Diyabet hastalığı dediğimizde halk arsında hemen şeker hastalığı olarak algılanır oysa diyabetin iki tipi mevcut. Bunlardan biri Diabetes insipidus diğeri ise Diabetes mellitus. Ya da kimileri bunları şekersiz diyabet ve şekerli diyabet olarakta adlandırır.
Biz burada kısaca Diabetes mellitus’a değineceğiz.
Şeker enerji kaynağımızdır, yiyecek ve içeceklerle aldığımız besinlerden oluşan glikozun (kan şekeri), hücre ve dokulara taşınmasını İnsulin sağlar. İnsulin mide arkasında bulunan pankreas bezinin beta adacıklarından salgılanır. Yemeklerden sonra kan şekeri yükselince insulin salgılanmaya başlar ve şekeri hücrelere taşır böylece kan şeker oranının normal değerlerde tutar.İnsulinin reseptörlerce tanımlanma ve salgılanma yetersizliği durumunda kanda uzun süre şeker oranı yüksek kalır ve diyabet ortaya çıkar. Kısacası Diyabet, vücutta insülinin üretim ve kullanımına ilişkin gelişen problemlerin bir sonucu olarak meydana gelen bir hastalıktır.
Kaç diyabet tipi vardır?
İki diyabet tipi vardır;
I Tip: insuline bağımlı diyabet. Bu durumda insulinin salgılanma yetersizliği söz konusu
II Tip: insuline bağımlı olmayan diyabet. Burada insulin yetersizliği söz konusu değildir, dokulardaki reseptörlerde insulini tanımlama problemi mevcut.
Birinci tip diyabet genelde çocuklarda ve gençlerde, ikinci tip diyabette 35 yaşından sonra gelişmektedir.
Diyabet için risk faktörleri nelerdir:
•Ailede şeker hastalığının bulunması.
•Şişmanlık ve fazla kilolar.
•Kiloların normal olması halinde bile, bel çevresi 102 cm’yi aşan erkekler ve 88 cm’yi aşan kadınlar çok riskliler.
•Az hareketlilik-hipodinami.
•Yüksek tansiyon ve kolesterol
•Gebelik diyabeti hamilelik döneminde şekeri yüksek olan anneler.
Belirtileri nelerdir?
Birinci tip diyabet için 3P klasiği söz konusu ;
•Polidipsi (fazla su içme )
•Poliuri(çok idrara çıkma)
•Pachudaniye ( Rusçada kilo alamama)
Diğer belirtiler ise şöyle;
•Aşırı iştah ve çok yeme
•Bulanık görme
•İyileşmeyen yaralar
•Çabuk yorulma ve halsizlik
•Diş etlerinde kanamalar
•Cilt kaşıntıları
•Cilt enfeksiyonları
Diyabetli olduğunuzu nasıl öğrenebilirsiniz?
Kimi kişiler şeker hastası olduğu halde hiçbir şikâyetleri olmamaktadır. Bu sessiz dönem on yıl kadar sürebilir, hastalıklığın klinik belirti vermediği bu döneme gizli şeker dönemi denir. Bu dönemi yapılacak kan tetkikleri ile ortaya çıkarmak mümkündür. Parmaktan vereceğiniz bir damla kanla kandaki şeker oranınızı öğrenebilirsiniz, bu durumda;
•12 saat yemeye ve içmeye ara vermek lazım.
•Açlık kan şekeri 5.5 mmol/lt veya 126 mg/dl’den yüksek ise,
•Diyabet belirtileri bulunuyor ve rastgele ölçülen kan şekeri düzeyi 200mg/dl’den yüksek ise,
•Şeker yükleme testi sırasında kan şekeri düzeyi 200mg/dl veya üzerinde ise,
Kimilerinde insulin direnci durumu olabiliyor yine yapılacak açlık kan testinde insuline bakılması önem taşımaktadır.
Açlık kan şekeriniz normal değerlerde ve aşırı kilonuz varsa, yaşta 35’ten büyük ise, mutlaka şeker yükleme testi yaptırınız. Yapılan araştırmalarda gizli şeker erken ortaya çıkarıldığı takdirde, bir uzmanın kontrolünde gerekli önlemler alındığında bunun açık şeker hastalığına dönüşümünü % 60 oranında önlemek mümkündür. Bunun için gizli şekeri ortaya çıkarmak önemlidir.
Genel olarak herkesin yukarıda belirttiğimiz gibi, risk grubuna dahil ise bir uzmana başvuruda bulunması ve buna yönelik yapılan araştırmalarda kişinin şeker hastalığına yatkınlığının değerlendirilmesi, gizli şekere yönelik testlerin yapılması sonrasında sağlıklı beslenme ve yaşam tarzının değiştirilmesi büyük önem arz eder. Ayrıca stresten uzaklaşma, stresi yenme çabalarının gösterilmesi ve bu konuda başarılı olması durumunda şeker hastalığına yakalanma riskimiz daha da azalacaktır. Unutulmaması gereken konu stres hormonlarının insulin salgısını baskılanmasıdır. İki tipte de tedavinin temel taşını beslenme oluşturmaktadır, bunun dışında günlük egzersizler oluşturuyor özellikle ikinci tip hastalarımız için. |