Takip Edin
gazetem

Yaşam Öyküleri

Ali Ünal

Yayınlanma tarihi

-

Bu hafta Rusya’dan Yaşam Öyküleri bölümümüzün konuğu Bank Moskovski Kapital’in eski temsilcisi ve inşaat malzemeleri satan VEYKA şirketinin kurucu ortaklarından Ali Ünal.

Ünal’ın hayatı, inşaat işçiliğinden bankacılığa uzanan gerçek bir başarı öyküsü. Ünal, henüz ortaokul sıralarında iken futbol oynamaya ve bununla birlikte futbolda profesyonelliğe giden yolda ilk adımını atmış. Fakat sakatlanınca da futbolu bir o kadar çabuk bırakıp ticaretle uğraşmak zorunda kalmış. Ünal, askerliğe kadar amcasının restaurantında çalışıp daha sonrada şansını yurt dışında denemek istemiş.

 Rusya fikri nasıl çıktı?

—Askerlik sonrası ben bir şeyler yapma arayışı içerisindeydim. Derken şansımı yurt dışında deneyeyim dedim ve Rusya’ya geldim.

 Neden Rusya?

—Hem yakındı hem de o dönem gelmesi en kolay ülke idi.

 Peki, nasıl geldiniz?

—MİR inşaat firmasına başvurdum onlarda beni Moskova’ya getirdiler. Yaklaşık iki yıl kadar burada çalıştıktan sonra EMT diye başka bir inşaat firmasına geçtim. Yine iki yıl kadar orada çalıştım bu seferde başka bir firma oradan da son olarak İDİL inşaata geçtim. İnşaat piyasası maalesef öyledir proje biter sizde başınızın çaresine bakmak zorunda kalırsınız. O nedenle de sık sık firma değiştirirsiniz ya da memlekete dönersiniz. Bense burada kalıcı olmanın peşindeydim.98 krizi henüz yaşanmıştı ve etkilerini üzerinden atmaya çalışıyordu ve ben o arada kendi işimi kurma kararı aldım. Bu sefer de o dönem çok revaçta olan deri üzerine satış mağazası açtım. Türkiye’den getirip Rusya’da satıyordum. Fakat krizin etkisinin o denli süreceğini tahmin etmedim ve kriz işlerin önünü maalesef beklediğim sürede açmadı. Ben de kapatmak zorunda kaldım. Yine arayıştayken bir Rus arkadaşım ‘sana inşaat malzemesi versem satar mısın?’ dedi bende neden olmasın deyip o işe koyuldum. Hemen firma kurup malzeme satışına başladım. İşlerim fena gitmiyordu hatta iyiydi. 2001 yılına kadar bu böyle sürdü. Yerimizi büyütmek istedik ve o dönem bir banka binasının içinde kiracı olduk. Bankanın sahibi Victor Nikolaevich Krestin, kiracısının Türk olduğunu öğrenince de hemen yapılacak tamir işleri var yapar mısın diye sordu. Bende kabul ederek hemen işe koyuldum. Derken kendi evinin işleri de çıktı ve benden onları da yapmamı istedi. Evini yaparken samimiyetimiz artı ve zamanla çok gelişti. Bir baba-oğul ilişkisine döndü.

O mu size bankacı ol dedi?

—Krestin hayatımda çok önemli bir yere sahip olmuştu ve birçok konuda kendisine danışırdım. Bir gün piyasada bulunan Türk firmalarının sayısını gözlerimin önünden geçirdim ve o kadar çok Türk firması varken neden bunlarla çalışılmıyor diye düşünüp Krestin’in kapısını çaldım. Ona bana yetki vermesi durumunda Türk firmalarla arasında köprü olabileceğimi söyledim. Ama Krestin’in burada Türk bankaları varken Türkler bir Rus bankası ile çalışmaz diye düşündü. Ben ise kararlıydım.Derken 2004 yılında sahibi Türk olan TROY Group’a Moskova City projesine girmesi için teminat mektubu gerekti. Bende her iki tarafı bir araya getirerek prosedürlerin çok az olduğu bir teminat mektubunun verilmesine aracı oldum. Krestin, benim bu işi yapabileceğimi görünce daha ciddi bir yaklaşım ile bu işi projelendirerek beraber çalışalım teklifinde bulundu. Böylece bankacılığa adım atmış oldum.

 Peki, diğer işiniz ne oldu?

—İnşaat malzemesi işimiz paralelinde hep devam etti, hatta İstanbul’da bir yer daha açtım. Yine Ankara’da restaurant açtım. Bu arada bankacılıkta ilerliyordum. İrili ufaklı birçok firmaya ve de çok önemli projelerin başlangıcında çok az prosedürlü teminat mektupları verince aranır olmaya başladık.2007 yılında en çok aranan bankalardan biri olduk. Çünkü Türk firmalarına en rahat teminat mektubu veren Rus bankası konumuna geldik. 2008 yılı sonunda başlayan ekonomik kriz dünyayı sarmaya başlayınca işlerin hacmi düşmeye başladı ve bizi de zorladı. Hazırlıksız yakalandık ve en nihayetinde bu ayın ilk haftasında kapatılan birçok Rus bankası ile birlikte bizim bankanın da lisansı iptal edildi.

 İşsiz mi kaldınız?

—Hayır, zaten benim inşaat malzemesi satışı yapan kendi firmam vardı. Şu anda onun başında işlerime devam ediyorum. Birkaç Rus bankasından teklif var ama şu anda düşünüyorum.

 17 yıldır Rusya’da sınız. Rusları nasıl buluyorsunuz?

—Ruslar gerçekten dünyanın başka bir yerinde yaşayan insanlardan çok farklı. Onlara doğru sentezle yaklaşmalısınız. Onlar kimseye benzemiyorlar. Sen yanlış yapmadıkça inanın onlardan zerre kadar zarar görmezsiniz.

 Burada iş yapmak isteyenlere tavsiyeleriniz ne olacak?

—Benim en önemli tavsiyem hangi sektörde olurlarsa olsunlar iş yaptıkları Ruslara dürüst ve şeffaf yaklaşsınlar. İşinizin ciddiyetini elinizden bırakırsanız sizi de ciddiye almazlar. Ben burada bu örneklerden biriyim ve biliyorum ki mühendis veya taşeron iken kendi firmasını kurup yükselen çok sayıda başarılı kişi var. Bu kişileri örnek alsınlar.

Bu hafta Rusya’dan Yaşam Öyküleri bölümümüzün konuğu Bank Moskovski Kapital’in eski temsilcisi ve inşaat malzemeleri satan VEYKA şirketinin kurucu ortaklarından Ali Ünal.

Ünal’ın hayatı, inşaat işçiliğinden bankacılığa uzanan gerçek bir başarı öyküsü. Ünal, henüz ortaokul sıralarında iken futbol oynamaya ve bununla birlikte futbolda profesyonelliğe giden yolda ilk adımını atmış. Fakat sakatlanınca da futbolu bir o kadar çabuk bırakıp ticaretle uğraşmak zorunda kalmış. Ünal, askerliğe kadar amcasının restaurantında çalışıp daha sonrada şansını yurt dışında denemek istemiş.

 Rusya fikri nasıl çıktı?

—Askerlik sonrası ben bir şeyler yapma arayışı içerisindeydim. Derken şansımı yurt dışında deneyeyim dedim ve Rusya’ya geldim.

 Neden Rusya?

—Hem yakındı hem de o dönem gelmesi en kolay ülke idi.

 Peki, nasıl geldiniz?

—MİR inşaat firmasına başvurdum onlarda beni Moskova’ya getirdiler. Yaklaşık iki yıl kadar burada çalıştıktan sonra EMT diye başka bir inşaat firmasına geçtim. Yine iki yıl kadar orada çalıştım bu seferde başka bir firma oradan da son olarak İDİL inşaata geçtim. İnşaat piyasası maalesef öyledir proje biter sizde başınızın çaresine bakmak zorunda kalırsınız. O nedenle de sık sık firma değiştirirsiniz ya da memlekete dönersiniz. Bense burada kalıcı olmanın peşindeydim.98 krizi henüz yaşanmıştı ve etkilerini üzerinden atmaya çalışıyordu ve ben o arada kendi işimi kurma kararı aldım. Bu sefer de o dönem çok revaçta olan deri üzerine satış mağazası açtım. Türkiye’den getirip Rusya’da satıyordum. Fakat krizin etkisinin o denli süreceğini tahmin etmedim ve kriz işlerin önünü maalesef beklediğim sürede açmadı. Ben de kapatmak zorunda kaldım. Yine arayıştayken bir Rus arkadaşım ‘sana inşaat malzemesi versem satar mısın?’ dedi bende neden olmasın deyip o işe koyuldum. Hemen firma kurup malzeme satışına başladım. İşlerim fena gitmiyordu hatta iyiydi. 2001 yılına kadar bu böyle sürdü. Yerimizi büyütmek istedik ve o dönem bir banka binasının içinde kiracı olduk. Bankanın sahibi Victor Nikolaevich Krestin, kiracısının Türk olduğunu öğrenince de hemen yapılacak tamir işleri var yapar mısın diye sordu. Bende kabul ederek hemen işe koyuldum. Derken kendi evinin işleri de çıktı ve benden onları da yapmamı istedi. Evini yaparken samimiyetimiz artı ve zamanla çok gelişti. Bir baba-oğul ilişkisine döndü.

O mu size bankacı ol dedi?

—Krestin hayatımda çok önemli bir yere sahip olmuştu ve birçok konuda kendisine danışırdım. Bir gün piyasada bulunan Türk firmalarının sayısını gözlerimin önünden geçirdim ve o kadar çok Türk firması varken neden bunlarla çalışılmıyor diye düşünüp Krestin’in kapısını çaldım. Ona bana yetki vermesi durumunda Türk firmalarla arasında köprü olabileceğimi söyledim. Ama Krestin’in burada Türk bankaları varken Türkler bir Rus bankası ile çalışmaz diye düşündü. Ben ise kararlıydım.Derken 2004 yılında sahibi Türk olan TROY Group’a Moskova City projesine girmesi için teminat mektubu gerekti. Bende her iki tarafı bir araya getirerek prosedürlerin çok az olduğu bir teminat mektubunun verilmesine aracı oldum. Krestin, benim bu işi yapabileceğimi görünce daha ciddi bir yaklaşım ile bu işi projelendirerek beraber çalışalım teklifinde bulundu. Böylece bankacılığa adım atmış oldum.

 Peki, diğer işiniz ne oldu?

—İnşaat malzemesi işimiz paralelinde hep devam etti, hatta İstanbul’da bir yer daha açtım. Yine Ankara’da restaurant açtım. Bu arada bankacılıkta ilerliyordum. İrili ufaklı birçok firmaya ve de çok önemli projelerin başlangıcında çok az prosedürlü teminat mektupları verince aranır olmaya başladık.2007 yılında en çok aranan bankalardan biri olduk. Çünkü Türk firmalarına en rahat teminat mektubu veren Rus bankası konumuna geldik. 2008 yılı sonunda başlayan ekonomik kriz dünyayı sarmaya başlayınca işlerin hacmi düşmeye başladı ve bizi de zorladı. Hazırlıksız yakalandık ve en nihayetinde bu ayın ilk haftasında kapatılan birçok Rus bankası ile birlikte bizim bankanın da lisansı iptal edildi.

 İşsiz mi kaldınız?

—Hayır, zaten benim inşaat malzemesi satışı yapan kendi firmam vardı. Şu anda onun başında işlerime devam ediyorum. Birkaç Rus bankasından teklif var ama şu anda düşünüyorum.

 17 yıldır Rusya’da sınız. Rusları nasıl buluyorsunuz?

—Ruslar gerçekten dünyanın başka bir yerinde yaşayan insanlardan çok farklı. Onlara doğru sentezle yaklaşmalısınız. Onlar kimseye benzemiyorlar. Sen yanlış yapmadıkça inanın onlardan zerre kadar zarar görmezsiniz.

 Burada iş yapmak isteyenlere tavsiyeleriniz ne olacak?

—Benim en önemli tavsiyem hangi sektörde olurlarsa olsunlar iş yaptıkları Ruslara dürüst ve şeffaf yaklaşsınlar. İşinizin ciddiyetini elinizden bırakırsanız sizi de ciddiye almazlar. Ben burada bu örneklerden biriyim ve biliyorum ki mühendis veya taşeron iken kendi firmasını kurup yükselen çok sayıda başarılı kişi var. Bu kişileri örnek alsınlar.

Facebook Yorumlar

Yaşam Öyküleri

Hüseyin Telek

Yayınlanma tarihi

-

Bu haftaki nasıl başardılar konuğumuz Rusya’da 14 yıldan buyana iş dünyasının finanansal işleri içinde olan Golden Financial Services’in sahibi Hüseyin Telek.

Telek henüz üniversite öğrencisi iken iş dünyasına atıldığı Özköseoğlu şirketler grubunda uzun yıllar çalışıp yine bu şirket bünyesinde bulunan ENTES firması ile de Rusya’ya gelmiş ve yaklaşık 14 yıldır da Rusya’da bulunan bir iş adamımız. Hayatının büyük bir kısmını profesyonel olarak geçiren Telek, günümüze kadar olan kısmı şöyle anlatıyor: “ Ben Ankara doğumluyum fakat yaşamımın büyük bir kısmını İstanbul’da geçirdim. Henüz üniversite öğrencisi bile değilken Canlı Hayvan Borsası’nda katiplikle iş hayatına adım attım.Sonrasında üniversiteyi kazanıp İstanbul Üniversitesi İktisat bölümünde eğitim hayatıma başlayınca da muhasebecilik yapmaya başladım.Hem okuyor hem de çalışıyordum.Özköseoğulları şirketler grubu ile 1972 yılında öğrenciyken tanıştım ve uzun yıllar değişik birimlerinde muhasebe ve mali konularda çalıştım.Bir dönem yine aynı grubun Antalya’da ki Palmiye tatil köyü ile başlayan ve 7 yıl kadar süren turizm sektöründeki mali konularda çalışmam oldu.1993 yılında kendi işimi yapmak istedim ve Türkiye’nin belki ilk yazılımcılarından olan bir arkadaşımla ortak bilgisayar ithalatı için şirket kurduk.Fakat getirdiğimiz makine modelleri yanlış olunca başlamadan zarar ettik.O dönem çok borçlanınca bunları ödemek için tekrar profesyonel hayata geri döndüm.Yine Özköseoğullları şirketler gurubunun ENTES adlı müteahhitlik birimi Rusya’da o dönemin rakamları ile çok büyük bir iş almıştı bende mali işler müdürü olarak beraberinde Sibirya’ya gittim. 1995 yılında iş finansman sorunları nedeniyle ertelenince bu sefer Moskova’da ki merkez ofise gelerek buradan tüm bölgelerdeki mali işlerden sorumlu kişi oldum. Sonrasında 98 krizi ve 2001’de ENTES yavaş yavaş çekilme kararı aldı. Ellerinde bulunan Novinsky Pasajının yüzde 51’lik hissesinde satarak Rusya’dan çekilince bizlerden de Türkiye’de çalışmamız istendi, bense dönmeyi düşünmedim ve burada kaldım. Troy şirketler grubuna girerek finansman müdürü olarak profesyonel hayatıma devam ettim.2007 yılında da oradan ayrılıp Rusya’daki birikim ve bilgilerimle kendi işimi kurdum. Şu anda Türk firmalarına mali müşavirlik ve danışmanlık hizmetleri vermekteyim. Şirketlerin kuruluşundan işleyişe geçişine ve sonrasında hizmet veriyoruz” diyor.

Mali işlerin hata affetmediğini dile getiren Telek, Rusya pazarının Türkiye için çok önemli olduğunu ve hala yeni oyunculara ihtiyaç olduğunu söylüyor. Telek Rusya’da sorunsuz iş yapmak için ise şu uyarıda bulunuyor: “ Burada iş yapacak iseniz mali işleyişler konusunda çok dikkatli olmalısınız. Rusya gelişmekte olan bir ülke ve sürekli bir takım şeyler yenileniyor. Bunlara ayak uydurmak zorundasınız yoksa işinize başlamadan büyük zararlar görebilirsiniz. Burada mali ve hukuki işleyişe uygun olmayan davranışların bedelleri büyük oluyor.”

 

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

Ali Tunç Can

Yayınlanma tarihi

-

Bu haftaki Rusya’dan Yaşam Öyküleri köşemizin konuğu Vestel CIS Genel Müdürü ve Rus Türk İşadamları Birliği (RTİB) Genel Başkanı Ali Tunç Can.

 Can ilk orta ve lise eğitimini doğduğu şehir olan Adana’da tamamladıktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesinde uçak mühendisliği bölümünü bitirerek iş hayatına ilk adımını 1990 yılında Manisa’da Alman Bosch firmasında atar.

Sizi biraz tanıyabilirmiyiz?

İstanbul Teknik Üniversitesinde uçak mühendisliği bölümünü okudum. 1989’da üniversite bittikten sonra askere gittim. Asker dönüşü Manisa’da Bosch firmasında işe girdim. İşe başladığımda firmanın henüz Manisa’da fabrikası yoktu. Firma bunun için bizi görevlendirerek bir yıllığına Almanya’ya gönderdi. Yaklaşık olarak bir yıl orada kalıp çeşitli eğitimler aldıktan sonra oradaki fabrikayı söküp Manisa’ya getirerek kurduk. Almanya’da kaldığımız süre içerisinde bir yandan fabrikanın sökülmesini bir yandan da ürün ve üretimin kalitesi konusunda eğitim aldık. Daha sonra Türkiye’de kombi cihazları yani hem kat kaloriferi hem şofbenlerin üretimini yapmaya başladık. Bosch firmasında beş yıl çalıştım. Daha sonra yönetici olarak RAKS firmasına geçtim.RAKS’ta da küçük ev aletleri yapıyorduk. Yönetici olarak girdiğim işte Genel Müdür yardımcılığı seviyesine kadar yükseldim. Toplam 5 sene çalıştıktan sonra 2000 yılında Vestel’e geçtim.

 Rusya’ya gelişiniz nasıl oldu?

2005 yılının şubatında ise Moskova’ya Vestel Rusya Genel Müdürü olarak geldim. Ve şu anda da Vestel Rusya’nın Genel Müdürü olarak işime devam ediyorum. Alexandrov’da üç yüz bin metre kare bir alanda ve toplam yüz bin metrekare kapalı alanda fabrikamız var. Bünyemizde yaklaşık bin beş yüz kişi çalışıyor.

 RTİB Başkanlığı süreci nasıl gelişti?

30 Ağustos 2009 tarihi itibari yapılan genel kurulda Rus Türk İşadamları Birliği başkanı olmak nasip oldu. Bu görevi birilerinin yapması gerekiyordu ben de sorumluluğu alarak üyelerin de onayını aldıktan sonra başkan olarak seçildim. Bizden önce görevde olan arkadaşların yaptıkları güzel şeyler elbetteki tartışılamaz. Umuyorum ki biz de bundan sonra üzerine daha güzel şeyler ekleyebiliriz. Sonuçta bu bir işadamları birliği ve burada iş yapan hepimiz için varlığı çok önemli bir kuruluş. Herkesin elinden gelen desteği göstermesi gerekiyor.

Ruslar ile çalışma ve Rusya pazarını nasıl buluyorsunuz?

Ben şirketimizin kurumsallaşması sürecinde mümkün mertebe her departmanda Ruslarla çalışmaya gayret ediyorum. Çünkü burada uzun vadeli düşünüyor isseniz mutlaka buranın yerlileriyle çalışmak zorundasınız. Çünkü üretimi onlar için yapıyorsunuz ve yabancı birisinin buradaki sisteme entegre olabilmesi için uzun zaman gerekiyor.

Avrupa bugüne kadar Türkiye için tek bir pazar oldu. Ne oldu yaşanan bir krizle birlikte anlaşıldı ki Avrupa tek başına büyük bir risk. Şimdiyse Türkiye’deki bütün büyük şirketlerin yol haritasına bakın bütün herkes Rusya diyor. Çünkü orta ve uzun vadeli dünya pazarına baktığınız zaman gelişmekte olan iki ülke var. Birisi Rusya birisi Çin. Uzun vadeli düşünen şirketlerin mutlaka bu ülkelerden birinde veya ikisinde olmaları gerekiyor.

Rusça biliyormusunuz?

Ben yaklaşık iki yıldan buyana tercüman kullanmadan yaşıyorum. Çok detaylı konular olmaz ise tercümana ihtiyacım olmuyor. Çünkü tercümanla kendinizi ifade etmeniz mümkün değil. Siz ne kadar anlamlı ve önemli şeyler söyleseniz de karşıdaki tercümanın kişiliğine ve konuşma biçimine göre söylemek istediklerinizi algılıyor. Sözünüzün ağırlığı ancak tercümanın ifade edebildiği kadar oluyor. Dolayısıyla gayret ederek Rusçayı öğrendim.

Rusya’da iş yapacak firmalara neye dikkat etmeli ?

Öncelikle buraya getirecekleri ekibin Türkiye’deki ekipten daha güçlü olması gerekiyor. Neden çünkü Türkiye bizim ülkemiz. Türkiye’de biz bazı şeyleri artık otomatik olarak yapabiliyoruz. sistemlerimiz oturmuş Rusya’da ise doğaçlama gerekiyor, yaratıcılık gerekiyor, iletişim gerekiyor, ilişki gerekiyor. Bunların hepsini becerebilecek güçlü adımlar atamak gerekiyor. Yoksa ‘ya biz buraya bir ofis açtık, başına da bir adamı koyalım’ derse o iş başlamadan bitmiş olur. Buraya uzun vadeli bakmak lazım ve iyi bir kaynak ayırmak lazım. Onun içi buraya iyi bir yönetici ve alt kadro koymak lazım. Rusya’da sabır çok önemli bir özellik. Burada her şeyin içerisinde sabır var ve sabırsız hareketler hep kötü sonuçlar doğuruyor.

Ayrıca burada insan kaynakları çok önemli. Eğer iyi bir kadro kurabilirseniz mutlaka elinizde tutmaya çalışmak zorundasınız. Şirketler burada günlük ve geçici çözümler yerine daha kalıcı ve sistematik çözümler üretmelidirler.

 

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Yaşam Öyküleri

Dr. Serhat Samancı

Yayınlanma tarihi

-

Serhat Samancı,  Moskova’da  yaşıyan birçok Türk tarafından Rusya’daki tek Türk doktor olarak biliniyor.

Diyarbakır’da doğup  ilk orta ve lise öğrenimini yine aynı yerde tamamlamış. Rusya’ya gelişini şu şekilde anlatıyor:“Lise de sosyal aktivelerle dolu bir gençlik dönemi yaşadım. Bir arkadaşımın tavsiyesi ile ordaki eğitimimi yarıda bırakıp Ankara yolunu tutum Ankara’da altı aylık bir Rusça kursundan sonra  1992 Ağustosunda   Moskova’ya geldim.”

Okurken aynı zamanda özel bir klinikte çalışıp geceleride hastane- de nöbet tutarak yaşamını devam ettirir. Samancı, güçlüklerle dolu o yılları şöyle anlatıyor: “Ankara’da aldığımız dil eğitimi bize yetmiyordu, öyleki derslerde birçok konuşmayı anlamıyordum ve buda bana çok acı veriyordu. Bir gün karar verdim ve çok çalışmaya başladım öyleki eve geldiğimde arkadaşlarımın  nerdeyse blok not kalınlığına ulaşmış avuç dolu ‘geldim yine yoktun’ şeklinde kapıya astıkları notları görürdüm.”

Samancı, bu  yoğun tempoda çalışırken  birde karşısına radyo yayıncılığı çıkar. Haytının akışı bir arkadaşının tavsiyesiyle değişip Rusya’ya kadar gelmiş olan Samancı, doktor olan arkadaşının tavsiyesiyle haytında yeni bir sayfa açtığını şöyle anlatıyor, “O zaman- lar öğrenci yurdunda yaşıyordum doktor olan arkadaşım bana, ‘bak Serhat radyo yaşaman için sana ev verecek’ dediğinde tüm yorgunluk- larımı bir kenara bırakıp, kısa ve uzun dalga yayın yapan Rusya’nın Sesi Radyosu’nda  günde iki saat olan Türkçe radyo yayınını hayatımla birleştirdim.”

1999 yılında tıp fakultesini bitirip aynı yıl Rusya Devlet Tıp Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ana bilim dalında uzmanlık eğitimine başlar.  Uzmanlık eğitimini tamamlayınca kendisine doktora tezi yazması için fırsat tanınır, tezin hazırlık aşama- sını tamamladıktan sonra  4 yıl süren çocuklarda karın ağrısı (abdominal pain) ile ilgili araştırmayı yapar. Bu araştırması ile ilgili olarak Samancı, “ Rusya Pediatri kongrelerine sunmuş olduğum tezlerim ve Rus tıp gazetesinde yayınlanmış mekale- lerim bulunmakta. 2005 yılında yaptığım araştırmayı tamamlıyarak doktora tezimin savunmasını yapıp Doctor of Medicine (Ph) ünvanını aldım,” diyor.
      
Öğrencilik döneminden kalma yoğun temposunda hiç bir düşüş yaşamayan Serhat Samancı evli ve bir çocuk babası olmasının dışında Öğrencilik döneminde çalıştığı polikliniğin devamı olan şuanki kliniğe hem başkanlık ediyor hemde doktor olarak çalışmayı sürdürüyor. Aynı zamanda günde iki saat radyo yayınları ve hastane nöbetlerinede devam ediyor.

Serhat Samancı,  Moskova’da  yaşıyan birçok Türk tarafından Rusya’daki tek Türk doktor olarak biliniyor.

Diyarbakır’da doğup  ilk orta ve lise öğrenimini yine aynı yerde tamamlamış. Rusya’ya gelişini şu şekilde anlatıyor:“Lise de sosyal aktivelerle dolu bir gençlik dönemi yaşadım. Bir arkadaşımın tavsiyesi ile ordaki eğitimimi yarıda bırakıp Ankara yolunu tutum Ankara’da altı aylık bir Rusça kursundan sonra  1992 Ağustosunda   Moskova’ya geldim.”

Okurken aynı zamanda özel bir klinikte çalışıp geceleride hastane- de nöbet tutarak yaşamını devam ettirir. Samancı, güçlüklerle dolu o yılları şöyle anlatıyor: “Ankara’da aldığımız dil eğitimi bize yetmiyordu, öyleki derslerde birçok konuşmayı anlamıyordum ve buda bana çok acı veriyordu. Bir gün karar verdim ve çok çalışmaya başladım öyleki eve geldiğimde arkadaşlarımın  nerdeyse blok not kalınlığına ulaşmış avuç dolu ‘geldim yine yoktun’ şeklinde kapıya astıkları notları görürdüm.”

Samancı, bu  yoğun tempoda çalışırken  birde karşısına radyo yayıncılığı çıkar. Haytının akışı bir arkadaşının tavsiyesiyle değişip Rusya’ya kadar gelmiş olan Samancı, doktor olan arkadaşının tavsiyesiyle haytında yeni bir sayfa açtığını şöyle anlatıyor, “O zaman- lar öğrenci yurdunda yaşıyordum doktor olan arkadaşım bana, ‘bak Serhat radyo yaşaman için sana ev verecek’ dediğinde tüm yorgunluk- larımı bir kenara bırakıp, kısa ve uzun dalga yayın yapan Rusya’nın Sesi Radyosu’nda  günde iki saat olan Türkçe radyo yayınını hayatımla birleştirdim.”

1999 yılında tıp fakultesini bitirip aynı yıl Rusya Devlet Tıp Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ana bilim dalında uzmanlık eğitimine başlar.  Uzmanlık eğitimini tamamlayınca kendisine doktora tezi yazması için fırsat tanınır, tezin hazırlık aşama- sını tamamladıktan sonra  4 yıl süren çocuklarda karın ağrısı (abdominal pain) ile ilgili araştırmayı yapar. Bu araştırması ile ilgili olarak Samancı, “ Rusya Pediatri kongrelerine sunmuş olduğum tezlerim ve Rus tıp gazetesinde yayınlanmış mekale- lerim bulunmakta. 2005 yılında yaptığım araştırmayı tamamlıyarak doktora tezimin savunmasını yapıp Doctor of Medicine (Ph) ünvanını aldım,” diyor.
      
Öğrencilik döneminden kalma yoğun temposunda hiç bir düşüş yaşamayan Serhat Samancı evli ve bir çocuk babası olmasının dışında Öğrencilik döneminde çalıştığı polikliniğin devamı olan şuanki kliniğe hem başkanlık ediyor hemde doktor olarak çalışmayı sürdürüyor. Aynı zamanda günde iki saat radyo yayınları ve hastane nöbetlerinede devam ediyor.

Facebook Yorumlar
Devamını oku

Çok Okunanlar