Her yıl Aralık ayının ilk gününde, AIDS konusunda toplumsal duyarlılığın oluşturulması ve bulaşma yolları ile korunma konusunda bilincin artırılması için tüm dünyada çeşitli etkinlikler düzenleniyor.Bu gün dünya Aids’le mücadele günü. Bu hastalık Afrika kıtasını neredeyse tamamıyla kendi ağına sarmış durumda; birçok ülke ve kıtanın durumu da Afrika’dan farklı değil.Bu konuda duyarlı değil,çok çok duyarlı olmak mecburiyetindeyiz.
Dünyada sağlık problemi olmaktan çıkan AIDS, artık sosyo-ekonomik ve pek açıkca dile getirilmese de politik problem haline gelmiş durumda.
1970’li yılların sonları ve 1980’li yılların başlarında genç insanların akciğer enfeksiyonundan ölmesi, bilim adamlarını harekete geçirir. Uzun ve yorucu bir araştırmadan sonra ölüm nedenin temelinde bağışıklık sisteminin işlevsizliği yattığı ortaya çıkar.Sebepleri araştırılıken de HIV virüsünün buna neden olduğunu 1984 yılında ABD’den gelen haberle duymaya başladık. Geriye yönelik kan bankalarındaki incelemeler sonunda virüsün aslında 1950’li yıllarda da var olduğu anlaşılır. 1837-1895 yıllarında yaşamış olan Dermatoloji Profesörü Kapoşi’nin teşhis ettiği ve günümüzde onun adıyla anılan cilt hastalıkları onkolojisine giren “Sarcoma Kapoşi”nin yüzde 60-70 oranında AIDS ile bağlantılı olduğu tespit edilmiştir.Buradan anlaşıldığı gibi AIDS’in geçmişi aslında o kadar da yakın bir tarihe dayanmıyor.
Birleşmiş Milletler AIDS’le Mücadele Programı’nın (UNAIDS), yayımladığı verilere göre, bugün dünyada 40 milyon civarında HIV taşıyıcısı bulunmaktadır. 15 yaşın altında olanların sayısı ise yaklaşık olarak 2.5 milyon dolayındadır.Bunların yaklaşık yüzde 46’sını bayanlar oluşturuyor.Açıklamalara göre,dünyada her gün 11 bin kişiye HIV bulaşıyor.Bulaşma oranının en yüksek olduğu yer şüphesiz Afrika ülkeleri, AIDS’ten en fazla etkilenenlerin ise Afrikalı kadınlar olduğu belirtiliyor.2006 yılında dünyada 3 milyon insan AIDS’ten hayatını kaybetti.Bir doktor olarak açık yüreklilikle belirtmeliyim ki,resmi rakamlar gerçeklerin çok gerisinde.Çağımızın vebası olan AIDS’in bulaşma yollarını hatırlatmakta fayda görüyorum:
Bulaşma yolları nelerdir?
•Cinsel yolla bulaşma
•Kan ve kan ürünleri
•Anneden bebeğe ( hem anne karnındayken hem de anne süttüyle bulaşma söz konusu olabiliyor)
Bulaştıktan ne kadar sonra teşhis edilebilir?
Kan analizi ile bulaştıktan 8 hafta sonra ELISA veya IFA testi ile teşhis edilebilir.Kesin tanı “immunoblot” yöntemiyle konur.
Kuluçka dönemi 2 -15 yıldır.
Klinik belirtiler nelerdir?
AIDS’in özel bir belirtisi yoktur.Bu hastalığın temelinde bağışıklık sisteminin iflası söz konusu olduğundan hastalar genelde ikincil hastalıkların belirtileri ile kendini göstermektedir.Genel olarak taşıyıcılık döneminin bitimi olan ve hastalık evresinde asağıdaki belirtiler görülebilir.
•Ateş
•Halsizlik
•iştahsızlık
•Lenf düğümlerinde büyüyme
•Kilo kaybı
•Kusma
•İshal
•Baş ağrısı
•Deride düküntüler
•Ağızda pamukçuk
•Karaciğer ve dalakta büyüme
Ancak,bu belirtilerin sadece AIDS için geçerli olmadığını vurgulamakta yarar var.
Korunma yolları
Dünyadaki yoğun calışmalara rağmen maalesef henüz AIDS aşısı bulunamadı.Bundan dolayı bulaşma yollarını göz önünde bulundurmamız gerekiyor.Bulaşma yolları arasında cinsel ilişki günümüzde ilk sıraları aldığı için ilk etapta kontrollü cinsel ilişki önem taşımaktadır.
Ikincisi kan ve kan ürünlerinden geçtiği için tıbbı müdahale durumunda hiç çekinmeden sterillik konusunda hassasiyetinizi belirtmeniz yerinde olacaktır.Üçüncüsü dikey geçiş dediğimiz anneden çocuğa geçiş hamilelikten önce mutlaka ELISA testinin yapılmasi gerekir,pozitiv durumlarda,yani hastalığın belirlenmesi halinde kesinlikle hamileliğin önlenmesi gerekiyor.Eğer doğumdan sonra hastahanede anneye virus bulasmış ise anne sütünün kesinlikle verilmemesi gerekir çünkü sütten çocuğa virüs geçiyor.
Tedavisi:Halen kesin tedavisi bulunmuyor.Böyle olmakla beraber tedavide taşıyıcılık süresinin uzatılması için kullanılan antiviral ilaçlarla bu süre uzatılabiliyor.
|