Nejat İnan

Bence aralarında final oynasınlar…

2011-05-11

Bence, ikisi de hak etti şampiyon olmayı bu saatten sonra. İyisi mi, emeklere yazık olmasın ve Trabzonspor ile Fenerbahçe aralarında bir final maçı yapsınlar ve kazanan şampiyon olsun. Hiç olmazsa üzülmezler. Bu düşüncelerle yazıma başlarken Lig TV yönetmeni  Şansal Büyüka ve Mustafa Denizli aralarında, şampiyonluğu kaybedecek olan takımın ne kadar üzüleceğini ve her iki takımında üzülmeyi değil, sevinci ve mutluluğu hakkettiklerini konuşuyorlardı TV’de. Demek ki ortak duygu bu diye düşündüm biran. Lig maratonu düşünüldüğünden daha uzundur. Seyirci sadece maçların oynandığı saatleri seyreder ve görev anı sanki bu saatlermiş gibi algılayabilir. Ama inanın, yedi gün, yirmi dört saat sürer bu maraton. Bu haftalar ayları takip eder. Aylar uzar gider ve koca seneyi bulur. Yedi günün çalışması, özverisi, iradesi cabası, silah arkadaşının ufacık ferdi bir hatasıyla heba olur gider bazen. İşin zoru budur zaten. Hatayı zorda olsa soğukkanlı ve sevgiyle karşılamaktır. Fenerbahçe, Karabükspor karşısında Alex’in pasında Muhammed’in bir hatası nedeniyle Lugano’nun golüyle sevindi. Aynı Muhammet, aynı Alex’in yüzde yüzlük golüne mani olmuştu oysa. Defans oyuncusu oynadığı yer itibariyle bu tür hataları yapabilir arada. Aynı hatayı Lugano yapabilir ve Fenerbahçe’yi şampiyonluktan edebilirdi belki. İşte futbol böyle bir oyun içinde her şey var. Eskiler daha iyi bilir müsamaha denen bir kelime vardır zengin Türkçemizde. Şimdilerde hoşgörü veya tolerans olarak kullanılmakta. ama ben özellikle müsamaha olarak kullanmak istiyorum, sanki daha iyi anlatıyor bu konudaki duygumu. Sevgi getirir arkadaşına müsamahalı davranmayı. Sevgi getirir şampiyonlukları. Trabzon’unda, Fenerbahçe’nin de hocaları öncelikle bu konuyu halletmişler takımlarında. Ve bundan geliyor her iki takımında başarıları. Her iki takımada kıyamıyoruz bundan dolayı. Bu sezon kazanana sevineceğimiz kadar kaybeden için üzüleceğimiz bir sezon olacak anlaşılan.


Allah hakemlerin yardımcısı olsun…

Sanki Fenerbahçe’de hafta arası antrenmanlarında penaltı yaptırma çalışması yaptırılıyor gibi bir görüntü var. Semih bu konuda eski Galatasaraylı Arif’i çoktan solladı. Bu kervana şimdilerde Mamadou Niang da katılmış. Zaten oyuncular eskiye oranla çok süratli ve marke edilmesi zor. Buda doğal olarak defans oyuncularının yakın oynamasını ve teması gerektiriyor. Bu bakımdan hakemlerin işleri çok zor. Merakla beklemekteyim ne zaman aldanacaklar diye. Ama bu türden davranışlara sarı kart vermemekle birazda sanki kendileri kaşınıyorlar galiba 


Gökhan Gönül mü? Dos Santos mu?

Şimdilerde Barselona bu iki oyuncuyla yakından ilgilenmekte. Tabi ki ilk olarak Gökhan’la iftar ederiz, keşke böyle bir transfer gerçekleşse  ve göğsümüz kabarsa . Ancak bu haftaki Karabükspor karşılaşmasında ikisine de şöyle bakıp aralarındaki farklılıklara bir göz attım. Gökhan, bu hafta maçı yorumlayarak Tv den anlatan kişilerin gazına gelmemeli. Anlatılan sıfır hata top oynadığıdır. Bana göre maalesef öyle değil. Mükemmel bir fizik gücüne sahip olmasının avantajını kullanırken, bu çıkışlarında daha iyi zamanlamalar yapması ve defans riski ve zaafı yaratmaması gerekir. Yasin’in topunu kesişinde ve muhtemel bir golü önlemesindeki katkı kendisinde miydi, yoksa Yasin demiydi, bu aşamaya gelmiş bir oyuncunun oturup düşünmesi gerekir. Yada kısa yoldan gidip, ileri çıkış zamanlamasını geliştirmek için  arkadaşı Dos Santos’u  biraz dikkatli seyretmesi gerekir . 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI