Osman Sönmez“İki ülkenin birbirine düşman olma ihtimali kalmadı”
“ Rusya’dan Yaşam Öyküleri” bölümünün konuğu, İTB Bank Başkan Yardımcısı eski gazeteci Osman Sönmez oldu. Hayatında, bulunduğu Moskova’nın trafiğiyle yarışacak iş yoğunluğunu yaşayan Osman Sönmez, iş hayatına 19 yaşında Zaman gazetesinde başladı. 1992’de Kazakistan’a atanan Sönmez bir daha ayağını Asya’dan çekemedi. Kilo ile elbise satışından, otel terlikleri imalatı ve besiciliğe kadar çeşitli işlerde ter döken Sönmez, 1966 yılında Ağrı’da doğdu. İlk orta ve lise eğitimini burada tamamladıktan sonra üniversite sınavlarında KTÜ’de coğrafya bölümünü kazandı ancak bir yıl sonra bıraktı ve tekrar sınava girdi. Sönmez, ikinci kez girdiği sınavda da başarılı olarak 1984’te İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne adımı attı.
MUHABİRLİK HAYATI Üniversitede okurken maddi açığını kapatmak adına çalışma ihtiyacı duyan Sönmez, ikinci sınıfta iken yayın hayatına yeni başlayan Zaman gazetesine başvurdu ve işe kabul edildi. Çok yoğun bir muhabirlik aşkıyla çalışan Sönmez, 1987’de Doğu ve Güneydoğu olaylarını yazmak için bölgeye gider ve yazdığı haberler dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın dikkatini çeker. Özal, Sönmez’i makamına çağırarak gazeteci arkadaşı Hüseyin Yılmaz ile birlikte Doğu ve Güneydoğu ile ilgili bir rapor hazırlamalarını ister. Bunun üzerine 28 gün karış karış bölgeyi gezerek, hem bölge halkı ile hem de bölgenin ileri gelenleri ile görüşerek bir rapor hazırlarlar. Bunlardan birisini başbakana verdiler ve diğerini yazı dizi olarak gazetede yayınladılar ayrıca ‘Doğu meselesi ve Müslüman Kürtler’ diye kitap da yayınladılar. Osman Sönmez, Özal vefat ettikten sonra “ Özal raporu” diye ortaya çıkan raporun kendilerine ait olduğunu da belirtiyor. Sönmez gazetecilik günlerini şöyle anlatıyor: “ İçimde inanılmaz bir mesleki hırs vardı. Yine bir gün gazetenin birinde Gılgamış Destanı’nı okurken Nuh’un Gemisi’ni araştırmak aklıma düştü. O zamanlar Ağrı dağına oturduğu söyleniyordu ve bende karar verdim zirvesine çıkacaktım. 1988 Temmuz ayında Ağrı’ya gittim, o zaman valinin de bana verdiği destekle, biri Fransız diğeri İngiliz iki dağcı ile birlikte 3 günde zirveye çıktık. Bu bir yazı dizi olarak gazetede yayınlandı ve sonrasında bir kitapçık olarak gazete tarafından basılarak okurlara dağıtıldı. Bu arada çok yoğun geçen iki senenin sonunda üniversiteyi bitirince, mezun olduğum bölüm olan iktisat ile ilgili olduğu için ekonomi üzerine yazmak istedim. Gazetede bu isteğimi kırmadı ve ekonomi üzerine yazmaya başladım. Bir gün gazetenin ekonomi editörü ayrılınca gazetenin o sayfasının başına beni getirdiler. Tabi dış haberler de beni çok etkiliyordu ve ilgi alanımın içindeydi. Gazete bana fırsat verdikçe dış haberlere gidiyordum. Hatta hiç unutmam birinde Çin’de ki bir olayı yazmak için gittiğim Pekin’den Türkiye’ye dönmek için Sibirya üzerinden trenle Moskova’ya gelmiştim. Şehri gezip çok beğenmiştim. Zaten tam da değişim sürecine girmiş eski sistemin son günleriydi. Gelmişken Mihail Gorbaçev ile de röportaj yapmak istemiş, bunun için müracaata da bulunmuştum. Basın danışmanı bana ‘Kaldığın otelde bekle biz sana haber vereceğiz’ demişti. Bunun üzerine tam 14 gün Moskova’da beklemiştim. En sonunda dayanamayıp sormaya gittiğimde bana ‘Başkan çok yoğun sen ülkene dön, bizde bağlantıların var biz sana haber veririz’ dediler. Bende dönmüştüm. 1992 yılına kadar Zaman gazetesinde Ekonomi Müdürü olarak çalıştım. Bu arada birçok ülkeye de gidip geliyorum, röportajlar yapıp haber hazırlıyordum. Yurt dışına karşı inanılmaz bir ilgim vardı. Gazetede beni 1992’de Kazakistan’a Zaman’ın temsilcisi olarak tayin etti. Bir yıl sonra Özbekistan’a geçtim ve orada Zaman gazetesini çıkarmaya başladık. Yaklaşık 1,5 yıl kadar orada kaldıktan sonra da bu sefer gazete edindiğim deneyim üzerine bana Azerbaycan’da gazete çıkaracaklarını, orada bana ihtiyaçları olduğunu söyleyince bu sefer Azerbaycan’a gittim. Orada halen yayınlanan Tomurcuk diye bir çocuk gazetesi çıkarmıştık. Yine orada Cihan Haber Ajansı’nın ilk yurt dışı temsilciliği olan Azerbaycan Cihan’ı kurdum. Sonra 1996’da Moskova’ya tayin edilince ikinci Rusya maceram başlamış oldu. 1996-2000 arası Moskova’da çalıştım bu süre içinde Cihan Haber Ajansı’nın temsilcilik ofisini kurdum, Turkuaz diye bir dergi çıkardık, yarısı Rusça olan bir gazete bastık ama bunlar uzun sürmedi. 2000 yılına geldiğimizde Zaman Gazetesi beni Türkiye’ye personelden sorumlu genel müdür yardımcısı olarak tayin etti.’’
TİCARET HAYATI Türkiye’ye döndüğünde beklediği heyecanı alamayan Sönmez, kafasından atamadığı ticarete kavuşmak için 2001 yılında Moskova’ya döndü. Gelen iş teklifleri yerine kendi işine kurmaya sıcak bakan Sönmez, yaptığı araştırma sonucunda kilo ile ikinci elbise satan birileri ile tanıştı. İş ile ilgili Hollanda’daki sistemi de gören Sönmez, tırlarla gelen malın bir anda dağılmasından etkilenerek sistemi Moskova’da kurdu. Ancak ilk altı ay hiç iş yapmadan beklediler ve sonunda ortaya çıkan bir müşteriyle işler açıldı. 1,5 yılda birkaç milyon dolar kazandığını belirten Osman Sönmez, Ukrayna’ya da giderek mağazalar açtı. 2002 yılında İstikbal Mobilya’nın distrübütörlük teklifini kabul eden Sönmez 4 tane mağaza açtıklarını ancak Türkiye’de çıkan krizle birlikte şirketin buradaki üretim fikrini rafa kaldırmasıyla yollarını ayırdı.
MELİH GÖKÇEK’İN TERLİK SORUNU Ankara Büyükşehir belediye Başkanı Melih Gökçek’in Moskova ziyaretinde kaldığı otelde terlik sıkıntısı yaşamasıyla “ Bu kafamda bir kıvılcım yarattı” diyerek konuyu araştırdığını anlatan Sönmez, hemen Moskova’dan 90 km dışarda bir yerde otel ve sauna terlikleri üretimine başladı. Çok kısa sürede inanılmaz kazanmaya başladığını ve ürün yetiştiremediğini, pahalıya mal olmasına rağmen müşteriyi boş göndermemek için Türkiye’den de terlik getirttiğini ifade eden Sönmez, şöyle devam etti: “2005 yılına geldiğimizde ayda ortalama 200 bin terlik üretiyorduk. Ama ne olduysa 2006 yılında bir anda onlarca üretici çıktı ortaya. Bende işin şeklini değiştirip ev tekstili üzerine ve saunalarda kullanılan tekstil üzerine yoğunlaşmaya başladım. O sene bir arkadaşımla ortak olduk. O inşaat üzerine de faaliyette bulunalım istiyordu ve onun isteği ile bu işe başladık. Aynı zamanda bir parfüm projesi geldi önümüze ve burada üretim yapılırsa karlı olunacağını gördük. Ben Fransa’ya gidip tam bir ay bu konuda eğitim alıp buraya gelerek üretime başladık. Yine o dönem bir besi çiftliği almıştık. İş sahamız çeşitlenmiş ve holdingleşmeyi düşündüğümüz anda ortağımın zoruyla girdiğimiz inşaata yatırımımız bizi de beraberinde aşağı sürükledi. Sermayemizin büyük bir kısmını onunla kaybettik. 2008 yılında yaşanan global krizle birlikte de diğer işleri de teker teker devretmeye başladık. Ve sonunda tamamen kapattık. Sonra bir teklif üzerine finans işi ile uğraşmaya başladım ama kısa sürdü.”
BANKACILIK İTB Bankası’nın sahibinin “Burada çok fazla Türk yatırımı var ve yaklaşık 3 milyar dolar para dönüyor. Bizim banka olarak buradan hiç pay almıyoruz bize yardımcı ol” çağrısıyla gelen iş teklifini kabul eden Osman Sönmez, meslek içi eğitim sonrası bankacılık işine yoğunlaştı ve getirdiği müşteri portföyü üzerine dış operasyonlar konusunda da yetkilendirildi. Sönmez, halen İTB’nin Başkan yardımcılığını yürütüyor.
“RUSYA'YI ÖĞRENMEDEN BAŞARILI OLAMAZSIN” Eski gazeteci, yeni bankacı Osman Sönmez, Rus insanını ve Rusya’yı öğrenmenin öyle kolay olmadığını da vurguluyor. Rusya’yı öğrenmeden burada başarılı olunamayacağını uyarısında da bulunan Sönmez, tavsiyelerini ise şöyle sıralıyor: “ Benim şansım buraya bir gazeteci olarak gelmemden dolayı araştırmacı yapımdı. Ben ilk olarak Ruslar, neye güler, neye ağlar, düşünceleri nasıl, köy yaşamları, kent yaşamları nasıl diye iyi bir araştırmıştım. Gerçi artık Türkiye ile Rusya’nın birbiri ile olan ilişkileri inanılmaz yol almış durumda. En başta çok fazla evlilik oldu ve kanlar birbirine karıştı. Petrol boru hattıyla da göbekleri birbirine bağlandı, bu yüzden iki ülkenin de birbirine düşman olma ihtimali kalmadı.”
Hayatında, bulunduğu Moskova’nın trafiğiyle yarışacak iş yoğunluğunu yaşayan Osman Sönmez, iş hayatına 19 yaşında Zaman gazetesinde başladı. 1992’de Kazakistan’a atanan Sönmez bir daha ayağını Asya’dan çekemedi. Kilo ile elbise satışından, otel terlikleri imalatı ve besiciliğe kadar çeşitli işlerde ter döken Sönmez, 1966 yılında Ağrı’da doğdu. İlk orta ve lise eğitimini burada tamamladıktan sonra üniversite sınavlarında KTÜ’de coğrafya bölümünü kazandı ancak bir yıl sonra bıraktı ve tekrar sınava girdi. Sönmez, ikinci kez girdiği sınavda da başarılı olarak 1984’te İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne adımı attı.
MUHABİRLİK HAYATI Üniversitede okurken maddi açığını kapatmak adına çalışma ihtiyacı duyan Sönmez, ikinci sınıfta iken yayın hayatına yeni başlayan Zaman gazetesine başvurdu ve işe kabul edildi. Çok yoğun bir muhabirlik aşkıyla çalışan Sönmez, 1987’de Doğu ve Güneydoğu olaylarını yazmak için bölgeye gider ve yazdığı haberler dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın dikkatini çeker. Özal, Sönmez’i makamına çağırarak gazeteci arkadaşı Hüseyin Yılmaz ile birlikte Doğu ve Güneydoğu ile ilgili bir rapor hazırlamalarını ister. Bunun üzerine 28 gün karış karış bölgeyi gezerek, hem bölge halkı ile hem de bölgenin ileri gelenleri ile görüşerek bir rapor hazırlarlar. Bunlardan birisini başbakana verdiler ve diğerini yazı dizi olarak gazetede yayınladılar ayrıca ‘Doğu meselesi ve Müslüman Kürtler’ diye kitap da yayınladılar. Osman Sönmez, Özal vefat ettikten sonra “ Özal raporu” diye ortaya çıkan raporun kendilerine ait olduğunu da belirtiyor. Sönmez gazetecilik günlerini şöyle anlatıyor: “ İçimde inanılmaz bir mesleki hırs vardı. Yine bir gün gazetenin birinde Gılgamış Destanı’nı okurken Nuh’un Gemisi’ni araştırmak aklıma düştü. O zamanlar Ağrı dağına oturduğu söyleniyordu ve bende karar verdim zirvesine çıkacaktım. 1988 Temmuz ayında Ağrı’ya gittim, o zaman valinin de bana verdiği destekle, biri Fransız diğeri İngiliz iki dağcı ile birlikte 3 günde zirveye çıktık. Bu bir yazı dizi olarak gazetede yayınlandı ve sonrasında bir kitapçık olarak gazete tarafından basılarak okurlara dağıtıldı. Bu arada çok yoğun geçen iki senenin sonunda üniversiteyi bitirince, mezun olduğum bölüm olan iktisat ile ilgili olduğu için ekonomi üzerine yazmak istedim. Gazetede bu isteğimi kırmadı ve ekonomi üzerine yazmaya başladım. Bir gün gazetenin ekonomi editörü ayrılınca gazetenin o sayfasının başına beni getirdiler. Tabi dış haberler de beni çok etkiliyordu ve ilgi alanımın içindeydi. Gazete bana fırsat verdikçe dış haberlere gidiyordum. Hatta hiç unutmam birinde Çin’de ki bir olayı yazmak için gittiğim Pekin’den Türkiye’ye dönmek için Sibirya üzerinden trenle Moskova’ya gelmiştim. Şehri gezip çok beğenmiştim. Zaten tam da değişim sürecine girmiş eski sistemin son günleriydi. Gelmişken Mihail Gorbaçev ile de röportaj yapmak istemiş, bunun için müracaata da bulunmuştum. Basın danışmanı bana ‘Kaldığın otelde bekle biz sana haber vereceğiz’ demişti. Bunun üzerine tam 14 gün Moskova’da beklemiştim. En sonunda dayanamayıp sormaya gittiğimde bana ‘Başkan çok yoğun sen ülkene dön, bizde bağlantıların var biz sana haber veririz’ dediler. Bende dönmüştüm. 1992 yılına kadar Zaman gazetesinde Ekonomi Müdürü olarak çalıştım. Bu arada birçok ülkeye de gidip geliyorum, röportajlar yapıp haber hazırlıyordum. Yurt dışına karşı inanılmaz bir ilgim vardı. Gazetede beni 1992’de Kazakistan’a Zaman’ın temsilcisi olarak tayin etti. Bir yıl sonra Özbekistan’a geçtim ve orada Zaman gazetesini çıkarmaya başladık. Yaklaşık 1,5 yıl kadar orada kaldıktan sonra da bu sefer gazete edindiğim deneyim üzerine bana Azerbaycan’da gazete çıkaracaklarını, orada bana ihtiyaçları olduğunu söyleyince bu sefer Azerbaycan’a gittim. Orada halen yayınlanan Tomurcuk diye bir çocuk gazetesi çıkarmıştık. Yine orada Cihan Haber Ajansı’nın ilk yurt dışı temsilciliği olan Azerbaycan Cihan’ı kurdum. Sonra 1996’da Moskova’ya tayin edilince ikinci Rusya maceram başlamış oldu. 1996-2000 arası Moskova’da çalıştım bu süre içinde Cihan Haber Ajansı’nın temsilcilik ofisini kurdum, Turkuaz diye bir dergi çıkardık, yarısı Rusça olan bir gazete bastık ama bunlar uzun sürmedi. 2000 yılına geldiğimizde Zaman Gazetesi beni Türkiye’ye personelden sorumlu genel müdür yardımcısı olarak tayin etti.’’
TİCARET HAYATI Türkiye’ye döndüğünde beklediği heyecanı alamayan Sönmez, kafasından atamadığı ticarete kavuşmak için 2001 yılında Moskova’ya döndü. Gelen iş teklifleri yerine kendi işine kurmaya sıcak bakan Sönmez, yaptığı araştırma sonucunda kilo ile ikinci elbise satan birileri ile tanıştı. İş ile ilgili Hollanda’daki sistemi de gören Sönmez, tırlarla gelen malın bir anda dağılmasından etkilenerek sistemi Moskova’da kurdu. Ancak ilk altı ay hiç iş yapmadan beklediler ve sonunda ortaya çıkan bir müşteriyle işler açıldı. 1,5 yılda birkaç milyon dolar kazandığını belirten Osman Sönmez, Ukrayna’ya da giderek mağazalar açtı. 2002 yılında İstikbal Mobilya’nın distrübütörlük teklifini kabul eden Sönmez 4 tane mağaza açtıklarını ancak Türkiye’de çıkan krizle birlikte şirketin buradaki üretim fikrini rafa kaldırmasıyla yollarını ayırdı.
MELİH GÖKÇEK’İN TERLİK SORUNU Ankara Büyükşehir belediye Başkanı Melih Gökçek’in Moskova ziyaretinde kaldığı otelde terlik sıkıntısı yaşamasıyla “ Bu kafamda bir kıvılcım yarattı” diyerek konuyu araştırdığını anlatan Sönmez, hemen Moskova’dan 90 km dışarda bir yerde otel ve sauna terlikleri üretimine başladı. Çok kısa sürede inanılmaz kazanmaya başladığını ve ürün yetiştiremediğini, pahalıya mal olmasına rağmen müşteriyi boş göndermemek için Türkiye’den de terlik getirttiğini ifade eden Sönmez, şöyle devam etti: “2005 yılına geldiğimizde ayda ortalama 200 bin terlik üretiyorduk. Ama ne olduysa 2006 yılında bir anda onlarca üretici çıktı ortaya. Bende işin şeklini değiştirip ev tekstili üzerine ve saunalarda kullanılan tekstil üzerine yoğunlaşmaya başladım. O sene bir arkadaşımla ortak olduk. O inşaat üzerine de faaliyette bulunalım istiyordu ve onun isteği ile bu işe başladık. Aynı zamanda bir parfüm projesi geldi önümüze ve burada üretim yapılırsa karlı olunacağını gördük. Ben Fransa’ya gidip tam bir ay bu konuda eğitim alıp buraya gelerek üretime başladık. Yine o dönem bir besi çiftliği almıştık. İş sahamız çeşitlenmiş ve holdingleşmeyi düşündüğümüz anda ortağımın zoruyla girdiğimiz inşaata yatırımımız bizi de beraberinde aşağı sürükledi. Sermayemizin büyük bir kısmını onunla kaybettik. 2008 yılında yaşanan global krizle birlikte de diğer işleri de teker teker devretmeye başladık. Ve sonunda tamamen kapattık. Sonra bir teklif üzerine finans işi ile uğraşmaya başladım ama kısa sürdü.”
BANKACILIK İTB Bankası’nın sahibinin “Burada çok fazla Türk yatırımı var ve yaklaşık 3 milyar dolar para dönüyor. Bizim banka olarak buradan hiç pay almıyoruz bize yardımcı ol” çağrısıyla gelen iş teklifini kabul eden Osman Sönmez, meslek içi eğitim sonrası bankacılık işine yoğunlaştı ve getirdiği müşteri portföyü üzerine dış operasyonlar konusunda da yetkilendirildi. Sönmez, halen İTB’nin Başkan yardımcılığını yürütüyor.
“RUSYA'YI ÖĞRENMEDEN BAŞARILI OLAMAZSIN” Eski gazeteci, yeni bankacı Osman Sönmez, Rus insanını ve Rusya’yı öğrenmenin öyle kolay olmadığını da vurguluyor. Rusya’yı öğrenmeden burada başarılı olunamayacağını uyarısında da bulunan Sönmez, tavsiyelerini ise şöyle sıralıyor: “ Benim şansım buraya bir gazeteci olarak gelmemden dolayı araştırmacı yapımdı. Ben ilk olarak Ruslar, neye güler, neye ağlar, düşünceleri nasıl, köy yaşamları, kent yaşamları nasıl diye iyi bir araştırmıştım. Gerçi artık Türkiye ile Rusya’nın birbiri ile olan ilişkileri inanılmaz yol almış durumda. En başta çok fazla evlilik oldu ve kanlar birbirine karıştı. Petrol boru hattıyla da göbekleri birbirine bağlandı, bu yüzden iki ülkenin de birbirine düşman olma ihtimali kalmadı.”
|






