Siyamend Kaçmaz

Hediyeler...

2011-01-13

Yılbaşından birkaç gün önce Moskova’da yaşayan toplumumuzun ileri gelen birkaç iş adamı ile 2010’un getirdikleri ve götürdükleri üzerine sohbet ediyoruz. Herkesçe bilinen bir işadamımızın ofisindeyiz. O anda içeriye bir kurye girdi ve ‘şu firmadan geliyorum size yeni yıl hediyesi olarak yolladılar ’diye bir hediye paketi bıraktı ve gitti. Tabi haliyle konuşma konusu hemen değişti ve bizde çok olmayan, Ruslardan öğrendiğimiz bu sık sık hediyeleşme olayına geldi. 

Hediyeyi alan işadamımız paketi açarken, oradaki bir başka iş adamı ‘hayrola senden ne çıkarı var bu adamın!’ deyiverdi. Ortalık buz kesti… Kısa bir sessizlikten sonra devam etti: ‘Yanlış anlamayın. Ben bunu şunun için söyledim. Son bir haftadır bana gelen yılbaşı hediyelerine baktım,  hemen hemen hepsi olmazsa da çoğu benden bir beklenti içinde olan kişilerden geldi. Ayrıca beklentisi büyük olanın hediyesi de beklentisi oranında büyük ve daha gösterişliydi.’

O gün orada saatlerce bu konu tartışıldı. Kimisi bu düşüncenin insafsızlık olduğunu söyledi, kimisi de hak verdi. Ama bir gerçek var ki bu özel günleri kutlama konusunda biz maalesef bu işi millet olarak beceremiyoruz. Gidilen düğünlerde bile, kimin ne hediye getirdiği bizde bir kenara not edilir ve iadeyi ziyaret zamanı gelince o hediyenin aynısı ya da eşdeğeri alınıp gidilir. Bizdeki anlayış maalesef böyle. Bırakın doğum günlerini kutlamayı bir birimizin doğum günlerini bile bilmiyoruz ki kutlayalım. Ama buraya gelip gördüğümüzde, insanlar doğum günlerinden tutun çocuklarımızın doğum günlerini bile duyar duymaz yanlarına kayıt ettiklerini ve zamanı geldiğinde de kutladıklarını gördük. Çoğumuzun hoşuna gitti, bu özelliği kaptık ve uygulamaya çalışıyoruz. Ancak ne kadar başarılı oluyoruz orası biraz karanlık… 

Hani bir söz vardır "Hediye almasını bilmeyen, vermesini de bilmez’ diye. İşte bizde hediye, almasını ve vermesini öğrendiğimiz zaman çevremizdeki insanların özel günlerini unutmamaya başlayacağız.

Moskova’nın trafiğinden de, trafiksizliğinden de şikâyetçiyiz.

Moskova’nın şu trafiksiz geçen on gününe doyamadık. Gerçi 2010’un son haftasında inanılmaz bir trafik yoğunluğu yaşadık. Rekorlar kırıldı. Moskova’da yoğunlaşan trafik kuyruğu sıralandığında 3 bin km kadar bir kuyruk oluşuyormuş Rus haber kaynakları yazdı bunu. Çok sıkıldık bunaldık ‘şu trafik olmazsa ne olurdu’ dedik.  Ama gelin görün ki şu on günlük tatil döneminde Moskova’da trafiğe çıkmışsanız yollarda mutlaka can sıkan bir yalnızlık duygusuna kapıldığınız olmuştur. Ne garip değil mi…

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI