Gazetem’de bu hafta ‘Bu da Rusya’nın Obama’sı’ başlıklı haberi sizler de fark edip bir solukta okuyacaksınız.
Belki ilk başta başlık size ilginç geldiği için yazıyı okuyacaksınız. Ama üzerinde biraz düşündüğünüz zaman sizler de benim gibi çok farklı noktalara geleceksiniz.
Haber özetle, Rusya’nın Volgograd Bölgesi Sredne-Ahtubinskiy kasabasındaki belediye başkanlığı seçimlerine Afrika’nın Guinea-Bissau ülkesi doğumlu Jaokim Krima isimli siyah tenli biri aday oldu şeklinde.
Elbette bizi Krima’nın tenin rengi ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendiren şey, yaşadığı yere gösterdiği uyum ve adaptasyonu.
Hiç şüphesiz o da bizler gibi ekmeğini gurbette kazanmaya gelmiş, belki yine bizlerin birçoğu gibi ‘bir süre kalır çalışır ve dönerim’ diye düşündü. Ama hayat çıktığınız gurbet yolculuğunda sizi kolay kolay bırakmıyor. Bir çırpıda yıllarınız geçmiş oluyor. Bu süre içerisinde yaşadığınız yerle gösterdiğiniz adaptasyon ne kadar iyi olursa yaşam kalitenizde o kadar iyi oluyor. Yok eğer geçici ve günü birlik yaşam planları ile hareket ediyorsanız, hep hayalini kurduğunuz yaşam için burada zoraki kaldığınızı düşünüyorsanız yaşamınızın bu kesimini heba etmiş olursunuz.
Birçoğumuz burada kurduğumuz hayatta yılları devirmenin ötesinde evlenip, düzen kurmuş iş güç sahibi olmuş durumdayız. Ama hiç düşündünüz mü ‘ben burada yaşıyorum ve daha da yaşayacağım. En azından beni yöneten yerel yönetimlerde bari benim de sözüm geçsin. Gelecek yönetim benim de isteklerime cevap versin. En azından bir oy kullanayım’ diye. İşte Krima’nın adaylığı bu bakımdan çok önemli. Yaşadığın yere hep yabancı gibi kalırsan bir yere varamazsınız.
Bakın Avrupa’da pek çok ülkede, ülke yönetiminde o kadar çok sayıda yabancı var ki... ‘İyi de Burası Avrupa değil ki’ dediğinizi duyar gibiyim. İşte o zaman bu Krima örneğini bir kez daha okumanızı tavsiye ediyorum.
Dünya’nın neresinde olursak olalım, ister Kuzey Kutbunda ister Afrika kıtasında ister ise Rusya’da. Yabancıyız diye elimizi taşın altına koyma korkusundan vazgeçerek, biz de içimizdeki Rusyalı Obama ruhunu ortaya çıkarabilmeliyiz. Burada yaşıyorsak acısına da sevincine de ortak olmalıyız. |