Ana sayfa  /   Rehber  /   Rusya'dan Yaşam Öyküleri

Cüneyt Vardar


Her gün Rusya’yı yeniden keşfediyor

Gazetem’in Rusya’da başarıya ulaşmış Türk işadamlarının ilginç öykülerini aktardığı sayfanın bu haftaki konuğu,Rusya pazarına 1990’ların başında giren ve başarı merdivenlerini teker teker çıkan Troy Group’un Yönetim Kurulu Başkanı Cüneyt Vardar.

Cüneyt Vardar,doğduğu şehir olan İstanbul’da babasının mesleğinden dolayı küçük yaşlarda ayrılmak zorunda kalmış ve 5 yıllık ilkokulu bile 8 ayrı yerde okumak zorunda kalmış. Sonrasında babasının yurt dışına yerleşmesi onu iki ülke arasında mekik dokumaya itmiş,Türkiye ve Kanada arasında. Toronto Üniversitesi’nde başladığı makine bölümünü yatay geçişle İstanbul Teknik Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra iş hayatına ilk kez ENKA ile 1980 yılında Irak’ta başlamış. ‘İlk ve son maaşlı çalıştığım yer ENKA’ diyen Vardar, Irak’ta 4 yıl çimento fabrikaları ve petrol boru hattı projelerinde çalıştıktan sonra yurda dönmüş ve askerlik görevini yerine getirmiş.Ardından yeniden ENKA’da doğalgaz boru hattı projesinde çalışmış.Görevi Rusya’dan, Bulgaristan üzerinden Türkiye’ye gelecek olan doğal gaz boru hattını Bulgaristan’dan Ankara’ya ulaştırmakmış.1992 başında yolu Moskova’ya düşmüş.

 -Neden gelmiştiniz Moskova’ya?

-ENKA‘da çalışan bazı arkadaşlarımı ziyaret için.İlk kez otelden arkadaşlarımın yanına gitmek için taksi durdurup beni götürmesini istediğimde beni dolaştırarak yürüyüş mesafesindeki yer için 50 dolar almıştı ve ben de o zaman ‘bu parayı buradan çıkaracağım’ demiştim kendime. Tabii bu işin şaka yanı fakat o arada ENKA’nın aldığı bazı projelerde benim alanımla ilgili ihtiyacı vardı ve ben onu da görerek Rusya’da bir şeyler yapma kararı aldım.

 -Ve işe koyuldunuz....

-Doğru.O dönem çok sayıda askeri proje vardı ve ENKA ile birlikte birçok firma bunlarla uğraşıyordu.Ben yanıma bir tercüman da alarak Rusya’da çelik üretim merkezi aradım ve buldum.

-Bu proje ne kadar sürdü?

-1996 yılına kadar bu böyle devam etti ve oradan hem iyi para kazandık hem de iyi bir Rusya tecrübesi edindik.Troy olarak o dönemde bir de Moskova’da merkez kurduk.1998 krizinde piyasadan çok sayıda firma çekilirken bazıları burada kalıp devam edenlerin peşine düştük.O arada Efes Pilsen’in yatırımı vardı ve onun işlerini yaptık.Hemen müteakibinde Philip Morris’in işleri ve Caterpillar bir de Radisson otelini yaptık St.Petersburg’da.

-Krizde burada kalmanın karşılığını aldınız...

-Doğru.2000 yılında bira fabrikalarında bir artış dönemi yaşandı ve bu işte tecrübeli olduğumuz için çok sayıda iş bizi buldu. Yaptığımız bir araştırmada bu işin can damarı olan büyük paslanmaz tanklar dışarıdan geliyordu ve pahalıya mal oluyordu. Almanya’da bu işi yapan köklü bir firmanın iş durdurma noktasına gelip kapatma kararı aldığını öğrenince gidip fabrikayı ekipmanı ve mühendisleriyle birlikte Rusya’ya transfer ettik ve üretimi burada kendi bünyemizde kendimiz yapmaya başladık.

 -Bildiğimiz kadarıyla başka alanlara da girdiniz...

-Evet,2002 yılında Troy Media’ yı kurarak matbaa ve reklamcılık işleri yapmaya başladık.Komsomolskaya Pravda gazetesinin Türkiye temsilciliğini alıp orada baskısını yapmaya başladık. Önümüzdeki günlerde de Troy Media’nın yeni bir kolu olan Troy Packing ambalajlama hizmeti verecek bir yapılanma hizmete sokacağız.2003 yılında ise şu anda bulunduğumuz alanı satın alarak Troy Bussines Park’ı kurduk.2005 yılında Heineken fabrikasını sıfırdan kurup anahtar teslimi yaptık. Zorlu Grubu’nun enerji alanında attığı büyük adımda mütteahhit olarak yer aldık ki bu çok önemli bir proje ve hizmete girdiğinde önemi daha da anlaşılacak. 2007 yılında ise Dubai işi doğdu. Son 15 yılda diyebilirim ki bir yerde 15 günden fazla kalmamışımdır. Sürekli hareket etmeyi ve bir şeyler yapmayı seviyorum.

 -Rusya’da yeni iş yapacaklara hangi tavsiyelerde bulunursunuz?

 -Rusya’yı öğrendim,ben biliyorum derseniz baştan kaybedersiniz. Bunca yıldan sonra bile ben her sabah kalktığımda Rusya’yı yeniden öğrenmeye çalışıyorum. Bir de şu çok önemli ki Rusya’da inanılmaz bir birikim var. Sakın ola ki burayı geri kalmış gibi algılamayın. Çoğu iş adamımız buraya geldiğinde buranın eskimiş alt yapısına bakarak burayı ona göre değerlendiriyor,aman bu hataya düşmesinler. Her şeyden önemlisi burayı her şeyi ile sevmeleri gerekir. Ben inanın bana dünyanın neresine gidersem gideyim ki Kanada gibi gelişmiş olarak sayılan bir ülkede bile Rusya’yı özlüyorum. Burayı evim olarak görüyorum.