İş, aile, arkadaş çevresinden hemen hemen herkesin mutlaka bir tanıdığının hiç beklenmedik bir anda yaşamını yitirdiğine tanık olmuşuzdur. Ani ölümler dünyanın her ülkesinde sıkça meydana geliyor. Birçok ülkede genç ölümlerinin en sık rastlanan sebebi ani kalp ölümüdür ve trafik kazalarından kaynaklanan ölümlerden daha sıktır. Ani ölümlerin % 80’i koroner damar hastalıkları sonucu gelişmektedir, buda tüm ölümlerin % 15-30’nu oluşturmaktadır.
Tüm kalp hastalıklarına baktığımızda ani ölümler bunun yarısını oluşturuyor ve kalbi besleyen damarlarda daralmanın ilk belirtisi hastaların % 20’sinde ani ölüm şeklinde olmaktadır. Tabi ani ölümlerin nedenleri arasında kalp hastalıkları tek bir neden değildir, bazı ailesel hastalıkların ve diğer hastalıkların neden olduğunu unutmamak lazım.
Ne var ki kontroller düzenli yapıldığı zaman ani ölümlerin önüne geçmek mümkün. Günümüzde yapılan tetkikler sayesinde kişilerin risk grubunu belirlemek mümkündür, belirlenen risk grubu sonucunda alınan önlemler ani ölümlerin azalmasını sağlar.
Risk faktörlerine baktığımızda sigara, kolesterol yüksekliği, yüksek tansiyon ilk sıralarda yer almaktalar. Bunlara baktığımızda gerçektende bunları önlemenin hiçte zor olmadığı kolayca anlaşılıyor.
Hemen her gün karşılaştığımız bir terim olan kolesterol nedir?
Dışarıdan besinlerle alınan ve karaciğerde üretilen yapı itibariyle yağ benzeri bir maddedir. Kolesterol vücutta tüm hücrelerde bulunur ve önemli özellikler taşır. Kolesteroldan söz ederken bunun kandaki yüksekliğinin zararlı olduğunu hemen belirtmek lazım. Yapısına baktığımızda yüksek dansiteli lipoproteidler yapısında olanlar bunlara iyi kolesterol HDL-kolesterol denir, düşük dansiteli lipoproteidlerede LDL-kolesterol, kötü kolesterol olarak tanımlanır. Total kolesterol, HDL ve LDL arasındaki oran aterogenezin ( damar sertliği hastalığı) başlangıcı için önemlidir. Bu oranda yükselme durumu olduğu zaman damarların iç yüzeyine birikip sertleşip plaklar oluştururlar. Bu plaklar kolesterolun dışındaki bazı diğer maddelerinde eklenmesi ile büyür ve üzerlerinde çatlaklıklar meydana gelir. Plakların büyümesi kan akışında turbolan hareketler meydana gelir, turbolan hareketler artı çatlaklıkların olması kanın pıhtılaşmasına neden olur. Pıhtılaşan kan, kan sirkülâsyonuna katılarak damarlarda tıkanma meydana getirir ve oluşan tıkanmadan dolayı beslenemeyen dokuda infarktus meydana gelir. Eğer bu kalp damarında ise kalp krizine, beyin damarında ise felce neden olur.
Yüksek kolesterol başlı başına herhangi bir şikâyete neden olmaz, şikâyetler uzun bir süre kanda yüksek oranda korunan kolesterol damar sertliği hastalığına neden olarak ve daha sonrasında damarlarda tıkanma yaparak mevcut organlarda meydana gelen tahribata bağlı olarak şikâyetler oluşabilir. Rusyada kolesterolün ölçü birimi mmol/lt olarak hesaplanmaktadır, ben burada Türkiye’de ve batıda kullanılan değerleri sunmak istiyorum şöyle ki;
20 Yaşın üzerindekiler için kan kolesterol düzeyleri
200 Mg/dl (normal)
200-239 Mg/dl(sınırda yüksek)
240 Mg/dl (yüksek)
Kan ldl-kolesterol düzeyleri
130 Mg/dl (normal)
130-159 Mg/dl(sınırda yüksek)
160 Mg/dl (yüksek)
Kan hdl-kolesterol düzeyi
Kadinda ortalama 55 mg/dl (normal)
Erkekte ortalama 45 mg/dl (normal)
35 Mg/dl (düşük)
Riskli durumlar
Kolesterol > 200 mg/dl veya
Ldl-kolesterol > 130 mg/dl veya Hdl-kolesterol < 35 mg/dl.
Kan trigliserid düzeyi
200 Mg/dl (normal)
200-400 Mg/dl(sınırda yüksek)
400-1000 Mg/dl (yüksek)
1000 Mg/dl (çok yüksek)
Kan kolesterol düzeyleri kalıtsal ve çevresel faktörlerin etkisiyle oluşur. Kolesterol metabolizmasının çeşitli halkalarında doğuştan oluşabilen farklılıklar, kişilerde yağların kan düzeylerinin de farklı olmasına yol açar. Beslenme biçimi, şişmanlık, sigara, fiziki aktivite ve çevresel faktörler yukarıda da belirttiğimiz gibi çok önemlidir.
Kan kolesterol düzeyleri yüksek olanlarda tedavi beslenme ve yaşam tarzının düzenlenmesiyle başlar, bunların yetersiz olduğu durumlarda ilaç tedavisi kaçınılmazdır. Bizim burada anlatmaya çalıştığımız konu çok geniş ve çok yönlü, biz sadece bir bölümüne değindik.
Not: Kimi verilerde kaynak olarak Türk Kardiyoloji Derneği’nin verileri baz alınmıştır. |