RTİB seçimlerine sayılı günler kaldı. Ancak burada öyle bir atmosfer oluştu ki, Nazım Hikmet’in dediği gibi ‘Hava kurşun gibi ağır’ ve inanılmaz rahatsız edici.
Bu havadan zevk alanlardan daha fazla rahatsız olanlar var. Biliyorum. Her iki listedeki üyelerle ve başkanları ile de konuşuyorum. İki tarafta rahatsız bu duruma gelinmesinden. Ama ortalığı velveleye verenlere sanırım güçleri yetmiyor. Her ne kadar birliktelik mesajı verseler de arada getir götür yapanlar, alengirli işleri sevdiklerinden söylenenlere ekleyerek anlattıkları için durum içinden daha da çıkılmaz hale geliyor. Bundan bir ay önce bu manzarayı gördüğüm için yazımda ‘Ne yaparsanız yapın ama ötekileştirme tuzağına düşmeyin’ demiştim. Ama gördüğüm kadarı ile uçurumun kenarına kadar gelinmiş.
Her iki başkan adayı ile de konuştum, ikisinin de tek bir amacı var ‘Daha güçlü bir RTİB’ yaratmak. Seçilecek olan kişiler değil programlar olmalı diyor her iki taraftaki aklıselim kişiler. Ama dedim ya o getir götür yapanlar ekleme yapmazsa ortaya daha güzel bir mücadele çıkacak ve taraflar daha iyi ‘Ne yapabilirim’ diye çabalayacak. Ama gördüğüm kadarıyla ortam daha çok karşıdakinin hamlesine ‘Nasıl karşılık verebilirim’ şekline dönüşmüş.
Şimdi RTİB’in arkasına hiç almadığı kadar bir rüzgar aldığı aşikar. Bunu değerlendirmek, bu heyecan oluşmuşken RTİB’e güç katmak için kullanmak gerekir. Unutmayalım ki RTİB hala Moskova’nın dışına çıkabilmiş değil. Ben daha Rusya’nın başka bir şehrinde RTİB konuşulduğuna şahit olmadım. Bu coşkuyu almışken seçimlerden sonra da durmamak lazım.
Seçimleri kim kazanır bilemem ama o gün orada oylamaya geçmeden bence adaylar çıkıp bana söyledikleri, ‘Kaybeden olmayacak. Kazanan RTİB olacak’ sözlerini salondaki kalabalığa da haykırmaları ve bu yarışın sadece RTİB’e güç vermek için olduğunu söylemeleri gerekiyor. Nasılsa kaybedenin olmayacağı bir seçime gidiliyor o zaman bu havayı yumuşatmak gerekiyor.
Ne diyelim hak eden kazansın… |