Artık Rusya’nın bir şehri gibi oldu denilen ve yılda iki milyonun üstünde Rus’un ziyaret ettiği Antalya esnafı, Laleli’nin yılarca önce yaptığı hataları yapmaya başladı.
Sovyetler Birliği dağıldığında, Rusların kapısını çaldığı ilk ülke Türkiye oldu. Çünkü çevresinde serbest ekonominin hakkını veren ve üretimin hızlı olduğu başka bir ülke yoktu.
Birçok kişinin bildiği üzere de Rusya ile ticaretimiz ‘Bavul ticareti’ adı altında Laleli ile başladı. Ortaya öyle bir tablo çıktı ki neredeyse Laleli ve Aksaray Rusça konuşmaya başladı. Bitmez tükenmez bir talep vardı…
‘Voleyi vurayım’ diyerek yarını düşünmeden hareket eden bazı kişiler yüzünden hem malların kalitesi zarar gördü hem de uzun yıllardır lekesi çıkmayacak kötü bir imaj Laleli esnafına miras kaldı. Müşteri ayağını Laleli’den kesince akılları başlarına geldi ama iş işten geçmiş, atı alan Üsküdar’ı geçmişti. Mecburen düzgün çalışan kaliteli mal üreten esnaf Rusya’ya gitmek ve müşteri bulup hizmeti ayağına götürmek zorunda kaldı da o kötü imajın etkisi bir parça silinmeye çalışıldı. Hala da o günlerden kalma imaj düzeltilmeye çalışılıyor.
Antalya esnafı ise Laleli’nin bu kötü tecrübesinden sanırım bihaber…
Rusya ile az çok ilgisi olan herkes bilir ki Ruslar harcamayı ve tüketmeyi seven bir toplum. Ne var ki bu tespit, şu aralar Antalya ve civarı için geçerli değil. Turistin daha çok döviz bırakmasını ve uzun yıllar gelmesini sağlamak yerine, esnaf ‘tek seferde ne kadar koparırsam kardır’ mantığı ile ticaret yaparak turisti otele hapsetmiş. Şehir merkezinden ayağını kesmiş.
Aynı esnaf şimdi de şikâyet ediyor. Şikâyet ettikleri konu da ‘buraya neden paralı Rus gelmiyor’ şeklinde. Oysa paralı, parasız ayırımı olmadan bütün Ruslar harcamayı seviyor fakat onlar görmüyor. Dünyanın hiçbir yerinde 5 liralık malı ve ya hizmeti 20 kat fiyatla satamazsın. Zaten ticarette de böyle bir kazanç şekli yok. Yaparsan bile en fazla bir defa yaparsın, ondan sonra da o müşteriyi bir daha görmezsin.
Bir arkadaşım anlattı bu yaz, Belek’ten Antalya’ya geçmek için bir taksiye binmiş. Taksi şoförü taksimetreyi açmayınca ’Neden?’ diye sormuş. Şoför ona bir liste göstererek ‘sabit fiyatlarımız var ona göre ücret alıyoruz’ demiş. Belek-Antalya arası taksi ücreti, Antalya-İstanbul uçak bileti ücreti ile aynıymış. Daha otelden ilk adımını attığında böyle bir tablo ile karşılaşınca, sonraki gün dışarıya kim çıkmak ister ki.
Aynı olay merkezde de devam ediyor. Esnaf fiyatları rakam olarak malların üzerine yazmış. Siz Türksünüz diye size rakamı TL olarak söylüyor. Yabancı olunca uyruğuna göre rakam anında Avro ve ya Dolar oluveriyor.
Anlayacağınız, Antalya esnafını birisi uyarmaz ve kendisine çeki düzen vermez ise, turist geldiği gibi oteline geçer, denizinde yüzer, otelinde yemeğini yer dinlenir, tekrar havaalanına gider ve Antalya’dan ayrılır. Bütün bu hizmetin bedelini de geldiği ülke de ödediği için yanına para bile almaz. |