Amacım Platon’un ideallar dünyası şablonu çizip kimseye rol biçmek değil. Hele hele ‘Doğrucu Davut’ rolüne bürünmek niyetinde hiç değilim. Ancak yapılan her davranışın toplum olarak hepimize olumlu ya da olumsuz bir dönüşü mutlaka oluyor. Bunun için yanlış olarak gördüklerimi yazmadan geçmiyorum…
Yurt dışına çıkan birçok kişi, hangi ülkeden ve dinden olursa olsun, gittiği ülkede kendi ülkesinde üzerine kurulan tabuları bir kenara bırakarak yaşamaya çalışır. Bunun tek nedeni de nasıl olsa beni kimse tanımaz duygusudur. Bu duygu elbette güzel olsa gerek ama freni boşalmış kamyon gibi kontrolsüz hareket etme hakkını da kimseye vermemesi lazım. Çünkü kimsenin tanımaz dediği yerde günün birinde başınıza öyle bir olay gelir ki aklınız şaşar. Şimdi size öyle bir hikâye anlatacağım ancak öncesinde veya sonrasında bu olayla ilgili bir yorum yapmayacağım. Onu size bırakıyorum. Hikâyemizin kahramanı yaşadığı bu olayı, bir arkadaşı ile paylaşınca espri diye sağda solda en ince detayına kadar anlatılmaya başlanmış. Ben kulağımdan girenleri kelimelere dökeyim, varın hikâyenin içindeki kıssadan hisseyi sizler çıkarın…
Moskova’nın trafiğini bilen bilir, yoğun bir dönemine denk gelirseniz yüz metre gitmek için saatlerce zaman harcarsınız. Bizim Türk delikanlı da altındaki lüks arabanın camından sağına soluna bakıp ne var ne yok diye kolaçan eder. Sağına bakar, Jiguli’nin içinde taksicilik yaptığı her halinden belli olan Kafkas kökenli birisi. İçi kararır bu sefer soluna döner bakar. Solundaki araçta sarışın bir Rus güzeli. Bizimkisi artık sağıyla ilgilenmez hep soluna bakar.
Bayanın dikkatini çekmek için ellinden geleni yapar. Kendisinden o kadar emin ki tek istediği bayanın bir kere kendinden tarafa bakması. Cam sileceklerini çalıştırır olmaz, müziğin sesini açar olmaz, sonunda arabayı gaz-fren yapıp ileri geri dans ettirerek ilgisini çeker ve bayana sırıtarak kur yapmaya çalışır. Bayan bundan nekadar rahatsız olsada bizim akıllı ısrarına devam eder. “Nasılsa kimse tanımıyor ne olur… En fazla trafik açılır herkes kendi yoluna gider” diye düşünür. Ama saatler sürer trafiğin açılması. Bizimkisi de kararlıca taciz etmeye devam eder. Neyse uzun bir süreden sonra trafik açılır bizim oğlan basar gaza, geç kalmakta olduğu akşam yemeğine yetişmeye çalışır. Onu davet eden 7-8 yıldır tanıştığı Moskova'da yaşayan bir Türk arkadaşıdır. Uzun yıllardır tanışmalarına rağmen ilk defa evine davet edilmiştir. Bizimkisi evin zilini çalar, arkadaşı onu karşılar, ceketini paltosunu çıkarır ve oturma odasına geçer. Arkadaşı Rus eşine Rusça seslenir, ‘Misafirimiz geldi. Gel arkadaşımla tanıştırayım’ der.
Odaya trafikte taciz ettiği bayanı girerken gören bizim akıllı nasıl bir tepki vereceğini bilemez, öylece donar kalır... |