Siyamend Kaçmaz

İki iyi dost...

2010-01-19

Başbakan Erdoğan’ın Moskova ziyaretini en yakın takip edenlerden birisiydim. Erdoğan ile Putin’in baş başa görüşmesinde de bizzat bulundum. Orada dikkatimi çeken en önemli şey iki liderin birer lider gibi değil, iki arkadaş gibi konuşmaları oldu.

Baş başa görüşmelerin basına açık kısmı tamamlanıp da biz gazeteciler dışarı çıkmaya başlayınca, iki liderin resmiyeti bırakıp normal konuşmaya geçecekleri anı sabırsızlıkla beklediklerini birbirlerine bakışlarından hissetim.

Nitekim de öyle oldu. Gazeteciler dışarı çıkmaya başladığında odadan ayrılan son basın mensubu bendim ve o kendi aralarında başlayan dost sohbetinin girişine de tanık oldum. Konuyu Putin açtı ve Erdoğan’a yeni yılda ne yaptığını sordu. Erdoğan da yeni yıla girmeden önce futbol oynarken omzunu sakatladığından bahsetti. Bu çok sıradan bir cümleydi belki ama bu konumdaki iki lider arasında geçince sıradanlığını yitirip çok önemli oluyor.

Okuyanlar bilir. Ben bundan bir buçuk ay önce Aralık ayı başındaki yazımda ‘Rusya ile de vize kalksa nasıl olur’ diye sormuştum. Daha hiçbir yerde telaffuz edilmeye cesaret edilemeyen bu cümleyi kurduğumda, ‘İnşallah’ diyenlerde oldu, ‘yüz yıl geçse de kalkmaz’ diyenler de.

Sonuç olarak liderler görüşmelerini tamamlayıp kameraların önünde gerçekleştirdikleri ortak basın toplantısında hem Türkçe hem de Rusça vizelerin kaldırılması için düğmeye basıldığını söylediler.

İşte o anda Başbakan Erdoğan’ın Ritz Carlton Oteli’nde bir gün önce işadamlarıyla yaptığı toplantıda bunu telaffuz ettiğinde yaşanan o alkışlı sevincin benzeri salondaki Rus ve Türk medya mensupları arasında da yaşandı. Yaşanan bu coşkulu atmosferin temelinde hiç şüphesiz bu ikili ilişkilerin sıcaklığı ve güveni yatıyor.

Biz Avrupa Birliği’ne ne zaman gireriz bilemiyorum. Ama yazımı sonlandırırken bir röportajımda Jirnovski’nin bana, “Daha ne kadar bekleyeceksiniz o kuyrukta. Sizi istemiyorlar hala anlamadınız mı. Asıl dost burada” dediğini hatırladım.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI