Yaşam bizlere öyle bir rol biçmiş ki, biz o rolümüzü oynarken gösterdiğimiz performansa göre hayat bize bir de değer biçer.
Mesela hiç düşündünüz mü? ‘Benim Moskova’da insanlar arasındaki değerim ne? Ülkemdeki insanlar arasındaki değerim ne? Dünyada yaşayanlar arasında değerim nedir?’ diye.
Nasıl ki biz çevremizdeki her şeye bir değer biçiyorsak çevremizde bize bir değer biçiyor ve unutmayın hepimizin bir değeri var. Bu değeri zaman zaman artırdığımız gibi zaman zaman düşürdüğümüzde oluyor. Ancak hiç bir şey kendiliğinden olmuyor. Tamamen bizim elimizde olan bir şey.
İstediğiniz kadar çırpının ‘Benim değerim ölçülmez’ diye, ama nafile bunu söylemeniz bile değerinizin biçilmesine katkıda bulunmaktan öteye gitmez. Tabi bunların çoğu yaşadığınız ortam, mesleğiniz, maddi geliriniz, fiziki görünüşünüz, fiziki gücünüz, arkadaş çevreniz ile belirleniyor.
Mesleğim gereği çok geziyor olmam beni Moskova’daki büyük resme bakabilen şanslı kişilerden birisi yaptı. Elbette kendi değerimi bende bilmiyorum. Bunu ancak çevremdekiler bilebilir. Çünkü bu değerlendirme hiçbir zaman sizin olduğunuz ortamda değil, olmadığınız ortamlarda yapılıyor. Zaman zaman hepimiz istesekte istemesekte bu puanlamaya yorumlarımız ile destek veriyoruz.
Ama bazıları da var ki kendi değerini yükseltmenin kendi söyledikleri ile değişeceğini düşünür. Bu tip insanlar genellikle, ‘Onu iyi tanırım, şununla sık sık görüşürüm. Ooo onunla aramızda su sızmaz’ diyerek toplumun değer verdiği kişilere yakın olduğu havasıyla prim kazanacağını sanır. Oysa altın kesesindeki gümüşlerin, altına dönüştüğü görülmemiştir. Hele ki ‘O eskiden benim yanımda çalışıyordu’ diyerek dişi ve tırnağıyla bir yerlere gelen birisinin sırtından kendisine pay çıkaranlarda var ya…
İşte bana göre değersiz değerliler de bunlar.
Yazımı bitirirken Shakespeare’in şu dizleri geliyor aklıma:
“bir masaldır gürültücü bir salağın anlattığı ki yoktur hiçbir anlamı” |