Trabzonspor fırtına gibi estiği ligde ilk yarıyı lider kapatırken taraftarlarına da zevk verdi. Bu başarının devamını diliyorum, çünkü hak ederek ilerliyorlar. Çok başarılı bir yönetimi, mükemmel bir hocaları ve inanmış bir kadrosu var. Trabzon’un bu başarısı beni çok eski yıllara götürdü. Otuz beş yıl öncesine dile kolay… 1975 -1976 sezonuna. Trabzonspor’un ilk şampiyon olduğu seneydi, ben çiçeği burnunda bir lig oyuncusu olmuştum Giresunspor’da. O zamanki adıyla Türkiye 1.Ligindeydi ve bende ilk profesyonel mukavelemi Giresunspor’la imzalamıştım. Trabzon’un o dönemdeki başarısını en yakından izleyen şehir bizdik ve Trabzon’a çok gider gelirdik. Anlatılması imkânsız bir heyecan vardı Karadeniz’de, aynı zamanda inanılmaz futbolcular. Şimdilerde takımının başında hoca olarak çok iyi işlere imza atan Şenol Güneş Trabzon kalesindeydi. Bugünkü kadar ciddi ve ne yaptığını bilen en arkadan takımı yöneten, kalede pozisyonlarda oyuna süper konsantre bir Güneş vardı. Daha niceleri. Mustafa, Şener Kadir, Necati, Cemil, Bekir, A Yavuz, Ali Kemal, Hüseyin, Mehmet, Cemil ağabeylerimiz… Evet, kulakları çınlasın. Hele, esas kulak çınlaması sezon sonunda olursa sevinirim tabii bana göre de erken daha. Çok zor günler var sezonun ikinci yarısında ama inanıyorum Trabzonspor’a. Bu inancımı uzatma dakikalarındaki 2 gol ve gol sevincinin yaşanma şekli destekliyor sanırım.
Seyircisiz maç kime ceza Valla artık seyretmemeyi tercih ediyorum seyircisiz maçları Beşiktaş maçını da seyretmedim ve özetlere şöyle bir göz attım. Keşke onu da yapmasaymışım. Artık günümüzde seyircisiz maç oynama cezasının kime olduğunu tekrardan tartışmak lazım geldiğini düşünüyorum. Ama benim düşünmem seyircinin çok işine yaramıyor tabii. Düşünmesi gerekenler başka maalesef.
Alex’i yazmadan olur mu hiç Alex’i yazmak sadece takdirlerimi anlatabilmek için değil inanın. Tüm Türk futbolcularına örnek göstermek açısından çok önemli. Alex’in sene başından beri bazı spor yazarları tarafından eleştirildiğini biliyoruz. Bu zaman zaman Aykut hocanın tutumundan da kaynaklandı. Ama Alex’in bütün haksızlıklara cevabı sahada oldu her zaman. Bunu da yapabilmesi için sanırım inanılmaz derecede iyi çalışmış ve kendine çok üzen göstermiş belli oluyor. Bırakın attığı frikiği, ben orasında değilim Alex’in, o yeteneğini zaten kimse tartışamaz. Anlatmaya çalıştığım örnek profesyonelliğidir, mesleğine ve kendisine olan saygısıdır. I LOVE YOU ALEX .
Ne olur bunu yapmayın… Koca koca adamlarsınız, Büyük büyük TV kanallarında çıkıp ahkâm kesiyorsunuz veya ilgililere sorular yöneltiyorsunuz. Ne olur şu saçma sapan karşılaştırmayı yapmayın. Yok, Rijkaard 8 maçta ne yaptı? Yok, Hagi 8 maçta ne yaptı? Biri ikinci sezonunun başında takımının başında olmuş, o dönemin şartlarında bambaşka takımlarla oynayarak bir karne oluşturmuş, diğeri geri düşmüş ve yıpranmış bir takımı alma cesaretini göstermiş ve daha 8 haftalık bir süreçte iyi veya kötü bir şeyler yapmaya çalışmakta. Nasıl oluyor elmalarla armutları karşılaştırıyorsunuz BRAVOOO. Bilgisizlik mi yoksa başka şeylere hizmet etmek mi? anlamakta güçlük çekiyorum. |