Maçların olmadığı dönemlerde yazı yazmak zor iştir. Habercilik yapalım desek bu medya hızında iyi iş çıkmaz benden. Bayatlamadan önünüze koyamam sanırım. Bunu iyi bildiğim için bu yazımda felsefe yapmaya karar verdim, becerebilirsem tabii. Esasında becerebilmek diye bir korkuya kapılmamam gerekli sanırım, son dönemde çevreme bir bakıyorum herkes iyi futbolcu herkes iyi idareci, iyi kaleci, iyi başkan, iyi kaptan vs. Bana da cesaret geldi anlayacağınız. Yoksa haddime mi düşmüş futbolun felsefesine dil uzatmak. Ama felsefesini işaretlediğim şeylerin örneklerini gösterebilirsem yırtarım işi diye düşündüm.
Lig bittikten sonra sıra transfer haberlerine gelir. Heyecan farklılaşmıştır artık. Kim kimi almış veya alacak. Kim kaç para eder, etmez. Hangi takım, hangi hocayla yoluna devam edecek veya yerine hangi yeni hoca gelecek vs. Genelde takımlar çok başarılı değilse en kolay idareci oyunu faturayı hocaya çıkartıp yeni bir sayfa açma senaryosunu sahnelemektir. Hoca ya çoktan istifa etmiştir, ya da kovulana kadar bir şeylere göz yumarak infazını bekler. Rijkaard birinciyi tercih edenlerdendir, bir şeylere göz yummamış ve Servet’in oyuncu kalitesinin düşük olduğunu söylemiştir ve çok haklı olduğu, zaman içinde çıkmıştır. Bu seneki Galatasaray iyi örnektir herkes kullanır, bende Galatasaray’dan gideyim dedim...
Değerlere sahip çıkılmalı...
Galatasaray’ın geçen sezon ki gülünç durumu yönetimin beceriksizliğidir. Rakibe sert girmekten başka iyi becerebildiği bir şey olmayan Servet’in dili uzamış ve yönetim bu konuda gerekli tecrübeyi ve cesareti gösteremediği gibi kaptanlık zaafı olan Galatasaray’da oyuncular içinde yatışabilecek bir problem yangına dönüşerek büyümüştür. Üstelik en değerli oyuncularının gitmesine göz yuman bir anlayış hakim olmuş ve Keita başta olmak üzere Galatasaray’ın en iyi futbolcuları çevredeki dalkavukların yanlış raporları ve kumpasları ile gönderilmiştir. Ve koca Galatasaray Rusça deyimiyle ‘Şaşlik’ takımına dönmüştür. İdareciler arasında bile ilişki bozuklukları yaşanmış bir takımın kaçınılmaz sonu bu olmuştur…
Egolar mantığın önüne geçmemeli...
Helal sana Alex. Örnek alabilene haz, alamayana bu ders bile az. Her futbolcunun formsuz zamanları vardır. Alex’in bile olmuştur veya hocası belli bir mantık içerisinde ondan faydalanma yoluna gitmemiş, farklı oyuncular denemiştir. Alex sezon başında haksızlığa uğramasına rağmen yedek kaldığı dönemde, hiçbir şekilde takım içerisinde diğer arkadaşlarını provoke etmeye ve Aykut hocanın arkasından dolap çevirmeye kalkmamış. Çok çalışarak formasını kurtarmanın yanı sıra 29 golle ligin gerçek kralı olmuştur.
Bu kadar felsefe niye?
Yeni senede takımlarımızın kendilerini geliştirerek aşması dileklerimle siz okurlarıma futbolla ilgili inandığım doğruları aktarmak görüşlerimi daha yakından iletmek içindir. Beni yakından tanıyanlar bilirler çok sıkça söylerim FUTBOLA İHANET OLMAZ... Futbolun içinde hayat vardır, hayatın içinde FUTBOL.
|