Siyamend Kaçmaz

Moskova'da neredeyse her mekanda sevgilisi var...

2011-10-25

Duyduğumda inanmadım. Bir şehir efsanesidir dedim üzerinde durmadım. Değişik ağızlardan anlatılanlar aynı olunca merak edip tanışmak istedim bu Don Juan ile…

Çirkin değil ama çok yakışıklı da sayılmaz. Ancak Moskova’nın en gözde mekânlarının hemen hepsinde kapılar ona ardına kadar açık ve açılıyor. Hemen her mekânda bir sevgilisi var ya da sevgilisi olmak isteyen birileri. Çünkü kızlar kendi aralarında hep onu konuşuyorlar.‘Şeytan tüyü var’ deyimi tam onun için söylenmiş.

Otuzlu yaşların ikinci yarısına merdiven dayamış, ne uzun boylu ne de kısa, hatta bıyık bıraksa ‘tamam bu Şarlo’ diyebileceğiniz bir görüntüsü var. Gündüzleri inanılmaz yoğun bir iş temposu sonrası çöken karanlıkla birlikte, akşam yemeğinden başlayarak mekân tercihini o gün için yapıyor. Az çekingen ama bir o kadarda esprili. Kitap okumayı, gazete okumayı çok seviyor. Güne Türk basının köşe yazarlarının neredeyse tamamını okuyarak başlıyor. Şiir okumaya bayılıyor. Bir bakmışsınız Shakespeare’in 62. Sonesi bir bakmışsınız Orhan Veli, bir bakmışsınız Nazım Hikmet dizeleri okuyor. Rusça öğrendiği birkaç tekerlemeyi ise ağzından hiç düşürmüyor.
Ben bunca yıldır Moskova’da gece gündüz gezerim, bilmediğim mekân yok sanırdım. Ama hemen itiraf edeyim ki onunla gezerken kıyıda köşede sadece bilenin gittiği ve ilk defa girdiğim çok güzel yerlerle karşılaştım.

Girdiği mekânda hemen etrafta kızlar koşuşturmaya ona mekândaki en güzel yeri ayarlamaya çalışıyorlar. Ardından son zamanlarda Moskova’da popüler hale gelen güzel fizikli nargileci kızlar hemen yanında bitiyorlar. Kimi yanağından kimi dudağından öpüyor. Şaşırıyorum. Bir erkek olarak fiziki yapısını değil ama bu şöhretini kıskanmamak imkânsız…
Gülerek, ‘Beni çok kişi bilsin istemiyorum. Adımı ne olursun kullanma’ diyen ama aslında namı kulaktan kulağa fısıldanan bu aşk adamı ile gezimden bazı notlar şöyle:
Sordum ‘nasıl becerdin böyle bir hayat kurmayı’ diye… Bana özel olarak yaptığı bir şey olmadığını her kadının içindeki güzelliği ve gerçek değeri görmeye çalıştığını, onlara az da olsa esprili yakınlık göstermekten başka bir şey yapmadığını, yabancı bir ülkede yaşıyor havasına asla girmediğini söyledi. 

Bunu yaparken çok para harcayıp harcamadığını sordum, cevabı ‘gerektiğinden fazla değil. Ben iyi bir tüccarım nereye ne kadar harcayacağımı bilirim’ oldu.

Birçok erkeğin yaşadığı hayatı arzuladığını ve onun için çaba sarf ettiğini söyleyip mutlu olup olmadığını sordum, ‘İnsanoğlu hep elinde olmayanı ister. Benim de bu tür isteklerim bitmez’ diyor. 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI