Ana sayfa  /   Rehber  /   Rusya'dan Yaşam Öyküleri

Metin Malkoç


“Malkoçoğlu” gibi savaştı, kazandı!

Gazetem’in “Nasıl Başardılar” köşesinin bu haftaki konuğu, Rusya’da et sektörünün önemli isimlerinden birisi olan,ancak bu noktaya ulaşmasından önce başına gelmedik kalmayan Malkoç Group’un sahibi Metin Malkoç.
Malkoç, ilkokulu doğduğu Erzincan’da okuduktan sonra abileri ve dayılarının iş yaptığı İstanbul’a gelir. Orta öğrenimini burada tamamlar, liseyi Gürsoy Koleji’nde okur,bir yandan da çalışmaya başlar. Lise 2. sınıftayken İngilizcesini geliştirmek için İngiltere’nin bir küçük kasabası olan Gilfert’e gider. Arkadaşları ona “sözlük” diye takılırken İngilizce konusunda kendisini bir hayli geliştirir. Lise bitirince önce Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi bölümünü bir yıl sonra ise Bilkent Üniversitesi Amerikan Dili ve Edebiyatını kazanır. Ancak,o sıralarda Rusya ile sebze-meyve ticareti yapan dayısı ve Beykent Üniversitesi kurucularından olan öğretmeni Mustafa Melek’in tavsiyesi ile Moskova’nın yolunu tutar.
Malkoç, öykünün devamını şöyle anlatıyor:
“Hocam bana Rusya ile ilgili öngörüsünü aktardı ve ‘Yakında orası çok büyük ve işlek bir pazar olacak’ dedi. Dayımın da o dönem Rusya’ya öğrenci gönderen bir şirketi vardı. Bana,’Hem orada okursun,hem de dil öğrenmiş olursun’dedi.3 günde karar verdim ve 19 yaşındayken Moskova’ya geldim. Hiç unutmam, Rusça bilmeden el işaretleriyle ve sözlükten bakarak bir tava ve yumurta aldım ve karnımı doyurarak işe koyuldum. O yıl MGU’da dil hazırlık sınıfında okudum.Ardından Uluslaarası Ekonomik İlişkiler bölümüne kaydımı yaptırdım.Ama dayımın işleri iyi gitmemeye başladı ve ben üniversite paramı kendim ödeme durumuyla karşı karşıya kalıverdim.Önce Türk arkadaşlar vasıtasıyla Kanikova Pazarı’nda birkaç deri mont sattım ve biraz para kazandım. Bu parayla o dönem çok ilgi gören kazak işine girdim.

“Yırtık kazakları kaldığım yurttaki bayanlara diktirip sattım...”
Türkiye’den sipariş ettiğim kazaklar geldiğinde şoke olmuştum. Hep yırtık pırtık kazaklar yollamışlardı.Yurtta hizmetli olan bayanlarla para karşılığı anlaşarak defolu kazakları onarttım ve yine onların vasıtasıyla hepsini sattım.İkinci sınıftaydım ve  okulun ücretini ödemem gerekiyordu.Afganistanlı öğrenci arkadaşım Belarus’dan sigara getirip satıyordu. Çok karlı olduğunu anlatınca ben de yapmaya karar verdim ve birkaç kez gidip geldim.Trenle gidip sigaraları alıp geliyor ve Moskova’da sigaracılara satıyordum.Ama gümrüklerdeki problemlerden dolayı uzun sürmedi. Bu sefer ekmek satma işine girdim. Pazarda açıkta soğukta ekmek satmaya başladım.İlk gün 300 ekmek spariş etmiştim ve öğlene kadar hepsi bitmişti.Ben farkında değildim,meğerse o gün Rusların bir bayram öncesiymiş,o nedenle çok satmışım!Bu bilmezlik beni yanılttı ve sonraki gün 600 ekmek sipariş ettim ama tabii ki satamadım.Sabaha kadar metroda bekleyip o ekmekleri de elimden çıkardım.O yıl Türk fırını sahibi Şevket Atmaca ile tanıştım,ondan simit alarak satmaya başladım.100 simitle başladığım işte günde 500 simit satar olmuştum.Yine arayış içindeyken gazete ilanlarından  bir marketin ekmek reyonunu kiraya verdiğini gördüm.Çok çalıştımve günde 700 olan ekmek satışını 3000-3500’lere çıkardım.Ama bir yıl sonra mekan sahibi işi elimden alınca ben gene açıkta kaldım ve tabii yeni arayışlara başladım.

“Yakında 7 hektarlık bir çiftlikte et tesisi kurmayı planlıyorum”

Bu arada Eski Arbat’ta bir Türk Kafesi işleten Kazım Özkayıt ile tanıştım.Döner sattıkları için ete ihtiyaçları vardı.1997 yılıydı,bu işle ilgili Kazım Bey’le fikir alışverişinde bulundum. Bana güvendi,sanıyorum ben de onu mahçup etmedim.Bir süre sonra satış noktaları kurdum. 1999’da mezun olunca işime yoğunlaştım ve ne mutlu bana ki et sektörünün önemli şirketlerinden biri konumuna geldim. Yeni aldığımız 7 hektarlık bir çiftlikte önümüzdeki yıllarda bir et kombine tesisi kurmayı planlıyorum.”
Rus insanı ile dürüst çalıştığınız sürece onların da çok dürüst ve samimi yaklaşacaklarını belirten Malkoç,“ Başarımızı ve kazancımızı Ruslara borçluyuz.Ben Rusları yaşadığım bu 15 yılda çok net buldum.Herşeyi ile netler.Siz onlara açık davranırsanız onlar da sizinle herşeylerini paylaşıp kendilerinden görüyorlar.En önemlisi paylaşmasını biliyorlar”diyor.
Rusya’da iş yapmak isteyenlere tavsiyesinin yaşama ve çalışma kanunlarına uygun ve sağlam temellere dayalı olarak evraklarına çok dikkat etmeleri gerektiğini öğütleyen Malkoç, “Burada iş yapacağınız alan ne olursa olsun bir defa önce kendiniz inanmalısınız ve hayatınızın bir parçası olarak görmelisiniz.İnsanları çok iyi tanımadan sözlere bağlı anlaşmalar yapmasınlar. Ayrıca bence Moskova’ya bağlı kalmasınlar,dışarıya çıksınlar.Bir de ekip kurma konusunu çok cidiye alsınlar,çünkü burada işin sürekliliğini ekip sağlıyor “ diye sözlerini tamamlıyor.