Geçenlerde Araştırmacı bir yazarın hamsi konusundaki bir yazısını okudum. Nedeni tabii 11 Avrupa Gençlik Olimpik Oyunları’nın Trabzon’da yapılacağı ve hamsinin bu organizasyonda maskot görevini başarıyla yapacağından emin olmamdı. Yazarda benim gibi hamsiye sonsuz güveniyor. Ama yazarın benden faklı tarafı araştırmacı oluşu. Bakalım neleri araştırmış bizim için…
Eskiden taa Kastamonu'dan Batum'a kadar olan Karadeniz bölgesini temsil eden Trabzon'un gerçekte tarihî simgesi HAMSİ'dir. Hamsi, küçüklüğüne rağmen Yüce Allah yarattığı için bir güç, adalet ve hak-hukuk sembolüdür. Çünkü: hiçbir büyük balık veya korkunç bir deniz canavarı O'na:"ben güçlüyüm, çık bu denizden. Burada yalnız ben yaşayacağım. Sen de nerden çıktın?" diyemez. Üstelik sayısı kitlesel toplumculuk olarak bütün balıklardan daha fazladır. Yani, deniz demokrasisi bakımından cumhurluk hamsidedir. Karadeniz’deki hamsi türünden de dünyanın başka yerlerinde hiç yoktur. Marmara Hamsisi bile farklıdır. Bu yüzden Trabzon doğumlu olan ve on altı yaşına kadar gençliğini Trabzon'da yaşayan ve temel eğitim ve öğretimini Trabzon'da alan Cihan Hükümdarı Muhteşem Kanûnî Sultân Süleyman Han kendisine insanlık göstergesi, hak-hukuk sembolü, kanun ve adalet maskotu olarak HAMSİ'yi seçmiştir. Öyle ki, Cihan hükümdarı olduktan sonra kılıcının kabzasına bir Karadeniz-Trabzon HAMSİ'sini örnek olarak nakşetmiştir. Bu Kılıç İngiltere'de Londra müzesindedir. Fotoğrafları Trabzon Ortahisardaki Kanûnî Vakfı(Evi) davetiyelerinde de mevcuttur.
Bu tarihî gerçekten hareketle 2011 Avrupa-Trabzon Gençlik Olimpiyatlarında HAMSİ'yi maskot kim yapmış, kim seçmişse çok ince, fakat atom gibi çok güçlü ve büyük düşünmüştür. Zira hamsi Karadeniz'de yaşadığı için ve de Karadeniz Boğazlardan bütün dünyaya açıldığı için HAMSİ, beynelmilel bir varlık sembolüdür. Karadenizliler ve Trabzonlular Hamsi misali en zayıf insanları bile korur ve onlara güzel misafirperverlik yaparlar. Hamsi maskotunu çizen, yapan ve bayraklaştıran sanatçıları ve tüm emeği geçenleri can-ı gönülden kutluyoruz. İşte Araştırmacımızın satırları katılmamak mümkün değil elbet.
Sayın Aziz Yıldırım’a katılanlardanım...
Temel hak ve özgürlüklerin hiçe sayıldığı bir süreçte, masumiyet ilkelerini savunan ve bu anlamda kişilerin aklanma hakkına destek veren çoğunluğa en derin şükranlarımı sunuyorum. Bu satır Aziz Yıldırım’ın basın açıklamasından. İnanın bu derin şükran duygularına ortak olmak anlamında yazmıyorum şimdiki düşüncemi şayet ülkemizde Ergenekon gibi çok önemli bir davada dahi suçu kesinleşmeden masumiyet karnesine inananlardansak ve nasıl birçok yazarımızın tutuksuz yargılanması konusunda ısrarcı olabiliyorsak ve diyebiliyorsak. Tutukluluk konusunda yasalarımızın çok acil değiştirilmesini arzu ediyorsak. O zaman hangi takımın taraftarı olduğumuzun önüne gecmeli vicdanımızın sesi. Altmış yaşının üzerinde ve sağlık sorunları yaşayan bir insanın hele hele Türkiye’yi terk etme veya delilleri yok etme olasılığı hiçte kolay olmadığı bir dönemde tutuklu olarak aylarca veya yıllarca içeride tutulması sanırım sporla ilgisi olan tüm taraftarların çok mutlu olacağı bir şey değildir. Zaten suçlanan kişileri dışarda tuttuğunuzda hemen ertesi gün deliller karartılıyorsa vay haline o ülkenin yargısına ve adaletine ...
|