Dünya’da bazı şehirler vardır, sizi kendisine çeker. Öyle bir bağlar ki kendisine, nereden geldiğiniz, nereli olduğunuz, hangi ırktan, hangi dinden olduğunuzun hiçbir önemli yoktur orada yaşamak için.
Moskova’da işte öyle bir şehir.
Her gustoya hitap eden bir yapıya sahip.
Bir şey yapamazsanız bile, yapılacak şeylerin çokluğu kendinizi iyi hissetmenize yetiyor ve artıyor bile…
Nereye giderseniz gidin, hemen özlüyorsunuz. Bir an önce dönsem diyorsunuz. Adeta Moskova’ya susuyorsunuz.
Havaalanından, gümrük kontrolünden geçer geçmez aldığınız o oksijeni bir düşünün…
Trafiği, kalabalıklığıymış o anda şikâyet ettiğiniz her şeyi unutuveriyorsunuz. Kendimi ‘Arbat Sokağı’na bir atsam, Serçe Tepeleri’nden Moskova’ya kuş bakışı baksam, Sadovoye Kaltso’da saatlerce hiç kıpırdamadan trafikte yine beklesem diyorsunuz. Hele Kızıl Meydan’ın o kalabalık halini taahhül etmek…
Moskova, vatan hasretiyle yanıp tutuşmasına rağmen usta şair Nazım Hikmet’e bile yarım asır önce, şu dizeleri yazdırmıştı:
“o yıl erken gelmişti bahar
o günler Çobanyıldızına haber uçurulan günlerdi
Moskova bahtiyardı bahtiyardım bahtiyardık”
Bundan 20-25 yıl öncesine kadar sadece coğrafik bilgilerle komşumuz olduğunu ve tabi ki dünya klasikleri haline gelmiş ünlü Rus yazarların bir iki kitabını okumanın dışında kaçımız Rusya ve Moskova hakkında bilgi sahibiydik bilemiyorum. Bildiğim bir tek şey var ki, o da Moskova’nın imkanlar kapısını, burada birçoğumuz için ardına kadar açmış olması. (İstanbul, Ankara hatta Antalya’da buradaki vatandaşlarımızın sayısı kadar zenginliğe kavuşan Rus var mıdır? Doğrusu merak ediyorum.)
Gazetede yaklaşık 5 senedir yaşam öyküleri anlatıyoruz, hemen hemen birçok öyküde ortak bir nokta var ki, o da ulaştıkları imkânlara, kendi öz vatanlarında olsalar ulaşamayacaklarının konukların kendi ağızları ile dile getirmeleri.
Bu konuyu neden kaleme aldığıma gelince: Malum kriz birçok kişiyi buradan ayrılmaya ve kesin dönüş yapmaya zorladı. Zaman zaman Gazetem’in internet sayfasında yer alan “Bize yazın’’ köşesine göz atıyorum. Orada o kadar Moskova özlemini anlatan yazı ile karşılaşıyorum ki sormayın. Kendisini toprağından ayrılmış çiçek gibi betimleyen mi dersin, yoksa hayatındaki renk skalasında bulunan renklerin solduğunu anlatan mı dersin…
İşte ben de geçenlerde yaptığım Moskova dışı gezim esnasında uçakta dönerken karaladığım yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. |