Siyamend Kaçmaz

“Herkes bir diğerinin yalancısı”

2011-11-22

Aslında geldiğimiz dönemde hiçbir şeye şaşırmamak lazım ama ne kadar da şaşırmak istemezseniz de sizi şaşırtan kişiler veya olaylar çıkabiliyor. 

Geçtiğimiz günlerde piyasada çok bilinen bir iş adamımız ile bir resepsiyonda ayaküstü laflıyorduk. Bana hiçbir resepsiyonu kaçırmadığını söyleyerek, ‘Nedeni ne biliyor musun?’ dedi… 

Bende sormamı mecburi kılan o cümlesinden sonra ‘Neden?’ diye sormak zorunda kaldım. Bana, piyasadaki birçok Türk işadamından alacağı olduğunu, ödenmesi gereken sürelerin çoktan dolduğunu belirterek, “Hiç birisi telefonuma çıkmıyor. Ofisten aratınca, yok dedirtiyorlar, cepten arayınca cevap vermiyorlar. Mecburen bende onları resepsiyonlardan takip etmek zorunda kalıyorum” dedi. 

Zaman zaman bu konulara değiniyorum ama o kadar güncel ki her defasında duyduğum yeni bir  hikaye ile yeniden yazma gereği hissediyorum. Diğer şehirlerde de var mıdır bilmiyorum ama Moskova’da inanılmaz bir alacak verecek döngüsü oluşmuş. Bakınca kağıt üzerinde tablo çok güzel. Herkes işini çevireceği kapitale sahip. Ne var ki o meblağlar kâğıt üzerinden bir türlü gerçek hayata geçmeyince ortaya değişik hikâyeler çıkıyor.  

İnşaat sektörü lokomotif sektör olduğu içinde bu konu en çok burada göze çarpıyor. Kimse de asıl suçluyu bulamıyor, herkes bir diğerinin yalancısı oluyor. Biri diğerinden bir söz alıyor ve buna karşılık başkasına söz veriyor ama o söz yerine gelmeyince zincirleme herkesi etkiliyor. Kimisi zaman kazanmak için telefona çıkmaz, kimisi arayanlara türlü hikâyeler anlatır… bu kısır döngü böyle dönüp gidiyor. En tuhafı ise, yanında olmadığı kişi için saydıran ve lanet okuyan, o kişiyi görünce mum gibi oluyor. Nedeni de maluum,’ yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Biraz daha dayanalım…’ muhabbeti.

Aslında bunların hepsinin temelinde ‘hayır’ diyememek yatıyor. Bizler millet olarak alışmışız ‘Hallederiz’ demeye. Ağzımızdan çok kolay çıkıyor ‘Tamam hallederiz’ kelimesi. Oysa çoğu zaman hayır kelimesinin evet kelimesinden daha iyi sonuçlar doğuracağını bilmiyoruz. Çok sıradan bir evet bile insanları beklenti içine sokup zaman kaybına neden oluyor. Oysa ‘hayır’ denmiş olsa belki başka çözümler arayıp bulacak, ama ‘evet’i duyunca arayışı bırakıyor, yapacağı varsa da yapmıyor.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI