İnsanda beyin gelişimi, annenin hamile kaldığı ilk dönemlerden baslar, çocuklarda beyin gelişimi için önemli dönemler vardır, bu dönemler de 0-7 yaş arasıdır, bu dönem içerisinde de özellikle 0-3 yaşları hacimsel anlamda da baktığımızda en fazla büyümenin olduğu dönemdir.
Hacimsel anlamda baktığımızda çocuk doğduğunda beyin ağırlığı erişkin değerin % ine erişmiştir bu oran 2 yaşında erişkin değerin `, 5 yaşında % 90’nına ve 10 yaşında % 95’tir.
Beyindeki sinaptik yoğunluk ve sinir hücreleri arasındaki bağlantıda hayatın ilk üç yılında müthiş bir hızla gelişmektedir.
Özellikle doğumdan sonraki ilk sekiz ay boyunca sinir hücreleri arasında bağ oluşumu şaşırtıcı derecede hızlıdır. Sekiz ayın sonunda yaklaşık 1000 trilyon sinaps oluşmuştur. Bu sinapsların günlük yaşamdaki ihtiyaçlara ve uyaranlara bağlı olarak bir kısmı korunur, kullanılmayanlar ise zamanla kaybolur ve çocuk 10 yaşlarına geldiğinde sinaps sayısı erişkinlerdeki seviyesine gelir
Bu ilk yıllarda uyarımlar ve bağlantılar beyinde kalıcılık sağlıyor. Bundan dolayı erken çocukluk dönemindeki deneyimlerimiz, yetişkin olarak beyin bağlantılarımızın nasıl olacağını büyük oranda etkilemiş olurlar. Ruhsal sağlık açısında da 0-3 yaş dönemi önemli rol oynamaktadır. Bebeklerin anlamada ve değerlendirmede yetersiz oldukları konusundaki yanılgılı yaklaşım, onların duygusal ve ruhsal gelişimlerine büyük ölçüde zarar verir. Hatta kimi uzmanlar psiko-analiz yöntemini kullanarak problemlerin kökenini daha hayatin ilk yaşlarına yaşananlara dayandırmaktadır. Artık kesinlik kazanan şu ki “2-3 yaslarındaki çocuğun beyni, yetişkinlere kıyasla iki kat daha fazla aktiftir”.
Yaş ilerledikçe aktif olma durumu azalır.
O halde beyin gelişimini etkileyen iç ve diş faktörler nelerdir;
- Genetik miras 5
- Genel sağlık durumu
- Beslenme-oksijen kullanma düzeyi
- Aile ve yakın çevre etkisi
- Arkadaş-akran etkileri
- Okul eğitim etkileri
- Kültürel değerler inançlar
- Duygusal yeterlilik
Baktığımızda sadece bizim anne ve babadan miras olarak aldığımız ve değiştiremeyeceğimiz oran sadece ve sadece 5’tir. Geriye kalan yüzde 65’lik oran yani nörolojik gelişim, bizlere yani anne babaların insafına kalmış bir şeydir. Hani bizde meşhur bir deyim vardır “Ne ekersen onu biçersin” bu gerçekten de böyledir.
Beynin gelişmesine ihtiyaç duyulan temel besin maddelerinizde Prof.Dr.Aytaç Açıkalın şu şekilde sıralıyor;
- Karşılıksız ve derin sevgi
- Oksijen
- Glikoz
- Bilgi ve beş duyuya yönelik uyarımlar
Tüm bunları önemlilik derecesine göre sınıflandırmak gerçekten zor, çünkü gelişim için birinin yokluğu veya yetersizliği diğerinin kullanılmasını önemli derecede etkiliyor. Biz bunları bir bütün etkileyici unsur olarak görüyoruz.
Unutulmaması gereken şu ki yüklendikçe daha fazla ve daha iyi çalışabilen bir mekanizmadır beyin dışarıdan enerjiye ihtiyaç duymadan kendi üretimi olan fabrikamız, aldığımız bilgileri işleyen ayırt eden laboratuvarımız ve bilgileri koruyup gerekli durumda bize sunan hem bilgisayarımız hem de ücretsiz internet ağımızdır.
Yukarıda söylediğimiz gibi ilk 7 yıl zekânın ve potansiyel yeteneklerinin en fazla geliştiği dönemin olduğu gerçeği daha fazla kabul görmektedir. Karşılıksız sevgi ve derin ilgi, büyüdüğünde sahip olacağı nörolojik gelişimi belirlemede önemli rol oynar.
Tabii zeka ve potansiyel yeteneklerinin gelişmesi için her yaş grubuna ait belirli yöntemler vardır. Bu yöntemler çocuğun gelişimine, sağlık durumuna, anne-babanın eğitim ve kültürel durumuna göre seçilir. Tabi kimi ülkelerde bu alanda ulusal programlarda yapılmış durumda ve bu programların kreşlerde uygulamaya zorunlu kılınması gelişim evresinin ne denli önemli olduğunu izah ediyor. Dr.Mel Levine’nin sözüyle noktayı koymak istiyorum “genlerimiz güçlü veya zayıf yanlarımızı belirlemede etkilidir, ancak bizi zayıf noktalarımız üzerinde çalışmaktan alıkoymazlar”.
* kimi bilgiler ABA’dan kullanılmıştır
|