Fenerbahçe, Bucaspor maçında en sıradan forvetiyle sahada pozisyon bulmakta zorlandı. Semih’in cılız sayıdaki atakları, Caner’in etkisiz ve karmaşık destekleri gole yetmedi. Semih golü düşünmek yerine hakemi aldatmayı düşünmekten başka bir şey yapmadı. Fenerbahçe’nin en kuvvetli silahı aralarındaki arkadaşlık ilişkisi. Kaptan Alex ve Aykut Kocamanı kutlamak gerek. Çok ciddi anlamda aralarında gelişmiş bir arkadaşlık bağı oluşmuş ve bu da çok çabuk anlaşılmakta.
Bucaspor’a gelince büyük bir avantaj elde etmişken maçın ikinci yarısında iki pozisyonu heba ettiğinde zaten bu mağlubiyeti hakketti.
Alex’in etkisi futbolu bıraktığında anlaşılacak. Adam sanki uzaydan gelmiş o derece farklı bir yapısı ve farklı bir futbol yeteneği var. Maç üzerindeki etkisi tartışılmaz. Ama Fenerbahçe biran önce Niang ve Dia gibi çok önemli iki forvet oyuncusuna kavuşmalı. İşte oyuncular yokluklarında anlaşılıyorlar.
Acıların çocuğu Emre Belezoğlu ...
Artık Emre nerdeyse yanına biri yaklaştığında kendisine tekme atılmış veya yumruk yemişçesine suratına acı ifadesi vermeye başladı. Her pozisyonda yere düşüyor ve morfinsiz diş çektirmişçesine suratını buruşturuyor. Ve bunu öyle bir alışkanlık haline getirdi ki artık komik olmaya başladı bu mimikler. Futboluna son derece saygı duyarım, beğenirim ama sahada rakip oyuncuları tehdit etmeye kadar varan çirkinliklerine valla sabrım kalmadı. Üstelik futbol kalitesi bu kadar yüksek bir oyuncunun ne artistliğe ne de horozlanmaya ihtiyacı yokken bunu yapması inanılacak gibi değil.
Hakem dahil her şey kuvvetliden yana mıdır?
Maçın hakemi için kesinlikle Fenerbahçe’ye penaltı yarattı demiyorum ama penaltı bu kadar kolay verilmemeli, refleksler bu kadar, büyük takımlardan yana olmamalı. Bucaspor böyle kolay bir penaltıdan sonra ne yapsın. Topa kol vursa aynı kol on beş santim ileriye gider mi? Topun darbesi penaltı yaptığı kararı verilen oyuncunun kolunun hızla sarsılmasına neden oldu. En basit anlamda bu da topun kola vurduğu anlamına gelir sanırım. Bu hayat öpücüğünün ardından Alex’in akıl dolu kafası Bucaspor’un sonunu hazırlamış oldu. Hakemde, şansta büyükten yanaydı.
Daniel Güiza hem ağladı hem ağlattı...
İnanınız bu oyuncu için ben bile ağlamaklı oldum. Garibimin başına Türkiye’de gelmeyen kalmadı. Kariyerinin en kötü yılı da bu sene. Kadro dışı mı kalmadı, hakkında olumsuz ne kadar cümle varsa yazılmadı mı, dalga mı geçilmedi, üç kuruş fazladan verilmesin diye, üzerine oyunlar mı oynanmadı? Ama Güiza yılmadı çalıştı, elinden geleni yaptı, Allah’ta bu yürekli kulunu ödüllendirdi. Fenerbahçe’nin bu konuda bu oyuncusuna gereken duyarlılığı göstereceğine inanmak istiyorum. |