Dr. Serhat Samancı

Çocuk Haklarına sahip çıkalım

2009-12-02

Geçen hafta 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları günüydü. Türkiye’deydim ve özellikle orada yerel ve ulusal basının bu konuyu ne derecede ciddiye aldığını görmek için önüme gelen bütün gazete ve dergilerden birer tane alıp inceleme fırsatım oldu.Maalesef geleceğimiz, aydınlık günlerimizin jeneratörü dediğimiz çocuklarımıza gerekli ilginin gösterilmediğini gördüm.Rusya’daki durum da bundan pek farklı değildir.

Daha çocuk yaşta çalışmaya mecbur kalan sayısız çocuğu yollarda ciklet, mendil satarken, ayakabı boyarken, kırmızı ışıkta su satarken veya araba camı silerken hepimiz görmüşüzdür.

Sokaklarda yatan, alt geçitlerde yaşamlarını sürdüren, yaşanan asosyallik ve önü kestirilemeyen sonuçlar…

Tabiiki tüm bunların sosyal, ekonomik,toplumsal sebepleri vardır.

Maalesef okul sıralarında oturması gereken çocukların, sokaklarda veya tamirci dükkanlarında,lokantalarda veya diğer iş yerlerinde çırak olarak çalışmalırının temelinde yine yoksulluk yatıyor.

Ülkemizde çalışan çocuk sayısı yaklaşık olarak dört milyonu bulmaktadır. “Devlet İstatistik Enstitüsünün Ekim 1994’te uyguladığı “Çocuk İşgücü Anketi” sonuçlarına göre Türkiye’de 6-14 yaş grubundaki çocuklardan okula gidenlerin %27’si, okula gitmeyenlerin %71’i çalışmaktadır” (Altunbaş, 2002).

Türkiye İstatistik Kurumunun 2007 yılında yayınladığı çocuk işgücü araştırması raporunda şu ibareler yer alıyor; 6-17 yaş grubunda bulunan 16 milyon 264 bin çocuktan %5,9’u ekonomik bir işte çalışmakta, bir başka ifadeyle istihdam edilmektedir (958 bin kişi). Türkiye genelinde 6-17 yaş grubunda istihdam edilen çocukların %47,7’si kentsel, %52,4’ü kırsal yerlerde yaşamaktadır. İstihdam edilen çocukların %66’sını erkek, %34’ünü kız çocukları oluşturmaktadır.

Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde çocuk işçiliği oldukça yaygındır.“İstatistiklere göre gelişmekte olan ülkelerde, yaşları 5-14 arasında olan 250 milyon çocuktan 120 milyon kadarı tam gün çalışmaktadır” (Cumhuriyet: 11.01.2000) ancak gelişmiş ülkelerde de çocuk işçiliği tamamen ortadan kaldırılamamıştır.

Birleşmiş Milletlerin raporuna göre günümüzde okuma yazması olmayan çocukların sayısı 1 milyardan fazla, gerçekten bu 21. yüzyıl dünyası için korkunç bir rakam. Dahasıda var her yıl 100 milyondan fazla çocuk temel insanlık hakkı olan eğitim’den ya da eğitim olanaklarından yararlanamamaktadır.

Ayrıca Milyonlarca kız çocuğu hiç okula gitmemiştir, bundan daha fazla kız çocuk eğitimini tamamlamamıştır ve sayısız kız çocuk da hakları olan kaliteli eğitimi alamamıştır. Bu durumdaki milyonlarca kız çocuk toplumlarımızın kıyısına köşesine itilmektedir; yaşamları olması gerekenden daha sağlıksız, becerileri daha az, yaşamlarında pek az seçenek bulunan ve geleceğe ilişkin umutları hayli zayıf çocuklardır bunlar. Büyüyüp kadınlık dönemine geldiklerinde, içinde bulundukları toplumların siyasal, sosyal ve ekonomik kalkınma çabalarına katılma açısından hazırlıksız durumdadırlar. Bu durumdaki kadınların ve elbette çocuklarının karşılaştıkları yoksulluk, HIV/AIDS, cinsel sömürü, şiddet ve istismar riskleri de daha yüksektir.

Çocukların eğitimi konusunda, okula gönderilmeyen çocuklar konusunda sosyal çevreler tarafından Türkiye’de çeşitli aktiviteler göstermelerine rağmen sonuçlar halen istenilen düzeyde değil. Eğitime katkı ve güzel yarınlar için herkesin bu konuda çabalar sarf etmesi gerekir.

2000 yılında Senegal’in başkenti Dakar’da düzenlenen Dünya Eğitim Formu’nda 2015 yılına kadar dünya üzerinde okur-yazarlığın bir sorun olmaktan çıkarılması hedeflenmiştir ve geleceğimiz olan bu kuşakları yarınlara hep birlikte hazırlayıp bu hedeflere ulaşmak gerekir.

DOMUZ GRİBİ AŞISI?

Daha önceki yazılarımda belirtmeme rağmen gelen yoğun sorulardan dolayı Domuz gribi aşısı yapılmalı mı yapılmamalı mı? sorusuna karşılık olarak şunu belirtmek isterim

Domuz gribi dediğimiz A H1N1 virüsü ile daha önce karşılaşmadığımız için yani bu hastalığı geçirmediğimiz için organizma ona karşı bağışıklık kazanmış değildir.Bağışıklığın kazanılması için ya aşılanmamız lazım, yada bu hastalığı geçirmemiz lazım.

Şüphesiz risk grubuna dahil herkesin bu aşıyı yaptırması gerektiği kanısındayım.