Valeriy Kononov


“Birbirimizi tamamlıyoruz, bunun için birbirimize muhtacız”

“Rusya’dan yaşam öyküleri”  bölümümüzün bu haftaki konuğu Türk-Rus ticari ilişkilerinde damgası olan dış ekonomik ilişkiler uzmanı Valeriy Kononov oldu.

Valeriy Kononov, 1941 yılında Stavropol şehrinde doğdu. Üniversiteye kadar olan eğitimini burada tamamlayan Kononov, derslerinin tamamı  en üst puanda olduğu için okuldan altın madalya ile mezun oldu. Kononov okulda öyle bir iz bıraktı ki okulun birkaç ay önceki 100. Yıl kutlamalarına da davet edildi. Kafkasya Halkının Dostluğu Üniversitesi’nde Türk-Rus ilişkileri üzerine bir konuşma yaptı ve fahri profesörlük diplomasıyla ödüllendirildi.

 “FAHRİ KORUTÜRK’E ŞARKI SÖYLEDİM”

Üniversite okumak üzere 1960 yılında Moskova Lomonosov Asya ve Afrika Ülkeleri Enstitüsü Türkiye bölümüne geldiğini söyleyen Kononov, öğrencilik yıllarından kalma bir hatırasını şöyle anlatıyor:

 “ Öğrenci iken Sovyetler Birliği’nde ‘Yabancılar ile Dostluk Evi’ vardı ve değişik bakanlıklardan ve ülkelerden büyükelçiler olmak üzere çok sayıda davetli ile o ülkeye ait önemli günler kutlanırdı. Bizde Türkiye bölümü olarak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorduk. Eğlenceler düzenleyip konserler veriyorduk. Bende bir seferinde ‘Üsküdar’a giderken’ şarkısını söyledim ve davetliler arasında sonradan Türkiye’nin 6. Cumhurbaşkanı olan Fahri Korutürk’te vardı ve kendisi ile konser sonrası sohbet etme şansım olmuştu.”

ANKARA'YA İLK ADIM

Eğitiminde staj için Türkiye’ye o dönemde olanakların elvermemesi üzerine gidemeyince Fransızca eğitimi de aldığından staj için Cezayir’e giden Kononov, orada maden ve demir çelik üzerine kurulan tesislerde Fransızca tercümanlık yapmaya başlar. Kononov, o günleri şöyle anlatıyor:

“ Bir yıllığına gittiğim stajda oradaki Ticaret Müşaviri’nin beni çok başarılı bularak okul rektörüne yazı yazarak beni tekrar istemesi üzerine  iki yıl Cezayir’de staj yapmış oldum.

Geri döndüğümde bitirme tezim olarak Türkiye’de petrol çıkarılması ve işlenmesi üzerine derinlemesine bir tez hazırlamıştım. O kadar güzel hazırlayıp ansiklopedi şeklinde ciltlemiştim ki  tezim dikkat çekmişti.  25 Mart 1967 tarihinde Türkiye ile dönemin Sovyetler Birliği hükümetleri arasında  çok taraflı bir anlaşma imzalanmıştı. Bu anlaşma çerçevesinde Türkiye’de çok önemli bir kaç sanayi tesis kurulmasına karar verilmişti.

Benimde üniversiteyi bitirdiğim dönemde Dış Ekonomik İlişkiler Komitesi (GKES), değişik ülkelerde birçok alanda sanayi tesisleri ve o ülkeler ile ilgili çalışma masaları kuruyordu.  Türkiye ile yapılan anlaşma sonrası böyle bir Türk masası kurulmasına da karar verilmişti. Bende bu birimde görevli olarak çalışmaya başladım. Ancak yapılan anlaşmalar gereği Türkiye’de ki projelerin hayata geçirilmesi gerekiyordu. Bunun için SSCB, Ankara’da Büyükelçilik bünyesinde bir Sanayi Müsteşarlığı kurdu. Orada ihtiyaç olduğu için de beni 1969 yılında Ankara’ya bu birimde çalışmaya gönderdiler. Birden bire kendimi çok önemli bir görevin başında buldum. Görevim, kurulacak olan sanayi tesislerine teçhizat, makine ve ekipmanlarının teslimatından sorumlu idim. Sovyetler Birliği Türkiye’de, İskenderun Demirçelik Fabrikası, Seydişehir Alüminyum Tesisleri, Aliağa Rafinerisi, Bandırma Sülfirik Asit Fabrikası, Artvin’de Yonga Fabrikası yapımı için 200 milyon dolarlık bir kredi sağlamıştı ve benim bir görevimde bu kredinin geri dönüşünü takip etmekti. Bizzat Türkiye Merkez Bankası ile temasa geçip  birlikte çalışmıştım. Zaten bahsettiğim tesisler içinde hem bakanlıklarda hem de ilgili kurumların en üst düzeyde yetkilileri ile temas halindeydim.”

İSKENDERUN DEMİR ÇELİK NASIL KURULDU?

Hatay ili sınırları içinde faaliyette bulunan İskenderun Demir Çelik Fabrikası’nın nasıl ve hangi koşullarda kurulduğunu sanırım kimse bilmez. İşte sayfamızın konuğu Valeriy Kononov  kuruluşun canlı tanığı olarak o günleri şöyle anlatıyor:

“İskenderun Demir Çelik Fabrikası’nın kurulması için Tyajpromexport  Başkanı Sayın İvan Dolgov ile Ankara’dan Adana’ya uçakla, oradan da Hatay’a geçmiştik. Sanırım oraya ilk giden Ruslar bizlerdik. Bizi orada çok üst düzeyde karşıladılar. Daha ortada fabrika yoktu. Proje hazırdı ama fabrikanın kurulacağı arazi boştu. Sayın Dolgov, götürldüğümüz çıplak arazinin üzerinde elini havaya kaldırarak rüzgarın yönünü tespit etti ve oradaki yerel yetkililere ‘Rüzgar nerden esiyor?’ diye sordu. Yakınlarda tarımsal arazi olup olmadığını da sorarak o anda orada karar verdi ve ‘Şurada fabrika, şurada da site kurulacak’ diye belirledi ve ilk adım böyle atılmış oldu.”

 

 BİR MOSKOVA'DA, BİR ANKARA'DA

1972 yılında görev süresi doluncaya kadar bu şekilde bütün tesisleri tek tek dolaşıp gidişatı kontrol eden, Kononov, Moskova’ya döndükten sonra da aynı işin Sovyetler Birliği ayağını yürütmeye başladı. Kononov, bu arada Dış Ticaret Akademisi Uluslararası Ekonomi ve Ticaret bölümünü okuyup bitirdi.

Kononov, Moskova’da görevli iken 1975 yılında İskenderun Demir Çelik Fabrikası’nda biten bir fırının açılışı için özel olarak Hatay’a davet edilir ve dönemin ülke başbakanlarının katıldığı açılış töreninde bulunur.

Valeriy Kononov, 1976 yılında aynı görev için bir kez daha Ankara’da görevlendirilir ve Türkiye’nin yolunu tutar. Projeleri adım adım takip etmeye devam ederek, tesislerin bölüm bölüm açılışlarını da yapan Kononov, aynı zamanda İzmir Fuarı’nda açılan Sovyetler Birliği pavyonunda makine ve ekipmanların tanıtımını da üstlendi.

1980 yılında tekrar Moskova’ya dönen ve aynı masada çalışmaya devam eden Kononov, şöyle devam etti:

“Tabii 80 sonrası artık gündemde  iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, doğal gaz projeleri ve Türk müteahhitlerin Rusya pazarına girişi vardı. Çok yoğun geçen bir süreç bizi Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecine kadar ağır bir çalışma temposuna soktu.

TÜRK MÜTEAHHİTLERİNİN RUSYA’DAKİ İLK İŞİ

Türk müteahhitler konusunda da bir anımı paylaşmak istiyorum. 1987 yılında Türklerin ilk aldığı iş olan Petrovsky Pasajı’nı yenileme çalışmasını, ENKA firması almıştı ve ben o zaman Sayın Şarık Tara’yı oraya götürerek yıkık dökük binayı göstermiştim. Aradan geçen bir yıl da bina tanınmaz halde güzelleşmişti ve bu Türk müteahhitlerinin Rusya’da ki kartviziti oldu. Açılışa o zaman Sayın Semra Özal ve Raise Gorbaçov’da katılmıştı. Şu anda Rusya pazarında atılan o adım sayesinde 200’den fazla Türk müteahhit firması her alanda işler yapıyorlar.

Sovyetler Birliği dağılıp serbest piyasa ekonomisine geçilince ticaretimizin şeklide değişti. Çalıştığım kurumun ismi değişerek Rusya Federasyonu Ekonomi ve Geliştirme Bakanlığı Türkiye Masası oldu. Bende bu Türk Masası’nın şefi oldum. 1992 sonrası Türkiye’de kurulan DEİK ve bizde kurulan Rusya-Türkiye İş Konseyi ile ticari ilişkilerimizi daha da geliştirdik. Ben bu arada 2004 yılına kadar hem Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) sorumlu sekreterliği, hem de Rusya-Türkiye İş Konseyi genel sekreterlik görevini yürüttüm.

Bu sürede Rus iş adamları ile Türkiye’de 31 şehir ziyaret ettik, Rusya’da Türk iş adamları ile de 26 bölge gezdik.

Yine bir dönem Rusya Federasyonu ile Türkiye İş ve Dostluk Derneği’nde danışman olarak 2006-2010 arası görev yaptım, ayrıca TUSKON’da da 2008-2010 arasında danışman olarak çalıştım. Şu anda Rusya-Türkiye İş Konseyi üyesi olarak bilgi ve tecrübelerimi paylaşıyorum. Aynı zamanda  Sayın Sergey Mironov’un başkanlık yaptığı Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin Geliştirilmesi ve Desteklenmesi Konseyi üyesiyim.  Eskiden Türkiye’de Rus şirketlerine, Şimdi ise Rusya’da Türk şirketlerine yol gösteriyorum. Değişik dergi, gazete ve yayın kuruluşlarında Türkiye-Rusya ticari ilişkileri üzerine yayınlanan sayısız makalem var.Hala da bütün tecrübelerimi Türk-Rus ilişkilerinin gelişmesi için paylaşmaya hazırım.’’

“BİRBİRİMİZE MUHTACIZ”

Kononov, Türkiye ile Rusya’nın ekonomilerinin yan yana konulduğunda bir birilerine rakip değil tamamlayan ekonomiler olduğunun görüleceğini de belirterek, “bizde olan sizde yok, sizde olan bizde yok. Birbirimizi tamamlıyoruz. Bunun için biz birbirimize komşu olarak, ticari partner olarak muhtacız” diyor.