Rusya devlet Başkanı Dimitriy Medvedev’in Türkiye gezisinin etkileri yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlıyor.
Medvedev’in 4 uçakla ve 224 kişilik dev bir heyetle Türkiye’ye gitmesi ve orada sergilediği sıcak ve yakın davranışları elbette Türk veya Rus TV kanallarından izlediniz. Şüphesiz bu geziden en çok mutlu olanlar, Rusya’da yaşayan bizler ve Türkiye’de yaşayan Ruslar oldu. Ama bu gezinin en çok fayda gördüğü sektör ise turizm oldu. Çünkü Medvedev’in turizm sezonu öncesi Türkiye’ye yaptığı ziyaretin sağladığı reklamın, getirisinin sanırım para ile bir karşılığı olmasa gerek. Çünkü vizelerin kaldırıldığı haberi, daha önce Rusya ile vize kaldırıldığını duyuran başka ülkelerden çok daha fazla ses getirdi. Bu ücretsiz reklamın turizme kazandırdığı ivmeyi, sezon sonunda Türkiye’ye giden Rus turist sayısı ile öğreneceğiz şüphesiz.
Rusya ile olan ilişkilerimiz çok ama çok eskiye dayanıyor. Ancak 1990’lı yıllarda bavul ticareti için ülkemize gelen Rus dostlarımız ile başlayan ticari ilişkiler, bu ticari hacmin bize esasında buzdağının görünen kısmı olduğunu Rusya’yı gelip gördüğümüzde fark ettirdi.
Başta inşaat sektörü için geldiğimiz ve bugün her alanda faaliyet gösteren bir konumda bulunduğumuz ki buna Rusya’da çıkan ilk Türkçe gazete olarak bizde dahiliz, geliştirdiğimiz ilişkilerin bir göstergesi olsa gerek. Hele Rusların artık Antalya’yı Rusya’nın bir ili gibi görmeye başlamasından ve oradaki Rusça yol levhaların varlığından zaten hepiniz haberdarsınız. Orada yerleşik olan Rusların ve burada yaşayan bizlerin sağladığı adaptasyon ve uyumdan bahsetmeye ise gerek duymuyorum bile.
Ben yaklaşık 5 yıldır iki ülke ilişkilerini yakından takip etmenin dışında, bir gazeteci olarak birçok görüşmenin ve anlaşmanın yakın tanığı oldum. Gördüklerim ve yaşadıklarım bana gösterdi ki iki ülkenin gidişatı stratejik ortak olma yolunda hızla ilerliyor. Artık iki ülke arasında hiçbir şekilde problem çözme değil daha çok fırsat yaratma ve bu fırsatlardan faydalanma şeklinde bir ilişki var. Zaten son birkaç yılda gerçekleştirilen ziyaretlerde bunu gösteriyor. Öncelikle iki ülke stratejik ortak olduğunda bunun nimetlerinden en çok iki ülkenin yerleşikleri faydalanacak. Çünkü yapılan anlaşmalar ve yaratılan iş imkânlarından daha fazla pay sahibi olunacak.