimi ve elde ettiği başarılar Koçulu’yu bu alanda aranılan isimler arasına eklemiş. Koçulu şu anda yine bir Türk firması tarafından gerçekleştirilen 73 katlı Mercury City Tower’ın proje müdürlüğünü yapıyor.

Argun Koçulu’nun Rusya ile ilgili izlenimleri ise şöyle; “Bu ülkede başarılı olmak için Ruslar ile birlikte çalışmalı ve onların çıkarlarını gözetmelisiniz. Burada Türk firmalarına da bir mesaj vermek istiyorum. Firmalar çok çeşitlilik gösterebilirler ama kimse bize A veya B firması diye bakmıyor bize Türk diye bakıyorlar.Başarılarımız da, başarısızlıklarımız da ülkemizin hanesine yazılıyor. Bu yüzden Türk firmaları kendi aralarında bir koordinasyon ve bilgi alış verişi sistemi kurmalı belki bir Müşavirlik sisteminde bilgi havuzu da gerçekleştirilebilir” diyor.

Facebook Yorumlar

Yaşam Öyküleri

Metin Malkoç

Yayınlanma tarihi

-

Gazetem’in “Nasıl Başardılar” köşesinin bu haftaki konuğu, Rusya’da et sektörünün önemli isimlerinden birisi olan,ancak bu noktaya ulaşmasından önce başına gelmedik kalmayan Malkoç Group’un sahibi Metin Malkoç.
Malkoç, ilkokulu doğduğu Erzincan’da okuduktan sonra abileri ve dayılarının iş yaptığı İstanbul’a gelir. Orta öğrenimini burada tamamlar, liseyi Gürsoy Koleji’nde okur,bir yandan da çalışmaya başlar. Lise 2. sınıftayken İngilizcesini geliştirmek için İngiltere’nin bir küçük kasabası olan Gilfert’e gider. Arkadaşları ona “sözlük” diye takılırken İngilizce konusunda kendisini bir hayli geliştirir. Lise bitirince önce Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi bölümünü bir yıl sonra ise Bilkent Üniversitesi Amerikan Dili ve Edebiyatını kazanır. Ancak,o sıralarda Rusya ile sebze-meyve ticareti yapan dayısı ve Beykent Üniversitesi kurucularından olan öğretmeni Mustafa Melek’in tavsiyesi ile Moskova’nın yolunu tutar.
Malkoç, öykünün devamını şöyle anlatıyor:
“Hocam bana Rusya ile ilgili öngörüsünü aktardı ve ‘Yakında orası çok büyük ve işlek bir pazar olacak’ dedi. Dayımın da o dönem Rusya’ya öğrenci gönderen bir şirketi vardı. Bana,’Hem orada okursun,hem de dil öğrenmiş olursun’dedi.3 günde karar verdim ve 19 yaşındayken Moskova’ya geldim. Hiç unutmam, Rusça bilmeden el işaretleriyle ve sözlükten bakarak bir tava ve yumurta aldım ve karnımı doyurarak işe koyuldum. O yıl MGU’da dil hazırlık sınıfında okudum.Ardından Uluslaarası Ekonomik İlişkiler bölümüne kaydımı yaptırdım.Ama dayımın işleri iyi gitmemeye başladı ve ben üniversite paramı kendim ödeme durumuyla karşı karşıya kalıverdim.Önce Türk arkadaşlar vasıtasıyla Kanikova Pazarı’nda birkaç deri mont sattım ve biraz para kazandım. Bu parayla o dönem çok ilgi gören kazak işine girdim.

“Yırtık kazakları kaldığım yurttaki bayanlara diktirip sattım…”
Türkiye’den sipariş ettiğim kazaklar geldiğinde şoke olmuştum. Hep yırtık pırtık kazaklar yollamışlardı.Yurtta hizmetli olan bayanlarla para karşılığı anlaşarak defolu kazakları onarttım ve yine onların vasıtasıyla hepsini sattım.İkinci sınıftaydım ve  okulun ücretini ödemem gerekiyordu.Afganistanlı öğrenci arkadaşım Belarus’dan sigara getirip satıyordu. Çok karlı olduğunu anlatınca ben de yapmaya karar verdim ve birkaç kez gidip geldim.Trenle gidip sigaraları alıp geliyor ve Moskova’da sigaracılara satıyordum.Ama gümrüklerdeki problemlerden dolayı uzun sürmedi. Bu sefer ekmek satma işine girdim. Pazarda açıkta soğukta ekmek satmaya başladım.İlk gün 300 ekmek spariş etmiştim ve öğlene kadar hepsi bitmişti.Ben farkında değildim,meğerse o gün Rusların bir bayram öncesiymiş,o nedenle çok satmışım!Bu bilmezlik beni yanılttı ve sonraki gün 600 ekmek sipariş ettim ama tabii ki satamadım.Sabaha kadar metroda bekleyip o ekmekleri de elimden çıkardım.O yıl Türk fırını sahibi Şevket Atmaca ile tanıştım,ondan simit alarak satmaya başladım.100 simitle başladığım işte günde 500 simit satar olmuştum.Yine arayış içindeyken gazete ilanlarından  bir marketin ekmek reyonunu kiraya verdiğini gördüm.Çok çalıştımve günde 700 olan ekmek satışını 3000-3500’lere çıkardım.Ama bir yıl sonra mekan sahibi işi elimden alınca ben gene açıkta kaldım ve tabii yeni arayışlara başladım.

“Yakında 7 hektarlık bir çiftlikte et tesisi kurmayı planlıyorum”

Bu arada Eski Arbat’ta bir Türk Kafesi işleten Kazım Özkayıt ile tanıştım.Döner sattıkları için ete ihtiyaçları vardı.1997 yılıydı,bu işle ilgili Kazım Bey’le fikir alışverişinde bulundum. Bana güvendi,sanıyorum ben de onu mahçup etmedim.Bir süre sonra satış noktaları kurdum. 1999’da mezun olunca işime yoğunlaştım ve ne mutlu bana ki et sektörünün önemli şirketlerinden biri konumuna geldim. Yeni aldığımız 7 hektarlık bir çiftlikte önümüzdeki yıllarda bir et kombine tesisi kurmayı planlıyorum.”
Rus insanı ile dürüst çalıştığınız sürece onların da çok dürüst ve samimi yaklaşacaklarını belirten Malkoç,“ Başarımızı ve kazancımızı Ruslara borçluyuz.Ben Rusları yaşadığım bu 15 yılda çok net buldum.Herşeyi ile netler.Siz onlara açık davranırsanız onlar da sizinle herşeylerini paylaşıp kendilerinden görüyorlar.En önemlisi paylaşmasını biliyorlar”diyor.
Rusya’da iş yapmak isteyenlere tavsiyesinin yaşama ve çalışma kanunlarına uygun ve sağlam temellere dayalı olarak evraklarına çok dikkat etmeleri gerektiğini öğütleyen Malkoç, “Burada iş yapacağınız alan ne olursa olsun bir defa önce kendiniz inanmalısınız ve hayatınızın bir parçası olarak görmelisiniz.İnsanları çok iyi tanımadan sözlere bağlı anlaşmalar yapmasınlar. Ayrıca bence Moskova’ya bağlı kalmasınlar,dışarıya çıksınlar.Bir de ekip kurma konusunu çok cidiye alsınlar,çünkü burada işin sürekliliğini ekip sağlıyor “ diye sözlerini tamamlıyor.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

Murat Başbay

Yayınlanma tarihi

-

Bu haftaki konuğumuz Rusya’da ki en büyük Türk sermayeli bankalarımızdan olan Credit Europe Bank (Eski Finansbank) Genel Müdürü Murat Başbay.

Galatasaray lisesinden mezun olduktan sonra, Boğaziçi Üniversitesi İşletme bölümünü tamamlayan Başbay, Moskova’ya ilk gelişine kadar ki hayat hikâyesini şöyle özetliyor: “Üniversite de okurken Bosfor adlı turizm firmasında iş hayatına başladım. Son sınıfta okurken de bizim üniversitede kariyer günleri olurdu. Büyük firmalar ve bankalar yeni mezun olacak öğrencilere firmalarını tanıtıp iş teklifi yaparlardı. O günlerde bana da çok teklif geldi. Ben, yüksek maaştan ziyade tecrübe kazanabileceğim, kendimi geliştirebileceğim bir denetim firması olan Artur Andersen’u tercih ettim. 1992 – 1997 yılları arasında İstanbul ve Dubai ofislerinde çalıştım ve bu beş yılda İspanya, Amerika, Libya ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne kadar birçok ülkede bulunarak çok şey gözlemleyip tecrübe edindim. Zaten 5 yılın sonunda herkes bilir ki Artur Andersen’da ya yönetici olup ofise çekileceksiniz ya da başka bir firmaya geçip daha hareketli işlerde yine yönetici pozisyonunda çalışacaksınız. Çünkü Artur Andersen’da çok iyi bir eğitim alıp tecrübe kazanırsınız. Ben de beşinci yılımı doldurmuş iken 1997 yılında Fiba grubundan, Finansbank Moskova’nın kuruluş döneminde mali işlerden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev almam için teklif geldi. Kabul edip Moskova’ya geldim. Kuruluşu gerçekleştirip buradaki işleyişi rayına oturtunca şirket 1999 yılında bu seferde Hollanda’da ki yapılanmamızı güçlendirme kararı verip yetkilerimi de artırarak beni oraya transfer etti. Yaklaşık 6,5 yıl Hollanda’da kaldıktan sonra 2005 yılında Moskova’ya Finansbank Genel Müdürü olarak tekrar döndüm.”

Moskova’ya ilk geldiği günlerde şehrin kendisine çok gri gelmesine rağmen asla başka bir Avrupa şehriyle kıyaslamadığının altını çizen Başbay, ” Eğer bir yerde yabancı olarak bulunuyorsanız orayı olduğu gibi kabul edip benimsemezseniz iş hayatınızda da günlük hayatınızda da mutlu olmazsınız. Rusları tanıdıkça bize ne kadar benzediklerini görürsünüz. Onlar da birçok konuda bizim kadar duygusaldır. Rusya’da görevim 1999 yılında dolup Hollanda’ya gitmem gerektiğinde çok üzülmüştüm. Orada bana Rusya’dan sonra çok rahat edeceğim söylendiğinde, ‘Moskova’yı tercih ederim’ diyordum bana şaşırıyorlardı” diyor.

Murat Başbay, Türkiye’nin yanı başında ki fırsatı çok geç fark ettiğini fakat buna rağmen fırsatların daha tükenmediğini belirtiyor. Başbay, yurt dışında başarının temel şartlarını şöyle sıralıyor: “Önce iş yaptığınız ülkeye saygı duymalısınız. Değiştirmeye kalkmaktansa anlamaya çalışmalısınız.

İşi mutlaka uzun vadeli olarak düşünmelisiniz. Aynı maraton koşucusu gibi enerjinizi kontrollü harcamalısınız. Bu gün adım atarken yarını düşünmelisiniz ve en önemlisi ise gelişmek için güçleşen rekabet şartlarında rakiplerinizin ne yaptıklarını iyi takip ederek, kendinizle kıyaslamasını mutlaka yapmalısınız.”

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

Macit Taşkın

Yayınlanma tarihi

-

Vestel Şirketler Grubu’na bağlı, Vestel Trade Rusya Genel Müdürü Macit Taşkın, uzun yıllar Rusya’da Türk şirketlerinin başarısı için çalışan bir profesyonel…

İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde lisans yaptıktan sonra, İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitü’sünde mastır yapan Taşkın, iş hayatına Anadolu Grubu’nda başlayıp, uzun yıllar bu gruba bağlı birçok şirkette çalışmış.

Taşkın, Rusya ve Ruslar ile ilk tanışmasını şöyle anlatıyor: "Rusya ile tanışmam 1984–1985 yıllarında otomotiv satış sonrası hizmetler departmanında müdürlük yaparken, Lada Samara olarak bilinen Rus otomobillerinin Türkiye’ye ilk kez getirilişi sırasında oldu. O dönemde Rusya’ya birkaç kez gidip geldim. Ayrıca o sıra iki tane Rus mühendis arkadaş bizimle çalışıyordu. Sonra şirketin Coca Cola olarak Rusya’da yatırım yapacağını ve bu iş için seçildiğimi öğrendim. Ekim 1993’ te Soçi’ye geldim. Burada elde ettiğimiz başarılardan sonra Coca Cola, Rostov bölgesini de bize verdi. Bu gelişmelerden sonra biz de Rostov’ da, 28 bin metre kare kapalı alanı olan bir fabrika kurarak, 1995 Haziranında üretime başladık."

Macit Taşkın, 1997 yılına kadar Rostov’daki fabrikayı yönetir. O tarihe kadar Moskova’yı sadece aktarım için kullanırken şirketin, Efes Moscow projesini hayata geçirmek istediğini ve bu görevin başına getirildiğini öğrenip Moskova’ya taşınır.

Efes Moskova’nın aynı zamanda kurucu genel müdürü olan Taşkın, " 1997 yılının sonlarına doğru başladığımız fabrikamızı 1999 da bitirdik. Bu zamana kadar birayı ithal edip piyasaya girmeye çalışıyorduk. Daha çok, pazarlama ve tanıtım ile uğraşıyorduk. Bir de üstüne ünlü 98 krizini yaşadık. Esasında bu kriz Efes’in pazara girmesini oldukça kolaylaştırdı. Çünkü o zamana kadar piyasada 260 tane bira firması vardı. Kriz ile birlikte birçok ithal bira firması Rusya pazarından çekildi. Efes olarak bizim yaptığımız sadece, istenmedik bir olayla karşılaşmamak için o gün satışa çıkmamak oldu. Ertesi gün kaldığımız yerden devam ettik. Bu da bize büyük bir getiri sağladı. Rakipler krizin etkisi atlatılıp tekrar döndüğünde, Efes olarak onlardan 2 yıl kadar öne geçmiş durumdaydık." diyor.

2001 yılına kadar sürdürdüğü bu görevden sonra 1 yıl kadar, Efes Romania Industrie Comert SA-Romanya’da Genel Müdür olarak görev yapan Taşkın, iş hayatına adım attığı Anadolu Grubu’ ndan 2002’de ayrılır. Urban Şirketler Grubu’nun Sınaî ve Ticari Şirketleri’nin sorumlu yöneticiliğini yaparken, 2006 Ekiminde göreve başladığı Vestel’de çalışma hayatını hala sürdürüyor.

Başarının, pazardaki ilişkilerle paralel olduğunu belirten Taşkın, " Öncelikle pazarı yaşamak ve bilgi almak zorundasınız. Rusya pazarına girmek isteyen birçok Türk ihracatçı firma bize gelip; sağlam, güvenilir birini aradıklarını söylüyorlar. Kolaycılığa kaçıyorlar yani. Oysa bilmedikleri bir şey var o da; buldukları sağlam adamın malları satmadan parasını veremeyeceğidir. Kendince riski azalttığını düşünen bu firmalar, esasında kendilerini daha büyük bir riske sokmakta. Ben de diyorum ki; madem ticaret risk gerektiriyor ve siz de bu şekilde riske zaten giriyorsunuz, onun yerine gelip burada yatırım yapın. Rusya pazarında yatırım yapanlar mutlaka kazanacaktır." diyor.

Vestel Şirketler Grubu’na bağlı, Vestel Trade Rusya Genel Müdürü Macit Taşkın, uzun yıllar Rusya’da Türk şirketlerinin başarısı için çalışan bir profesyonel…

İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde lisans yaptıktan sonra, İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitü’sünde mastır yapan Taşkın, iş hayatına Anadolu Grubu’nda başlayıp, uzun yıllar bu gruba bağlı birçok şirkette çalışmış.

Taşkın, Rusya ve Ruslar ile ilk tanışmasını şöyle anlatıyor: "Rusya ile tanışmam 1984–1985 yıllarında otomotiv satış sonrası hizmetler departmanında müdürlük yaparken, Lada Samara olarak bilinen Rus otomobillerinin Türkiye’ye ilk kez getirilişi sırasında oldu. O dönemde Rusya’ya birkaç kez gidip geldim. Ayrıca o sıra iki tane Rus mühendis arkadaş bizimle çalışıyordu. Sonra şirketin Coca Cola olarak Rusya’da yatırım yapacağını ve bu iş için seçildiğimi öğrendim. Ekim 1993’ te Soçi’ye geldim. Burada elde ettiğimiz başarılardan sonra Coca Cola, Rostov bölgesini de bize verdi. Bu gelişmelerden sonra biz de Rostov’ da, 28 bin metre kare kapalı alanı olan bir fabrika kurarak, 1995 Haziranında üretime başladık."

Macit Taşkın, 1997 yılına kadar Rostov’daki fabrikayı yönetir. O tarihe kadar Moskova’yı sadece aktarım için kullanırken şirketin, Efes Moscow projesini hayata geçirmek istediğini ve bu görevin başına getirildiğini öğrenip Moskova’ya taşınır.

Efes Moskova’nın aynı zamanda kurucu genel müdürü olan Taşkın, " 1997 yılının sonlarına doğru başladığımız fabrikamızı 1999 da bitirdik. Bu zamana kadar birayı ithal edip piyasaya girmeye çalışıyorduk. Daha çok, pazarlama ve tanıtım ile uğraşıyorduk. Bir de üstüne ünlü 98 krizini yaşadık. Esasında bu kriz Efes’in pazara girmesini oldukça kolaylaştırdı. Çünkü o zamana kadar piyasada 260 tane bira firması vardı. Kriz ile birlikte birçok ithal bira firması Rusya pazarından çekildi. Efes olarak bizim yaptığımız sadece, istenmedik bir olayla karşılaşmamak için o gün satışa çıkmamak oldu. Ertesi gün kaldığımız yerden devam ettik. Bu da bize büyük bir getiri sağladı. Rakipler krizin etkisi atlatılıp tekrar döndüğünde, Efes olarak onlardan 2 yıl kadar öne geçmiş durumdaydık." diyor.

2001 yılına kadar sürdürdüğü bu görevden sonra 1 yıl kadar, Efes Romania Industrie Comert SA-Romanya’da Genel Müdür olarak görev yapan Taşkın, iş hayatına adım attığı Anadolu Grubu’ ndan 2002’de ayrılır. Urban Şirketler Grubu’nun Sınaî ve Ticari Şirketleri’nin sorumlu yöneticiliğini yaparken, 2006 Ekiminde göreve başladığı Vestel’de çalışma hayatını hala sürdürüyor.

Başarının, pazardaki ilişkilerle paralel olduğunu belirten Taşkın, " Öncelikle pazarı yaşamak ve bilgi almak zorundasınız. Rusya pazarına girmek isteyen birçok Türk ihracatçı firma bize gelip; sağlam, güvenilir birini aradıklarını söylüyorlar. Kolaycılığa kaçıyorlar yani. Oysa bilmedikleri bir şey var o da; buldukları sağlam adamın malları satmadan parasını veremeyeceğidir. Kendince riski azalttığını düşünen bu firmalar, esasında kendilerini daha büyük bir riske sokmakta. Ben de diyorum ki; madem ticaret risk gerektiriyor ve siz de bu şekilde riske zaten giriyorsunuz, onun yerine gelip burada yatırım yapın. Rusya pazarında yatırım yapanlar mutlaka kazanacaktır." diyor.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Çok Okunanlar